Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Mahşere Kadar

Mahşere Kadar

8,54

(18 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Mayıs 1972 1 Saat 18 Dk Duygusal Dram Duygusal, Dram

Yönetmen: Lütfi Ö. Akad O. Nuri Ergün Lütfi Ö. Akad, O. Nuri Ergün

Ülke: türkiye

Oyuncular: Hüseyin Salıcı, Oya Engin, Leyla Başar, Mustafa Yavuz, Hakkı Kıvanç, Kuzey Vargın, Niyazi Gökdere, Tanju Şarman, Asım Nipton, Benan Öz Devamını Gör...

Konusu : ‘Un Homme Qui Me Plaît’daki (1969) (Francis Lai) “Concerto Pour La Fin D’un Amour”. Yazlık köşkte bekçilik yapan Murat ve film boyunca giyeceği giysileri armağan eden Fatma. Murat; “Tam da vücuduma göre, nasıl bildin? Mektebe yarı çıplak giderdim. Sonra, öğretmenim buna benzer bir ceket vermişti bana. Öğretmen olsana sen. Okumuşsundur tabii.” Fatma; “Koleji bitirdim.” Murat; “Madem çalışmıyorsun ne işe yaradı o kadar okuman?” Fatma; “Paraya ihtiyacım yok ki, niçin çalışayım?” Murat; “Başkalarının sana ihtiyacı olamaz mı?” Fatma; “…” Jenerikte Leroy Holmes’in “Cinema ‘69” albümündeki ‘Romeo and Juliet’ (1968) (Nino Rota). Murat… Karadeniz Ereğlisi, Serik Köyü’nden. Ciddi, sorumluluk sahibi bir genç. Film boyunca başına ne geldiyse hep bu yüzden geldi zaten! Muzaffer Bey’in gemisinde elektrikçi. (İlerde Fatma’nın söyleyeceği gibi) O’nun malına O’ndan çok sahip çıkıyor. Bir seferden dönüşü, İstanbul’da 5 günlük izin. Diğer denizciler ‘sazlara barlara saldırırken’, kahramanımız, ‘bir kablodaki kaçağı’ onarmaktaydı. Kulağına gelen “Silahlar bugün taşınmayacak. Reşit Kaptan’ın emri. Hemen sandığı öbürlerinin yanına götürün” şeklindeki konuşmalardan gemide kaçakçılık yapıldığını anlar. ‘Bullitt’daki (1968) (Lalo Schifrin) ‘Shifting Gears’. “Bir baskın olursa, gemi sahibini yakarlar bunların yüzünden” diyerek, durumu Gümrük’e bildirmeye giderken tayfalar tarafından feci şekilde dövülür. Sopa vurulan ayağı, hep aksayacaktır. Sonraları, Fatmasına şunları söylüyor; “Çok para kazanmanın şartları bambaşka. Ben beceremediğim için ayağımdan oldum. Üstelik hesabını bile soramadım.” Hastaneden çıkınca Muzaffer Bey ilgilenir kendisiyle. “Bu ayakla gemicilik yapamazsın. Bizim yazlık köşke bekçi lazımdı. Git oraya yerleş. Bedava yatar kalkarsın. 7-8 yüz lira da aylık veririm.” [Orhan Günşiray’ın kayınvalidesi Hafize Hanım’a ait] Köşkte dingin bir yaşamı var. Bir ‘av partisi’ dolayısı ile Muzaffer Bey’in kızı Fatma ile tanışır. Başlangıçta ilişkileri çok gergin. Evde şişelere ateş eden misafirlere engel olmuştu Murat. “Başka türlü çıldırın. Buradaki eşyalardan ben sorumluyum. Sarhoşlukla birbirinizi vurup iş açacaksınız başıma. Adam gibi eğlenmesini öğrenince gelin buraya.” Kovulmayı beklerken Fatma’nın sahip çıkmasıyla işinde kalır. “Dün olanlar için üzüldüm sonradan. Onlar hak etmişti ama senin misafirlerindi. Hoş gördüğüne sevindim” diyecektir. Genç kız, Vedat ile sözlü. Köşke ziyaretleri artınca ilişkileri bozulmaya başlar. Tijen durumu anlamış. Sık sık köşke gitmesinin sebebini soruyor! Yanıt, bambaşka sınıftan iki gencin sevgiyle kenetlenen bakışlarında. ‘Dead Ringer’daki (1964) (André Previn) ‘The Dog Attacks’ (01.07-01.45 arası). Yaş gününde, herkesi atlatıp geceyi Murat’la geçirince babasının tepkisi ile karşılaşır. “Senin gibi bir kız böyle bir adamı sevemez. Bile bile seyirci kalamam... Ben, Vedat’ı bile sana layık bulamazken, Murat!” Hayatlarının tehlikede olduğunu anlayınca Karadeniz kıyısındaki balıkçı kulübesine kaçarlar. Tek odalı, çardaklı, beyaz ev… Erkut Taçkın’ın ‘Beyaz Ev’i (La Casa D’Irene) (Türkçe sözler Sevgi Sanlı) (1975) geliyor aklımıza “Bir balıkçı köyünde seninle bir yaz//O evde kalmıştık duvarları bembeyaz//O evde geçse bir ömür az//Tüter gözümde aklımdan çıkmaz.” Abartısız, mutlu bir evlilik. Çalışma ile geçen aylar. Bebek bekleyen Fatma, öğretmenlik için kasabadaki Milli Eğitim Memurluğu’na istida verecekti. “Çocuğumdan önce çocuklara alışmam gerek.” O gün Muzaffer Bey’in adamları evlerini basar. Murat yaralı, saldırganlardan birini öldüren Fatma hapiste. Hastane... Mahkeme... ‘Beraat ve Tahliye’. Ancak kocası eskisi gibi değil. “Bir hevesmiş sana duyduğum. Seni hiç sevmemişim. Bunu anlayınca sahte olamam” deyip duruyor. Genç kadın, bu sözlerin gizlediği gerçeği, yaptıklarına pişman olan babasından duyar. “Ölecek Murat!” Ciğerinde kalan bir kurşun parçasını çıkaramamışlar. “Doktor günlerinin sayılı olduğunu söyledi. Kendisi de biliyor olmalı.” Filmin sonunda, nefessiz kaldığımız deniz ve kulübe görüntüleri. Fatma, Murat’a sarılmış. “Ayrılmayacağım senden… Yaşadığın kadar yaşayacağım.” Delikanlı, sevdiğinin saçlarını okşuyor. ‘Dans La Poussiére Du Soleil’deki (1971) (Francis Lai) ‘Dans La Poussiére Du Soleil’. Doğum günü şerefine verilen partiden kaçmış. Fatma; “Bu geceyi biraz da seninle kutlamak istedim. Herkes eğlenirken gizlice kaçtım.” Murat; “Niçin? Niçin bu kadar sık gelip gidiyorsun? Çok güzelsin. Gelip de şehre döndükten sonra aklımdan çıkmıyorsun. Ne yapsam çıkmıyorsun. Nedir istediğin?” Fatma; “Önce kızmıştım sana sonra acıdığımı zannettim. Sonra da başkalarından farklı buldum seni. Benim için ilginçsin diye kendimi oyaladım... Seni seviyorum.” Murat; “Olamaz, beraber olamayız. Koparız bir gün. Kopar gidersin. Acın bana kalır. İyisi mi başlamadan bitmeli.” Fatma; “Bitmeyecek! Seni bekliyormuşum ben.” (Yazan: Murat Çelenligil)



