İki Süngü Arasında

7,73

( 4 kişi yorum yaptı )

İki Süngü Arasında

Sinema Filmi

1973

“İki süngü arasında teşhir edilmek istemiyorum… Zavallı süngüler, zavallı süngülüler. Zavallı, zavallı iki süngü arasındaki Emineler.” Aynı adlı eserin (Birinci Basım–1929) (Aka Gündüz) (Resimli Ay Matbaası) sayfalarında ‘süngü’ 67 ve ‘iki süngü arasında’ (kapaktakiyle birlikte) 32 kez tekrarlanmış. Filmde ise ‘iki süngü arasında’ (afiş ve jenerik dahil) 6, ‘süngülerden’, ‘süngüleriniz’, ‘zavallı süngüler’, ‘zavallı süngülüler’ birer kez var.
Emine, kendisinden başka ‘süngüler’ ve ‘süngülüler’i de ‘zavallı’ olarak görüyor.


1800’lerin sonları.
‘Pencere Açıldı Bilâl Oğlan’ (Hicâz Rumeli Türküsü). İstanbul’da bir hapishanenin kadınlar koğuşu. Kiminin 10 yılı, kiminin daha fazlası var. Süleyman kızı Fatihli Emine’nin (romanda ‘Fatihli Emine binti Süleyman’) cezası o gün bitiyormuş. ‘Dar ısı diğerlerinin başına’. Ama tahliye olmaya niyeti yok kahramanımızın. “Neden be yavrum? Dışarda hürriyet var, insanlar var. Erkekler var!” diyor arkadaşları. Onlara göre ‘Emine daha 100 yıl çıkmazmış buradan’. İçinde bir kin var; “Beni insanlar tıktı buraya. Onların yüzünden içerdeyim. Onların yüzünü görmek istemiyorum.” Erkek Melahat da “Bizim çılgın, tahliye edilmemek için bu sefer ne icat edecek bakalım” merakı içinde.
Yıllar evvel, o zamanki müdür Rüknettin Efendi’nin kulağını ısırarak koparmış genç kız. Sonra Müfettişin başında iskarpininin topuğunu kırmış. Şimdiki müdür de “..Eli ayağı düzgün, yüzüne bakılır bir tazesin. İstersen, yerin yoksa (bıyığını burarak) benim fakirhanemin kapıları açık sana” deyince sürahiyi (kitapta ‘su testisini’) kafasına yer. 12 (romanda ‘7’) yıldır dışardan çok içerde.
Çıkarıldığı mahkemede Hâkim Memduh Bey (romanda ‘Dava Vekili Mehmet’), karar vermeden önce ‘deli olup olmadığının’ anlaşılması için Doktor Fikret’e başvurur.
Biraz perimasalı gibi ama O da, yardımcı olması için Melahat’ı (cezası zaten dolmak üzereydi) hemşire olarak yanına alır.
Doktor Fikret; “Hapishaneden çıkmak istemiyormuş. Sizce bunun sebebi ne?”
Melahat; “Hangimiz çıkmak istiyoruz be doktor. Bizler acıya, küçümsenmeye, hor görülmeye alışmışız. (Acıya evet ama söylediğinin aksine küçümsenmeye ve hor görülmeye hiç alışamamışlar). Hapishane dışındaki hava bizi fasulye gazı gibi çarpar.”
Emine’nin, bir müzik ziyafeti ile Doktor Fikret’e anlattıkları;
[‘Rast Medhal’ (Refik Fersan)]; “Annemle babamı bir kan davası sonucu kaybettikten sonra Ferhunde Hanım’ın Konağına gelişimle hayatımda yepyeni bir dönem başlamıştı.” Evlatlık gibi bir şeymiş burada. Hanımefendinin kızı Nesrin bir kardeş gibi yakınlık gösterir. Askeri Tıbbiye’de öğrenci olan ağabey Cemil ise ancak okul tatillerinde geliyor eve.
[‘Ferahfeza Saz Semaisi’ (Tamburi Cemil Bey) (Toplu halde 3. Hane)]; ‘Sevmek Zamanı’ndaki (1965) duruma benzer şekilde delikanlının resmine tutulur genç kız. Yıllardır tanıyor gibi özlemiş delikanlıyı. “Ne garip, demek ki aşk buydu. İnsan bir resme dahi deli gibi âşık olabilirdi demek.” Bu garip duyguyla yanıyordu sanki.
Bir gün Cemil’in sömestr tatil için geleceğini öğrenir. Bu sırada mutfaktaydı. Heyecan ve şaşkınlıktan tencere kapağını yere düşürür. Elinde kepçeyle dışarı koşuyor.
[‘Hicaz Tambur Taksimi’ (Tamburi Cemil Bey)]; “Cemil’in gelişiyle her şey renklenmişti hayatımda. Yalnız benim değil bütün konağın hayatına renk katmıştı. Askerliğinin yanı sıra sanatçı bir yönü de vardı Cemil’in. Çok güzel tambur çalıyor, en meşhur ressamları kıskandıracak kadar güzel resim yapmasını da biliyordu.”
Delikanlı da ondan hoşlanıyor gibi. ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ndaki (1967) Av Köşkü merdivenlerinde genç kızın yağlıboya bir resmini yapar. (Paleti biraz acemice tutuyor ya neyse).
