Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sevdiğim Adam (Sevdiğim Adam)

Sevdiğim Adam

8,59

(7 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 Dram Dram

Yönetmen: Mehmet Dinler Mehmet Dinler

Ülke: türkiye

Oyuncular: İhsan Bayraktar, Asım Nipton, Faruk Çimen, Mahmure Handan, Hasan Ceylan, Sami Hazinses, Haydar Karaer, Ali Seyhan, Necip Tekçe, Muzaffer Tema Devamını Gör...

Konusu : Giorgio Carnini’nin ‘The Magic Sound of the Hammond Organ X-66’ uzunçalarındaki ‘Angeli Negri’ (1946/48) (Manuel Alvarez Maciste / Andres Eloy Blanco). Murat, Fikret’in ‘yazdığı’ son mektup ve ‘gözleri görmeyen’ Sevda. Murat; “..Ölürken bir kere sevmek çok güzel ama severken bin kere ölmeye ne demeli.” Sevda; “Sonra?” Murat; “Saçında bir tel, gözünde bir damla yaş olmaya razıyım.” Sevda; “Sonra?” Murat; “Sonrası kan ve gözyaşı.” Sevda; “Kan lekeleri Fikret’e ait.” Murat; “Gözyaşları da, gözyaşları da..” Sevda; “Gözyaşları da sana aitti Murat.” Murat; “..Görüyorsun, Sevda.” Sevda; “Evet, hem de sadece yaranı değil kanayan kalbini de görüyorum artık.” Cyrano De Bergerac’ın (1897) (Edmond Rostand) (Remzi Kitabevi-Üçüncü Basım-1948) (Çeviren Sabri Esat Siyavuşgil) kimbilir kaçıncı Yeşilçam uyarlaması. “Hayat şarap gibidir//Keder de var neşe de.” Jenerikte ‘Ağlama Değmez Hayat’ (1969) (Mehmet Ilgın / Mehmet Erbulan). Kahramanımızın adı Murat. Filmin başında hapisteydi. Buraya neden girdiği belli değil. Dahası ne iş yaptığı da tam olarak anlaşılmıyor. Adamı Sami, görüş gününde “Hallettim para işlerini. Kulüplerden hâsılatı topladım” diyordu. Galiba Beyoğlu’nda, gazinolardan haraç toplayan bir çetesi var. ‘Robin Hood gibi zenginden aldığını fakire veriyor’. “İdamlık Nusret’in felç olan kızına yardım etmiş; Yusuf’un çocuklarını yatılı okula yerleştirmiş”. Eli kalem tutan biri. Mahkûmların aşk mektuplarını bile yazıp yaralarına ilaç oluyor. El öpmelere kalkmıştı biri. “Benimki geldi Abi. Yazdığın mektuplar ağlatmış O’nu. ‘Seni ölünceye kadar beklerim Şakir’ dedi.” Murat “Helal süt emmiş bir kadınmış öyleyse” diyor ama ‘keramet mektuplarda’. O güzel lafları nerden buluyor bilinmez. “Zamanında biz de mürekkep yaladık Şakir. Ama kader rüzgârı bu, savurdu bıraktı bizi bu karanlık sokaklara.” Tek tutkusu şarkıcı Sevda. Aynı mahallede büyümüşler. ‘Bahar kokan çiçeği’ ta o zamandan beri ve itiraf edemediği bir aşkla seviyor. Cyrano (sf. 44) ‘bir dağ, bir yarımada’ gibi olan burnu nedeniyle Roxane’a aşkını söyleyememişti. Murat’ın nedeni ise pek inandırıcı değil. Sami; “Kızma Abi ama anlayamıyorum seni. Sevgini içinde saklıyorsun. Anlat Sevda’ya her şeyi. Açıl, dök içini.” Murat; “Sonra da yüzüme gülsün değil mi? ‘Haddini bil’ desin. Kadın kısmı güzellik arar, gösteriş arar Sami. O’nun ipek saçlarını şu kara elimle okşayamam herhalde.” Sağ bileği ve üç parmağı siyah bir bezle sarılı. Tüm sorun buymuş. Oysa sonradan, düşmanlarının ‘Çolak’ diye alay ettikleri o elle üç kişiyi dövdüğüne tanık olacağız. “Gizli aşk bir gizli dertmiş//Feda ettim her şeyi.” (1969) (Zeynettin Maraş). Sevda sahnede. Belkıs Özener’in sesiyle söylediği şarkıyı Sami banda kaydediyor. Murat, parmaklıklar arkasında bunu dinleyerek hasret giderecektir. Ama gazino patronu Necmi de ‘genç kıza deli gibi yanık’. ‘Fausto Papetti’nin ‘I Remember N.3 (Misty)’ (1966) albümündeki ‘(Somewhere) Over the Rainbow’ (1939) (Harold Arlen / Edgar Yipsel Harburg). ‘Kontratları ay sonunda bitiyor’muş. Gazinocu ‘böyle bir yıldızı elinden kaçırmak istemediği için her şartı kabul etmeye hazır’. Ancak amacı başka. Bunu söylerken öyle Murat gibi