Günahını Ödeyen Adam

8,35

( 6 kişi yorum yaptı )

Günahını Ödeyen Adam

Sinema Filmi

1969

‘Mantovani Magic’ (1966) uzunçalarındaki ‘I Wish You Love’ (1957) (Léo Chaulic / Albert A. Beach ve Charles Trenet). Sevgi, yıllar boyu kendisinden saklanan gerçeği öğreniyor.
Müdire-Handan Adalı; “Kötü de olsa, günahkâr da olsa senin babandır kızım. O’nu anlamanı ve affetmeni istiyorum senden.”
Dadı-Güzin Özipek; “Sen evi terk ettikten sonra içkiye verdi kendini. O’nu ancak senin sevgin ve annen kurtarabilir.”
Sevgi; “Annem mi?”
Dadı; “Evet yavrum, annen yaşıyor.”
Sevgi; “Sahi mi Dadı?”
Turgut; “Aralarındaki büyük sevgi ve kıskançlık babanı sana ‘annen öldü’ dedirtmek zorunda bırakmış. Anneni bulmamız lazım.”
Dadı; “Sönmüş, mahvolmuş iki hayatı kurtarmak sana düşüyor.”
Sevgi; “Nerde bulabilirim annemi? Nerde şimdi?”
Dadı; “İçkinin ve üzüntünün olabileceği her yerde. Annen bir zam anların en meşhur ses sanatkârı Nevin Şener’di.”


