Namus Borcu

8,40

( 5 kişi yorum yaptı )

Namus Borcu

Sinema Filmi

1967

‘In the Mood’ (Joe Garland / 1929) (Glenn Miller / 1940).. Jenerikteki melodiden sonra 34 DA 049 plakalı kamyonun şoförleri Karadayı Murat ve Horozoğlu Rıza ile patronlarını tanırız. Yorucu bir sefer sonrası, İstanbul yakınları..
Murat (Hayri Esen’in sesi ile) ; “Hey, Horozoğlu uyan. Üsküdar’da sabah oldu.. Ben yoruldum biraz da sen geç direksiyona.”
Rıza (Reşit Gürzap’ın sesi ile) ; “Hay Allah kahretsin, bizimki de hayat mı be.”
Murat ; “Ee, ne yapalım hayat böyle. Buna da şükür.”
Rıza ; “Doğru, zahmeti biz çekiyoruz vurgunu Patron vuruyor. Farkında mısın Karadayı, samanların altı tıklım tıklım kaçak mal dolu.”
Murat ; “Bize ne be Horozoğlu, biz kendi dalgamıza bakalım. Sen kendi paranı alıyor musun h a?”
Horozoğlu ; “Hah, ne para ya. Bu pahalılıkta ayda 700 lira. Hangi birine yeter? Boğazına mı, üstüne başına mı, sigarana kahvene mi, ev kirasına mı yoksa bakkal kasap borcuna mı?” [Günümüzde, ‘işsizlik’ sayesinde(!) bunlara kafa yormaya hiç gerek kalmadı.] Sonraki sahnede, Patron (Rıza Tüzün’ün sesi ile) telefondaki arkadaşına şunları söylüyor “Sen merak etme gözüm, ben ne mallar sevk etmişimdir de kimsenin ruhu duymamıştır.”

