The Court-Martial of Billy Mitchell

7,40

( 1 kişi yorum yaptı )

The Court-Martial of Billy Mitchell

(The Court-Martial of Billy Mitchell)

Sinema Filmi

1955

Künye

Yönetmen Otto Preminger
Senaryo ,
Müzik Dimitri Tiomkin
Görüntü Yönetmeni Sam Leavitt
Ülke ABD

Oynayanlar

Gary Cooper Gary Cooper Billy Mitchell
Charles Bickford Charles Bickford Jimmy Guthrie
Ralph Bellamy Ralph Bellamy Frank R. Reid
Rod Steiger Rod Steiger Allan Guillion
Elizabeth Montgomery Elizabeth Montgomery Margaret Lansdowne
Fred Clark Fred Clark Moreland
James Daly James Daly Herbert White
Jack Lord Jack Lord Zachary Lansdowne
Peter Graves Peter Graves Bob Elliott
Darren McGavin Darren McGavin Russ Peters
Gregory Walcott Gregory Walcott Howard Millikan (uncredited)
Carleton Young Carleton Young Pershing's Aide (uncredited)

Son Yorumlar (1)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 30 Aralık 2016 16:13:19

8

Film ekranda verilen bir açıklama yazısıyla başlıyor; “I. Dünya Savaşı Amerika Birleşik Devletleri ile müttefiklerinin toptan zaferiyle sonuçlanmış durumdaydı. Artık savaş geçmişte kalmıştı. Amerika ordusunu dağıtmış, donanmasını batırmıştı. Amerikan Hava Kuvvetleri ise hala istenmeyen çocuktu. 1921 yılında Virginia kıyısı açıklarında ordu ve donanmanın ileri gelenleri devrim yaratacak bir deneyi değerlendirmek üzere bir araya geldiler”. Bu yazı ile anlatılan olay Hava Kuvvetleri generali Billy Mitchell’in ekibiyle havadan uçakla eski bir gemiyi batırıp batıramayacağı üzerine bir deneyi içeriyor. Çünkü anlatılan dönemde Amerika’nın Hava Kuvvetleri yoktu, ordu Kara ve Deniz birliklerinden oluşturulmuştu. Film, Amerika’da Hava Kuvvetlerini oluşturabilmek için rütbesinden, geleceğinden ve hatta tüm ülkenin dikkatini çekebilmek için orduyu yöneten komutanlarını suçlayarak mahkemelik olan, ancak bugün Amerikan Hava Kuvvetlerinin kurucusu, adeta “baba”sı sayılan William Lendrum”Billy” Mitchell’in ve daha çok onun mücadelesi ile mahkeme dönemine odaklanıyor. William Lendrum”Billy” Mitchell (1879-1936) Amerikalı General , onun 1925 senesindeki ve tam yedi hafta süren mahkeme süreci bu filmin merkezini oluşturuyor. Ülkesinde Hava Kuvvetlerini oluşturabilmek için, komutanlarına savaş açan ve “Gelecekte dünyanın yarısı havadan tahrip edilecek, ben bu ülkenin diğer yarısında olmasını istiyorum” diyen, karşılığında üstlerinin ona inanmayarak “Düşmanın boğazına kasaturayı dayamadan hiçbir savaş kazanılamaz” demelerine karşı olan mücadelesi. En yakın arkadaşları bile ona, üstleri için “O sadece kurallara uyuyor. Biliyorsun hepimizin yapması gereken bu kurallara uymak” deyince, Mitchell “Varsayalım bir ülke kuralları bir yana bıraktı, peki biz ne yapacağız?” demektedir. Rütbesi indirilip, pasif göreve alınarak, Texas’a gönderilir. Havacılıkta yaşanan Shenandoah Zeplini kazası (3 Eylül 1925) ve Meksika’da düşen altı uçak üzerine Mitchell “Bu kazalar normal düzeydeki kazalardan çok farklılar. Eğer uzun zaman önce ayrılmamış olsaydım ölen arkadaşlarımın sorumluluğunu taşıyor olurdum. Bu kazalar ordu ve donanmanın ulusal savunmamızda göstermiş olduğu sorumsuz, acemice ve hainlik derecesindeki yönetimin direk sonucudur” der ve ipleri koparır. İtaatsizlikten ve üstlerini suçlamaktan mahkemeye verilir. Mitchell “Birilerinin beni dinlemesini sağlamalıydım” diye açıklar durumu. Konunun çözülemez bir hal alması üzerine “Askeri mantığı anlayabilmem için çok aptal olmam lazım” derken arkadaşı Frank Reid “Sanırım bununla doğmuşsun” der. Filmde ayrıca “Ben buraya hayat kurtarmaya geldim, zaman kurtarmaya değil”, “Mutsuz insanlar herşeyin kötü olduğunu düşünürler, aksi onlara gösterilmediği sürece”, “Sen orduyu silkelemek istiyorsun ama kibarca”, “Resmi raporlarla da açıklarım ki Askeri mahkemelerde emre itaatsizliğin veya asiliğin açıklaması olmaz” denince Mitchell’in “Söylediğiniz resmi raporlara şaşırmam. Ben sadece onlara inananlara şaşırırım” demesi gibi sözler dikkat çekiyor. Film bence, zamanında Mitchell’e karşı takınılan tavra adeta sistemin özür dileme ve saygı duruşu anlamı taşıyor. Döneminin en önemli yönetmeni ve en popüler oyuncularıyla oynanmış, gerçeklere dayalı sağlam bir senaryoya sahip filmin senaryo dalında bir Oscar adaylığı da var. Zamanında ülkemizin sinema ithalatçıları tarafından sinemalarda iş yapmaz diye sinemalara getirilmeyen filme yıllar sonra tv ve diğer teknolojik gelişmeler sayesinde kavuştuk. Bu filmde bahsedildiği gibi, yaşadığı dönemde herkes tarafından önü kesilen, görevinden alınan, mahkemelere verilen ancak sonradan “ne büyük adammış” denilen kişiler bizde de yok mu? Bu her yerde var çünkü insanlar maalesef “görevine aşık, işine ömrünü adamış” kişileri en üste getirmeyip, sınırlı, geleceği göremeyen, dar görüşlü, yeniliğe kapalı kişilerin altında harcatıyorlar. Filmde anlatılanlara geniş açıdan bakarsanız alınacak derslerin çok olduğunu fark edeceksiniz, tek bir noktadan bakınca da “offf yine Amerikan milliyetçiliğine övgü” der geçersiniz. Çok iyi yönetilmiş, çok iyi oynanmış, çok iyi bir film. Ama yine de film için gerçek meraklısını arayan bir hazine diyebilirim. İzlenmeli…

Yandex.Metrica