Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Sevemez Kimse Seni

Sevemez Kimse Seni
2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 31 Dk Duygusal Duygusal

Yönetmen: Ertem Eğilmez Ertem Eğilmez

Ülke: türkiye

Oyuncular: Hayri Esen, Güzin Ozar, Özcan Yiğitmen, Nezihe Güler, Tuncay Torun, Faik Coşkun, Hülya Şengül, İlhan Hemşeri, Taner Erhal, İhsan Yüce Devamını Gör...

Konusu : Metin Bükey Orkestrası’ndan “Sevgilim sen olmasan//Yaşamak neye yarar.” (1967) (Suat Sayın). Film ve roman ‘Samanyolu’nu çağrıştıran sahne. Gecenin bir vakti deniz kenarı. Nazan ve Kenan biraz ilerde ‘çalı çırpı toplayıp ateş yakıyorlar’. Alev; “Aa, şu parıldayan iri yıldızın ismi ne?” Ferit; “...” Alev; “Hı? Söylesene!” Ferit; “Çoban Yıldızı.” Alev; “Bakmadan nasıl bildin?” Ferit; “Çocukken yalının bahçesinde de hep aynı yıldızı sorardın.” Arkadaş için yapılan özverinin, ‘sevgiden kaçışın’ öyküsü. Beraber büyümüş Alev, Ferit, Nazan ve Kenan. Yaşamlarını Alev’in yazdıkları ile izliyoruz. “Ferit, bu sana son mektubum. Eğer bu sefer de seni ne kadar sevdiğimi, sana karşı suçlu olmadığımı kabul ettiremezsem bir daha seni rahatsız etmeyeceğim. Hikâyeme çocukluk günlerimizden başlayacağım. Çocukluğumuzun o mutlu günlerinde daima seni üzer, senle takışırdım. Daha o yaşta içimde bir his, senin hayatımın erkeği olduğunu, sana bir kere yenilirsem ömrümce esirin olacağımı söylerdi.” Filmin başındaki iki buçuk dakika boyunca Nazanların köşkündeyiz. Salıncakta sallanan, askercilik oynayan çocukları tanıyoruz. “Beraberken oyuna doymuyorlar. Hele Ferit okuldan izinli geldiği zaman büsbütün azıyorlar.” Nazan’ın babası yıllar önce ‘kalp romatizmasından sizlere ömür’. Anne Naciye Hanım da ‘romatizmalarından şikâyetçi’. “Rahmetli kocam gibi beni de bu ağrılar götürecek galiba” deyip duruyor. Neyse ki ‘Son’ yazısına kadar böyle bir şey olmadı. Naciye Hanım, Ferit’in de halası. Alev’in babası Reşat bir doktor. Bazen yalıda bazen de çiftlikteler. Tek üzüntüleri hastalıklı anne Selma. Durumu ‘pek iyi değil’. Ferit küçük yaşta öksüz kalmış. Babası İlhan Hemşeri bir subay. Naciye Hanım “Abimin oğlu, benim oğlum sayılır” diyerek yeğenine annesizliğini hissettirmemiş. Çocuklar arasında en az tanıdığımız Kenan. Dadısı Dursune’den başka bir yakınını göremedik. Bir olay, gelecek günlerin habercisi gibi. Nazan, Ferit’in ayağından hafifçe yaralanmasına neden olur. Alev de “Ben yaptım” diyerek suçu üzerine alır. Bu korumacılığı, ileriki yıllarda devam edecektir. Kenan yarayı öyle güzel sarmış ki Reşat Bey “Sen de benim gibi doktor olacaksın galiba” diyor. O gün Ferit’in gideceğini öğreniyoruz. Babasının tayini çıkmış. ‘Zorba’ (1964) için yapılan “Life Goes On (La Vie S’en Va)” (Mikis Theodorakis). “Kapı önünde vedalaşmamız dün gibi gözlerimin önünde.” Eşyalar kamyona yüklü. Bir taksi Ferit’i götürüyor. ‘Berceuse de Jocelyn’ (1888) (Benjamin Godard). “Sen gittikten bir süre sonra annem öldü.” Bu acı Alev’i ‘sanki birdenbire büyütür, olgunlaştırır’. Hatıralardan uzaklaşmak isteyen babası yalıyı satıp karşı sahilde bir köşk almış. Oraya gidiyorlar ama Nazan’la aynı yatılı okulda okuyacaklarmış. ‘The Bible: In the Beginning...’deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) ‘Theme From the Bible’. “Nihayet okul yılları da geride kaldı. Gene de birbirimizden ayrılmıyorduk. Ben Nazanlara gidiyordum. O bize geliyordu. Birbirimizde yatıya kalıyorduk.” Okul bittikten sonra iki genç kız bir işte çalışmıyor ama Ferit çakı gibi bir yüzbaşı olmuş. Kenan ise çok güzel bir doktor. ‘The Yellow Rolls-Royce’daki (1964) (Riz Ortolani) ‘Pisa’. Yine Nazanların evi. “Yıllar ne çabuk geçiyor. Çocukluğumuzda, buralarda ne oyunlar oynardık.” Alev birkaç gün orada kalacakmış. Ferit’in izinli gelişi de o günlerde. ‘The Yardbirds’ topluluğundan ‘Stroll On’ (1966): “Strollin’ on//’Cos it’s all gone//The reason why.