Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Aşk (Her)

Aşk

8,33

(6 kişi yorum yaptı)

2013-07-24 23:17:49 14 Şubat 2014 Komedi Duygusal Komedi, Duygusal
IMAX 2d 2d

Yönetmen: Spike Jonze Spike Jonze

Ülke: ABD

Gişe: 20.388

Oyuncular: Scarlett Johansson, Olivia Wilde, Amy Adams, Rooney Mara, Chris Pratt, Joaquin Phoenix, Portia Doubleday, Sam Jaeger, Katherine Boecher, Luka Jones Devamını Gör...

Ödüller: En iyi kadın oyuncuEn iyi senaryoEn iyi özgün senaryo

Konusu : Yalnız bir adam satın aldığı bir işletim sistemi ile gerçekten çok uzak ve onun tüm ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir ilişki yaşamaya başlar.



vitruvian

28 Şubat 2015 13:09

Aşk bir diğer adıyla Her, inanılmaz bir şekilde sizi içine çeken, yalnızlığı inanılmaz iyi bir şekilde aktaran ve Joaquin Phoenix gibi bir ustanın baş rolde, normal filmlerinden çok farklı bir karaktere büründüğü bir film. Kendi yalnızlığımızın, çevremize ve kendimize karşı yapaylaştığımızın distopik bir yansıması ve kanıtı. Hem geleceğe belli bir bakış açısıyla bakan ve sıra dışı aşkı inanılmaz bir şekilde aktaran ve sizi filmin içinde yaşatacak bir başyapıt. Zaten filmin asıl başarısı bilindik bir aşk hikayesini yaşadığımız metropollerden ,esiri olduğumuz teknolojiden anlatması. Muhteşem bir eser. Çok farklı bir "aşk" filmi. Herkes aşık olduğu insanı çok başka görür. Peki ya Theodore Twombly (Joaquin Phoenix) ‘un aşık olduğu şey gerçekten çok başkaysa? ‘’Yanında olup dünyayı senin gözlerinden görebildiğim için çok şanslıyım.’’ diyor Theodore. Fakat bu sözler sevdiği kadına değil. Yakın gelecekte artık yavaş yavaş tükenmekte olan hatta neredeyse bitmiş bir mesleği var. Mektup yazarlığı. İlginç bir uğraşa sahip Theodore karakteri. İronik bir şekilde, bu kadar teknolojinin ortasında başkaları için, başkasının kaleminden mektup yazmakla uğraşıyor. İşinde gayet de başarılı. Hayatını başkalarının aşklarını yazarak kazanıyor. Ya da başkalarına aşk yazarak da diyebiliriz. Duygusal, romantik, düşünceli bir adam, ancak bazı problemleri de var özellikle kendiyle ilgili. Bu problemlerden belki de bir çıkış, bir kaçış yolu buluyor. Kısa süre sonra, hiç hayal etmediği bir noktaya ulaşıyor bu kaçış yolu. Theodore’un aşkına sahip olan şey; en üst düzey teknolojiyle donatılmış, onunla konuşabilen bir bilgisayar. Zekasıyla kendisini daha ilk andan hayran bırakmayı başarabiliyor. Yalnızca bu haliyle bile muhteşem bir etki yaratıyor. Tam bir "yönetmen filmi". Spike Jonze yeteneğini konuşturuyor. Çok klişe tabirlerdir; "günümüz dünyası", "modern insanın sorunları" vs. Yakın gelecekte geçiyor film, günümüze nazaran biraz daha gelişmiş bir teknoloji var. Hani o alışıldık bilim kurgulardaki gibi çok aykırı bir dünya değil. Hatta dışarıdan bakınca çoğu sahne günümüzde yolda yürürken etrafımızda tanık olduğumuz sahnelere çok benziyor. Fakat "yapay zeka" kavramını biraz daha ilerletmişler. Aynı zamanda her şey çok "stilize". Yaşanılan yerler, ulaşım araçları, ofisler, şehir merkezleri... (Kullanılan renkler -özellikle kırmızı- ve geometrik şekiller filmin dokusunu oluşturmada önemli bir paya sahip) Gökdelenler arasında kaybolmuş insanların yalnızlığı. Bağlanma sorunları. İnsan ilişkilerinin çıkmazları.. Geçtiğim senenin en başarılı 2-3 filminden biri. Bunu çok içten belirtiyorum. "İnsan"ı anlatıyor. Ruh nedir? Bağlanmak nedir? Bir açıdan bakınca Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"nda işlediğine benzer bir konu. Bir fotoğrafa aşık olunabilir mi? Veya bir sese? Aşık olduğun kanlı canlı bir insan değilse, her şey daha mı kolay oluyor? Daha mı sorunsuz, dertsiz tasasız bir ilişki? Hayal gücünün ilişkilerdeki önemi yeteri kadar biliniyor mu? İlk akla gelen sorular, ancak onlarcası daha üretilebilir. Beni derinden etkilemiş bir film izlemenizi tavsiye ederim, takdir edilecek oyuncu performansı ile unutulmayacak filmlerden birisi.. Herkes sevmeyebilir, normal romantizm filmlerinden farklı çünkü..