gecemavisi082

20 Ağustos 2019 19:25

fama girk'in bu fimini izledim beğendim aslında diğer senaryolar gibi zengin kız fakir oğlan kategorisinde bir film buradan yola çıkarak çekilmiş bir sürü film var buda o kategoride diyebilirim

Cevap Yaz

burcusara

19 Mart 2019 12:55

Ben bu filmi nedense çok seviyorum. Halbuki gerek Kartal Tibet gerekse Fatma Girik de baya durgun rollerde. Gülümsemesine hayran olduğum Kartal Tibet bu filmde çok gülümsememiş rolü icabı. Keşke sonu iyi bitseydi dediğim filmlerden.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

8 Eylül 2017 01:43

Kartal TİBET & Fatma GİRİK ikilisinden izlemeye değerde bir aşk filmi. Konu ayağından sakat denizci genç adamla, kaçak işler yapan bir armatörün kızının ölümsüz aşkında öyküsü. Kartal TİBET Fatma GİRİK'in muhteşem bir filmi.

Cevap Yaz

TubaArtan

21 Ağustos 2017 01:20

Fatma Girik ve Kartal Tibet yeşilçam da en çok yakıştırdığım çiftler arasında...

Cevap Yaz

mansurx

16 Aralık 2016 17:59

Filme yönetmen olarak lütfi akad başlamış ama çekilen sahneleri beğenmemiş filmi yarıda bırakmış filmi o.nuri ergün tamamlamış.

Cevap Yaz

Kaptan34

3 Haziran 2016 19:05

Tijen dolay harikaydı

Cevap Yaz

benimsinema

29 Kasım 2013 14:22

yönetmen koltugunda iki kisi oturuyor, lütfü akad cok bilinsede nuri ergünde önemli yönetmendir yesilcamda... cektigi filmlere bakarsak önemli filmler var arasinda... filme gelince, lütfü akad bu tür filmlerin ustasidir aslinda, ayrilik hastalik ve ya ölüm olur sonunda...safa önalin vurucu tarafi var bu filmde... mesela fatma söyle der, neden calisayim benim param cok, kartalda bunun üzerine ama basklarin sana ihtiyaci olabilir, diyor.... tabi oyuncularin ustaligini unutmamak gerek....

Cevap Yaz

beyzacetin

30 Ağustos 2012 16:27

Benim sevdiğim filmlerden, güzel bir film. Çok önemli bir özelliği yok ama sıkmadan izletiyor kendini. Tabii en büyük nedeni oyuncular

Cevap Yaz

performer

19 Temmuz 2012 21:14

2 yönetmenli çekilmiş bir film. lütfi akad filmi sonradan nuri ergün'e devir etmiş olabilir. akad sinemasına pek benzemiyor. ilave olarak tuncer aydınoğlu'nun müzik seçimi başarılı.

Cevap Yaz

t_rex

3 Eylül 2011 12:12

kartal tibetin seslendirmesi kaba olmuş. 

Cevap Yaz
Yandex.Metrica