Ölüme Kadar / Ölümden Beter

8,35

( 7 kişi yorum yaptı )

Ölüme Kadar / Ölümden Beter

Sinema Filmi

1965

Fon müziği ‘Ebb Tide’ (1953) (Carl Sigman / Robert Maxwell) olan filmde Semih Sezerli ve Ahmet Kostarika’ya ait gramofonlu lokanta. Sonradan sevdalanacak olan iki fabrika işçisi. O gün çalışmaya başlayan Hülya ve bu işi dört aydır yapan Murat.
Murat; “(Buradan) Taşınalı çok oldu ama gene de arada bir yemeğimi burada yerim. Hem bu akşam ilk geceniz. Gariplik çekersiniz diye düşündüm.”
Hülya; “…”
Murat; “Sizi önce konuşmaya alıştırmalı. Nasıl, yerleştiniz mi?”
Hülya; “Eşyam yoktu zaten.”
Murat; “Sizi anlıyorum galiba. Mutlaka iyi bir çocukluk geçirdiniz. Sonra işler tersine döndü. Benim de öyle olmuştu. Yüksek tahsil yapmak istiyordum, liseyi bile bitiremedim. Sonra da her boyaya boyandım. Gece bekçiliği, gar sonluk, kâtiplik yaptım. Doklarda çalıştım bir ara. Şimdi amcanızın yanındayım. Niyetim 1–2 ay sonra dışarıya gitmek. Almanya’ya. ‘Amcanız bu kadar zenginken siz niçin böylesiniz’ diye sormayacağım. Her ailede böyle şeyler olur. Sadece kendinize güvenerek, kendi emeğinizle yaşamak sizin için çok daha iyi. Amcanız iyi adamdır. Sizinle ilgilenecek vakti olmadı herhalde. Yılmaz’sa, O da kendi havasında. Derdi gücü çapkınlık, hovardalık.”


İstanbul vapurunda kimsesiz bir genç kız, Hülya. Babası öldüğü için üvey amcasının yanına gidiyor. ‘Aşkım Günahımdır’daki (1968) Selma gibi. Geldiğinde köşkte bir ‘parti veriliyordu’. Fabrikatör Kenan ve oğlu Yılmaz, onu biraz soğuk karşılıyorlar. Kâhya Cemal amcanın candan ilgisi olmasa belki de oradan ayrılacaktı. Bu sırada dinlediğimiz müzik [The Shadows’dan ‘The Young Ones’ (1961) (Bennet / Tepper)] çok güzel. Murat’ın Yılmaz için söylediklerinin ne kadar doğru olduğu hemen anlaşılıyor. Nebahat ve adını öğrenemediğimiz Nilgün Esen’le yataktayken ayrıca ‘şarkıcı’ Devlet Devrim’i iştahla öperken aynı melodi var; Fausto Papetti’nin 2a Raccolta 33’lüğündeki (1961) ‘Favole di Pioggia’ (1961) (Ugo Calise).
Kenan Bey, genç kıza fabrikada [iç çekimler Herko Yün İplik’te dış çekimler Arı Bisküvi’de (ama duvarda ‘bisküi’ yazılı)] iş verir. Müdüre söyledikleri; “Ne de olsa üvey kardeşimin kızı. Kollarsın. Biraz da avans verirsin. Bizimle oturamaz. İyi bir pansiyon bulmasına da yardım ederseniz memnun olurum.” Sanki biraz önce ‘kollarsın’ dememiş gibi konuşmasını “Ayrıca başkalarından farklı muamele görmesini de istemem” diye bitiriyor.
İlk gün Murat’la tanışır. Müdür yardımcı olmayınca, delikanlı onu Mahmure Handan’ın canlandırdığı Şaziye Teyze’ye götürüyor. “Tertemiz, namuslu bir evdir. Rahat edeceğinize eminim. Geçen yıl ben kalmıştım burada. Sahibi yaşlı bir kadındır. Tek başına oturur. Bir odasını da kiraya verir. Şurda cadde içinde sağ kolda bir lokanta vardır. Yemekleri temizdir. Ucuzdur da. Bu oda bana uğur getirmişti. İnşallah sizin için de öyle olur.”
Kısa sürede birbirlerini çok severler. Murat, Almanya’ya gitmekten vazgeçiyor. Hülya, ilk günlerdeki ‘o korkak, ürkek kız değildir artık’. Bir işinin olması onu bambaşka biri yapmış. Amcası da önceki davranışları nedeniyle pişman gibi.
Kenan; “Seninle fazla alâkadar olamıyorum. İşlerim, seyahatler, bin bir meşguliyet. Gönül isterdi ki, üvey de olsa, yeğenim daha rahat etsin.”
Hülya; “Fazlasını istemiyorum. İlk geldiğim gece üzülmüştüm ama sonradan memnun oldum. O evde kalsaydım, çalışmasaydım, hayatı, insanları tanımadan yaşayacaktım. Ama şimdi çalışıyorum, kazanıyorum. Hayatımı kendim kuruyorum. [Selma Sav (‘Aşkım Günahımdır’) (1968) keşke bu filmi seyretmiş olsaydı.] Kendime güvenim artıyor.”
Kenan Bey onu Muhasebe Servisi’ne aldırır. (Her cümlesinin sonunda ‘efenim’ diyen Muhasebe Müdürü rolünde, o sene yönetmenliğe başlayan Mehmet Aslan var). Sonrasında işler biraz karışıyor. Yılmaz, Hülya’ya âşık olur. Genç kızın yaş gününde (Murat lokantada bekleyedursun) bir parti düzenliyor. Amerikan İç Savaşı yıllarından kalan ‘500 Miles’ melodisi ile dans ederlerken delikanlının gözü kimseyi görmüyordu. [Bu şarkıyı Peter, Paul and Mary’nin (1962) yorumlarıyla çok sevmiştik.]
Yılmaz’daki değişim inanılmaz. Gününü gün ettiği güzellerin artık onun için bir önemi yok. O kadar sevgi dolu ki çevresinde yoksullar, evde hizmetçiler olduğunun bile farkına varır(!). Murat ise kıskançlıktan ne yaptığını bilmez durumda. Bir sahnede radyodan ‘Mi Sono Innamorato Di Te’ (1962) (Luigi Tenco) şarkısını dinliyordu.
İyice bunalan genç kız Kurtalan Ekspresle kimbilir nereye gidecekken vazgeçip Murat’a dönüyor. Bu sırada gençler (Murat’ın 15, Yılmaz’ın 8 yumruk attığı) bir dövüşü sürdürüyorlardı. Yılmaz’ın aradan çekilmesiyle birbirlerine kavuşurlar.