[‘Hicaz Tambur Taksimi’ (Tamburi Cemil Bey) (Toplu halde 4. Hane)] “Allahım hakiki saadet buydu herhalde. Her şeyiyle hayran olduğum insan resmimi çiziyordu. Çok seviyordum O’nu. Anlatılmaz bir duyguyla, anlayamadığım bir duyguyla deliler gibi seviyordum.”
[‘Kürdili Hicazkâr Peşrevi’ (Kemençeci Vasilaki)]; Cemil, okula dönüşü için verdiği davette bu resmi gösterir konuklarına. İki gencin sonradan yaşayacakları, konuklar arasındaki (adı söylenmeyen) Doğu Erkan’ın alaylı sözlerini önemsizleştiriyor; “Bizi şaşırtıyorsunuz Cemil Bey. Etrafınızda resmini yapacağınız başka bir insan bulamadınız mı Allah aşkına!”
[‘Ferahfeza Saz Semaisi’ (Tamburi Cemil Bey) (Toplu halde 4. ve 3. Haneler)]; Tavan arasına çıkış ve öpüşmeleri bu notalarla. “Gözleriyle karşı karşıyaydım gene Cemil’in. Büyülenmiş gibiydim. Bir kuvvet, anlayamadığım, mani olamadığım bir kuvvet ardından çekiyordu beni. Bütün dertlerime ortak olan tavan arasında karşı karşıyaydık. Titriyordum. Bir zaman göz göze bakıştık. Sonra anlayamadığım o meçhul kuvvet birbirimize iterek birleştirdi bizi. Sevdiğim adamın kolları arasındaydım.”
Kendine geldiği zaman karanlık, yeni doğan güneşle yer değiştirmişti. Bu değişme, ‘en kıymetli hazinesini de alıp götürmüştü’ Emine’nin.
Ertesi gün, delikanlı ‘mektebine dönüyor’. Ardında şaşkın, perişan, yıkılmış bir genç kız bıraktığının farkında bile olmadan.
[‘Ferahfeza Saz Semaisi’ (Tamburi Cemil Bey) (Piyano ile 3. Hane)]; Haftalar sonra bir bebek beklediği anlaşıldığında “Ben annemle konuşurum” demişti Nesrin. İyi şeyler olacak zannederken Ferhunde Hanım’ın davranışı çok farklı. Oğluyla evlenmesinin ‘rüyada bile imkânsız’ olduğunu söylüyor. Sonrası daha da kırıcı; “Açık konuşalım kızım, oğlumun seninle konuşması bile bir tenezzül. Bir gece için dahi beraber olması senin için büyük bir şans, büyük bir gurur olmalı.” Şu çareyi bulmuş; “Aksaray’da oturan Sami Efendi eski aile dostumuzdur. Namazında, niyazında. Varlıklı. İki yıl evvel kaybetti karısını.” Babası yaşında biriyle ‘baş göz edecek’ Emine’yi. “Seni, sevabınla günahınla kabul eder, geçinip gidersiniz.” Hanımefendinin bir dediğini iki etmezmiş.
Sevdiğiyle evlenemeyeceğini anlayan Emine, çocuğunu düşürür ve uzun süre kendini bilmeden baygın kalır. Bu sırada (nasıl olduysa) Sami Efendi ile evlendirilmiş. “Cemil’i çok sevmeme rağmen içimdeki bu duyguları öldürmüş, Rıza Efendi’nin mütevazi dünyasını benimsemiştim.”
‘Sami’ye ‘Rıza’ ve ‘mütevazı’ya ‘mütevazi’ demesi belki yaşadığı şoktandır!
“Korkmayın benden. Ben de talihin bir yığın sillesini yemiş zavallı bir abinizim. Babanızım belki de. Öyle kabul edin beni. Burası yuvanız artık sizin. Namusunuzla, şerefinizle, her şeyimi koruduğunuz müddetçe bir hanımefendi muamelesi göreceksiniz bu evde” diyor yaşlı adam.
Dini nasihatlerle devam eder; “Önemli olan bundan sonraki hayatınız. Allah en günahkâr kullarını bile affeder. Yeter ki bir kul tövbekâr olsun. İnan bana kızım en güzel yol, iyilikle, dürüstlükle dolu olan Allah yoludur.”
Sonrasında ‘Allahın tertemiz, pırıl pırıl yoluna adar kendisini Emine’. Yine de kaderi Cemil’in kolları ile tekrar kesişecektir.
Delikanlı okulunu bitirip köşke dönmüş. Kardeşine söylediğine göre ‘çok içkili olduğu o gece olanları hatırlamıyor’. Ama genç kızı unutamadığını (anımsamadığı şeyi unutamamak nasıl oluyorsa) Cihanyandı’nın ‘zevk yuvası’ndaki dertli halinden anlıyoruz. Kanto, içki, rakkase. Hiçbirinde gözü yok. Hep Emine’den söz ediyor. Fettan kadın allem edip kallem edip Onları bir araya getirir.
İlaçlı şerbet sonrasında kendini, gene Cemil’in koynunda bulan Emine 3 kurşunla öldürüyor O’nu. ‘İki süngü arasında’ hapishaneye ve sonra bu akıl hastanesine.
Buradaki tedavisi sırasında Fikret’le birbirlerini severler. Yaşama küskün Emine’nin yerini sanki bambaşka biri alır. Doktorun girişimleri ile yeni bir kimlik verilir kendisine. Artık ismi Leyla.
‘Yine Bir Gül-Nihal Aldı Bu Gönlümü’ (Rast) (Dede Efendi). Delikanlının İzmir’deki çiftliğine gidiyorlar.