‘Umut ve Hüsran’ diyarı Beyoğlu, İstiklal Caddesi.
Rita Pavyon Night’da (‘Club’ı düşmüş) İnci Çalıkuşu (‘a’sı yok), Semiray;
Hisar Club’da Kamelya, Anna Liza, [‘Beyoğlu Piliçleri’nden (1963) anımsadığımız] Yusuf Günseli Orkestrası, Amber, Sevgi Işık, Meral Aksoy;
Mimoza Pavyon’da Sevil Han, Nimet Köprülü, Jale Ay;
Playboy Club’da Semiramis Pekkan.
‘Erdoğan Çaplı’nın ‘Piano Pasha’ (1959) albümündeki ‘Eminem’ ile kıvrak bir dans izlediğimiz gazino. Sahibi Ekrem yüzü gülmez, acımasız biri. Adamlarını dövmediği an yok. En iyi konuşması “Mankafa hergeleler” diye bitiyor. Ayrıca eroin ticareti ile ilgili. Biraz olsun dinlenmesi assolist Selma’nın kollarında. Bu dakikalarda bile halinde bir mutluluk göremedik. (Hafize Hanım’ın Yeniköy’deki köşkündeki) Dadı ve Kâhya’yı ziyaretinde ise biraz olsun huzurluydu.
Haftanın bir günü kendine ait. Cuma günleri ‘100 gemi mal bile gelse kimse İzmir’e gitmesine engel olamazmış’. Kızı, ‘babasının yavru kuşu’, Sevgi oradaki bir lisede yatılı öğrenci.
Kahramanımız, Dr. Jekyll ve Mr. Hyde benzeri bir değişimle, bu sahnelerde iyilik meleği gibi. Üç güzel melodi ile bir aradalar.
‘Mantovani Broadway Encores’ (1961) albümündeki ‘Do Re Mi’ (1959) (Richard Rodgers / Oscar Hammerstein II). Fuar, Saat Kulesi’nin olduğu Konak Meydanı, Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk heykeli. Belki de müzik çok hareketli olduğu için buraları koşarak geziyorlar.
‘The Mantovani Touch’ 33’lüğündeki (1968) ‘A Day In The Life Of A Fool’ (Manhá de Carnaval) (1959) (Luiz Bonfá / Antonio Maria ve İngilizce sözler Carl Sigman). Sevgi, fayton ile geldikleri Kordon’da özlemini anlatıyor babasına.
Mantovani’nin aynı albümündeki ‘Release Me’ (1946) (Eddie Miller / Robert Yount / Dub Williams). Yanıt Efes’te geliyor. Genç kız bu tatili de okulda geçirmek zorundaymış! Zamanı gelince ayrılmamak üzere beraber olacaklarmış!
Ekrem’in gönül ilişkisi de karmaşık. Selma’yı ‘batakhanelerden alıp şöhretin zirvesine çıkarmış’. Ancak genç kadının beklentisi farklı; “Saray gibi salonlar yerine perdeleri mis gibi sabun kokan, iki gözcük evim olsaydı. Bu pahalı Avrupa elbiseleri yerine tertemiz basma entarilerim olsaydı” deyip duruyor. Hor görülmekten ve yalnızca ‘kadın olduğu için hatırlanmaktan’ şikâyetçi. ‘Akşamları elinde sefertasıyla yuvasına, çocuklarına dönen bir kocası olsun istermiş’. Tek arzusu artık evlenip ‘bir yığın sarhoş karşısında şarkı söylemekten kurtulmak’.
Aldığı karşılık çok acımasız; “Sen pavyonumun şarkıcısı ve benim kadınımsın. Öyle kalmanı istiyorum. Ötesini ne düşün ne de ulaşmaya çalış.”
Kahramanımız, sonradan öğreneceğimiz bir nedenle evlilik ve kadınlardan nefret ediyor. Ama bu ‘nefret’ assolist ile her dakika yatakta olmasına engel değil!
Bu günlerde Kemal’in başka bir para kazanma yöntemini öğreniyoruz. ‘Delikanlılar göndererek zengin hanımları yolmak’.
Adamı Hasan Ceylan yakışıklı bir genç bulmuş; Turgut. “25 yaşında, 70 kiloda ve bir 76 boyundayım. İyi ata biner, iyi araba kullanır, iyi içki içer, iyi dans eder ve iyi sevişirim. Görüp de elde edemeyeceğim kadın yoktur yeryüzünde.” Kendisini böyle tanıtıyor. [Oysa film boyunca ata bindiği, araba kullandığı, dans ettiği, seviştiği bir sahne yok. Yalnızca (içmediği) içki bardağını tutuyordu elinde. O da ‘birkaç saniye’].
İzmir’de bir ay kalıp yataktaki ‘performansı’ ile Ekrem’e para aktaracak. Bunun için 10 bin lira da avans almış. Ancak evdeki hesap çarşıya uymuyor. Meğer ‘kadın çoluk çocuktan değil olgun erkeklerden hoşlanan tiplerdenmiş’. İstanbul’a dönünce kahramanımıza “Kısacası benim değil senin işinmiş bu” diyecektir.
‘Mantovani Orkestrası’ndan ‘Edelweiss’ (1959) (Richard Rodges / Oscar Hammerstein II). ‘Sömestr tatili’ gelmiş. Okulda yalnız kalan Sevgi, baba ve dadısının yanına kaçmaya karar verir. Tesadüfen Turgut da aynı trende. Biletsiz binen genç kıza yardımcı olur. Yakınlaşmaları bu sırada.
Karlı İstanbul’da beraberlikleri devam ediyor. Delikanlı bir kitap almış; ‘Aşka Dönüş’ (1966-Akba Yayınevi) (“Blake’s Reach”-Catherine Gaskin) (Çeviri İnci Özkök). “Hayatım boyunca en büyük arzum okumaktı. Ama olmadı işte, okuyamadım. Kısmet değilmiş okumak. İçimden bu romanı sana hediye etmek geldi. Benim için okur sonra içindekileri bana anlatırsan sevinirim?”
