I Stand Alone

(Seul contre tous)

Sinema Filmi

1998

Künye

Yönetmen Gaspar Noé
Senaryo
Yapımcı Gaspar Noé , Lucile Hadzihalilovic
Görüntü Yönetmeni Dominique Colin
Süre 93 dk
Tür Dram, Polisiye
Ülke Fransa

Oynayanlar

Blandine Lenoir Blandine Lenoir Sa Fille
Aissa Djabri Aissa Djabri Docteur Choukroun
Olivier Doran Olivier Doran Presentateur
Guillaume Nicloux Guillaume Nicloux Directeur du Supermarche
Jean-François Rauger Jean-François Rauger Agent Immobilier
Martine Audrain Martine Audrain Sa Belle-Mere
Frankie Pain Frankie Pain Sa Maitresse
Philippe Nahon Philippe Nahon Le Boucher

Son Yorumlar (1)

serdardemirkiran avatar serdardemirkiran 07 Kasım 2016 21:42:40

Film, bir kasabın ki bu kasap hayatta dikiş tutturamamış, kimse tarafından sevilmediği gibi sevmemiş, sevme duygusunun ne olduğunu bilmeyen ve yalnızlığın getirdiği tehlikeli düşüncelerin esiri olup iyice raydan çıkmış hasta ruhlu biri. İlk evliliğin i yürütememiş, eşinin kendisine ihanet ettiğini kendi ağzından öğreniyoruz, kızı da ruhsal tedavi görmekte, kendisi yeniden birlikte olduğu bir kadın ve annesiyle birlikte yaşamakta, kadın hamiledir ve ona yeni bir kasap dükkanı açacağını söylemiştir. Dükkanın açılmayacağını düşünen kasap eşini döverek, doğacak çocuğunu anasının karnında öldürerek evi terkedip, silahını alarak Paris’e doğru yola çıkar. Gaspar Noe daima genelin değil özelin yönetmeni olmuş bir yönetmen. Herkesin kabul ettiği doğrular onun için hiçbir şey ifade etmiyor. O daima aykırının peşinde. Öyle oluncada filmlerinin tepki görmesi ve farklı düşünceler oluşturması son derece normal. Fransız ahlak anlayışını da sadece filmlerde bize sunulan şekliyle görüp değerlendirdiğimizden ters gelmesini normal karşılıyorum. Hal böyle olunca bu hasta ruhlu Fransızın dertleri bize çok uzak ve itici geliyor. Siz bakmayın filmin aldığı ödüllere, onu verenler de kendileri zaten. Film konu itibariyle itici olduğu gibi sinemasal açıdan da çekici değil, karanlık çekimler, kasabın aklından geçenlerin dış ses olarak verilmesi, adeta bir roman okuyormuş gibi bir izlenim yaratıyor izleyende. Sinemada önceliğin görüntü olduğunun unutulmasının yanı sıra, filmde akıcılık ta yok gibi, son derece durağan sahneler bir müddet sonra seyredene hayli sıkıcı geliyor. Filmi sonuna kadar izlemenin de özel bir sabır gerektirdiğini belirtmek isterim. Hele filmin sonundaki ensest ilişki ve düşünceler, yapılan işin üzerine resmen tüy dikiyor. Sinema bir propaganda aracıdır da aynı zamanda, kafanızdan geçen tehlikeli düşünceler sizi ilgilendirir, ama bu düşünceleri filme dönüştürerek çoğunluğa sunmanın adı ne derece sanattır acaba. Yönetmen özeldir, ö doğru düşünüp doğru yapar demeyin. Bu tür filmler yapılmamalı mı derseniz yapılmalı tabiki, ama gereğinden fazla değer verilmemeli diye düşünüyorum.Moral verici ve güzel şeyler anlatan filmlere “Pollyanna”cılık yapıyor diyerek dudak bükülürken, bu tür en yüksek moralli insanı moralman eksilere indirecek, ahlaki değerlerini yozlaştırmaya çalışan filmleri övmek ne derece doğru acaba? Bunlar benim düşüncelerim, filmi beğenenler olabilir, onların hepsine saygım sonsuz.Filmi ben beğenmedim. Bu benim görüşüm olup, filmi kimseye önermiyorum.

Yandex.Metrica