çekingenliği filan yok; “Sadece kulübümün değil benim de kraliçem olmanızı arzu ediyorum.” Genç kız, o günlerde adı sanı pek bilinmeyen bir başka gazinodan sahne teklifi alır. Buranın sahibi Fikret Taylan ‘efendi görünüşlü bir genç’. Sevda, önceleri ‘şehrin en lüks yerinde çalışırken böyle 3. sınıf bir batakhaneden teklif gelmesini küstahlık olarak görmüştü’. Biraz konuşunca öneriyi kabul ettiği gibi ‘buranın restorasyonu konusunda da yardımcı’ oluyor. Delikanlı burayı bir dava uğruna işletiyormuş. “Aslen Kıbrıslıyım. Orda, ailem, en mühimi mücahit arkadaşlarım var. Kulübün kazancıyla Onlara mühimmat gönderiyorum.” Ufak bir düzenleme ile salon ‘eskisine nispetle çok daha iyi olur’. Fikret “Açılışı hemen yapabiliriz. Tabii sizce bir mani yoksa” diyor. Ama ortada bambaşka bir ‘mani’ var; Necmi. Şimdilik ‘hafif bir ihtar ziyaretiyle’ yetinir. Kulüp kapatılmalıymış. Adamları Kemal-Hasan Ceylan, Necip Tekçe ve Selim-Ali Seyhan da yanındaydı. ‘Durum vahim, tehlikeli’. Bu adamlarla başa çıkılmaz. Ama tehditlerine boyun eğmeyecekler çünkü hepsinin çekindiği ‘birisini’ tanıyor genç kız. O ‘biri’ de bu günlerde hapisten çıkmış. Sevda’nın ‘konuşma isteğini ve çok mühim şeyler söyleyeceğini’ duyunca eli ayağı birbirine dolanıyor. “İnanamıyorum bir türlü. Sanki rüya görüyorum Sami.” Roxane ve Cyrano “Sonraki gün saat yedide meşhur kebapçı/pastacı Ragueneau’da” buluşacaklardı (sf. 62). Benzer şekilde bizim kahramanlarımız da “Ertesi gün saat üçte Menekşe Pastanesi’nde” buluşuyorlar. Roman ve filmdeki erkek kahramanlar neler ummuşlardı. Oysa Roxane, Cyrano’dan İspanyollarla savaş için bölüğüne katılan Christian’ı kollamasını; Sevda ise Murat’ın Fikret’i Necmi ve çetesinden korumasını istiyor. Cyrano ve Murat bununla kalmaz Christian ve Fikret’in aşk mektuplarını da yazarlar. ‘Anma Arkadaş’ı (1967) (Selahattin Sarıkaya) dinlediğimiz akşam, ‘kulübü dağıtmaya gelenlere’ Murat engel olur. “Alayınızda ısıracak diş bırakmayacağım” demişti. Dediği gibi de yapar. Kemal’i kendi yöntemiyle(!) uyutup, ‘4 dişini çekiyor’. Sevda, Fikret’le biraz ama ‘mektuplarıyla’ çok mutlu. ‘6+6’ uzunçalarındaki (1964) (Stavros Xarhakos) ‘Fthinoporinos Dromos’. Şile’deki plajdalar. [Mine Mutlu bu sahnede giydiği mayoyu ‘İnleyen Nağmeler’ (1969) filminde de giymişti]. Genç kız, duygularındaki çelişkiyi şöyle açıklıyor; “Mektupların içimdeki acıyı zaman zaman hafifletecek kadar hisli ve temiz. Ama sen, sen bambaşkasın… Bir gün sevgine karşılık verebilirsem bil ki bu, mektuplarının yüzünden olacak. Aslında bir kadın kâğıtları değil erkeğini sevmek ister. Haksız mıyım Fikret?” Fausto Papetti’nin ‘I Remember N. 1’ 33’lüğündeki (1962) ‘Amado Mio’ (1946) (Allan Roberts / Doris Fisher). Bu ‘açık ve dürüst’ sorunun yanıtı bir gelir. Fikret, Murat ve Sami ile dertleşiyor. “Çaresizim. Yaradılışım böyle benim.” Murat ise O’nun yerinde olsa genç kızın ‘ellerini yakalar, alev alev bakarmış gözlerine’. Sami ise “Sen yapabildin mi? Acı çekmeye razı oldun. Sevgini açıklamadın” diyor. Filmin burasında bir kopukluk var. Tam olarak anlaşılmıyor. Galiba adadaki çatışmalar sırasında üzücü bir şey olmuş. Fikret’in Kıbrıs’a gitmesi gerekiyormuş. Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ albümündeki (1960) ‘Ebb Tide’ (1953) (Robert Maxwell / Carl Sigman). Murat, delikanlıyı koruyacağına bir kez söz verdi ya. Gitmesine mani olamayınca O’nunla beraber gider. ‘The Corrupt Ones’daki (1967) (Georges Garvarentz) ‘Man Hunt’. Adada cephaneliği havaya uçurmak gibi şeylerle de uğraşıyor. Mücahitler sevinç içinde ama kahramanımızı daha çok ‘mektup atabilmek için hattın öte tarafına geçerken’ görüyoruz. ‘Her gün iki, bazen de üç tane’ yazıyormuş. ‘Çığ gibi büyüyen sevgisinden; Satırlarında kendisini göndermekten; Silahların gölgesinde hep O’nu yaşadığından’ söz ediyor. Fikret, savaşmaktan vakit bulup kendi adıyla yazılan satırlara göz atınca ilginç bir şeyle karşılaşır. Mektup gözyaşı lekesi dolu. Nedenini sorduğunda “Şey! Olabilir. Kendimi kaptırmışım herhalde” yanıtını alıyor. Pérez Prado’nun ‘Exotic Suite of America’ 33’lüğündeki (1962) ‘Suite de las Americas’ (Pérez Prado) (02.27 sonrası). Gerçeği anlayan delikanlı intihar gibi bir saldırı sırasında ağır yaralanır. Bu arada Sevda da Kıbrıs’a gelmişti. O’nun kolları arasında ve son mektubu verecek kadar yaşar; “Vaktim yok. Söylemek istediklerimi bu mektupta bulacaksın... Kan lekeleri benim ama gözyaşları, gözyaşları..” Keşke gözyaşlarının kime ait olduğunu da söyleyebilseydi. Sonrası ayrı bir film gibi. İstanbul’a dönen genç kız gazinoyu tekrar açar. Fikret’in hatırasını yaşatmak istiyormuş. Ama Necmi yine yoluna çıkıyor. Daha da ileri giderek Murat’tan kurtulmak için adamı Kemal’i öldürüp suçu delikanlının üzerine atar. ‘Murder, Inc.’ albümündeki (1960) (Irving Joseph) ‘States Evidence’. Eceli gelen karıncanın kanatlanması gibi nereye saldıracağı belli değil. Kaçırmaya kalktıkları Sevda yaralanır. Doktor Cemal Konca’ya göre ‘şiddetli darbeden göz sinirleri zedelenmiş’. Ameliyatın sonucu için beklemek gerek. ‘Sol minör Adagio’ (Tomaso Albinoni). Murat, gizlendiği yerden Sami aracılığı ile çiçekler gönderiyor. Ayrıca her gece saat 10’da hastane odasında beraberler. Cyrano ise manastıra kapanan Roxane’ı 15 yıl boyunca her hafta ziyaret ediyordu. Necmi daha ileri gidip Sevda’yı öldürmeye kalkınca yaşamından olur. Bu arada Murat’ın suçsuz olduğu anlaşılmış. Mektuptaki gözyaşlarının kime ait olduğu sonunda belli oluyor. Gençlerin mutluluğuna en çok Sami sevinmiştir herhalde. Kitaptaki olaylar 1640-1655 arasında geçiyor. Cyrano çok iyi kılıç kullanan bir silahşor. Daha bileğini büken çıkmamış. Tek sıkıntısı alay konusu olan gösterişli burnu. Söylenenler yenir yutulur gibi değil. Kuşlar için tünek; Şapka asmak için mükemmel bir icat; Tanrıların bindiği gemi; Bir abide. Daha neler neler. Bu nedenle büyük bir aşkla sevdiği kuzeni Roxane’a açılamıyor. Genç kızın sevdiği Christian’ı korumaya da söz vermiş. Üstelik delikanlının aşk mektuplarını yazıp balkondaki serenada suflörlük yapıyor. İspanya ile savaş sırasında Christian ölür. ‘Gizli aşkı’ her şeyi yıllar sonra öğrenecektir. Ama ne yazık ki Cyrano, Murat kadar şanslı değil. Bir düelloda yaralanmış, ölmek üzere. “Roxane üzerine eğilip alnından öper (sf. 303).” Fausto Papetti’nin ‘I Remember N.1’ uzunçalarındaki (1962) ‘Flamingo’ (1941) (Ted Grouya / Edmund Anderson). ‘Yemeği ve orkestrası güzel bir gazino’. Sami; “Bozuksun Abi. İki saattir hiç konuşmadın.” Murat; “Düşünüyorum Sami. Hayat bazen çok tatsız geliyor bana.” Sami; “Eskiden böyle değildin ama.” Murat; “O zaman bir ümit vardı içimde.” Sami; “O ümidi sen söndürdün. Sana yakışmayacak kadar pısırık davrandın. Bu yüzden kız intikamını alıyor senden.” Murat; “Ne demek istiyorsun sen?” Sami; “(Sevda ve Fikret’i göstererek) Gelenlere bakarsan anlarsın… Eserinle iftihar et şimdi.” Murat; “Fazla ileri gittin Sami.” Sami; “Sen de çok geride kaldın ama. Sana da Sevda’ya da yazık olacak. Göreceksin Abi, bir inat yüzünden bedbaht olacaksınız.” Murat; “(Hâlâ anlamamakta ısrar ederek) Asla! Sevda’nın mesut olması için elimden geleni yapacağım.” (Yazan: Murat Çelenligil)



