Posta Güvercini

8,24

( 5 kişi yorum yaptı )

Posta Güvercini

Sinema Filmi

1965

‘Paint Your Wagon’ müzikalindeki (1951) ‘I Talk to the Trees’ (Frederick Loewe / Alan J. Lerner). Ardından Nelson Riddle ve Orkestrası’nın ‘Come Blow Your Horn’ albümündeki (1963) ‘The Naughty Mrs. Eckman’ (Nelson Riddle ).
Kimliği bilinmeyen kişiden gelen paketten gösterişli bir boynuz ve karısı Şahizer ile İskender’in samimi resmi çıkmış. Nazım Bey izah bekliyor. Durumu kurtaran yine ‘Posta Güvercini’ olur.
Ecmel; “Size yapılan bu şaka şüphesiz çok çirkin. Bu şakaların taşıdığı maksat da cidden iğrenç. Artık her şeyi olduğu gibi öğrenmeniz lazım. Vallahi amcacığım, sizden bazı şeyleri gizlediğimize hata ettik. Biz sizi nede olsa anlayışlı bir adam olarak görüyoruz. Aklınıza kötü şeyler gelmesin. Bizim gibi hayata bağlı gençlerin her çeşit bedii zevkten his almalarına pek tabii hakları vardır. Bunu teslim edersiniz herhalde. Bizi affettiğinize inanıyorum. Biz de bu artistlerin sanat bahislerine katılmaktan, hatta bazı oyun provalarına iştirak etmekten hoşlanıyorduk. İşte bu resim de bir müddet evvel böyle bir günde, Şahizer ablama ısrarla kabul ettirdiğimiz bir oyunun provası esnasında çekilen resmiydi.”


