Öldüren Aşk

8,00

( 1 kişi yorum yaptı )

Öldüren Aşk

Sinema Filmi

1969

Fausto Papetti’nin ‘8a Raccolta’ uzunçalarındaki (1968) ‘Over and Over (The World We Knew)’ (1967) (Bert Kaempfert). Ardından “Üsküdar’a Gider İken”.
“İşte İstanbul. Çocukluğumdan beri hayaliyle yaşadığım büyük şehir. Bundan sonra ben de bu şehirde yaşayan insanlar arasına karışıp Onlardan biri olacağım. Bu benim gibi tecrübesiz bir kız için kolay olmayacak belki… Necla ile yolculuk sırasında arkadaş olduk. O da benim gibi kimsesiz bir kız. Bir kulüpte şarkıcı olarak çalışıyormuş. Bana öyle yakınlık gösterdi ki O’nun sayesinde yaşama gücüm, hayata güvenim arttı. O’nunla tanışmak benim için büyük bir şans oldu.”
[Mine Mutlu bu sahnedeki paltosunu ‘Kaldırım Çiçeği’nde (1969) Orhan-Sadri Alışık’a “Maşallah, tam tüccarmışsınız” derken ve güvercinlere yem atarken giyiyordu.]


Renkli sinem askop ‘Love Me or Leave Me’nin (1955) (Yönetmen Charles Vidor) siyah beyaz Yeşilçam uyarlaması.
Ancak 57 dakikalık kısmı korunabildiği için ‘hissikablelvuku’ ile anlaşılan film Gönül’ün İstanbul’a gelişi ile başlıyor. Nereli olduğu belli değil. Vapurla geldiğine göre belki bir sahil kentinden. ‘Kimsesiz ve tecrübesiz’. Yine de şanslıymış. Yolculuk sırasında tanıştığı bir genç kızın yardımını görür. ‘Bir kulüpte şarkıcı olarak çalıştığı’ söylenmişti. Oysa Necla “Ben bu gece kulüpte işe başlıyorum” diyor.
Kahramanımızı [‘Krallar Ölmez’de (1967) Murat Akman’ın olan] evine almış. O gece ‘eğlensin’ diye gazinoya götürür. Üstelik bir de şarkı söyletiyor.
‘Safâlar Getirdiniz Safâ Geldiniz Dostlar’ (Avni Anıl / Reşat Özpirinçci); “Raksediyor bir peri//Mey sunuyor dilberi//Fıkır fıkır her yeri//Safâ geldiniz dostlar//Ye iç gül eğlen dostlar//Ehlen ve sehlen dostlar.” Belkıs Özener’in sesiyle söylediği Kürdîli Hicazkâr şarkı çok beğenilir. [Mine Mutlu, üzerindeki giysiyi ‘Izdırap Şarkısı’nda (1969) “Yürüyorum Murat! Sargıları sabahleyin açtılar” dediği sahnede kullanıyordu.] Necla’nın sevgilisi Bekir de orada. Çok iyi bir insan.
Fausto Papetti’nin aynı albümündeki “I’ll Never Fall in Love Again (It Looks Like)” (1962/67) (Lonnie Donegan / Jimmie Corrie). O gece Fikret ile tanışırız. Yakışıklı, tuttuğunu koparan ve karanlık işlere bulaşmış biri. Kahramanımızı çok beğenmiş. Şehri sevdirmek için elinden geleni yapmaya hazırmış; “Sizi İstanbul’un en güzel yerine, Boğaziçi’ne götüreceğim” diyordu. Evine(!) götürür. Bahçeye bakan pencere önünde, tül perdeler kapalıyken “İstanbul’u hiçbir yerden bu kadar güzel göremezsiniz” diye açıklama yapıyor. “Kendim hazırladım” diyerek bir bardak içki verir. Oysa kanyak şişesini açıp bardağa boşaltmıştı sadece. Yorgunluk almak içinmiş. Genç kız ‘yorgun olmadığını’ söylediğinde yanıt yine hazır; “Merdivenleri unutuyorsunuz galiba. Biraz evvel ikimizde nefes nefeseydik.” İltifatları peş peşe. “O kadar güzelsiniz ki.” Tıpkı bir tablo (Sadettin Erbil’in ‘o’ vurgusu harika) seyreder gibiymiş. İlişkileri hâlâ ‘siz’ aşamasında ama dans ederken genç kızın saçını, yanağını, burnunu öpüyor. Yatağa gitmeleri uzun sürmez.
Gönül, ertesi sabah, uyandığında yastığa iliştirilmiş bir not bulur; “Mühim bir iş için Ankara’ya gitmek zorundayım. Bugünlerde gene seni (nihayet ‘sen’ oldular) ararım.”
Zor gününde yardımına Necla koşar; “Düşünme artık. Olan olmuş. Her şeye rağmen hayat o kadar güzel ki. Yaşamaya değer.” Patron Muzaffer Yenen’in isteği üzerine gazinoda şarkıcılığa başlar.
‘Sarmaşık Gülleri’ (Teoman Alpay) ve ‘Yitirmişim Ben Gülümü’ (Yusuf Nalkesen). Sahnedeki ilk gecesinde Fikret gelmiş. Yine alaycı ve karşı konulması çok zor. Ne zaman çıkacağını sorması ne kadar beklemesi gerektiğini öğrenmek içinmiş.
Sonrasında yine yataktaydılar. Gönül “Güzel olmak hiç mutlu etmedi beni. İnsanlar sadece güzelliğimi fark ediyorlar. Benim de sevilmek isteyeceğimi kimse fark etmedi bugüne kadar” diye anlatıyor. [Mine Mutlu bu sahnedeki geceliği ‘Kaderimsin’de (1969) Halil-Murat Soydan’a “Nereye gideceğiz” derken giyiyordu.] Bekir’den bir telefon gelir. Hasan Bey, Fikret’le görüşmek istiyormuş. “Taşları da getirsin. İşi bitirelim” demiş.