Roman çok farklı; Kan davası, Melahat, Ferhunde Hanım, Nesrin, Cemil (ve O’nu öldürme), ‘en değerli şeyini kaybetme’, çocuk düşürme, Sami Efendi, Fikret’le birbirlerini sevmeleri, Cihanyandı, ‘ilaçlı şerbet’, hiçbiri yok.
“Mülkiye Kaymakamlığından mütekait Süleyman Bey’in kızı” Emine ve abisi Salih, küçük yaşta öksüz ve yetim kalırlar. Dadıları ilgileniyor. Abdülhamit dönemi. Sonradan gazeteci olan abisi yazılarında ‘burun’ mu ‘Yıldız’ mı artık ne dediyse Trablusgarp’a sürülür. Bingazi, Fizan Çölleri’nde kayboluyor. Çaresiz kalan Emine’yi gazetenin patronu, çocuklarına mürebbiye olarak alır. Fakat güzelliği başına bela. Evin hanımı kıskanınca olacaklar belli. ‘Yüzükle küpe çaldı’ bahanesiyle bir hapisten diğerine.
Yedi yıl boyunca sayısız duruşmasını izleyen davavekili Mehmet, genç kızın ‘akli durumunu’ izlenmesi için ‘Tıbbı Adli’deki Doktor’a (adı söylenmiyor) başvurur. Emine ve orada çalışan Başefendi İhsan birbirlerine âşık olurlar. Doktor’un girişimleriyle yeni bir kimlik ayarlanır. Adı bundan böyle ‘yeni doğan’ anlamındaki Nevzat. İhsan’ın Merkez Hastanesi Dâhiliye Müdürü olarak tayin edildiği Selanik’e gidiyorlar. Nemse Vapuru ile ve ‘süngüsüz’ olarak. ‘Arkalarında uzun beyaz bir köpük’. (Filmde bu yok. Çünkü Fikret’le bindikleri gemi Haliç’te demirli).


Emine, yıllardır mahkeme ve hapishaneye ‘iki süngü arasında’ gidip gelmekten yılmış; “Öyle bir vehme kapıldım ki bir gün başıma bir duvar yıkılıp gebersem, tabutumun iki tarafına firar etmeyeyim diye mutlaka iki süngülü dikecekler (sf. 135).”
Yıllar sonra (1948) Aziz Nesin de sürgün edildiği Bursa’ya ‘iki süngü arasında’ girecektir. ‘Bir Sürgünün Anıları’ (Birinci Baskı–1957).
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ülkü Erakalın
Senaryo
Yapımcı Ümit Utku
Müzik Metin Bükey
Görüntü Yönetmeni Enver Burçkin
Eser
Vizyona Giriş Tarihi 01 Mayıs 1973
Tür Dram
Özellikler Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Cinayet, Çay, Hapishane, Kanto, Mahkeme, Daha Fazlası

Oynayanlar

Murat Soydan Murat Soydan Dr. Fikret
Zeynep Aksu Zeynep Aksu Emine/Leyla
Suzan Avcı Suzan Avcı Cihanyandı
Aliye Rona Aliye Rona Ferhunde
Mine Sun Mine Sun Nesrin
Mualla Sürer Mualla Sürer Mahkûm
Suna Pekuysal Suna Pekuysal Mahkûm
Önder Somer Önder Somer Cemil
Güzin Özipek Güzin Özipek Erkek Melahat
Nubar Terziyan Nubar Terziyan Sami Efendi
Aysel Gürel Aysel Gürel Mahkûm
Belkıs Dilligil Belkıs Dilligil
Aydın Tezel Aydın Tezel Yargıç Memduh
Renan Fosforoğlu Renan Fosforoğlu Hapishane Müdürü
Muazzez Arçay Muazzez Arçay Mahkûm
Meral Kurtuluş Meral Kurtuluş Gardiyan
Sabahat Işık Sabahat Işık Hizmetçi
Doğu Erkan Doğu Erkan
Sıdıka Duruer Sıdıka Duruer Gardiyan
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Zeynep Aksu Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Murat Soydan Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral Seslendirme
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Nubar Terziyan Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Seslendirme
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Önder Somer Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Sanat Yönetmeni Niyazi Er (Sanat Yönetmeni)
Yapım Ekibi Niyazi Er (Yapım Sorumlusu)
Kahraman Kongur (Set Amiri)
Yönetmen Ekibi Samim Utku (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Tahir Kapkı (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Işık Ekibi Aslan Yıldız (Işık Şefi)
Makyaj Ekibi Zeki Alpan (Makyaj)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Bican Avşar (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Belkıs Özener (Şarkılar)
Seslendirme Hayri Esen (Seslendirme Yönetmeni)

Firmalar

Kervan Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Renklendirme)

Son Yorumlar (4)

benimsinema avatar benimsinema 08 Aralık 2016 00:39:57

8

Filmin fon müzigi etkliyici zaten, onun disinda bütün oyunculari önder somer ve güzin özipek disinda konuk oyuncu sayiyorum. Zaten böyle bir kadro o zamanlarda sadece arzu film biaraya getirebiliyordu. Onun disinda film anlatmayla gecmesine ragmen se vdim.

belgin6119 avatar belgin6119 09 Aralık 2013 17:14:18

10

bu filmi nerede aradıysam bulamadım tv de yarısını izleme fırsatım olmuştu.

t_rex 04 Temmuz 2011 11:59:07

10

 muhteşem bir müzik ziyafeti eşliğinde işte!  yeşilçam ve ülkü erakalın farkı.keşke  erakalın "üsküdara giderken" eserinide bu kadar şahane  hayat verseydi. murat soydanın oyunculuğunu ben beğenirim. çok çok doğal bir oyunculuğu var. sinema yı pek benimsemediğ(i!) için  çok rahat perdede ve buda bir doğallık veriyor. tek suçu avantür, erotik, vurdulu kırdılı vb. janrı olmaması mı?  yapıt dev oyuncu kadrosuna sahip;suzan avcı, aysel gürel, aliye rona devamına siteden bkz.şiirsel anlatım biçimi ve dönem filmi, fonda iç sesinin yansıması beni en çok cezbeden unsurlardır.sanırım enver burçkinin olağanüstü  kamera çekimi ile fanatik filmin türk sineması arşivinin en değerli eaeerleri arasına girecektir. 

nedim yıldız avatar nedim yıldız 15 Kasım 2007 15:44:11

8

genç bir doktorla ona aşık olan hasta bir genç kızın dram öyküsü..güzin özipek çok başarılı..izlemeye değer bir film...

Yandex.Metrica