The Time Being

(The Time Being)

Sinema Filmi

2012

Son Yorumlar (2)

Haqan avatar Haqan 16 Eylül 2013 17:28:38

9

Film, gizemli zengin bir ihtiyarın, geçim sıkıntısı ve eşiyle sorunları resim sanatçısı Daniel'dan ilginç istekleri ile başlıyor..
Filmin sonuna doğru gerçekler anlaşılmaya başladıkça gözler istemsiz nemleniyor. Tablolar bile tek başına ağlatabiliyor müzikler eşiliğinde.

Film'in ana cümlesi de: '' Çünkü onları (ailesini) kaybetmekten daha kötü birşey var... Onları hatırlayamamak.''

mkurtsen avatar mkurtsen 15 Eylül 2013 22:09:44

9

Bu gün size çok güzel bir film tanıtmak istiyorum. Sayfasına baktım, herhlade izleyen bile olmamış. Ticari amaçlı filmlerin yazılı ve görsel medyada her yerde bolca reklamı yapılıyor, önemli olan kıyıda köşede kalmış bu değerli filmleri bulup tanıtma k.. Filmin o kadar etkisi altında kaldım ki 2 gündür dvd yi sistemin içinden çıkaramadım, başa sona ortaya yeniden, yeniden sanki güzel bir galeride veya değerli bir müzede çok kıymetli, tablolar izliyormuşcasına mükemmel kareler, tarifsiz keyf aldım, haz duydum, bir taraftanda fonda müthiş güzel bir müzik.
Daha filme ve oyunculara geçemedim , emektar Frank Lagella ve genç Wes Bentley nasıl bir uyumdur, bu şöleni bize sunan yönetmen Nenad Cicin-Sain, kimdir? senaryoyu birlikte yazdığı yazar Richard N.Gladstein nasıl bir yazardır, anlatacağım.
Bu film hakkında bir değil birkaç sayfa yazabilirim.
Yalnız kimse darılıp gücenmesin, sinemayı seviyorsunuz, tarzınız aksiyon, avantür, polisiye bilim kurgu, korku ise,
güzel sanatlarla sadece sinema olarak ilgileniyorsanız,
Fotoğraf, resim, edebiyata ilgi duymuyorsanız filmi sevmeyebilirsiniz.
Önsözden sonra geçiyorum filme.
Önce adı "The Time Being". Being varlık, insan .Buradaki anlamı varoluş, mevcudiyet, tam çevirirsek "Varoluş Zamanı" oluyor.
Bizimkiler türkçeye yine yanlış veya bilerek " Zamanı Var"olarak çevirmişler
Dindar insanlar bana haklı olarak kızabilir, belkide tabir yanlış (yaratıcı) yerinde değil, filmin yaratıcısı yönetmenden başlayayım.
Nenad Cicin-Sain ilk ve tek filmi. Araştırdım yabancı basında çok fazla bilgi bulamadım. Sadece bir yerde Toronto Film Festivalinde Hırvat Baba Sırp Anneden Slovenya'da doğduğunu söylemiş, eşi Arnavut 41 yaşında, müzik-video ve video yönetmeni, fotoğraflarını bulup ekledim. Filmmaker adlı dergide bir yazı var galiba oda bende mevcut değil. Herneyse adam senaryoyu Richard N. Gladstein ile birlikte yazmış, fikir, işi ve ailesi arasında saplantı halinde süreklii yaşamaya başladığı ikilikten o zaman 2 - 3 yaşındaki oğlu ile bir müze ziyaretinde senaryo üzerinde düşünmeye başlamış.
Sanat , Aile, bencillik, sanat ile aile arasındaki denge,kimlik kaybı gibi konular üzerine bir film yapmış.
Daha filmin başında Langella'nın ağzından söylenen bir söz var."Sanatçının ailesi olmaz" özetlersek film bu cümleciğin eleştirisi oluyor.
Filmim 2 kahramanı var Warner Dax (Frank Langella) ölmekte olan eksantirik yaşlı bir milyoner, eski bir ressam. Sonradan filmin sonuna doğru öğreniyoruz, habis tümör var 2-3 haftalık ömrü kalmış, radyasyon ve kemoterapi kabul etmiyor. Daniel (Wes Bentley) kendi çektiği fotoğraflardan resim yapan, yaptıklarını satamayan, mali endişeler yaşayan çekişmeli bir evlilik içinde küçük oğluna sarılıp uyuyuan genç bir baba.
Eserlerinden birinin satın alınması ve Warner'ın evine bizzat kendinin götürmesi istenir. (sonradan öğreniyoruz bilinçli bir seçim) böylece tanışırlar.
Warner ilk olarak bir video kamera ile güneşin doğuşunu çek, kara ve sahil olmasın okyanusu ve gökyüzünü tek karede görmek istiyorum der, ardından güneşin batışı, sonradan oyun parkında oynayan çocuklar.
En sonrada San Fransisco Young 2. katta sergilenen tüm tabloların hepsini çekmesini istiyor. Turla gösterilen tabloların.Tabiki galerilerde, müzelerde çekim yapılamaz, uyarılıyor, ama bir yolunu buluyor. Turlarda zaman zaman rehberlik yapan Sarah (Sarah Paulson) ile tanışıyor.
Konuyu burada kesiyorum Gizem dedik türüde öyle, seyretmeyene gizemli kalsın.
Film için ilk kez büyüleyici tabirini kullanıyorum. (tabi herkesin ilgi alanına göre değişebilir). Bu büyüleyicilikte yönetmen kadar kameraman Mihai Malaimare Jr. nin hatta en büyük pay onun, aman Allahım o ne çekimler
Gözlere tefekkür yansıtan kamera mercekleri, sıvı boya hareketleri, bir sahneden bir sahneye geçişte şifreli çekimler,her karesi en güzide ressam fırçalarından çıkmış tablolar, hem film izliyorsunuz hemde en güzide bir sanat galerisindeymiş gibi emsalsiz güzellikte tablolar izliyorsunuz
Langella'nın oyunculuğu pişmanlık, özgürlük, bilgelik, gözleri, ses tonu, ah konuşması ne diyeyim oda sanki bir sihirbaz oyunu ile sizi esir alıyor.Sir Lawrence Olivier, Orson Welles'ten sonra gördüğüm en büyük oyuncu.
Burada Wes Bentley'i de boş geçemem, genç bir adam, oyunculuğu müthiş, çok çalışmasından belli, hiç boş durmuyor, mükemmel bir fizik yetenek ile birleşmiş. Kadın oyuncu olarakta Sarah Paulson, filmin sonlarına doğru çıkıyor kısa ama önemli rolüne rağmeni öteki kadın oyuncudan (Ahna O'Reilly) bir adım öne çıkıyor.
Fotoğraf ve Resim sanatını seviyorsanız, iyide bir sinemaseverseniz, bu şöleni kaçırmayın diyorum.
10/*10 - See more at: http://www.sinematurk.com/film/50008-the-time-being/#sthash.gwreO18l.dpufB

Yandex.Metrica