Delikanlının arabası yok galiba. Her yere ‘34 KL 799’ plakalı taksi ile gidiyor. Nedense genç kız da gelmiş. [Bu sahnedeki paltoyu ‘Izdırap Şarkısı’nda (1969) “İstediğiniz oldu baba” ve gösterişli eldivenleri, aynı filmde “Benden daha başka ne isteyebilirsin Murat” derken giyiyordu.]
‘Monster-The Incredible Jimmy Smith’ 33’lüğündeki (1965) ‘Theme From The Man With The Golden Arm’ (1955) (Elmer Bernstein). Meğer Fikret ‘elmas kaçakçılığı’ yapıyormuş. Hasan ve adamları Osman-Dündar Aydınlı, Vahit Volkan, Faruk Çimen ile kavga çıkar. (Sonradan sahte olduklarını öğreneceğimiz) Mücevher dolu çantayı da vererek Gönül’ü güç bela oradan gönderir.
Genç kıza perişan bir şekilde kaçıyor. Orhan az daha [Önder Somer’e ait ‘34 KL 799’ plakalı] Anadol arabası ile çarpıyordu kendisine. Bir avukatmış. O da Gönül’den etkilenmiş. İlerde çok yardımcı olacaktır.
‘The Cat-Incredible Jimmy Smith’ albümündeki (1964) “Delon’s Blues” (Jimmy Smith). Genç kızın çantayı dolaba saklaması bu melodi ile.
‘The Good The Bad And The Ugly’deki (1966) ‘The Desert’ (Ennio Morricone). Ancak ertesi sabah gelen sivil memur çantayı ve Gönül’ü götürüyor.
Nezarethanede Avukat’tan yardım ister.
‘Ne Me Quitte Pas’ (1959) (Jacques Brel). ‘Kâbus gibi geçen bir hafta’dan sonra Emniyet Müdürü Ali Demir müjdeli haberi verir; “Kızım, gidip çantanı alabilirsin. Seni serbest bırakıyoruz. Orhan Bey kefaletle tahliyen için savcılık müsaadesini temin etmişler.” [Mine Mutlu, bu sahnedeki gömleği ‘Izdırap Şarkısı’nda (1969) “Herkesin akşam evinde toplandığı saatte sen işe gidiyorsun” derken giyiyordu.]
İşin kötü yanı Gazino patronu Muzaffer Yenen “Polisle derde girmek istemem” diyerek kahramanımızın işine son vermiş. Orhan yardımcı olacaktır. Bir sürü ahbabı varmış. “Başka bir iş buluruz size” diyor.
‘Avuçlarımda Hâlâ Sıcaklığın Var İnan’ (Yusuf Nalkesen). Yeni bir gazinoda çalışmaya başlamış.
‘Un Homme et Une Femme’ (1966) ‘Plus Fort Que Nous’ (Francis Lai). Avukatımız tebrike gelmiş. “Eğer günün birinde o güzel dudaklarından beni bir dost gibi değil de bir erkek gibi sevdiğini işitebilirsem…” gibi laflar ediyor. O sırada içeri karısı girince şaşkınlık içinde kalır(ız). Meğer evliymiş. Yine de olgun davranır Suzan. “Sesiniz fena değil. Alkışlara bakılırsa salondakiler de beğenmiş olmalı. Bir koruyucu meleğe ihtiyacınız kalmadı sanırım. Bundan sonra kendi kanatlarınızla uçabilirsiniz artık” diyor kahramanımıza.
Booker T. & The MG’S’in “Doin’ Our Thing” uzunçalarındaki (1968) ‘The Beat Goes On’ (1967) (Sonny Bono). Necla ile Bekir nişanlanmışlar. Bunun şerefine kahramanımızı bir pavyona götürürler. Tesadüfen Fikret de bir ‘sarışınla’ oradaydı. Hatır sormak için bizimkilerin masasına gelir. Hiç değişmemiş. Aynı kendini beğenmişlik. Büyük bir işin peşindeymiş. Bekir’i de katmak istiyordu ama Necla “Sakın… Onun nasıl bir iş olduğunu tahmin ediyorum” diye karşı çıkıyor.
Gönül kendi evinde kalıyor. Burası ‘Ağlayan Bir Ömür’ (1968) ve ‘Sevgili Babam’dan (1969) anımsadığımız Villa Hanzade. O gece eve geldiğinde Fikret’i karşısında bulur. İtiraz etmek istese de delikanlının dudaklarına fazla direnemez. “Artık bu faydasız mücadeleden vazgeç. Biz birbirimiz için yaratılmışız. Sen, ilk defa o kulüpte rastladığım küçük, şaşkın kızsın. Ben de servet peşinde koşan ihtiras dolu o delikanlı olarak kalacağım. Boşuna benden uzaklaşmaya çalışma” diyor Fikret. Farkında değil ama uzaklaşan hep kendisi.
İyi korunamadığı için filmde olaylar kopuk kopuk. Sonraki sahnede Fikret’i Orhan’la konuşurken görüyoruz. Artık ne yaptıysa Avukatı bir gazino açmaya razı etmiş. Adı Gönül. Ama Orhan’ın bir şartı var. Paranın kendisinden geldiğini kimse bilmeyecekmiş. Bizimkinin canına minnet.
“İnanmam artık sana bütün sözlerin yalan//Unuttu gönlüm seni başkasıyla oyalan//Her şey bitti geçti söndü hicran kalbimde kalan//Unuttu gönlüm seni başkasıyla oyalan//**//Yalan, yalan bütün sözleri yalan//Seviyorum, yanıyorum, ölüyorum dese de O’na inanmam//**//Bana yine göz süzecek//Bana yine naz edecek//Önümde diz çök dizimde ağla//Beni yine sev diyecek.”