Aynı adlı romanın (‘Posta Güvercini’-1950-Kerime Nadir) (Beşinci basım-İnkılâp ve AKA Kitabevleri) Yeşilçam uyarlaması. Hep olduğu gibi jenerik kaybolmuş.
‘Claude Bolling Big Piano Orchestra Plays Ray Charles’ uzunçalarındaki (1962) “What’d I Say” (1961) (Ray Charles). İskender’i bu melodi ile (kitaptaki soyadı Hürsoy) izlediğimiz ‘mezuniyet kutlaması’nda tanıyoruz. Eczacı amcası Nazım ve yengesi Şahizer’le yaşıyor. İktisat Fakültesini geçen hafta bitirmiş. Evde ayrıca, Nazım’a bazen amca bazen enişte diyen Ecmel ve o gün doktor çıkan Mübeccel var. En iyi arkadaşları Rahmi de Tıbbiyeden mezun olmuş.
[Film bu şekilde ve sanki 398 sayfalık romanın biraz 129uncu ama asıl 169. sayfasından başlıyor. İlk sayfalarda İstanbul Savcısı Fahir Devrel ve arkadaşı Avukat Emin, ‘rezalet komprimesi’ gibi bir dava hakkında konuşuyorlardı. ‘İçtimaî mevki sahibi bir zat’, Nazım, 2 ay önce kanserden ölen karısının mezarından çıkarılıp zina suçuyla damgalanması için Savcılık’a başvurmuş. İskender de, gerçeğin anlaşılması için anı defterinin okunmasını istiyor. Delikanlının yazdıklarıyla ‘seneler öncesine’ gidiyoruz.
Bir iftiranın üzüntüsüne dayanamayıp canına kıyan politikacı babası Celal Bey’in ardından annesi de evlerindeki bir yangında ölür. İskender’i kurtarmaya çalışan amcanın sol eli yanmış. Bu nedenle hep eldivenli. İlk eşi Nuriye Hanım’la çocukları olmadığı için İskender’e çok düşkün. Evleri ta Yakacık, Ayazma Yolu üzerinde. Eczane ise Sirkeci’de. Çapkın amcanın bu kadar uzakta ve neredeyse her gece nöbetçi olması hep o ‘malum’ nedenden; Kadınlara zaaf. Şahizer’i görüp eli ayağına dolandığında karısı “Sizin zaten güzellere ağzınızın suyu akar, Bey!” demişti (sf. 33). Komşuları Pertev Bey’in iki kızı var; Mübeccel ve Ecmel. İki yıllığına gittikleri Fransa’dan Şahizer’le beraber dönmüşler.
Genç kız, Mübeccel’in okuldan arkadaşı. Halası, Avrupa’da Nevrasteni sağaltımı sırasında ölünce Pertev Beylerle gelmiş.
İskender 14, Şahizer 18 yaşında. Karşılaşmaları, genç kızın 4 iri inci tanesini düşürdüğü havuz başında olur. ‘Kahramanımız henüz bulûğa ermemiş ama onun yanında adeta bir çeşit duygusal ergenliğe varıyor’. Aslında O da, Rahmi gibi başlarda Ecmel’e tutkundu.
Sonrası fırtına gibi. Yengenin ölümü ve ‘daha kefeni solmadan’ amcasının Şahizer’le evlenmesi (Nazım’ın en belirgin özelliği bu galiba. Romanın sonunda, bu kez Şahizer’in ‘kırkı çıkmadan’ hizmetçileri Cazibe ile nikâhlanır); Pertev Bey’in hastalığa yenik düşmesi ve kızlarının eğitim için Avrupa’ya gitmeleri; Yıllar sonra Münevver, Haydarpaşa Numune Hastanesi Cerrahi Servisi Şefi, Rahmi de aynı yerde doktor ve Ecmel, Sanat Enstitüsü mezunu; İskender bir bankada çalışıyor ve iki ay sonra (filmde yok) askere gidecek].
İskender ve Rahmi, ilk sahnelerdeki partiden sonra, mezuniyet kutlamalarına ‘Kızıl Serçe Lokali’nde devam ediyorlar. Rahmi’nin abisi Hilmi burada Şef Garson.
Erdoğan Çaplı’nın ‘Piano Pasha’ uzunçalarındaki (1959) ‘Eminem’ ve ‘Ballad of Asker-Süt İçtim’. Kahramanımız o gece Erdoğan Üçkaya Orkestrası eşliğinde izlediğimiz Dansöz Semra (romanda Kamra/Kamiy) ile beraber olur. Amcasının kadın düşkünlüğüne laf etmişti ama dayanamayıp aynı şeyi yapıyor.
‘Big Pecussion Bend’in ‘The Ted Heath Collection’ 33’lüğündeki (1961) “It Ain’t Necessarily So” (1935) (George Gershwin / Ira Gershwin). Sanatçı, evinde özel olarak dans etmişti kahramanımız için. İskender’in ilk cinsel deneyimi.