//You made me cry,//By tellin’ me,//You didn’t see.//The future bore,//Our love no more.//I love you so,//And I don’t want to let you go.” Bir yılbaşı kutlaması veya maskeli balo. Ne olduğu tam belli değil. Ferit, Nazan’la; Alev de Kenan’la Alev’le dans ediyor. Ama ikisinin bakışları birbirinde. Nazan, bir fırsatını bulup Kenan’ın Alev’e evlenme teklif ettiğini yetiştirir. Bunu duyan Ferit o gece bardak bardak ‘duble viski’ içiyor! Alev ile ‘bir kere bile dans etmez’! “Her kalbin bir aşk hikâyesi vardır//Benim hikâyemse çok acıklı//Bir tek sevgilim elimden gitti//Dinleyin bu hayat ne acı.” Eğlenceden dönüşte dördü aynı arabada. Pikaptaki 45’likte Yalçın Ateş 6’lısı eşliğinde Semiramis Pekkan söylüyor; ‘Bu Ne Biçim Hayat’ (1968) (Sözler Fecri Ebcioğlu). Deniz kenarında ateş yakmak için durmuşlar. Alev; “Bu gece benle niçin dans etmedin” diyor kahramanımıza. Eğlence sırasında yapmadıkları dansı burada yapıyorlar. Ateş başındaki Nazan ve Kenan’ın kahkahaları bir anda durgunlaşır. “İkimiz de hislerimizi saklayamıyorduk. Birbirimizi görmeye devam edersek bir gün Nazan her şeyin farkına varacaktı. O’nu üzmektense sessizce ıstırap çekmeyi tercih ettim (Kenan’ın lafını bile etmemesi ilginç). Ertesi sabah erkenden kaçmaya karar verdim.” Babasının 5-10 günlüğüne Paris’teki bir konferansa katılması gerekiyormuş. “O zaman ben de Çiftliğe giderim. Oranın havası bana daha iyi geliyor.” Kararını, Ferit’in telefonu da değiştirmez. Ferit; “Hani bugün Ada’ya gidip yüzecektik, yarışacaktık. Öyle sanıyorum ki sen en güzel, ‘kaçmaca yarışı’ yapacaksın.” Alev; “Kaçmak hiç de âdetim değildir Ferit. Her yarışta da berabere kalacağımızdan eminim. Size iyi eğlenceler.” Uçsuz bucaksız çiftlik. Duvarları tüfek, geyik boynuzu, hayvan postu dolu şömineli ev. “Kış aylarında buraların o kadar çıplak bir sessizliği var ki insan ister istemez düşünceler âlemine sürükleniyor. Okumak için birkaç kitap getirmiştim. Fakat hiçbirine el sürmek içimden gelmiyordu. Soğuğa rağmen uzun gezintiler yapıyordum. Rüzgâr etrafımda, kulağıma bir şeyler fısıldar gibi dolaşıyordu. Artık Nazan ve Ferit beni rahatsız etmiyorlardı. İçimde bir hüzün vardı. Ama buraya geldiğimden (‘geldiğime’ diyecekti) memnundum. Kulaklarım rüzgârın sesiyle öylesine doluydu ki kalbimi kemiren ıstırabı dinlememe imkân vermiyordu.” Bir gün Osman Ağa beklemediği bir haber verir; “Misafiriniz var. Nazan Hanım geldi.” ‘Vivre Pour Vivre’ (1967) için yapılan (Francis Lai) ‘Théme de Catherine’. Aslında yaşlı Kâhya eksik söylemiş. Ferit de orada. Av tüfeği ile Kerem ve Aslı adlı köpekleri de getirmiş. ‘Kafaları çektikleri’ güzel akşam yemeğinde ava çıkmak konusu konuşuluyor. Fakat Nazan, ‘aile doktorları’ Kenan’ın sözüne uyup istirahat etmek zorundaymış. Ayrıca yalnız kaldıklarında arkadaşına Ferit’i ne kadar sevdiğini anlatır. Nazan’ı koruma duygusu ağır basan Alev tekrar ‘kaçmaya çalışıyor’. Ancak başaramaz. Sonraki günlerde, Ferit ‘evlenemeyeceklerini kati bir şekilde söyleyip Nazan’dan ayrılmış’. Bu sırada Kenan’ın bir telgrafı, âşıkların beraberliğini yine