Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Melankoli (Melancholia)

Melankoli

8,19

(4 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 13 Ocak 2012 2 Saat 16 Dk Gerilim Dram Bilim Kurgu Gerilim, Dram, Bilim Kurgu
IMAX 2d 2d

Yönetmen: Lars Von Trier Lars Von Trier

Ülke: danimarka

Gişe: 16.573

Oyuncular: Deborah Fronko, Cameron Spurr, Jesper Christensen, Udo Kier, Brady Corbet, Stellan Skarsgård, Alexander Skarsgård, John Hurt, Charlotte Rampling, Kiefer Sutherland Devamını Gör...

Ödüller: En İyi Kadın Oyuncu

Konusu : Neredeyse çektiği her film olay yaratan Lars von Trier'in merakla beklenen bu son yapıtı yönetmenin kendi sözleriyle "dünyanın sonu hakkında güzel bir film". Melankolia, iki kız kardeşin hikâyelerini anlatıyor: Justine ve ablası Claire. Melankoliye dalan Justine depresyonda, kıyamet gününü aklından çıkaramayan hayatı bir drammış gibi yaşayan bir kadınken Claire, güya "normal" olandır. Justine'in düğün günü geldiğinde bütün aile şatafatlı tören için malikânede bir araya gelir. Parti ilerlerken von Trier'in bildik aile arızaları ortaya çıkmaya başlar. Üstelik Melankolia adı verilen bir gezegen, güneşin arkasında görülmediği yerden çıkmış dünyaya doğru gelmektedir. Yaklaşan kıyameti herkes kendine göre karşılayacaktır.



vitruvian

28 Şubat 2015 12:52

Lars von Trier'den minimalist kiyamet filmi. Daha önce onlarcasını izlediğimiz ''kıyamet filmi'' alt türüne Avrupa kıtasından minimalist bir üslupla dokunmuş Trier. Filmin özellikle görselliğini gerçekten çok başarılı buldum. Bir yönetmenin her filminden sonra "ya nefret edeceksin, ya da çok seveceksin" deniyorsa, aslında bu benim için bir başarı sayılabilir. O yönetmenin sürekli farklı, sınırları zorlayan, ana akıma hizmet etmeyen, garip işler ürettiğinin göstergesidir bu. Lars von Trier ise abartısız her filminden sonra işte tam da bu cümleyi söyletiyor seyircilere. "Melancholia" da böyle. Bana kalırsa biraz zayıf. En azından "Antichrist" kadar çarpıcı değil. Senaryo birçok yerde bomboş. Özellikle filmin ikinci yarısı sanki ''finaline kadar oyalansın izleyici'' mantığında. Ancak yönetmen bir dönem kendisinin de ağır bir şekilde yaşadığı depresif ruh halini, melankoliyi, o çıkmazları hem ilk bölümde, hem de ikinci bölümde başarı ile işlemiş. Bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabii ki alışılmış bir işleyiş değil bu. Çeşitli metaforlar, imalar, göndermeler ile dolu bir işleyiş. İlk bölümde Dunst, ikinci bölümde de Gainsbourg üzerinden tanık oluyoruz bu hislere. Yönetmenin kesinlikle iyimser olmadığını söyleyebilirim. Önceki pek çok filminde olduğu gibi karanlık bir atmosfer yaratmış yani. Sinemasal anlamda özellikle görüntü yönetmenliği açısından ilk saniyeden itibaren fark edilen bir başarı var. Çoğu izleyici özellikle birinci bölümde gereğinden fazla sahne olduğunu ve ağır ilerleyen, düşük tempolu bir film olduğunu düşünecektir. Ki gerçekten de öyle. Üzerine uzun konuşmaların, tartışmaların yapılabileceği bir başka Trier filmi kısacası. Oyuncular kaliteli, ancak tarihe geçen performanslardan bahsedemem sanırım. Sırıtmayan, üst düzey performanslar desek yeterli. Sizleri düşünmeye sevk edecek olan bir film. Ya çok seveceksiniz, ya nefret edeceksiniz. Bunların haricinde izleyeni yormayan bir film Melankoli. Afişinde vaat ettiği cazibeyi sunamıyor belki izleyene ama ''neden izledim ki bu filmi?'' de dedirtmiyor.

Cevap Yaz

free_style

8 Kasım 2012 16:27

Dünyadan başka bir yerde yaşam yoktur kesinlikle yoktur, bilim yanılır demeseydi film çok daha iyi olabilirdi. Hele bir de bu kesinliği şişedeki fasülye sayısını bilmesine bağlamasaydı justine. Filmi bunalımdayken sakın izlemeyin bir hafta etkisinden kurtulamazsınız. Çok çarpıcı bir anlatım var. Görselliği Tarkovsky'den alınca zaten seyrine doyum olmuyor. Sinemayı gişe için yapmayan yönetmenin sanat ile bunalımı ve çaresizliği bir arada vermesine tanık oluyoruz. Ancak dünya yok olurken sadece üç kişi bunu biliyormuşçasına bir surum da var. Yok oluşa dayanamayan erkek güçsüz olduğuna inanıp intihar ediyor. Daha güçlü olan kadınlar ise ölümü bekliyor. Son anımız nasıl olsun isteriniz terasta içki içerek mi? En güzel yemeği yiyerek mi? İşte bunların anlamsızlığını yüzümüze çarpıyor? Filmin en duygusal yönü ise Claire'nin oğlum nerede yaşayacak diye Justin'e sormasıydı? Valla moralim bozulmadı desem yalan olur. Ama sadece sinema izlemek istiyorsanız kaçırmayın. Ama televizyonda gösterilen kovalamacalı her an bir silahın patladığı filmlere alışkınsanız hiç bularmayın. Lars Von Trieri biliyorsanız zaten beğeneceksiniz...

Cevap Yaz

enginyuksel1982

20 Eylül 2012 10:25

izlerken melankolik hallere sokacak kadar berbat 1/10

Cevap Yaz

Nümayiş

20 Ocak 2012 01:59

Gerçekten de haftanın filmi... Yılın filmi olmaya şimdiden aday... Lars Von Trier'in Dogville filmini pek sevmemiştim. Oysa Melankolia'da her şey kıvamında. Ne bir fazla, ne bir eksik. Hem bilimkurgu, hem psikolojik ağırlıklı bir film Melankolia... İsyankar bir yanı da var. Özellikle baş kahraman Justine, garip davranışları hiç eksik olmayan bir kadın... Kendi düğününü mahvetmekten çekinmeyen bir gelin... Annesi de, babası da toplumsal kurallara aldırmayan karakterlerdir onun için, hiç de iyi örnekler sayılmazlar. Ama Justine, bir yandan çok zayıf, ne istediğini bilmeyen biri gibi görünse de çaresiz kalınan bir doğa olayı karşısında bile çok sağlam duruşu olan bir insandır. Ölüme bile dudak büker. Bu da izleyiciyi şaşırtmaz, çünkü o, kendi hayatındaki büyük değişikliklere bile omuz silkmiş birisidir. Yönetmenin filmde çizdiği bütün karakterler, sonuna kadar tutarlılık gösteriyor, mekanlar müthiş, final çarpıyor. Afallayıp kalıyoruz, belki de melankolinin yok ediciliği çarpıyor bizi...

Cevap Yaz
Yandex.Metrica