Yorgun argın eve geldiğinde Şahizer’e şakaklarını ovalatıyor rahatlamak için. Maden suyu da midesi içinmiş!
“Kalfa ‘yine’ rahatsızlandığı için amcasının eczanede nöbetçi olduğu(!)” gece Şahizer’e yaşamındaki gizi açıklıyor. Üç sene öncesine kadar onu bir abla gibi severken, banyoda yıkanışını anahtar deliğinden seyrettiği günden sonra bir erkek gibi sevmeye başlamış. Genç kadın tüm içtenliğiyle onu böyle bir ilişkiden uzak tutmaya çalışıyor. “Senin erkekliğinle zapt edip ezemediğin duyguları ben kadınlığımla çiğniyorum.”
Roberto Delgado & His Orchestra’nın ‘Dance to Delgado’ albümündeki (1960) “I’ve Got You Under My Skin” ve Dominic Cortese’in ‘Accordion Italy’ uzunçalarındaki (1962) ‘La Danza’ (R. Shad). Ertesi gün Mübeccel’in gizli aşkı ortaya çıkar; ‘Aktör-rejisör’ Turhan (tam adı ‘Müeyyet Turhan’). Konuşmalarını, Ecmel, paralel telefondan dinliyordu. Tiyatrosunda buluşmaya karar vermişler. Damat adayını görmek için hepsi oraya gider.
Turhan Tiyatrosu sahnesinde bir tanıdık sanatını döktürüyordu; Semra.
Helmut Zacharias’ın ‘Hollyday in Spain’ uzunçalarındaki (1959) ‘La Violetera’ (1914) (Jose Padilla / Eduardo Muntesinos) ve Clebanoff-Suas Cordas & Percussdo’nun ‘Sons Maravilhosos’ 33’lüğündeki ‘Turkish Harlem Dance’. Güzelliğini ve dansını bu notalarla sergilerken Turhan, Mübeccel’in locasına gelir.
Mendelssohn’un Düğün Marşı (1842). Çok geçmeden evlilikleri gerçekleşir (konuklardan biri Nezihe Güler).
Her şey iyi kötü bir denge içinde devam ediyor. Amcabey, neredeyse iki günde bir eczanede nöbette! Şahizer ile İskender arasında dostça bir ilişki kurulmuş. Fırtına öncesi sessizlik gibi.
The Shadows’dan ‘36–24–36’ (1961) (Bruce Welch / Hank B. Marvin / Jet Harris / Tony Meehan). Günler sonra piyanodaki Ecmel’in arkadaşlarıyla müzik yaptıkları gece Turhan’ın Şahizer’le konuşmasından kuşkulanan İskender ertesi gün onları dinler. (Gizlice ‘seyretmek’ ve ‘dinlemek’ huyu var).
‘Nocturnes: 1. Nuages’ (1899) (Claude Debussy). Ertesi gün saat 6’da Dolmabahçe’de, saatin altında (romanda “3’te, Köprü’de”) buluşacaklarmış. Onları takip ediyor. O gün Semra’nın Turhan’ın da metresi olduğunu öğrenir. ‘Romantik aşkı’ ve ‘yatak sevgilisi’, şu kendini beğenmiş ‘aktör’ ile beraber olsun! Öfkeden nereye saldıracağını bilemiyordu.
‘Prince Igor: Act 2, Polovetsian Dances-Gliding Dance of the Maidens’ (1890) (Alexander Borodin / Rimsky-Korsakov) melodisinden uyarlanan ‘Stranger(s) in Paradise’ (1953). Bir hışım gelmiş talihsiz kadından, hem de O’nun pantolonunu onardığı sırada hesap soruyor. Turhan’la doktora gittiklerini öğrenince de bu kez çocuk aldırdığını zanneder.
Neyse sonuçta durum anlaşılıyor; Şahizer’in sol göğsünde ‘ilerlemiş bir kanser varmış’. Mübeccel’in yaptığı ameliyat başarılı geçer.
Herkesin geçmiş olsun dileğinde bulunduğu sahnede Mantovani’nin aynı adlı uzunçalarındaki (1953) ‘Some Enchanted Evening’ (1949) (Richard Rodgers / Oscar Hammerstein II) var.
‘La Cumparsita’ (1916) (Gerardo Matos Rodriguez). Turhan’ın neden olduğu bir yığın sorunun ardından mutluluk Ecmel’le geliyor; İskender, Şahizer’le gönülleri arasında ‘kâh sevgi, kâh ıstırap, kâh teselli, kâh mutluluk taşıyan’ bu Posta Güvercini’yle evlenir.
‘Prinz Methusalem Operası’nın Uvertür’ü (1877) (Johann Strauss II). Biraz buruk olan Rahmi’nin gönlünü alıyor.
Mübeccel kocasından ayrılmış. Sevgiyi, çalışma arkadaşı Doktor Cevat’la olan beraberliğinde bulmuş.
Şahizer de çok sağlıklı. Hep affettiği (ve büyük olasılıkla daha kimbilir kaç kez edeceği) Nazım’la mutlu.