Hülya’nın fabrikada ikinci günü. Yüzlerinde henüz dillendirmedikleri sevginin güzelliği.
Murat; “Geceyi nasıl geçirdiniz?”
Hülya; “Kitap okuyayım dedim ama hemen dalmışım. Yerimi de hiç yadırgamadım.”
Murat; “Rüya gördünüz mü?”
Hülya; “Bilmem, hatırlamıyorum.”
Murat; “Hatırlamaya çalışın. ‘İlk gece, ilk yatakta görülen rüyalar hakikat olur’ derler.”
Hülya; “Bu gece dikkatli uyurum öyleyse. Belki de hiç uyumam, göreceğim rüyayı beklerim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)



















































Künye

Yönetmen Ülkü Erakalın
Senaryo
Yapımcı Müfit İlkiz
Görüntü Yönetmeni Cahit Engin
Süre 68 dk
Tür Dram, Duygusal
Ülke Türkiye
Etiketler Fabrika, Gemi, Herko, Lokanta, Yün Daha Fazlası

Oynayanlar

Filiz Akın Filiz Akın Hülya
Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Murat
Gürel Ünlüsoy Gürel Ünlüsoy Yılmaz
Kenan Pars Kenan Pars Kenan
Gülsüm Kamu Gülsüm Kamu Nebahat
Faik Coşkun Faik Coşkun Uşak Cemal
Devlet Devrim Devlet Devrim Şarkıcı
Semih Sezerli Semih Sezerli Garson
Nevzat Bilsel Nevzat Bilsel Müdür
Mehmet Aslan Mehmet Aslan Muhasebeci
Mahmure Handan Mahmure Handan Şaziye
Ahmet Turgutlu Ahmet Turgutlu Meyhaneci
Nilgün Esen Nilgün Esen
Hüseyin Zan Hüseyin Zan
Memduh Alpar Memduh Alpar
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Agah Hün Agah Hün Faik Coşkun Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Filiz Akın Seslendirmesi
Handan Kadıoğlu Handan Kadıoğlu Gülsüm Kamu ve Devlet Devrim Seslendirmesi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Gürel Ünlüsoy Seslendirmesi
Muhip Arcıman Muhip Arcıman Kenan Pars Seslendirmesi
Sacide Keskin Sacide Keskin Mahmure Handan Seslendirmesi
Nevin Akkaya Nevin Akkaya Nilgün Esen Seslendirmesi