erteliyor. ‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai) ‘Théme de Robert’ (0.32-0.62 saniyeler arası); “Nazan intihar etti (‘intihar girişiminde bulundu’ demek istiyor). Durumu çok ağır. Acele gel.” Kendisini rıhtımdan denize atmış. Oradaki bir balıkçı sandalındakiler tarafından kurtarılmış. Zatürree olacağından korkuluyordu. Neyse ki bu da gerçekleşmez. Tahmin edileceği gibi Alev, ‘saadetini Nazan’a bırakıp gene kaçacaktır’. ‘The Yellow Rolls-Royce’daki (1964) (Riz Ortolani) ‘Forget Domani-Slow Tempo’. “Yemin ederim Ferit senindir. Evlenecek ve çok mesut olacaksınız, bana inan. Ne Ferit sana ihanet eder, ne de ben seni kırabilirim” diyor ‘kıskançlık azabı çeken’ arkadaşına. Daha da ileri gider. “Yemin ediyorum. Babamın başına yemin ediyorum.” 5 dakika süren acımasız sahne. Ferit’in evi [Kartal Tibet’in üzerindeki kazağı ‘’Seven Ne Yapmaz’ (1970), ‘Mahşere Kadar’ (1971) ve ‘Ömrümce Unutamadım/Ömrümce Aradım’da (1971) tekrar göreceğiz]. Alev, sevdiği erkeği Nazan ile evlenmesi için ikna ediyor. ‘Zavallı bir kızın ölüsünü çiğneyerek, her deniz görüşlerinde bu cinayeti hatırlayarak, belki de birbirlerinden nefret ederek’ yaşayamaz, mesut olamazlarmış! Zaman bu çılgınlığı tedavi edemezmiş! “Kaderimde kendi giyeceğim gelinliği elimle, sevdiğim adamı benden alana giydirmek de varmış. Istıraptan nasır bağlayan kalbim buna da dayanmasını bildi.” ‘La Cumparsita’lı (1917) (Gerardo Matos Rodriguez) düğün. Hülya Koçyiğit’in üzerindeki ‘Dior Kreasyonu’ güzel giysiyi ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Damgalı Kadın’ (1966), ‘Yağmur Çiselerken’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz. Ferit eşini, görev yaptığı Merzifon’a götürür. Haydarpaşa’dan kalkan trende Alev’in ‘paramparça kalbi de gidiyor’. Sonrasında Nazan’ın hamileliği; Üzüntü içindeki Alev’in Kenan ile evliliğe razı olması; Bir trafik kazasında Nazan ve bebeğinin ölümü var. “Ferit sağ fakat gözleri görmüyor.” Dr. Tevfik Soyurgal’a göre ‘kırılan bir kemik parçası göz sinirine tazyik ediyor’. Kısa sürede ameliyat edilmezse ‘sinirler felce uğrayıp görüşünü tamamen kaybedebilir’miş. Hayata küsen kahramanımız ne ameliyat olmak ne de Alev’i ‘görmek’(!) istiyor; “O’nun merhametine ihtiyacım yok.” Şimdi olay tersine dönmüş gibi; Bu kez ‘kaçan kişi’ Ferit. Ancak genç kız peşini bırakmaz. Hemşire Ayşe olarak sevdiğine yardımcı olmaya çalışıyor. Baştaki ‘ses benzerliği’ sorunu kısa sürede aşılır. Piyanonun başında Belkıs Özener’in sesiyle şarkı söylediği gün nihayet birbirlerine sarılıyorlar; “Sevemez kimse seni//Benim sevdiğim kadar//Sevgilim sen olmasan//Bu dünya neye yarar//**//Bir gün beni unutup//Başkalarına bakma//Birazcık sevgin varsa//Beni yalnız bırakma.” Ferit için pek değil ama Alev için yalnız geçen onca aydan, yıldan sonra birbirlerinin kollarındalar şimdi! ‘Charade’ (1963) filmindeki ‘Bye Bye Charlie’ (Henry Mancini). Çiftlikte, ördekli havuz. Alev; “Kenan, şu son günlerde o kadar karışık hisler içindeyim ki tasavvur edemezsin.” Kenan; “Bir yardımım dokunabilirse elimden geleni yapmaya hazırım. Söyleyeceklerin benimle mi ilgili?” Alev; “Evet! Sana beklemeni, bir gün evlenmeye karar verirsem senle evleneceğimi söylemiştim. Şimdi buna imkân görmüyorum.” Kenan; “Hayatına bir başkası girdi değil mi?” Alev; “Evet, Ferit’i seviyorum.” Kenan; “Anlamıştım.” Alev; “Kalbim bir başkasına aitken sana boşuna ümit vermek istemiyorum. Beni affedebilecek misin?” Kenan; “Kabahatli değilsin ki affedeyim. Katlanacağım.” (Yazan: Murat Çelenligil)



burcusara

20 Mart 2019 13:24

İlk izlediğim siyah beyaz filmdir. Bana siyah beyaz filmleri sevdiren film olarak aklımda kalacak hep. Özellikle son kısmını çok severim bu filmin. Herhalde en sonunda anlamıştır Ferit Alevin onu ne kadar sevdiğini. Önder Someri iyi rolde izlemekte güzel oluyor. Nazan karekterini pek sevmedim, ama Alev ve Feritin arasında durduğu için değil. Çok bencillik yapmış olmasıdır. Fakat bunu kasten Ferit ve Alevi ayırmak için yapmadığından kötü bir insan olarak görmedim onu, sadece kendi duygularını o kadar ön planda tutup iki insanın mutluluğunu engelledi. Mesela Kenan, Alevin Feriti sevdiğini anlayacak kadar duyarlı olmuştur ve bu özellik Nazanda olmadığı için pek sevmedim onu.

Cevap Yaz

KartalTibetTutkunu

3 Ekim 2017 05:09

Çocuklukları birlikte geçen eski dört arkadaş Alev, Ferit, Kenan, Gülsüm'ün yıllar sonra büyüdüklerinde yeniden biraraya gelip birbirleriyle sevgili olması film'i, konsept. Ayrıca film çekimin o dönem Küçükçekmece çiftliğin de yapılmış olduğu göl manzarasına nazır müthiş bir film.

Cevap Yaz

TubaArtan

21 Ağustos 2017 01:56

izlemeniz için o kadar çok sebep var ki deneyin hak vereceksiniz...

Cevap Yaz

Mtekke

20 Kasım 2016 03:09

Harikulade bir film duygulanmamak elde değil

Cevap Yaz

performer

25 Ekim 2015 21:57

ertem eğilmez'in yönettiği arabesk (1988) adlı filmde komedi unsuru yaptığı abartı filmlerden biri... teknik olarak bakıldığında iyi fakat hikaye ve anlatım şekli ile beğenmediğim filmlerden...

Cevap Yaz

benimsinema

7 Şubat 2014 23:49

dört cocukluk en iyi arkadas beraber büyür ve aralarinda yogun duygu yasarlar.... gülsüm kartali, kartal hülyayi hülyada kartali, önder hülyayi seviyordur... bu filmde kimse kötü degil, herkes iyi ama burada fedakarlik var... arkadasi aski icin kendi askindan vazgecen bir kizin hikayesi... tabi film mutlu sonla bitmesi gerekiyor yani aradan birinin ölmesi lazim.... izlenebilir...

Cevap Yaz

dieFohlen

28 Nisan 2012 10:59

Dönemin Türk sineması adına güzel bir filmdi, her ne kadar Murat Çelenligil'in bahsettiği üzere film bir çok çelişkiyi içerisinde barındırsa da, o dönemi görmek adına güzeldi.

Cevap Yaz

kartal tibet tutkunu

20 Temmuz 2009 19:37

BU FİLMİN JENERİK İSMİNDE DE YAZILDIĞI ÜZERE BENDE DİYORUMKİ: EYY Kartal TİBET,EYY Hülya KOÇYİĞİT "'SEVEMEZ KİMSE SİZİ,BENİM SEVDİĞİM KADAR"' SİZ' LER OYNAMIYORSUNUZ, ADETA GERÇEĞİ YAŞATIYORSUNUZ: BİR AŞK BU KADARMI TEMAŞA EDİLİR." BOŞUNA DEMEMİŞLER, OYUNCU OLUNMAZ! OYUNCU DOĞULUR DİYE" BİLENLER...

Cevap Yaz

nurettin_akgoz@hotma

22 Haziran 2009 16:29

BU FİLMİN JENERİK İSMİNDE DE YAZILDIĞI ÜZERE BENDE DİYORUMKİ: EYY Kartal TİBET,EYY Hülya KOÇYİĞİT 'SEVEMEZ KİMSE SİZİ,BENİM SEVDİĞİM KADAR' SİZ LER OYNAMIYORSUNUZ ADETA GERÇEĞİ YAŞATIYORSUNUZ: BİR AŞK BU KADARMI TEMAŞA EDİLİR. BOŞUNA DEMEMİŞLER OYUNCU OLUNMAZ OYUNCU DOĞULUR DİYE BİLENLER.........

Cevap Yaz

Halil Güneşli

19 Ekim 2008 11:28

Başta Önder Somer, Kartal Tibet ve İhsan Yüce için ve Gülsüm Kamu için izlenecek bir film

Cevap Yaz
Yandex.Metrica