Sevemez Kimse Seni

8,52

( 13 kişi yorum yaptı )

Sevemez Kimse Seni

Sinema Filmi

1968

Metin Bükey Orkestrası’ndan “Sevgilim sen olmasan//Yaşamak neye yarar.” (1967) (Suat Sayın). Film ve roman ‘Samanyolu’nu çağrıştıran sahne.
Gecenin bir vakti deniz kenarı. Nazan ve Kenan biraz ilerde ‘çalı çırpı toplayıp ateş yakıyorlar’.
Alev; “Aa, şu parıldayan iri yıldızın ismi ne?”
Ferit; “...”
Alev; “Hı? Söylesene!”
Ferit; “Çoban Yıldızı.”
Alev; “Bakmadan nasıl bildin?”
Ferit; “Çocukken yalının bahçesinde de hep aynı yıldızı sorardın.”


Arkadaş için yapılan özverinin, ‘sevgiden kaçışın’ öyküsü. Beraber büyümüş Alev, Ferit, Nazan ve Kenan.
Yaşamlarını Alev’in yazdıkları ile izliyoruz.
“Ferit, bu sana son mektubum. Eğer bu sefer de seni ne kadar sevdiğimi, sana karşı suçlu olmadığımı kabul ettiremezsem bir daha seni rahatsız etmeyeceğim. Hikâyeme çocukluk günlerimizden başl ayacağım. Çocukluğumuzun o mutlu günlerinde daima seni üzer, senle takışırdım. Daha o yaşta içimde bir his, senin hayatımın erkeği olduğunu, sana bir kere yenilirsem ömrümce esirin olacağımı söylerdi.”
Filmin başındaki iki buçuk dakika boyunca Nazanların köşkündeyiz. Salıncakta sallanan, askercilik oynayan çocukları tanıyoruz. “Beraberken oyuna doymuyorlar. Hele Ferit okuldan izinli geldiği zaman büsbütün azıyorlar.”
Nazan’ın babası yıllar önce ‘kalp romatizmasından sizlere ömür’. Anne Naciye Hanım da ‘romatizmalarından şikâyetçi’. “Rahmetli kocam gibi beni de bu ağrılar götürecek galiba” deyip duruyor. Neyse ki ‘Son’ yazısına kadar böyle bir şey olmadı. Naciye Hanım, Ferit’in de halası.
Alev’in babası Reşat bir doktor. Bazen yalıda bazen de çiftlikteler. Tek üzüntüleri hastalıklı anne Selma. Durumu ‘pek iyi değil’.
Ferit küçük yaşta öksüz kalmış. Babası İlhan Hemşeri bir subay. Naciye Hanım “Abimin oğlu, benim oğlum sayılır” diyerek yeğenine annesizliğini hissettirmemiş.
Çocuklar arasında en az tanıdığımız Kenan. Dadısı Dursune’den başka bir yakınını göremedik.
Bir olay, gelecek günlerin habercisi gibi. Nazan, Ferit’in ayağından hafifçe yaralanmasına neden olur. Alev de “Ben yaptım” diyerek suçu üzerine alır. Bu korumacılığı, ileriki yıllarda devam edecektir. Kenan yarayı öyle güzel sarmış ki Reşat Bey “Sen de benim gibi doktor olacaksın galiba” diyor.
O gün Ferit’in gideceğini öğreniyoruz. Babasının tayini çıkmış.
‘Zorba’ (1964) için yapılan “Life Goes On (La Vie S’en Va)” (Mikis Theodorakis). “Kapı önünde vedalaşmamız dün gibi gözlerimin önünde.” Eşyalar kamyona yüklü. Bir taksi Ferit’i götürüyor.
‘Berceuse de Jocelyn’ (1888) (Benjamin Godard). “Sen gittikten bir süre sonra annem öldü.” Bu acı Alev’i ‘sanki birdenbire büyütür, olgunlaştırır’. Hatıralardan uzaklaşmak isteyen babası yalıyı satıp karşı sahilde bir köşk almış. Oraya gidiyorlar ama Nazan’la aynı yatılı okulda okuyacaklarmış.
‘The Bible: In the Beginning...’deki (1966) (Toshiro Mayuzumi) ‘Theme From the Bible’. “Nihayet okul yılları da geride kaldı. Gene de birbirimizden ayrılmıyorduk. Ben Nazanlara gidiyordum. O bize geliyordu. Birbirimizde yatıya kalıyorduk.”