Ekip

Yapım Ekibi Erdoğan Avcı (Set Amiri)
Mustafa Buvan (Set Ekibi)
Salih Güler (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Zuhal Üstüntaş (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Erdoğan Engin (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Ender Teker (Negatif Kurgu)
Semih Sezerli (Jenerik Tasarım)
İbrahim Üstüner (Laboratuar)
Şeref Mehtap (Kopya Baskı)
Ses Ekibi Necip Sarıcıoğlu (Ses Kayıt)
Mustafa Kent (Senkron)

Firmalar

Sibel Film (Yapım)

Son Yorumlar (7)

benimsinema avatar benimsinema 29 Temmuz 2013 23:24:16

7

filmin afisi filmle hic bir alakasi yok... iki fabrika iscisinin ask hikayesini anlatiyor ve aralarina giren fabrikatör oglu... yalin bir sekilde anlatilmis....

delikadir39 avatar delikadir39 18 Ekim 2010 16:58:10

10

İyi bir film ancak iğrenç resmin ne işi var hayret.Bir pınar ki filminin afişi gibi...

Loverman avatar Loverman 15 Ekim 2010 01:05:10

9

iyi bir film. izlerken hemen bitsede kurtulsak türünde değil. cüneyt arkın bıçkın bir delikanlı rolünde. hülyayı kesinlikle yılmaza bırakmak istemez. hülya bir ara yılmaza meyleder gibi olsada murat baskın çıkacaktır. yılmazın, şimarık ve son derece egoistken bir anda aradan ayrılması güzel bir sürpriz. bitiş sahnelerinde ahmet turgutlu ve semih sezerli nin yüzlerini cama yapıştırmaları ise komik olmuş. filiz akın çok hoş çok güzel görünüyor.bu filmin orjinalini bulmak zor. tvden riplenmiş haliyle izledim. başında bir yazı var “10 mart pazartesi günü kaybettiğimiz yeşilçamın değerli oyuncusu kenan pars ın anısına” diye. rol almış olupda şu anda aramızda olmayan sanatçılara Allah tan rahmet diliyorum.

performer avatar performer 20 Temmuz 2010 22:19:07

8

izlenebilir bir film.