Bu sırada ‘en büyük prodüktörlerimizden’ Saim Bey [‘Love Me or Leave Me’de (1955) Paul Hunter] Gönül’e bir teklifte bulunur. Sesini beğenmiş. Sahnedeki görünüşünü de çok zarifmiş. “Eğer anlaşırsak size hazırlamakta olduğum bir filmde başrol vermeyi düşünüyorum” diyor. Daima en iyi filmleri yaparmış. Sonradan bu konunun ne olduğu belli değil.
Burada yine bir sıçrama var. Gönül gazino parasının kimden alındığını öğrenmiş. “Neden gizlediniz bunu benden. Beni alet ederek Orhan’dan para çekmeye utanmadın mı” diye hesap soruyor. Eğer bilseymiş bu işe hiç başlamazmış. Fikret ise oralı değil. “Netice fena olmadı. Sen şöhret kazandın Orhan’la ben de para” havasında. İşe devam edip ceplerini doldurmaya bakmalıymışlar. Bir ara Avukatı kıskanıp Gönül’ü tokatlar. [‘Love Me or Leave Me’de James Cagney, sahnenin inandırıcı olması için, Doris Day’i gerçekten tokatlamış. Rejisör Charles Vidor da tokatlanan yanağı öperek sanatçının gönlünü almış. Bizdeki ve okyanus ötesindeki iki tokat da sol yanağa.]
Sonra Gönül bir lokalde göbek atıyordu. Tam belli değil ama Hasan bizimkilerin gazinosunu yakmış galiba.
Kimbilir kaçıncı kopukluğun ardından bu kez Yeşilköy’deyiz. Gönül ‘berbat geçen’ bir Anadolu Turnesi’nden geliyor. ‘Bir müddet için İstanbul’dan, daha doğrusu bir takım bağlardan kopması gerekmiş’. Şimdilik bir otelde kalıyor. Parası yok ve bir iş bulup çalışmak zorunda.
Necla ile Bekir evlenmiş ve Kumkapı’da Yeşil Balık adlı bir Lokanta açmışlar. İşleri ‘pek öyle aman aman değil ama orda burada şarkı söylemekten iyiymiş’ gene de. “Hiç olmazsa kendi işimiz.” (16 buçuk liralık akşam yemeği yiyen ‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım da masaların birindeydi.)
Fikret tekrar ortaya çıkar. Çenesi yine formda. “Öyle özledim ki seni. Görüşmeyeli 100 sene oldu gibi geliyor bana.” Her zamanki gibi hayalci. Eskisinden daha lüks bir kulüp açacakmış. İstanbul’un en zengin, en kibar insanları gelecek ve oluk oluk para akıtacaklarmış. ‘Birisinin kendisine borcu varmış. Ertesi gece almaya gideceklermiş Bekir’le.
Booker T. & The MG’S’in “Doin’ Our Thing”deki (1968) “Doin’ Our Thing” (Steve Cropper / Donald ‘Duck’ Dunn / Booker T. Jones / Al Jackson, Jr.). Meğer borçlu kişi Hasanmış.
‘Monster-The Incredible Jimmy Smith’ 33’lüğündeki (1965) ‘Theme From The Munsters’ (1964/66) (Jack Marshall). Para vermek istemeyince kavga çıkar. Bekir (Oktay Yavuz’un bıçağı ile) yüzünden hafifçe; Fikret de (Faruk Çimen’in kurşunu ile) göğsünden ağır yaralanır.
‘El Cid’deki (1961) “The Cid’s Death” (Miklóz Rózsa) (0.44’den itibaren). Güç bela eve ulaşırlar.
‘Maksadım Birazcık Yine Naz Yapmaktı’ (Yusuf Nalkesen). Gönül bu sırada sahnedeydi. Komiser Asım Nipton gelmiş. Gazino müdürü Muzaffer Yenen’e Fikret’i soruyor.
Necla’nın telefonuyla durumu öğrenen Gönül sevgilisinin yanına koşar. [Mine Mutlu bu pardösüyü ‘Kaldırım Çiçeği’nde (1969) Orhan-Sadri Alışık’a “Bizi beraber gören biri olursa tadınız kaçar” derken ve ‘Izdırap Şarkısı’nda (1969) “Zayıfım ben. Kendini yaşadığına inandırmaya çalışan bir ölüyüm ben” derken giyiyordu.] Fikret hastaneye gitmek istemez ama durumu öylesine ağır ki bir ambulans çağırılır.
‘Agora Meyhanesi’ (İsmet Nedim / Dr. Onur Şenli). Genç kız tekrar sahnede. Ancak şarkı söyleyemeyecek kadar sarhoş. Kendisini eleştiren bir müşteriyi “Sen daha iyi mi söylersin lan!” diye tersliyor. Ardından salaş meyhane, çöplük ve hastanede görüyoruz kendisini. Fikret de oraya gelmiş. Uzun müddettir Avrupa’da olduğunu söylüyor. “Biliyorum ben pek güvenilecek bir adam değilimdir. Ama gene de söyleyeceğim; Seni seviyorum Gönül.” Çok şükür söyleyebildi. İlk itirafı bu. Ardından hapse girip çıktığını görüyoruz.
Genç kızın taburcu olacağı gün hastaneye gelir. Oda çiçek dolu. İliştirilen kartlarda Cevat Kartal, Tevfik Gün, Seval Konca gibi isimler var. Ancak Gönül her şeyi anlamış; “Bu sahtekârlıktan ne zaman vazgeçeceksin. Hepsi aynı çiçekçiden geliyor. Üstelik ben senin yazını çok iyi tanırım. Bunların hepsini sen gönderdin bana.” (Hollywood çevrimindeki Marty de Ruth için aynı şeyi yapmıştı).
‘Yitirmişim Ben Gülümü’ (Yusuf Nalkesen). Halkın unuttuğunu zannediyordu ama durum öyle değil. Gazinoda bu şarkıyı tekrar söyleyince büyük alkış alır.
Sonunda Fikret’in kollarındaydı.