Cevap Yaz

enginyuksel1982

30 Kasım 2014 20:49

sanal bir aşkın gerçek dışa vurumu keyifle izleniyor 8/10

Cevap Yaz

kemerlee

22 Kasım 2014 16:15

Teknolojiyle tamamen bütünleşilen yakın gelecekte, kalabalıklar arasında yalnız kalan, eski karısının yasını tutan melankolik bir adamın yapay zekalı yeni bir bilgisayar edinmesiyle birlikte aşk, gerçek, ilişki, insan nedir üzerine derin bir yapıt izliyoruz. Tabiki bunlar ilk defa sorgulanmıyor Lost Horizondan, 2001 Uzay Macerasına, yapay zekadan, Bicentennial Mane hatta Dark City, Matrix, eXistenZ gibi eserleride rahatlıkla katabiliriz buna.Spike Jonze bunu binlerce yıldır sorulan gerçek aşk ve mutlu birliktelik üzerinden modern insanın teknolojiyle birlikte yanlızlaşması gerçeğininde etkisiyle öyle yapıyorki on, onbeş yıl sonraki geleceğimize bakıyormuş hissine büründüryor.Zor bir ayrılık sonrasını ele alan tüm filmlerden bile daha depresif olması kesinlikle klasik kalıplardan hoşlanmayan ve her eserinde uç noktalara yelken açan Jonze’un bir tercihiki, İmdb puanına ve yurtdışındaki genel eleştirilere bakıldığında (8,5 imdb puanı) çok sevilmiş gibi görünüyor, aynı fikirde olduğumu pek söylemem, anlatmak istediklerin hem anlıyorum hemde katılıyorum ama bunu anlatış tarzı yüreğime bir yumru koymasını sağladı, beni oldukça melankolik, depresif ve umutsuz bir ruh haline sevkettiki kurtulamıyorum. Filmi taktir etmekle, küfür etmek arasında kalmak gerçekten üzücü, belki Robot adamla Sil Baştan arası biryerlerde gezindi ama bahsettiğim her iki eserde yüreğime su serpmiş, birşekilde umut aşılamış ve sonu tatmin etmişti.Bir çok şeyi sorgulamasına rağmen belli sonuçlara bağlamadı sadece bizim ne hissettiğimizi sorgulamamızı sağladı bir neticede film.Konu o kadar derinki filmin diyer yerlerine gelinemiyor, yukardada bahsettiğim gibi çizdiği gelecek tasfiri inanılmaz gerçekçi, performasnlar çok doğal, Scarlett Johansson sesini kusursuz kullanmış, hiç perdede görünmeden büyüledi.Üzerine çok düşünülecek, çok konulaşacak farklı bir yapım Her.

Cevap Yaz

minimalist

19 Şubat 2014 20:10

sil baştan düzeyinde bir film

Cevap Yaz

mkurtsen

18 Ocak 2014 01:38

Filmi tamda 2014 Oscar Adaylarının açıklandığı gün izledim. Konusunu aşağı yukarı biliyordum. Master'de zirve yapan Joaquin Phoenix hatırına izledim, maalesef beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Bazen hayretler içinde kalıyorum. Film American Hustle – Captain Phillips – Dallas Buyers Club – Gravity – Nebraska – Philomena – 12Years a Slave – The Wolf of Wall Street ile birlikte bu yılın Oscar Adayları içinde, Çok da şaşırmamak lazım bilgisayar işletim sistemindeki kadın sesine aşık olan bu saçmalığa çığır açıcı senaryo olarak kabul edip En İyi Film ve En İyi Özgün Senaryo dallarında Oscar verebilirler. Vallahi artık ben bu saçma/sapan American Filmlerinden fazlasıyla sıkılmaya başladım. Tercihim Avrupa ve Güney Amerika filmleri oluyor. Çok şişirdikleri American Hustle'da öyle. Tam bir Amerikan kargaşası. İsmi gibi itişip kakışma Dallas Buyers Club, 12 Years A Slave izlediklerim arasında. Bu 2 filmden ilki Biyografi, diğeri 1841 de yaşanmış gerçek bir olaydan, ırkçılık üzerine, hayli etkileyici. İkisinide beğendim. Bu Filme gelince kim ne derse desin, Joaquin Phoenix hatırına 10/6

Cevap Yaz

minimalist

19 Şubat 2014 20:17

sayın mustafa kurtsen dikkat etdiyseniz konusu yabancılaşma ve yalnızlık ben gelecekte bu tarz şeylerin olacağına inanıyorum bence gelecekte bu film başyapıt olacak siz beyenmemişsiniz ama bence başyapıt

Yandex.Metrica