Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Itiraf: Bölüm 1 (Nymphomaniac: Vol. I)

 Itiraf: Bölüm 1

7,25

(4 kişi yorum yaptı)

2013-06-29 14:37:18 1 Ocak 1970 1 Saat 57 Dk Dram Dram
IMDb puanı: 7

Yönetmen: Lars Von Trier Lars Von Trier

Ülke: belçika, fransa, almanya, danimarka, ingiltere

Oyuncular: Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Stacy Martin (I), Willem Dafoe, Mia Goth, Sophie Kennedy Clark Devamını Gör...

Konusu : Bölüm 1: The Compleat Angler Sıradan bir paket çikolata cinsel zaferin simgesi haline nasıl gelebilir? Joe ve onun deneyimli arkadaşı B yaptıkları tren yolculuğu sırasında kaç erkeği baştan çıkarabilecekleri konusunda bahse girerler. Büyük ödül ise bir paket dolusu çikolatadır. Joe bahsi kazanabilmenin tek yolunun yetenekli bir balıkçı gibi avını oltaya çekmek ve kancayı ağzına geçirebilmek için onu cezbetmesi gerektiği kısa sürede öğrenecektir. Bölüm 2: Jerôme Aşk tutkunun kıskançlık eklenmiş halidir. Her ne kadar alaycı bir nemfomanyak için aşk sığ bir duyguysa da, Genç Joe bu duyguya karşı tüm savunma silahlarını kuşanmak zorundaydı. Onun adı Jerôme. Bölüm 3: Mrs. H Aşıklarınızdan oluşan büyük bir ağı kontrol etmek her zaman kolay değildir, ve Joe seks düşkünü kadın olmanın hoş olmayan sonuçları ile yakında karşı karşıya kalacaktır. Tüm olanlardan sonra, birkaç yumurta kırmadan omlet yapamazsınız. Bölüm 4: Delirium Delirium: Karışıklık. Yanılgı. Sanrı. Nemfomanyağın babası ölür. Bölüm 5: The Little Organ School Bach'ın bir koral prelüdünün başlangıcı: Her biri kendine ait karakteri olan üç ayrı ses, ama tam bir uyum içinde. Başka bir deyişle: Polifoni - Çok seslilik Seks düşkünü kadın kolayca ilham kaynağı olduğunun farkındadır ve öyle de hareket eder. Bölüm 6: Doğu ve Batı Kilisesi Doğu Kilisesi sıkça Mutluluk Kilisesi olarak adlandırılırken Batı Kilisesi Acı Kilisesi olarak bilinir. Roma'dan doğuya zihinsel bir yolculuk yapmak gerekirse suçluluk ve acıdan uzaklaşarak ışık ve mutluluğa doğru yol aldığınızı göreceksiniz. Ancak, Joe'nun öğrendiği gerçek, aslında acı, zevke, zannettiğinizden daha yakındır.



serdardemirkiran

12 Kasım 2016 21:53

Aykırı yönetmen Lars Von Trier’in sinemasına aşina olanlar için son derece başarılı bir film. Aykırı yönetmen diyorum, pek çok kişinin anlatmayı düşünmediği hatta cesaret edemediği konuları bilhassa cinsel içerikli konuları, bize göre hayli pervasızca çekmesiyle ünlü. Trier sinemasını bilmeyen bir film izleyeniyseniz, gördükleriniz sizi değer yargılarınızla savaşmak zorunda bırakacak ve filmden kopacaksınız. Trier filmlerini beğenen kesimdenseniz o zaman sorun yok. Trier yine anlattığı öyküyle sizi kendine çekecektir. Trier bu kez Joe (C. Gainsbourg) adlı nemfomanyak (aşırı seks bağımlısı, ilişkiye girmediğinde huzursuz olan kişi) bir kadını filminin merkezine oturtuyor. Soğuk bir kış günü dövülmüş bir şekilde yerde yatarken onu yaşlı bekar Seligman (S.Skersgard) bulur. Onu evine götürüp yaralarını sarar ve ona dinlenip kendine geleceği bir yatak verir. Bu sırada da Joe adama bu duruma nasıl geldiğini yani hayat hikayesini çocukluğundan başlayarak anlatmaya başlar. Nemfomanyak olduğunu söyler. Tabi bu hayli farklı bir hikayedir. Cinselliği keşfedişiyle başlayan bu hikayede ,bakireliğini yitirişinden, arkadaşıyla birlikte trende kim daha fazla erkekle birlikte olacak yarışına, ilk orgazmına, ilk aşkına ve hayatına giren diğer erkeklerden, babasıyla olan ilişkisinden bahseder. Seligman şaşkınlıkla onu dinler, ama yargılamaz. Trier’in süresi sebebiyle ikiye böldüğü filmin bir dönem ülkemizde gösterime girmesi yasaklanmıştı. Feministler tarafından kadın düşmanı olmakla suçlanan Trier’in, kadın çıplaklığını hakaret amaçlı kullanmadığı bunun hayatın bir gerçeği olarak sunduğu ise filmlerinin müdavimlerinin kabul ettiği bir gerçek. Filmde Jerome (S.La Beouf) un park edemediği aracını bir kadın olarak Joe’nun park etmesi sahnesi tebessüm ettiriyor izleyene, ayrıca “parmak tırnağınızı sağ elden mi yoksa sol eldenmi kesmeğe başlarsınız” dan karakter tahlili de yapılıyor. Film hayli erotik ve pornografik eleştirileriyle karşılandı ancak filmin özünü yakalarsanız filmin bir dram olduğunu görürsünüz. Pek çok sahne dikkat çekiyor filmde, aldatılmış kadın rolünde Uma Thurman çok başarılı ve dikkat çekici. Ayrıca dikkat çeken sözlerde var, “Benim bağımlılığım arzumdandı, ihtiyaçtan değil”, “Birkaç yumurtayı kırmadan omlet yapamazsın”, “Yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise biz yok oluruz”, “Seksin gizli bileşeni aşktır” gibi. Film ayrıca bir kadının istediği her erkeği elde edebileceğini gösterirken bunun altındaki erkeğin kadınlara her zaman cinsel yönden aç olduğunun da altını çizerek gösteriyor. Toplumsal baskılarla yargılamadan izlerseniz film cesur sahneleriyle kendini ahlaklı olarak sunanlardan çok daha gerçekçi duruyor. Sinemayı sevenler mutlaka izlemeli…