‘Love Me or Leave Me’ (1955) 20’li ve 30’lu yıllardaki ünlü şarkıcı Ruth Etting’in öyküsü. “Meşhur olmanın bedeli.” Tuncan Okan, Milliyet’teki yazısında “Şikago’nun ufak barlarından Broadway’in Ziegfield Revüsü’ne, daha sonra da Hollywood’a geçen şarkıcı, meslek hayatındaki başarılarına mukabil mesut olamamış, ruhi sıkıntılardan üzüntü ve azaptan uzun müddet kendini kurtaramamıştır” diyor. Gangster Martin Snyder’in bir çamaşırhanesi (laundry) var. Yahudiymiş. İşinden kovulan Ruth’u bir barda görür ve çok beğenir. Bir gece kulübünde dansözlük ayarlar. Önce sevmeye ve sonra kıskanmaya başlamış. [Yaşar Nabi, ‘Sevi Çıkmazı’nda (1935/79) (Varlık Yayınları) aksi görüşte (sf. 20); “Kıskançlık sevgiden önce başlar.”] Broadway’e yükselmesine, Radyo’da şarkı söylemesine ve Hollywood’da film çevirmesine yardım ediyor. Ruth çok başarılı ama adeta Marty’nin esiri olmuş. Zoraki evlilikleri sonrasında hayat daha da çekilmez hale gelir. Üstelik piyanist Johnny Alderman ile duygusal bir ilişki yaşayınca kendi payına bir tokat, sevgilisine de bir kurşun düşer.
Doris Day ve James Cagney’in oynadıkları filmde ‘Love Me or Leave Me’ (1928) (Walter Donaldson / Gus Kahn), ‘Ten Cents a Dance’ (1930) (Richard Rodgers / Lorenz Hart), ‘Never Look Back’ (1955) (Chilton Price), ‘At Sundown’ (1926) (Walter Donaldson) gibi şarkılar var.