Romanda o denli şanslı değil. İkinci ameliyat için Mübeccel ile Avrupa’ya gidiyorlar. Doktor Sauerbruch’un ameliyatından iki ay sonra yaşamını yitirir. ‘Afet iç uzuvlara sarmış’. Vasiyeti üzerine Yakacık’taki aile kabristanına gömülür (sf. 381). Kocasının ihanetlerinden öylesine bıkmış ki mirasından mahrum bırakmak amacıyla servetini İskender ile Ecmel arasında bölüştürmüş. Daha da garantiye almak için Onlara borçlu olduğuna dair Noter’e senet bırakmış. Nazım bir şeyler koparabilir miyim diye çırpınıyor ama hepsi sonuçsuz.


Filmden bir alıntı.
Şahizer; “İnsan sevdiğine en çok yaklaştığı anda ondan en fazla uzaklaştığını hisseder… Erkeklerin hiç birisini anlayamıyorum. Önce çılgınca severler sonra başkasına tutulup her şeyi unuturlar. Tıpkı amcan gibi.”
Romandan bir alıntı.
“Benim inancım şu ki, büyük rabıtalar (bağlar) ancak ayrı varlıklar arasında yaşayabilir. Birleşmeler onları yok eder (sf. 312)”
(Yazan: Murat Çelenligil)


10.1.1966 pazartesi Beyoğlu Lale,Çarşıkapı Şık ve Eyüp Melek sinemalarında gösterime girmiş. Zafer ALGAN

Künye

Yönetmen Nevzat Pesen
Senaryo
Yapımcı Nevzat Pesen
Görüntü Yönetmeni Gani Turanlı
Eser
Süre 97 dk
Tür Dram, Duygusal, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Ameliyat, Düğün, Gazino, Gizli Aşk, İhanet, Daha Fazlası

Oynayanlar

Feryal Koçyiğit Feryal Koçyiğit Mübeccel
Engin İnal Engin İnal Rahmi
Orhan Elmas Orhan Elmas Turhan
Haydar Karaer Haydar Karaer Hilmi
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Yusuf Sezgin Seslendirmesi
Handan Kadıoğlu Handan Kadıoğlu S.Ferdağ Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Hülya Koçyiğit Seslendirmesi
Toron Karacaoğlu Toron Karacaoğlu Orhan Elmas Seslendirmesi
Süha Doğan Süha Doğan Muzaffer Tema Seslendirmesi
Mesut Sürmeli Mesut Sürmeli
Sevda Ferdağ Sevda Ferdağ
Muzaffer Tema Muzaffer Tema
Nilüfer Koçyiğit Nilüfer Koçyiğit
Yusuf Sezgin Yusuf Sezgin
Hülya Koçyiğit Hülya Koçyiğit
Birsen Kaplangı Birsen Kaplangı Nilüfer Koçyiğit Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Nazmi Özer (Kurgu)
Yönetmen Ekibi Şengün Gökçay (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Ahmet Erhan (Kamera Asistanı)
Işık Ekibi Turçin Solok (Işık Ekibi)
Ses Ekibi Nevzat Pesen (Ses Kayıt)
Nazmi Özer (Senkron)
Tasarım Kemal Borteçin (Afiş)

Firmalar

Pesen Film (Yapım)
Süperfon Stüdyosu (Film Hazırlık)
Apa Ofset Basımevi (Afiş Baskı)

Son Yorumlar (5)

benimsinema avatar benimsinema 20 Temmuz 2013 15:42:26

8

herseyden üc kardesin ayni filmde oynamasi güzel bisey... acaba ozamanlarda nasil bir tepki aldilar merak ediyorum aslinda... aile icinde birbirine asik olanlarin ask hikayesini anlatiyor film... sevda ferdag vamp kadin rolunde yine...film cok olayli oldugu icin, film akici...

kartal tibet tutkunu avatar kartal tibet tutkunu 11 Mart 2011 02:12:03

10

"Yeşilçam tutkunu" Bu yorumuna katılırım. 'AŞK-I MEMNU'DAN' daha bi' masumane olan, güzel bir aşk filmi'dir bence de. Enteresan olan gerçek hayatlarında üç kardeşin aynı konsepte yönetmen Orhan ELMAS ile rol paylaşması hem'de çok uyumlu başarılı bir oyunculukla!. Bir başka sorum: 'Nilüfer KOÇYİĞİT'E Sizde, sinemada çokta başarılıydınız.. niçin erken ayrıldınız?..'

0k3v1n0 avatar 0k3v1n0 13 Aralık 2010 12:10:12

Şahizer: Erkeklerin hiç birisini anlayamıyorum. Önce çılgınca severler sonra başkasına tutulup her şeyi unuturlar. Tıpkı amcan gibi. - Posta Güvercini

yesilcamtutkunu avatar yesilcamtutkunu 04 Ocak 2010 12:34:01

9

Ask-i Memnu nun daha masum bir versiyonu gibi geldi bana... Güzel bir ask filmi...

wunsch vertrauen avatar wunsch vertrauen 28 Kasım 2007 17:29:11

2

Filmin bana göre en dikkat çekici özelliği; Koçyiğit kardeşlerin (Hülya- Feryal- Nilüfer) üçünün de aynı filmde buluşmuş olması. Sanırım başkaca bir filmde üçü birlikte oynamamıştır.

Yandex.Metrica