Okul bittikten sonra iki genç kız bir işte çalışmıyor ama Ferit çakı gibi bir yüzbaşı olmuş. Kenan ise çok güzel bir doktor.
‘The Yellow Rolls-Royce’daki (1964) (Riz Ortolani) ‘Pisa’. Yine Nazanların evi. “Yıllar ne çabuk geçiyor. Çocukluğumuzda, buralarda ne oyunlar oynardık.” Alev birkaç gün orada kalacakmış. Ferit’in izinli gelişi de o günlerde.
‘The Yardbirds’ topluluğundan ‘Stroll On’ (1966): “Strollin’ on//’Cos it’s all gone//The reason why.//You made me cry,//By tellin’ me,//You didn’t see.//The future bore,//Our love no more.//I love you so,//And I don’t want to let you go.” Bir yılbaşı kutlaması veya maskeli balo. Ne olduğu tam belli değil. Ferit, Nazan’la; Alev de Kenan’la Alev’le dans ediyor. Ama ikisinin bakışları birbirinde.
Nazan, bir fırsatını bulup Kenan’ın Alev’e evlenme teklif ettiğini yetiştirir. Bunu duyan Ferit o gece bardak bardak ‘duble viski’ içiyor! Alev ile ‘bir kere bile dans etmez’!
“Her kalbin bir aşk hikâyesi vardır//Benim hikâyemse çok acıklı//Bir tek sevgilim elimden gitti//Dinleyin bu hayat ne acı.” Eğlenceden dönüşte dördü aynı arabada. Pikaptaki 45’likte Yalçın Ateş 6’lısı eşliğinde Semiramis Pekkan söylüyor; ‘Bu Ne Biçim Hayat’ (1968) (Sözler Fecri Ebcioğlu). Deniz kenarında ateş yakmak için durmuşlar.
Alev; “Bu gece benle niçin dans etmedin” diyor kahramanımıza.
Eğlence sırasında yapmadıkları dansı burada yapıyorlar. Ateş başındaki Nazan ve Kenan’ın kahkahaları bir anda durgunlaşır.
“İkimiz de hislerimizi saklayamıyorduk. Birbirimizi görmeye devam edersek bir gün Nazan her şeyin farkına varacaktı. O’nu üzmektense sessizce ıstırap çekmeyi tercih ettim (Kenan’ın lafını bile etmemesi ilginç). Ertesi sabah erkenden kaçmaya karar verdim.”
Babasının 5-10 günlüğüne Paris’teki bir konferansa katılması gerekiyormuş. “O zaman ben de Çiftliğe giderim. Oranın havası bana daha iyi geliyor.” Kararını, Ferit’in telefonu da değiştirmez.
Ferit; “Hani bugün Ada’ya gidip yüzecektik, yarışacaktık. Öyle sanıyorum ki sen en güzel, ‘kaçmaca yarışı’ yapacaksın.”
Alev; “Kaçmak hiç de âdetim değildir Ferit. Her yarışta da berabere kalacağımızdan eminim. Size iyi eğlenceler.”
Uçsuz bucaksız çiftlik. Duvarları tüfek, geyik boynuzu, hayvan postu dolu şömineli ev. “Kış aylarında buraların o kadar çıplak bir sessizliği var ki insan ister istemez düşünceler âlemine sürükleniyor. Okumak için birkaç kitap getirmiştim. Fakat hiçbirine el sürmek içimden gelmiyordu. Soğuğa rağmen uzun gezintiler yapıyordum. Rüzgâr etrafımda, kulağıma bir şeyler fısıldar gibi dolaşıyordu. Artık Nazan ve Ferit beni rahatsız etmiyorlardı. İçimde bir hüzün vardı. Ama buraya geldiğimden (‘geldiğime’ diyecekti) memnundum. Kulaklarım rüzgârın sesiyle öylesine doluydu ki kalbimi kemiren ıstırabı dinlememe imkân vermiyordu.”
Bir gün Osman Ağa beklemediği bir haber verir; “Misafiriniz var. Nazan Hanım geldi.”
‘Vivre Pour Vivre’ (1967) için yapılan (Francis Lai) ‘Théme de Catherine’. Aslında yaşlı Kâhya eksik söylemiş. Ferit de orada. Av tüfeği ile Kerem ve Aslı adlı köpekleri de getirmiş.
‘Kafaları çektikleri’ güzel akşam yemeğinde ava çıkmak konusu konuşuluyor. Fakat Nazan, ‘aile doktorları’ Kenan’ın sözüne uyup istirahat etmek zorundaymış. Ayrıca yalnız kaldıklarında arkadaşına Ferit’i ne kadar sevdiğini anlatır.