Şükran Ay’ın sesinden ‘Ufacık Tefecik Yaramaz Sevgilim’i (1968) (Cavit Deringöl) dinlediğimiz kenar mahalle meyhanesi. Gönül buralara kadar ‘düşmüş’. Zaten sarhoş ama daha içmek istiyor. İçki tercihi ‘Ne olursa olsun ver’ şeklinde.
Gönül; “(Plaktaki şarkı için) İşte bu şarkı benim şarkım.”
Bir müşteri; “Ama plaktaki daha iyi söylüyor.”
Bir diğeri; “Sen bu sesinle değil şarkı söylemek yoğurt bile satamazsın.”
Gönül; “Ama plağa ben okudum onu.”
Bir başkası; “Sen sussan da şu şarkıyı dinlesek.”
Gönül; “Sen o kadar anlarsın. Ben kimim biliyor musun? Ben meşhurum. Ben çok meşhurum. Gönül Saran’ım ben”.
İlk Müşteri; “Ben de Fatih Sultan Mehmet’im.”
Sonunda “Hadi kızım, sen çok içtin. Evine git artık” sözleriyle dışarı atılır. Keşke gideceği bir evi olsaydı. Oradaki çöplükte bayılıp kalır.
Ruth Etting ise özel yaşamı mutsuz olsa da şarkıcılıkta çok başarılı. Eğlence sektörü O’nu koruyor. Bizde ise ‘veyl mağluplara (vea victis)’. Bir zamanlar yere göğe koyamadığımız kişilerin süründüklerini görmeye pek meraklıyız.
(Yazan: Murat Çelenligil)