aysenazan

25 Aralık 2017 11:21

Ayhan Işık ve Mine Mutlu uyumu geçekten de çok başarılı. Birlikte başka filmleri var mı bilmiyorum. Ayhan Işık'ın canlandırdığı Murat karakterinin aşkını içine gömen, mağrur hali ve yazdığı mektuplar çok güzeldi. Sevda'nın da kalbinde yatan "sevdiğim adam" tamlamasına uygun olmayan bir erkeği tam olarak kabullenemeyişi ile Murat'ın aşkını içinde yaşayışı günümüzün aşk anlayışının çok yükseğinde bir davranış biçimini temsil ediyor. Özetle çok güzel bir aşk filmiydi..

Cevap Yaz

Kaptan34

20 Ocak 2017 11:48

Ayhan Işık ve Mine Mutlu nun uyumu çok başarılı sıcak bir aşk filmi

Cevap Yaz

benimsinema

3 Kasım 2014 19:51

Birbirini deli gibi seven iki genc ama birtürlü acilamayan iki magrur sevgili... hatta ayhan kaybetmeyi göze alacak kadar yusufla ask yasamasina bile yardimci olur.. mine mutlu türkan soraya cok benziyor bu filmde.. film herseye ragmen güzel ve güzel sarkilar

Cevap Yaz

Papatyam34

22 Nisan 2014 13:04

güzel bir aşk filmi iyi seyirler

Cevap Yaz

yasak75

30 Mayıs 2013 15:13

ben filmi çok beğendim

Cevap Yaz

sınırsız34

15 Nisan 2013 17:21

ÇOK SEVİYORUM BU FİLMİ

Cevap Yaz

metin55

16 Temmuz 2009 05:27

Cok güzel bir film.Mine.Mine Mutlu cok Güzel.

Allah Ayhan isik ve Mine Mutlu´ya rahmet eylesin.

Cevap Yaz
Yandex.Metrica