‘One Eyed-Jacks’in (1961) ikinci uyarlaması. [Birincisi ; ‘Dağların Oğlu’ (1965).] İki (şimdilik) iyi arkadaş, Karadayı ve Horozoğlu. Para sıkıntıları var ama Horozoğlu daha yakınıcı. ‘Febbre Nera’ (1968) (F. Papetti) melodisini dinlediğimiz gece kulübünde dostu Leyla ile konuşmaları.. [Müziğin yılı, filmin, çevriminden aylar sonra gösterildiğini düşündürdü.]
Leyla ; “Off, şimdi efkârlandım işte. İçmek istiyorum. Bir kadeh daha söyle bana.”
Horozoğlu ; “Kusura bakma hayatım, söyleyemeyeceğim.”
Leyla ; “Aşk olsun, sende bir kadehlik hatırım yok mu?”
Horozoğlu ; “Hatır var ama para yok.”
10’ar bin lira avans istekleri, Patron tarafından “Siz aklınızı mı kaçırdınız Allah aşkına. Yok aslanım, bizde avans usulü yok. Çalışır para alırsınız, o kadar” diye yanıtlanır ve kovulurlar.
Hüsnü’nün deniz kenarındaki kahvesi. İkisi de ‘işsiz güçsüz ve beş parasız’..
Karadayı ; “Çıkıp yeni bir iş aramalı.”
Horozoğlu ; “Şimdiye kadar bulduğumuz işler hangi davamızı halletti. Çalışmakla çalışmamak arasında bir fark yok ki.. Benimle beraber bir soyguna var mısın? Ben bir kasa kırmaya karar verdim.” (Sonradan, bunun, Patron’un odasındaki kasa olduğunu anlıyoruz.) Murat, “Soygun mu, çıldırdın mı sen.. Allah verecekse helalinden versin.. Sonu kayıp bunun” diye karşı çıksa da sonunda ‘ikna edilir’.
Ertesi gün [‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966) filminde Yusuf’un oturduğu] evlerindeki radyodan şunları dinleriz ; “Dikkat dikkat, çok önemli bir haber veriyoruz ; Büyük Soygun. Yarım milyon çalındı. Gangsterler yeşil beyaz bir arabayla kaçtılar. Soyguncuların kaçtıkları arabanın 56 model yeşil beyaz ‘şevrole’ olduğu öğrenilmiştir.”
İki arkadaşın ‘gülsek mi ağlasak mı’ dedirten konuşmaları..
Horozoğlu ; “Cart kaba kâğıt. Amma da atıyor ha.”
Karadayı ; “Kes be, gülmenin sırası mı şimdi?”
Horozoğlu ; “Baksana 56 şevrole diyor. Halbuki, bizim taka 55 şevroledir.” (Buna nasıl sahip oldukları ise filmden anlaşılmıyor.)
Karadayı ; “Arabanın rengini biliyorlar ama.”
Horozoğlu ; “Üzülme dostum, memleketteki arabaların yarısının rengi yeşildir.”
‘Bir an önce İstanbul’dan ayrılmaya’ karar verirler. Bir benzinci durumlarından kuşkulanıp polisi arıyor. [Onları izleyen 34 FD 783 plakalı polis arabasını ‘Ümit Sokağı’ (1966) filminde Necdet’in özel otomobili olarak görmüştük.] Murat, jandarmanın açtığı ateşle yaralanır. “Yürüyemiyorum, takatim kalmadı.” Yaptıkları plana göre Murat orada dinlenecek, Rıza pasaport ve araba getirecektir. Ancak, arkadaşı değil polis gelir. Ne olduğunu, 10 yıllık cezasını çekerken, aynı koğuşa düşen Pasaport Necmi’den öğreniyor ; “Murat abi, Horozoğlu seni mandepsiye bastırdı. Bir gün Horozoğlu bana gelip iki pasaport ısmarladı. Biri kendi için biri de senin için. Sonra pasaportları almadı, bıraktı. ‘Bu paraları kendim alayım, ne diye pay edeyim’ dedi. Ertesi gün, senin gazetede (‘gazetede senin’ demek istiyor) yakalandığını okudum.. Yerini polise o gammazladı.”
Hapishanede, ‘yarım milyon’dan daha değerli ve çektiği tüm sıkıntılara değecek Ömer’i tanır. Ama o, fondaki sesin (Cüneyt Türel) anlattığı durumdadır ; [“Ne para ne pul ne de mahvolan hayatı, artık Murat’ın gözünde hiçbir şey yoktu. İlle de arkadaşlarından (‘arkadaşından’ diyecekti) yediği darbe. İşte bu, Murat’a çok koymuştu. Rıza’nın kalleşliğini bir türlü unutamıyor, düşündükçe kahroluyordu. Aradan yıllar geçti, Rıza’dan hiçbir haber çıkmadı.. Hürriyet bile gözünde değerini kaybetmiş, içinde iyi ve güzel ne varsa eriyip akıp gitmiş, yerini korkunç bir intikam duygusuna terk etmişti..”] Çıkınca, Ömer’le birlikte Rıza’yı arıyorlar.
Herb Alpert&Tijuana Brass topluluğundan (1966) ‘The Work Song’ (1960) (Nat Adderley) melodisini dinlediğimiz gazinoda Leyla’nın sözleri ; “..Biz artık Rıza’nın ismine etiketlerde, reklamlarda rastlıyoruz. Horozoğlu Şarapları var. Tereyağlarıyla yoğurtları var. Allah, adama ‘yürü ya kulum’ demesin bir kere..”
Horozoğlu Çiftliği.. Onu görmenin şaşkınlığı içindeki arkadaşı..
Rıza ; “Seni özlemişim be Karadayı.”
Murat ; “Özleyen gelip arardı.”
Rıza ; “Haklısın fakat vaziyeti bilseydin bana hak verirdin. Sık sık ziyarete gelsem benden de şüphelenirlerdi. Sonra bir şey daha var parayı gömdüğümüz yerde (oysa aralarında 'paranın gömülmesi' diye bir konuşma geçmemişti) bulamadım.”
Murat ; “Öyle mi? Peki, bu çiftliği neyle satın aldın, babanın parasıyla mı?”
Rıza ; “Şey, uzak bir akrabadan kıyak bir miras kaldı. Sonra, evlenince hanım da babasından kalanı ekledi.”
Murat, o gün Rıza’nın kardeşi Zeynep ve karısı Fatma ile tanışır. Sonrasında genç kızın sevgisi ve Rıza’ya duyduğu kin arasında bocalıyor. ‘Sevmek Zamanı’ndan (1965) anımsadığımız göl kenarında, Falcı Talya Salta’nın söyledikleri ; “Bak aslanım, sen içi temiz dışı temiz altın kalpli bir insansın. Ama, gözü kör olsun senin bir düşmanın var. Bu düşmanla aranızda bir melek var.. Bu melekle siz birbirinizi çok seveceksiniz. Ama, bu işin sonunda kan var.”
Rıza’nın anlayışsızlığı ; Murat’ı kamçılaması ve elini kırdırması ; Ömer’i öldürmesi kaçınılmaz sonu hazırlar. Karadayı, uğruna hapis yattığı arkadaşını öldürür. Sonrası, tekrar, bir zamanlar ‘10 sene çile doldurduğu hapishane’.
Kendisini bekleyecek olan Zeynep’ine belki kavuşmuştur fakat bilmiyoruz Ömer gibi bir arkadaşı daha olmuş mudur.