[Sevgi ‘satır satır, kelime kelime ve Turgut’u hatırlaya hatırlaya okumuş’. Tekrar buluştuklarında ‘kitaptaki genç kızla genç erkeğin trende tanıştıklarını’ anlatıyor. Oysa 400 sayfalık roman 1700’lerin sonunda geçiyor. Trenin icadına daha on yıllar var].
Bu sahnelerde delikanlıyı daha yakından tanıyoruz. Babasını küçük yaşta kaybedince ‘gündeliğe ve çamaşıra giden annesi sayesinde ancak ilkokulu bitirebilmiş’. ‘Gazete satıcılığı ve akla gelebilecek her şeyi yapmış.’ Sonra Beyoğlu, safahat, kumar ve gece hayatı.
Trendeki karşılaşmaları ile uçurumun kenarından dönmüş. Artık dürüst olmaya kararlı. Ancak ‘10 bin liralık borç’ elini kolunu bağlıyormuş.
Tahmin edileceği gibi çözüm Ekrem’de. ‘Yavru kuşu babasından kötü bir yola itilmiş, sonra dürüst olmaya karar vermiş bir genç için anlayış ister’. Kahramanımız, bu 10 binin o 10 bin olduğunu anlamıyor.
“Our path emerges for a while, then closes//Within a dream.” Yine Mantovani’den (1968) ‘Days Of Wine And Roses’ (1962) (Henry Mancini / Johnny Mercer). İki erkeğin kâbus gibi karşılaşması. İplerin koptuğu, Turgut’un kovulduğu an. Sevgi, karlı ve iki yanı ağaçlı yolda koşup sevdiğine sarılıyor.
Şimdiye kadar ‘tertemiz zannettiği babasının yaptığı işi anlamış’. “Namusunla çalışıp hamallık yapsaydın” diyor. Tekrar İzmir’e, okuluna döner.
Sonrasında kahramanımız ne yaptığını bilmez haldeydi. Genelde ‘kötü adamlar son bir vurgunla rahat etmek isterler’. ‘Günahını Ödeyen Adam’daki Ekrem ise ‘karanlıklar içinde kaybolmak’ amacında. ‘Önümüzdeki Cuma gecesi saat ikide Azapkapı Tersanesi’nde malları teslim alacakmış’. Telefon konuşmasını duyan Selma, sevgilisini polise ihbar ediyor.
Bu arada Dadı, Sevgi’ye her şeyi anlatır. Meğer genç kızın öldü zannettiği annesi hayattaymış.
Turgut’un yardımı ile zavallı kadını bulacaklar.
Tekrar ‘içki kadehlerinin ve sahte kahkahaların mekânı’ Beyoğlu’ndayız.
Londra Payon’da Meral Aksoy, Sevgi Işık, Suat Gökmen, Tülay Zerengil;
Maksim’de Nesrin Sipahi, Zehra Bilir, Necmi Rıza, Esin Gülsoy, Ateş Böcekleri, Fatma Girik;
Monako Pavyon Floor Show’da Çöl Kızı Afet, Nur Hayat;
Çimen Pavyon’da Nadya Natilda.
Glen Gray’den ‘Harlem Nocturne (Ray Noble Version)’ (1939) (Earle Hagen). İlk gittikleri yerde saksofon eşliğinde striptiz vardı. Sonra Yeni Çağlar’da ‘Kızılcıklar Oldu Mu’yu dinliyoruz.
‘Gönül Durmaz Su Gibi Çağlar’ (Dede Efendi). Nihayet Çağlayan Saz’dayız. Talia Salta’nın kucağında kendisinden büyük bir ut. Üç kişilik Kadınlar Korosu, şehnaz bir şarkı döktürüyor. Ortadaki sanatçı Nevin’miş. Kızıyla hasret gideriyor.
Mantovani’nin ‘Romantic Melodies’ albümündeki (1954) ‘Gypsy Legend’ (Mantovani). “Yıllar evveldi. Dinleyicilerimin büyük bir sevgi ve hayranlıkla takdir ettiği ünlü bir ses sanatçısıydım.” Ama en çok genç patron Ekrem’in alkışları bir mükâfat gibiymiş.
Evlenmişler. “Sonra kıskançlık başladı. Çok kıskanırdı beni. Karanlık bir gecede beni görmeye gelen, suçlu ve kanun kaçağı olan kardeşimle yakaladı beni bahçede. Ele veremezdim kardeşimi. Polis peşindeydi. Söyleyemezdim doğruyu O’na.”
Çekilen tüm acıların [benzerini ‘Bir Dağ Masalı’ndan (1967) anımsadığımız] nedeni buymuş!
‘Kanun kaçağı kardeş’ konusunun nasıl sonuçlandığı belli değil.
Sevgi’nin doğumu bile evliliği kurtaramamış. “Beni kovdu sonra. O’nun gözünde yıllarca iğrenç, şerefsiz bir kadın kaldım.”
Çetenin, malları teslim alacağı gün, Selma, son bir gayretle gitmelerine engel olmaya çalışır. Payına iki kurşun düşer.
John Keating ve Orkestrası’nın ‘Robbery’ albümündeki (1967) ‘Robbery!’ (John Keating). Ama durumu telefonla Sevgi’ye bildirecek kadar yaşıyor. “Babanız tehlikede. Acele edin. Çok az bir zamanınız var. O’nu ancak siz kurtarabilirsiniz. Hemen Azapkapı Tersanesi’ne gitmeniz lazım.” Kim olduğu sorusuna verdiği yanıt iç burkucu; “Babanızı çok seven biri.”
‘El Cid’deki (1961) ‘Farewell’ (Miklós Rózsa) ve ardından Mantovani’den ‘The Impossible Dream’ (1965) (Mitch Leigh / Joe Darion). Azapkapı Tersanesi. Polis çeteyi yakalamış. Ekrem hapse gidiyor.
Nevin; “Güzel günler bizim olacak bundan sonra. Ana kız (Turgut’u unuttu!) güzel günlerin gelmesi için dua edecek ve seni bekleyeceğiz.”

