The Master

6,40

( 2 kişi yorum yaptı )

The Master

(The Master)

Sinema Filmi

2012

“Magnolia”, “Boogie Nights”, “There Will Be Blood” filmlerinin yönetmeni Paul Thomas Anderson’un merakla beklenen son filmi The Master, A.B.D.’de 14 Eylül Cuma günü vizyona girdi. Venedik Film Festivali’nden 4 ödülle dönen film, ilk hafta sonu rakamlarında filmler için (animasyonlar hariç) TÜM ZAMANLARIN sinema başına ortalama açılış rekorunu kırdı.

The Master, 2. Dünya Savaşı sonrası Amerikası’nın tutunamayanlarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Hikâyede, savaştan sonra ülkesine dönen ama geleceği konusunda kararsız kalan eski donanma subayı Freddie’nin, The Cause tarikatı ve karizmatik lideri Lancaster Dodd’la tanışmasıyla değişen yaşamı anlatılıyor.

Künye

Yönetmen Paul Thomas Anderson
Senaryo
Müzik Jonny Greenwood
Görüntü Yönetmeni Mihai Malaimare Jr.
Vizyona Giriş Tarihi 09 Kasım 2012
Süre 144 dk
Tür Dram
Ülke ABD
Internet Sitesi http://www.themasterfilm.com/

Ödüller

Gümüş Aslan (69. Venedik Film Şenliği-2012)

En İyi Erkek Oyuncu (69. Venedik Film Şenliği-2012)

En İyi Erkek Oyuncu (69. Venedik Film Şenliği-2012)

Firmalar

Tiglon (Dağıtımcı)
Hasılat 208.119,0 TL
Toplam İzleyici 16.472
Vizyonda Kaldığı Hafta 17 Hafta

Son Yorumlar (2)

leon_red avatar leon_red 25 Mart 2013 00:02:43

1

Dikkatli kuşkucu yada muzip izleyici şunu hemen fark edebilir…
İyide bizde bu arkadaşlardan çok var :) tarikatlar ve müritleri
Üstelik onlarda realiteden, terbiye ve ahlaktan bu kadar yoksun & uzaklar…
Şimdi diyelim ki bizdekiler bu filmi izlediler demezler mi arkadaş bizim neyimiz eksik bizde çekelim bir uzun metraj diye uzun metraj diyorum zira kısa olanlarından haftada bir yapıyorlar :) & bizde hep beraber ana haber bültenlerinde izliyoruz :)…
Gelelim filme kusura kalmayın ben çok güldüm bir o kadarda kızdım izlerken, onun için de biraz farklı bir antre yaptım…
Kimin aklına gelmiş bu konuyu senaryo yapmak kim hadi yapalım bu filmi demiş motor diyen yönetmenin içtiği suya ne katmışlar ki kameranın arkasına geçmiş…
Hani şu başroldeki hafif kambur üst dudağında yara izi bulunan pantolonunu göbek deliğinin üzerine kadar çeken… askerlik sırasında sıyırdığı akıl kayışının sivil hayatta pantolonuna bağlayan…
Her bulduğu sıvıdan ürettiği ne ye düğü belirsiz içenin ya öldüğü yada kendisini zaman makinesine bağlanmış sanıp fezaya ulaşmasını sağlayan akıllara seza içkinin hikmetinden olsa gerek diye düşünüyorum daha doğrusu aklıma başka bir seçenek gelmiyor:)
Hollywood aşmış kendini ne üretse tükettiriyor diye fütursuzca davranmaya devam ediyor her ihtimale karşı da filmi Oscar adayı yapmayı ihmal etmiyorlar…
Berbat bir film…

mkurtsen avatar mkurtsen 14 Şubat 2013 02:28:00

9

Zero Dark Thirty,, Django,, Amour,,Les Misarebles,,Lincoln, Argo,,Silver Ninings gibi Oskar için adı geçen filmlerden hepsini izledim. Zero Dark Thirty'i tek geçiyordum. Bu gün Master'ı izledikten sonra Joaquin Phoenix olan hayranlığım tavan yaptı. Şimdi " En İyi Erkek Oyuncu" olarak tek adayım. Ama Zero Dark Thirty yine En İyi Film. Yönetmenlik budur işte başarı için ilk önce role uygun adamı bulacaksın. Paul Thomas Anderson'ın büyük yönetmen. Az ama öz film yapar. Phoenix'i seçerken Porto Riko'lu olduğunu misyoner bir anne-babanın çocuğu olarak büyüdüğünü mutlaka biliyordur. Böyle oluncada iş kolaylaşıyor. Ya kendi doğal halini oynuyor. Yada saklı tuttuğu içindekini dışa vuruyor.

Joaquin Phoenix
Aman Allahım o ne performas, adam öyle bir oynamış ki, gerçekten psikolojisi bozuk çatlak bir adam olduğunu düşündüm. zorlama ile metod ile , hesapla kitapla ne yaparsanız yapın olmaz, olamaz. Doğal halidir veya ruh hali karakterle birebir örtüşüyordur.Oskar yüzde 99 onun hakkı.
Diyorum. Film için başka birşey yazmıyorum. Sonradan belki film içinde ayrı bir yorum yazarım.

Yandex.Metrica