Nazan’ı koruma duygusu ağır basan Alev tekrar ‘kaçmaya çalışıyor’. Ancak başaramaz. Sonraki günlerde, Ferit ‘evlenemeyeceklerini kati bir şekilde söyleyip Nazan’dan ayrılmış’.
Bu sırada Kenan’ın bir telgrafı, âşıkların beraberliğini yine erteliyor.
‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai) ‘Théme de Robert’ (0.32-0.62 saniyeler arası); “Nazan intihar etti (‘intihar girişiminde bulundu’ demek istiyor). Durumu çok ağır. Acele gel.” Kendisini rıhtımdan denize atmış. Oradaki bir balıkçı sandalındakiler tarafından kurtarılmış. Zatürree olacağından korkuluyordu. Neyse ki bu da gerçekleşmez.
Tahmin edileceği gibi Alev, ‘saadetini Nazan’a bırakıp gene kaçacaktır’.
‘The Yellow Rolls-Royce’daki (1964) (Riz Ortolani) ‘Forget Domani-Slow Tempo’. “Yemin ederim Ferit senindir. Evlenecek ve çok mesut olacaksınız, bana inan. Ne Ferit sana ihanet eder, ne de ben seni kırabilirim” diyor ‘kıskançlık azabı çeken’ arkadaşına. Daha da ileri gider. “Yemin ediyorum. Babamın başına yemin ediyorum.”
5 dakika süren acımasız sahne. Ferit’in evi [Kartal Tibet’in üzerindeki kazağı ‘’Seven Ne Yapmaz’ (1970), ‘Mahşere Kadar’ (1971) ve ‘Ömrümce Unutamadım/Ömrümce Aradım’da (1971) tekrar göreceğiz]. Alev, sevdiği erkeği Nazan ile evlenmesi için ikna ediyor. ‘Zavallı bir kızın ölüsünü çiğneyerek, her deniz görüşlerinde bu cinayeti hatırlayarak, belki de birbirlerinden nefret ederek’ yaşayamaz, mesut olamazlarmış! Zaman bu çılgınlığı tedavi edemezmiş!
“Kaderimde kendi giyeceğim gelinliği elimle, sevdiğim adamı benden alana giydirmek de varmış. Istıraptan nasır bağlayan kalbim buna da dayanmasını bildi.”
‘La Cumparsita’lı (1917) (Gerardo Matos Rodriguez) düğün. Hülya Koçyiğit’in üzerindeki ‘Dior Kreasyonu’ güzel giysiyi ‘Ölmek mi Yaşamak mı’ (1966), ‘Damgalı Kadın’ (1966), ‘Yağmur Çiselerken’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz.
Ferit eşini, görev yaptığı Merzifon’a götürür. Haydarpaşa’dan kalkan trende Alev’in ‘paramparça kalbi de gidiyor’.
Sonrasında Nazan’ın hamileliği; Üzüntü içindeki Alev’in Kenan ile evliliğe razı olması; Bir trafik kazasında Nazan ve bebeğinin ölümü var. “Ferit sağ fakat gözleri görmüyor.”
Dr. Tevfik Soyurgal’a göre ‘kırılan bir kemik parçası göz sinirine tazyik ediyor’. Kısa sürede ameliyat edilmezse ‘sinirler felce uğrayıp görüşünü tamamen kaybedebilir’miş.
Hayata küsen kahramanımız ne ameliyat olmak ne de Alev’i ‘görmek’(!) istiyor; “O’nun merhametine ihtiyacım yok.”
Şimdi olay tersine dönmüş gibi; Bu kez ‘kaçan kişi’ Ferit. Ancak genç kız peşini bırakmaz. Hemşire Ayşe olarak sevdiğine yardımcı olmaya çalışıyor. Baştaki ‘ses benzerliği’ sorunu kısa sürede aşılır.
Piyanonun başında Belkıs Özener’in sesiyle şarkı söylediği gün nihayet birbirlerine sarılıyorlar; “Sevemez kimse seni//Benim sevdiğim kadar//Sevgilim sen olmasan//Bu dünya neye yarar//**//Bir gün beni unutup//Başkalarına bakma//Birazcık sevgin varsa//Beni yalnız bırakma.”
Ferit için pek değil ama Alev için yalnız geçen onca aydan, yıldan sonra birbirlerinin kollarındalar şimdi!