Künye

Yönetmen Aram Gülyüz
Senaryo
Yapımcı Aram Gülyüz
Görüntü Yönetmeni Kriton İlyadis
Süre 56 dk
Tür Dram, Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye

Oynayanlar

Ediz Hun Ediz Hun Fikret
Mine Mutlu Mine Mutlu Gönül Saran
Pervin Par Pervin Par Necla
Süleyman Turan Süleyman Turan Bekir
Önder Somer Önder Somer Avukat Orhan
Özcan Bilge Özcan Bilge
Aydın Tezel Aydın Tezel Hasan
Asım Nipton Asım Nipton Komiser
Faruk Çimen Faruk Çimen
Zuhal Yıldız Zuhal Yıldız
Dündar Aydınlı Dündar Aydınlı Kötü Adam
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Kulüp Patronu
Vahit Volkan Vahit Volkan Hasan'ın Adamı
Oktay Yavuz Oktay Yavuz Hasan'ın Adamı
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Aydın Tezel Seslendirmesi
Sadettin Erbil Sadettin Erbil Ediz Hun Seslendirmesi
Handan Kadıoğlu Handan Kadıoğlu Mine Mutlu Seslendimresi
Esen Günay Esen Günay Önder Somer Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Pervin Par Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Süleyman Tuyran Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç PERVİN PAR SESLENDİRMESİ

Ekip

Yapım Ekibi Semih Sarıoğlu (Yapım Amiri)
Post-Prodüksiyon Arif Özalp (Laboratuar)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Recai Karataş (Laboratuar)

Firmalar

Metro Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Melek Film (İşletme)

Son Yorumlar (1)

benimsinema avatar benimsinema 06 Kasım 2014 19:49:21

7

Ilk önce bir düzeltme yapalim... pervin par i seslendiren nedret güvenctir nevin akkaya degil... iki kader arkadasi pervin ve mine.. pervin mutlu bir evlelik yapar fakat mine icin ayni sey soylenemez.. edize asik olur fakat ediz iyi biri degildir.. bu yüzden minenin hayatida iyi olmaz.. önder somer yardim eder fakat basarisizdir.. önder somer icin de konuk oyuncu diyebilirim...ve malesef yine montaj hatasi var

Yandex.Metrica