Ömer’e Zeynep için söyledikleri ; “..İyilik nasıl oluyor da kötülüğün kardeşi oluyor.”
(Yazan : Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Müzik Rauf Tözüm
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Süre 97 dk
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Çiftlik, Hırsızlık, Kırbaç, Soygun Daha Fazlası

Oynayanlar

Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Murat Karadayı
Zeynep Aksu Zeynep Aksu Zeynep
Turgut Özatay Turgut Özatay Rıza Horozoğlu
Yılmaz Köksal Yılmaz Köksal Ömer
Feridun Çölgeçen Feridun Çölgeçen Patron
Hüseyin Zan Hüseyin Zan Kahya
Asuman Arsan Asuman Arsan Fatma
Niyazi Vanlı Niyazi Vanlı Necmi
Reşit Çıldam Reşit Çıldam Hüsnü
Enver Dönmez Enver Dönmez Rızanın Adamı
Orhan Çoban Orhan Çoban Meyhaneci
Faik Coşkun Faik Coşkun Dede
Zeki Sezer Zeki Sezer Komiser
Asım Nipton Asım Nipton Emniyet Müdürü
 Talia Saltı Talia Saltı Falcı
Erdoğan Seren Erdoğan Seren Rıza'nın Adamı
Süheyl Eğriboz Süheyl Eğriboz Rıza'nın Adamı
Nermin Özses Nermin Özses Kiracı
Erkan Esenboğa Erkan Esenboğa Yılmaz Köksal Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Alev Koral Alev Koral Asuman Arsan Seslendirmesi
Vala Önengüt Vala Önengüt Turgut Özatay Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Zeynep Aksu Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Seslendirme
Hakkı Haktan Hakkı Haktan Bekçi

Ekip

Yapımcı Memduh Karakaş (Yapım Koordinatörü)
Yönetmen Ekibi Mehmet Bozkuş (Teknik Yönetmen)
Erdal Aksü (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Oral Özütürk (Negatif Kurgu)
Mahmut Eskici (Negatif Kurgu)
Cemil Orhon (Laboratuar)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Mehmet Çakar (Işık Şefi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)

Firmalar

Erler Film (Yapım)
Ender Işık Servisi (Işık)
Yıldız Stüdyoları (Film Hazırlık Stüdyosu)

Son Yorumlar (5)

MGUNAY avatar MGUNAY 01 Eylül 2010 13:58:09

10

iki arkadaş bir yeri soyar arkadaşlardan Cüneyt yaralanır paralar elinde olan Turgut Cüneyt'e ihanet ederek hapse attırır. sonra yıllar Cüneyt hapisten çıkınca intikamını alacaktır soluksuz izlediğim güzel bir film herkeze tavsiye ederim birde Zeynep Aksu'yu pek beğenmesemde bu filmde rolünün hakkını vermiş.

isocum avatar isocum 10 Şubat 2009 19:27:02

9

hasta olan kardeşini kurtarmak için soygun yapma ile filmin alakası yok .Kaçakçılık yapan bir adamın yanında şoför olarak çalışan 2 arkadaşın patronundan borç para istemeleri ve alamayıncada büyük bir soygun planlayan horozoğlu rızayı bundan vaz geçi remeyen (murat karadayı) cüneyt arkının sonra arkadaşı ile birlikte soygunu yapması ve ardından arkadaşının ihbarı sonucu yakalatılıp hapse girmesi ve bunun ardından 10 yıl ceza çektikten sonra zengin olan arkadaşından intikam almak isterken bu arkadaşının kardeşine aşık olan bir gencin hikayesi

nostaljiadami 31 Ağustos 2007 15:25:08

Iyi bir film. Kanallar hep ayni filmleri tekrat tekrar yayinlayacagina hic olmazsa bir kere de bu filmi yayinlasinalar, en son o eski Kanal 6'da 15 yil once gormustum bu filmi.