‘Charade’ (1963) filmindeki ‘Bye Bye Charlie’ (Henry Mancini).
Çiftlikte, ördekli havuz.
Alev; “Kenan, şu son günlerde o kadar karışık hisler içindeyim ki tasavvur edemezsin.”
Kenan; “Bir yardımım dokunabilirse elimden geleni yapmaya hazırım. Söyleyeceklerin benimle mi ilgili?”
Alev; “Evet! Sana beklemeni, bir gün evlenmeye karar verirsem senle evleneceğimi söylemiştim. Şimdi buna imkân görmüyorum.”
Kenan; “Hayatına bir başkası girdi değil mi?”
Alev; “Evet, Ferit’i seviyorum.”
Kenan; “Anlamıştım.”
Alev; “Kalbim bir başkasına aitken sana boşuna ümit vermek istemiyorum. Beni affedebilecek misin?”
Kenan; “Kabahatli değilsin ki affedeyim. Katlanacağım.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Ertem Eğilmez
Senaryo
Yapımcı Nahit Ataman
Görüntü Yönetmeni Kriton İlyadis
Süre 91 dk
Tür Duygusal
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler hemşire, kaza, kör Daha Fazlası

Oynayanlar

Hülya Koçyiğit Hülya Koçyiğit Alev
Kartal Tibet Kartal Tibet Ferit
Önder Somer Önder Somer Kenan
Gülsüm Kamu Gülsüm Kamu Nazan
Cahit Irgat Cahit Irgat Reşat
İhsan Yüce İhsan Yüce Salih Efendi
Taner Erhal Taner Erhal Küçük Ferit
İlhan Hemşeri İlhan Hemşeri Ferit
Hülya Şengül Hülya Şengül Küçük Alev
Faik Coşkun Faik Coşkun Osman
Tuncay Torun Tuncay Torun Küçük Kenan
Nezihe Güler Nezihe Güler Naciye
Özcan Yiğitmen Özcan Yiğitmen Küçük Nazan
Güzin Ozar Güzin Ozar Dursune
Tevfik Soyurgal Tevfik Soyurgal
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Hülya Koçiğit Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Kartal Tibet Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Gülsüm Kamu Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Önder Somer Seslendirmesi
Rıza Tüzün Rıza Tüzün Seslendirme
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz CAHİT IRGAT SESLENDİRMESİ

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Yüksel Tanık (Yapım Amiri)
Yılmaz Kanat (Set Amiri)
Selçuk Öktem (Set Ekibi)
Kamil İpekar (Set Ekibi)
Hüseyin Demirayat (Set Ekibi)
Gündüz Yazıcı (Set Ekibi)
Yönetmen Ekibi Temel Gürsu (Reji Ekibi)
Cengiz Öktem (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Mustafa Akkaş (Kamera Asistanı)
Aytekin Çakmakçı (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Recep Pala (Kurgu Asistanı)
Recai Karataş (Laboratuar Şefi)
Tanas Petriyadis (Laboratuar)
Osman Bilen (Laboratuar)
Nevzat Dişiaçık (Laboratuar)
Arif Özalp (Laboratuar)
Adnan Açıkalın (Laboratuar)
Işık Ekibi Hüseyin Özşahin (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Tamer Oğuz (Senkron)
Müzik ekibi Semiramis Pekkan (Şarkılar)
Belkıs Özener (Şarkılar)
Suat Sayın (Beste)

Firmalar

Arzu Film (Yapım)
Acar Film (Film Hazırlık)
Acar Film (Seslendirme)
Mimeray (Afiş)

Son Yorumlar (13)

KartalTibetTutkunu avatar KartalTibetTutkunu 03 Ekim 2017 05:09:03

Çocuklukları birlikte geçen eski dört arkadaş Alev, Ferit,
Kenan, Gülsüm'ün yıllar sonra büyüdüklerinde yeniden
biraraya gelip birbirleriyle sevgili olması film'i, konsept.
Ayrıca film çekimin o dönem Küçükçekmece çiftliğin de
yapılmış olduğu göl man zarasına nazır müthiş bir film.

TubaArtan avatar TubaArtan 21 Ağustos 2017 01:56:55

10

izlemeniz için o kadar çok sebep var ki deneyin hak vereceksiniz...

Mtekke avatar Mtekke 20 Kasım 2016 03:09:47

9

Harikulade bir film duygulanmamak elde değil

performer avatar performer 25 Ekim 2015 21:57:38

6

ertem eğilmez'in yönettiği arabesk (1988) adlı filmde komedi unsuru yaptığı abartı filmlerden biri... teknik olarak bakıldığında iyi fakat hikaye ve anlatım şekli ile beğenmediğim filmlerden...

benimsinema avatar benimsinema 07 Şubat 2014 23:49:56

8

dört cocukluk en iyi arkadas beraber büyür ve aralarinda yogun duygu yasarlar.... gülsüm kartali, kartal hülyayi hülyada kartali, önder hülyayi seviyordur... bu filmde kimse kötü degil, herkes iyi ama burada fedakarlik var... arkadasi aski icin kend i askindan vazgecen bir kizin hikayesi... tabi film mutlu sonla bitmesi gerekiyor yani aradan birinin ölmesi lazim.... izlenebilir...

dieFohlen avatar dieFohlen 28 Nisan 2012 10:59:04

Dönemin Türk sineması adına güzel bir filmdi, her ne kadar Murat Çelenligil'in bahsettiği üzere film bir çok çelişkiyi içerisinde barındırsa da, o dönemi görmek adına güzeldi.

Yandex.Metrica