Cevap Yaz

enginyuksel1982

14 Aralık 2015 11:48

her ne kadar pornografik bulunduğu için yasaklansa da bence pornografik öğeler taşımasına rağmen asla pornografik değil çok iyi bir film diyemesek de izlenmesinde fayda var 6/10

Cevap Yaz

mansuryıldırım

5 Mayıs 2015 06:29

Diğer yorum yazan arkadaş vitruvian filmi çok güzel yorumlamış evet filim sert film ama lars von tier gerçekçi ve doğal bir film yapmak istemiş mecburen bu şekil olmak zorundaydı yer yer belgesel tarzında ilerleyen bir film özellikle oyunculuklar çok iyi özellikle uma thurman küçük bir rolde iyi bir performans çıkarmış filmin giriş ve finalinde çalan şarkı geçekten çok hoş ama bu filmi iki bölümde yayınlamak yanlış olmuş tek filim olsaydı 180 dakika olsa yeterdi son olarak filmi izlemek isteyenlere şunu söyleyeyim filimde aşırı derece+18 sahneler ve küfür var.

Cevap Yaz

vitruvian

28 Şubat 2015 12:56

Her şeyden önce bir "Lars von Trier filmi" olarak değerlendirmek lazım. Filmi beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz pek kabul etmesek de de böyle bir rahatsızlık var ve dünyanın her yerinde biz uyurken, biz bilemezken yaşanıyor. Filme duygusal olarak bakmaktan biraz öteye gitmek lazım. Sinema denen olgu Ahlak bilgisine sadık eserler ortaya çıkartmak değildir. Sinema insanlara öğretici olmak zorunda değildir. Sinema tüm insanlara hitap etmek zorunda da değildir. Filmdeki işlenen konuyu özümserseniz eğer filmin aşırılıklarına zaten takılmıyor ve sinemasal açıdan değerlendirebiliyorsunuz. Ha eğer önceden Danimarkalı yönetmen ile tanışmadıysanız, bu filmden önce daha "softcore" çalışmaları ile, ne bileyim bir "Dogville" veya "Melancholia" ile başlayın derim. Çünkü öteki türlü filmin vurgulamak istediklerini, göndermelerini, sinemasal ve genel olarak sanatsal anlamda yakaladığı kaliteyi göremeyebilirsiniz. Şizofreni ile ilgili tonla filmi bir psikolojik rahatsızlık adı altında izleyebiliyorsanız Nymphomaniac'ı da bir hastalık olarak değerlendirip, insanların ahlak sınırlarını zorlayan, yargılayan, çoğu zaman ahlak anlayışını aşağılayan bu yapımı izleyebilirsiniz bence! Başarılı oyuncular, başarılı bir senaryo, başarılı müzik kullanımı. Özellikle bazı bölümleri (Mrs. H!) gerçekten çok vurucu. Gözünüzü kırpmadan izliyorsunuz. Shia Labeouf kısa rolünde sergilediği "muzip" performansı ile hayranlık uyandırıyor. Tabii asıl yorumu "Bölüm 2"nin ardından yapmak gerekiyor. Fakat bu ilk halka dahi bizlere üzerine konuşulacak pek çok konu bırakmayı başarıyor.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica