Torino Atı

8,33

( 1 kişi yorum yaptı )

Torino Atı

(A torinoi lo)

Sinema Filmi

2011

"Torino Atı" yaptığı açıklamaya göre Macar usta Bela Tarr'ın sinemaya vedası. Neitzsche'nin dayak yiyen bir atı kurtarmaya çalışmasına dair anekdottan yola çıkarak kotarılmış bir film. Usta felsefi soruların peşinden giderek, etkileyici resimlerle dolu bir filme imzasını atıyor. 03.04.2011 mkurtsen

Künye

Yönetmen Béla Tarr , Ágnes Hranitzky
Senaryo ,
Müzik Mihály Vig
Görüntü Yönetmeni Fred Kelemen
Süre 146 dk
Tür Dram
Özellikler Renkli, Siyah Beyaz
Ülke Isviçre Almanya Fransa Macaristan ABD

Oynayanlar

János Derzsi János Derzsi Ohlsdorfer
Erika Bók Erika Bók Kızı
Mihály Kormos Mihály Kormos Bernhard

Son Yorumlar (1)

vitruvian avatar vitruvian 28 Ocak 2016 18:52:16

10

Çok ağır bir film. Açıkça söylemek gerekirse, hem izlemesi, hem anlaması zor. Zaten bir şekilde izledikten sonra sağdan soldan araştırma yapıp ek bilgi almazsanız gerekli çıkarımları yapmanız, sembolizm veya göndermeleri fark etmeniz çok zor olacaktı r. Ustanın eşi Agnes Hranitzky, yazar dostu Laszlo Krasznahorkai, müzisyen Mihaly Vig ve görüntü yönetmeni Fred Kelemen’in de katkılarıyla perdeye oldukça radikal bir şekilde yansıyor. Düşünceyi ortadan kaldıran, sinemayı tamamen değiştirebilecek kadar güçlü bir film The Turin Horse. ‘Auteur’ sinemasının Kuğu Gölü gibi adeta; insanlığa yazılmış bir ağıt niteliğinde. Dünyanın sesler, sözler ve büyük ütopyalarla dolduğu bir zamanda "susmak" ne kadar da sarsıcı bir eylem. Ancak böyle susulabilir. The Turin Horse / A Torinói ló (2011) yönetmenin jubilesini yaptığı, son söz niteliğinde gerçek bir şaheser. Filmin başında da belirtilen Nietzsche'nin yaşadığı bir olayı (artık gerçek midir rivayet midir bilinmez) ve bu olay üzerinden varoluşçu bir yaklaşım ile çok "derin sular"da gezinmeyi merkezine alıyor. Sinematografi, uzun süre hafızanızdan silinmeyecek muhteşem müzik ve atmosfer gerçekten etkileyici. Süresi çok uzun ve başta söylediğim gibi yine zor bir Bela Tarr eseri. Pek çok imge aklınızda kalmaya devam edecek film bittikten sonra. Üzerine konuşulası, herkesin harcı olmayan filmlerden. Bu farklı deneyimi yaşamak ya çok mutlu, ya da çok mutsuz edecektir. Ortası yok diye zannediyorum. Dünyanın sesler, sözler ve büyük ütopyalarla dolduğu bir zamanda "susmak" ne kadar da sarsıcı bir eylem. Ancak böyle susulabilir. üyük bir felsefeyi, kökü derinlerde bir sosyolojik temeli, ontolojik bir gizemliliği gördüm. O yüzden izledim sanırım.

Yandex.Metrica