Murat Çelenligil avatar Murat Çelenligil 21 Kasım 2007 00:43:11

10

'500 Miles' melodisiyle “If you miss the train I'm on//You will know that I am gone”] yaptıkları danstan sonra bambaşka biri olan eski çapkın Yılmaz (Abdurrahman Palay'ın sesi ile); "Niçin, nasıl, ne zaman diye sorma bana. Belki ben de fa rkında değildim. Olan oldu. Seni… Anlıyorsun değil mi. Bu zaten beklediğim bir şeydi. Birini gerçekten sevecektim. Hazırdım. Merak içindeydim. Nasıl biri olacaktı? Nereden, nasıl gelecekti? Hiçbir şey yapmadın, beni zorlamadın. Kendi kendime sevdim seni."… Filmin başındaki vapurda bir genç kız. Hülya ve onun kadar güzel bir melodi. The Lush Strings'den dinlediğimiz ‘Ebb Tide’ (1953) (Sigman / Maxwell). “Like the tide at its ebb//I’m at peace in the web//Of your arms.”… Babası ölmüş, üvey amca Kenan Beyin yanına gidiyor. Orada bir gece kaldıktan sonra Murat’ın yardımıyla kendine bir yer bulur. Haftalar sonra amcasının zorlamasıyla geri dönecektir. Ama zemin kattakine değil ‘köşkün en güzel odalarından birine’. Emektar kâhya Cemal, (70’lerdeki, Gordon Jackson’lu ‘Upstairs, Downstairs’ dizisini anımsatırcasına) “Ee, üst kata terfi ettin” diyor. Ama Şaziye Teyze’nin ‘mütevazı’ evi ona daha çok yakışıyordu. Bu tonton teyzeyi, (büyük olasılıkla ‘bilinmeyen bir nedenle’ yakılacak) ahşap evini ve sokaktaki kedileri unutamıyoruz. Aynı şekilde Ahmet Kostarika’yı, (jenerik yazılarını yazan) Semih Sezerli’yi, lokantalarındaki borulu gramofonu ve ortadan ayrılmış saçları ile Faik Coşkun’u da... Murat, genç kızdan çok etkilenir. İş çıkışı onu beklediği halde, 60’ların ‘mahcup’ havasına uygun olarak durumu saklamaya çalışıyor; “Şey, bir işim vardı da onun için burdayım. Sakın sizi beklediğimi sanmayın”… Agâh Hün (Cemal ve Ahmet Kostarika) ve Jeyan Mahfi Ayral (Hülya ve Nebahat) ikişer kişiyi; Nevin Akkaya, Nilgün Esen’i seslendirmiş… Kenan Bey Avrupa’ya gittiği için Yılmaz onun koltuğuna kurulur. ‘King Edward Imperial’ marka puroyu beğenmeyip yerine bırakır. Ayaklarını, Amerikalılar gibi masanın üstüne attığında sağ ayakkabısının 5 çivi ile onarıldığı görülüyor. Babasına söylediklerinden yepyeni bir deyim (‘Avrupa yapmak’) öğreniriz. “Sen döndükten sonra bir Avrupa da ben yaparım.”… Cemal amca onu için şunları diyor; “Hanımefendi ölünce sahipsiz kaldı. Tek evlat olduğu için de amcan çok şımarttı.”… Nilgün Esen’in, Ahmet Kostarika’nın, Semih Sezerli’nin, Devlet Devrim’in, Fabrika ve Muhasebe Müdürlerinin adları söylenmezken, Yılmaz’ın kim olduklarını göremeyeceğimiz arkadaşları Şeref ve Sedat’tan söz ediliyor… Filmde şaşırtıcı bir sahne var. Devlet Devrim, Sevim Şengül’ün sesi ile (jenerikte de dinlediğimiz) Yusuf Nalkesen’in Hüzzam şarkısını söylüyor. “Neden kaçtın uzaklara//Kapanmaz kalpteki yara//Unutma gel beni ara//İçimdesin//İçimdesin//Ne özledim bilemezsin.” Ama bizi rahatsız eden bir şey var; Ağız hareketleri şarkının sözleriyle uyuşmuyor. Bu, kayıttaki bir kayma da değil. Sesi kapatıp tekrar izlediğimizde sanatçının asalında filmde duyduğumuzu değil Dramalı Hasan’ın 50’lerde yazdığı ‘Aklımda Sen, Fikrimde Sen’ şarkısını söylediğini anlıyoruz. “Baygınım ben sana//Candan yana yana//Şu yanan (Devlet Devrim’in dudakları ‘seven’ diyor) kalbimi bilsen.” Belki de yapımcı o yıl çıkan ‘Neden Kaçtın Uzaklara’nın daha çok seyirci çekeceğini düşünmüş ve bu değişikliği yaptırmıştır… Muhasebe Müdürü Mehmet Aslan çok başarılıydı. Habire papyonunu tutması ve cümle sonlarında onay bekler gibi ‘efenim’ demesi. Hülya, Muhasebe Servisi’ne ‘terfi etmiş’. “İşte masanız, efenim. Beyefendinin yakını oluyor muşsunuz galiba, efenim.” Genç kızın yanıtı çok anlamlı; “Oldum galiba efendim.”… Tanıtım yazısında olmasına karşın filmde Hüseyin Zan’ı göremiyoruz. Filmde olan Gülsüm Kamu ise jenerikte yok. Babasıyla fabrikayı gezerken ve araba kullanırken Yılmaz’ın yüzünde, önceki sahnelerle ilgisi olmayan yara bantları var. Bunlar filmin tüm olarak saklanamadığını düşündürdü… Nilgün Esen. Asıl adı İlknur Haznedar. Sinemaya başlaması Münir Hayri Egeli’nin önerisiyle olmuş. Filmin yapımcısı Müfit İlkiz’in eşi. Gülüşü az bulunur güzellikte. Keşke sinemayı bırakmasaydı… Fabrika Müdürü, hiç yardım etmediği halde (Murat’ın yardımlarını sanki kendi yapmış gibi) Kenan Bey’e bilgi veriyor. “Hülya Hanım’ı eski bir ahbabımın evine yerleştirdim. Emriniz mucibince 500 (filmdeki melodiden mi etkilendi ne) lira da avans verdim. Eve yakın bir lokantaya götürdüm..” Kenan, artık kullanılmayan bir sözcükle yanıt verir ; “Âlâ, teşekkür ederim.” Fabrika Müdürü rolündeki Nevzat Bilsel, böylesine dalavereci olamayacak kadar temiz yüzlü… Gülsüm Kamu. Elizabeth Taylor’dan daha çarpıcı. Bakışları hep üzerinde topluyor.
Hülya Köşke dönmüş.
Yılmaz; “Burası Köşkün en güzel odalarından biridir. Pek sevinmişe benzemiyorsun. Neyin var?”
Hülya; “Bilmem, şaşkınım. ‘Birdenbire’ öyle şeyler oldu ki.”
Yılmaz; “Doğru. ‘Birden’ öyle şeyler oluyor ki.”

star 07 Ağustos 2006 16:27:08

8

aynı kıza aşık olan biri fabrikatör biri işçi iki gencin hikayesi.izlenir..

Yandex.Metrica