‘Moonlight Serenade’ (1939) (Glenn Miller). Sevgi ve annesi kavuşmuş, sarmaş dolaş.
Dadı; “(Turgut’a) Bu sevincimizi sana borçluyuz yavrum.”
Sevgi; “Öyle sevinçliyim ki Anne, hiçbir sevgi dolduramadı senin yerini. Bu sımsıcak ana kucağını özlemişim aslında.”
Dadı; “(Şakacı bir kıskançlıkla) Seni nankör seni! (Turgut’a) Bizim sevgimiz yetmedi demek. Ne dersin oğlum?”
Sevgi; “Yetti Dadıcığım, yetti ama ana kucağı, ana sevgisi, ana şefkati çok daha başka.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ülkü Erakalın
Senaryo
Yapımcı Aziz Sarıkaya
Görüntü Yönetmeni Gani Turanlı
Süre 90 dk
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye

Oynayanlar

Ekrem Bora Ekrem Bora Ekrem
Sezer Güvenirgil Sezer Güvenirgil Sevgi
Figen Say Figen Say Ekremin Sevgilisi
Çolpan İlhan Çolpan İlhan Nevin Şenay
Yalçın Gülhan Yalçın Gülhan Turgut
Handan Adalı Handan Adalı Müdüre
Güzin Özipek Güzin Özipek Dadı
Hasan Ceylan Hasan Ceylan Fedai
Hüseyin Zan Hüseyin Zan Fedai
Ahmet Gülhan Ahmet Gülhan Matematik Öğretmeni
Mustafa Dağhan Mustafa Dağhan Fedai
Hayri Esen Hayri Esen Ekrem Bora Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Sezer Güvenirgil Seslendirmesi
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Yalçın Gülhan Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Figen Say Seslendirmesi
Bahri Özkan Bahri Özkan
Nilgün Ceylan Nilgün Ceylan
Faik Coşkun Faik Coşkun

Ekip

Kurgu İsmail Kalkan (Kurgu)
Yönetmen Ekibi Handan Adalı (Yardımcı Yönetmen)
Işık Ekibi Atacan Boran (Işık Şefi)
Ses Ekibi Rauf Tözüm (Ses Mühendisi)
İsmail Kalkan (Senkron)

Firmalar

Sarıkaya Film (Yapım)
Erman Film (HAZIRLIK)
Süperfon Stüdyosu (SESLENDİRME)

Son Yorumlar (6)

Kaptan34 avatar Kaptan34 17 Eylül 2016 12:18:09

Sezer Güvenirgil çok başarılı

Avcı24 avatar Avcı24 20 Mayıs 2014 17:44:10

filmi çok beğendim

by_carisma351 avatar by_carisma351 23 Mart 2014 18:22:29

10

çok başarılı bir film

benimsinema avatar benimsinema 24 Şubat 2012 19:56:02

7

aslinda filmin konusu genel olarak fena degil, fakat maalesef montaj da hata ve görüntüsü iyi degil... onun disinda figen say niye filmde oynamis cok merak ediyorum ? gerek yokmus bence...colpan ilhani filmin sonlarina dogru görebiliyoruz. yailcin gü lhanin ilk filmlerinden ve söyledigi bir replik güzeldi: para isteme benden buz gibi sogurum senden...

performer avatar performer 11 Ekim 2010 21:35:10

6

galiba ekrem bora yönetmen ve kameraman dışındaki herkesi tokatlamış. çok klasik bir konu. pek hoşuma gitmedi.

sinemaaşığı avatar sinemaaşığı 24 Mayıs 2009 13:50:05

9

çok başarılı bir film sezer güvenirgil çok iyiy

Yandex.Metrica