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 14 Haziran 2007 19:54:06

10

Horozoğlu ; “..Namusuyla çalışıp kazanmanın enayilikten başka bir şey olmadığını anladım. Bak Patron’a, para babası. Nasıl kazandı, alın teriyle mi? Soygun olmadan vurgun olmaz Karadayı.. Bir kumar oynuyorum, kaybedersem 10 yıl yatarım. K azanırsam istikbalimi kurtarırım.”
Dediği gibi, birisi 10 yıl yatıyor ama o değil Karadayı olur. Murat gazinoda Leyla ile konuşurken dinlediğimiz ‘The Work Song’ (1960) (Adderley) (sözler ; Oscar Brown, Jr), taş kırma olmasa da onun çektiği sıkıntılara uygun düşüyor ; “Breaking rocks out there on the chain gang // Breaking rocks and serving my time.”

Soygundan sonra radyodan dinlediklerimizle 15 Haziran, Çarşamba günkü SON gazetesinde yazılanlar (“Polis soyguncuların peşinde. Siyah bir arabayla kaçan gangsterlerin planladıkları soygunda silahlar konuştu”) çok farklı. Üstelik soygunda (Bekçi’yi, kafasına vurarak bayıltmanın dışında) hiç silah kullanılmamıştı.
Rıza’nın arkadaşını polise ihbar ederken kullandığı telefon kulübesini ‘Yiğit Yaralı Olur’ (1965) ve ‘Büyük Acı’ (1971) filmlerinden anımsıyoruz.
‘Son vurgun’da (1968) Sedat’ın da kaldığı İstanbul Ceza ve Tevkifevi’nde Ömer’i tanır(ız). “Sekiz senedir yatıyorum, daha 10 senem var. Gençliğim burada geçiyor abiciğim.” Murat’ı yaralandığı kanlı gömleğiyle mahkemede görmek ilginçti. (Rıza Tüzün hem Patron’u hem de Ağır Ceza Üyesi’ni seslendirmiş.) Bu kadarla kalsa iyi, “Horozoğlu’nu yıllardır görmedim” dediği hapishane sahnesinde sırtında yine aynı kanlı gömlek vardı. Ayrıca kaç yıl hapis yattığı konusunda kafası biraz karışık. Deniz kenarında, Zeynep’e, 7 yıl hapis yattığını söylemişti. Filmin sonunda ise, yine Zeynep’e 10 yıl yattığını söylüyor.
Hapisten çıkınca Rıza’yı aramak için Hüsnü’nün kahvesine gittiği sahnede ‘Ben Bir Küçük Cezveyim’ (Necip Mirkelamoğlu) türküsü çalınıyordu.
Zeynep’i Jeyan Mahfi Ayral ; Fatma’yı Alev Koral seslendirmiş.
Murat’ın kaldığı SSK İstanbul Hastanesi’ni ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Fatoş Talihsiz Yavru’ (1970) ve ‘Büyük Acı’da (1971) görmüştük. Rıza’nın ilk evi ‘Mahşere Kadar’ (1971), ikincisi ‘Hacı Murat’ (1967) filmlerinde vardı.

Zeynep ve Murat’ın deniz kenarındaki ilk öpüşmelerine ‘La Boheme’ (1965) (Aznavour / Plante) melodisi eşlik ediyor..
Zeynep ; “Bir zamanlar yaşamaktan ümidimi iyice kesmiştim. Sonra abimle İsviçre’ye gittik. Bir ameliyat beni tekrar hayata kavuşturdu. Bir mucize olmuştu sanki.”
Murat ; “O kadar güzelsin ki Zeynep, ölüm sana kıyamamıştır.”



star 05 Ağustos 2006 15:07:08

7

başrolerini marlon brondo-karl maldenin paylaştığı amerikan kovboy filminin kopyası...oyucularının hatrına izlenir...

Yandex.Metrica