Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Vurun Kahpeye

Vurun Kahpeye

8,80

(11 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 52 Dk Dram Savaş Duygusal Dram, Savaş, Duygusal

Yönetmen: Lütfi Ö. Akad Lütfi Ö. Akad

Ülke: türkiye

Oyuncular: Enveriye Akdoğan, Mübeccel Tüzün, Nuri İmren, Adnan Kutluer, Şakir Parla, Rabia Güler, Mürüvvet Ağlatan, Nail, Fahri Güneş, Şevket Aktunç Devamını Gör...

Konusu : ‘Do Minör 5 Numaralı Senfoni Op. 67; II. Andante con moto’ (1808) (Ludwig Van Beethoven). Kurtuluş Savaşımızın ilk yılları. ‘Muallime’ Aliye ve kumaş satıcısı Yakup. Yakup; “İşte aradığınız kırmızı atlas budur.” Aliye; Evet, tam istediğim renk.” Yakup; “Dayanıklı ve solmaz bir kumaş. Ne kadar istiyorsunuz?” Aliye; “İki arşın. Borcum ne kadar?” Yakup; “Beş lira Hocanım. (İkinci çevrimde ise satıcının adı Mehmet ve kumaşın bir arşını 5 lira).” Aliye; “Param çıkışmayacak galiba. Karşılık olarak şu yüzüğü versem. Kıymetli bir şey değil ama kumaşı fazlasıyla karşılar. Annemden kalan biricik yadigârdır.” Yakup; “Âdetim değil ama hocanım, hatırınız için alacağım. Kusura bakmayın pek merak ettim. Bu kumaşı ne yapacaksınız?” Aliye; “Bayrağımızı işleyeceğim.” Yakup; “Bayrak mı? Hocanım öyleyse bu yadigârı geri alın. İçim razı olmuyor.” Aliye; “Kalsın Yakup Efendi. Böyle bir günde ana yadigârı, Bayrak için feda edilebilir.” (Sondaki ‘Vurun Kahpeye’ cinnetinin ardından bu kumaştan yapacağı Bayrak örtülecektir üzerine). Aynı adlı eserin (Akşam Gazetesinde günlük yayını–1923/Kitap olarak basımı–1926) (Halide Edib Adıvar) (Özgür Yayınları) (Dördüncü Basım–1999) ilk çevrimi. Menekşe gözlü Aliye… Suriye’de şehit düşmüş bir yüzbaşı olan babasından ‘iç kudretini’, çok küçükken kaybettiği veremli anasından da duyarlığı almış. Kız Öğretmen Okulu’nu bitirince “Toprağınız toprağım, eviniz evim” diyerek Anadolu’daki bir kasabaya gelir. ‘Buradaki çocuklara bir ana, bir ışık olacak’. Ve hiçbir şeyden korkmayacak. “Vallahi ve Billahi.” Ömer Efendi ve Gülsüm Ananın yanında kalıyor. O’nu ‘rahmetli’ kızlarının yerine koymuşlar. “Burası evim, siz de annemle babamsınız.” Emine’nin ölmüş olması Mualliminin en büyük şansı! Evden çıktığında ise ‘aslanların önüne atılmış’ gibi. Başkent İstanbul, görev için gönderdiği öğretmeni korumaktan bile aciz. “Bu eşraf çocuklarını intizama sokmak kimsenin haddi değil.” İkinci muallime Hatice’nin sözlerinden işinin ne denli zor olduğu belli. Kantarcılar’ın Uzun Hüseyin’in oğlu Sabri, sınıfa öğretmenden sonra ve sanki ‘lütfen’ giriyor. İkinci çevrimde (1964) sakız çiğneyecektir. Üçüncüde ise (1973) sigara içiyor. Ama sorun, keşke yalnızca ‘çocukların intizama sokulması’ olsa. ‘Eşraf’ da saldırmaya hazır. Kavga çıkaran Sabri’yi ‘uslanması için eve gönderince’ bu kez amcası (romanda ‘babası’) Uzun Hüseyin dalıyor sınıfa. Aliye’ye ‘haddini bildirecek’. İncecik, genç öğretmenin ‘zaaf, gözyaşı, korku göstermeyen’ sözleriyle (sf. 15) süklüm püklüm çekilip gider. Üstelik kimbilir kaçıncı ‘karısı olarak almaya karar vererek’. Kendisini Ömer Efendi’den isteyecek ve gerekli yanıtı alacaktır. “Kızımızın evlenmede gözü yok. O kendini bu kasanın çocuklarına vakfetti. Evlenecek kız arıyorsan başla kapı çal.” “Fa Majör 6 Numaralı Senfoni, Op. 68 (‘Pastoral’): V Allegretto” (1808) (Ludwig Van Beethoven) duyulurken izlediğimiz öğrencilerin ‘el-tırnak’ muayenesi ne güzeldi. Hacı Fettah. ‘Bir nevi Bolşeviklik’ olarak gördüğü Kuvayı Milliye için “Kanı, kâfir kanı gibi helaldir” diyor. Kantarcılarla birlik olup Ömer Efendi’ye ait bağın birkaç dönümüne el koymuş. Gözü tümünde. Ama Aliye’ye, O’nun deyişiyle ‘yüzü gözü açık kahpe’ye olan nefretinin nedenini anlamak zor. Çocuklara söyletilen marş bile ‘erkeklerin kalbini fesada vermek için’miş. Aklı fikri, bir gün ‘Kahpe’yi kasaba meydanında (diğer iki sahnede ‘cami avlusunda’) parçalatmakta. Her türlü sıkıntılı durumdan kolaylıkla sıyrılıyor. Filmdeki, gerçek yaşamdaki kadar başarılı değil; Sonunda yakayı ele verir. Adı, ikinci çevrimde (1964) Fuat, üçüncüde (1973) Tahsin olan Tosun Bey. ‘Karadeniz sahillerinin yetiştirdiği kartal yüzlü, güzel bakışlı bir genç Yüzbaşı’. Şimdilerde dağa çıkıp kendisini ülkenin kurtarılmasına adamış. Ancak Aliye ile göz göze geldiğinde ‘İkibin Yılın Sevgilisi’ndeki (1973) Barsimon’un dediği oluyor; “Aşk ne harp dinler ne zelzele. Öylesi için daima vakit vardır.” Hacı Fettah ve Uzun Hüseyin, hem de şehitler için mevlit okutulduğu gece düşmanın kasabaya girmesini sağlıyorlar. Aliye’nin güzelliği Kumandan’ın (romanda Binbaşı Damyanos) da başını döndürüyor. Genç kız bu durumdan cephaneliğin patlatılması sırasında yararlanacaktır. En büyük yardımı öğrencisi Durmuş yapar. ‘La Majör 7 Numaralı Senfoni, Op. 92; II. Allegretto’ (1812) (Beethoven). Kuvayı Milliyecilerin, kaba kuvvetle evlerinden toplandıkları sahnede bu melodi var. “Fa Majör 6 Numaralı (‘Pastoral’) Senfoni, Op. 68: IV Allegro (Sturm/Thunderstorm) (Attaca)” (1808) (Beethoven). İnsanı nefes nefese bırakan notalarla Aliye’nin götürülüp öldürülmesi öylesine incitici ki, Yazar sanki Hacı Fettah aracılığı ile aslında Mustafa Kemal’e vuruyor. Keşke Türk Ordusunun kasabaya girişi ve genç öğretmene saldırı aynı zamana denk getirilip hiç olmazsa belirsizlikle bitirilseydi. Romanın sayfalarında, zaten, Hacı Fettah tarafından, en azından sözle, defalarca öldürülmüştü. Aliye’nin anımsadığı kuzu (sf. 168) ‘The Silence of the Lambs’ (1991) filmindeki Clarice’in kuzusuna benziyor. Umarsız bir çırpınış. Tosun; “Aliye, Senin gibi sevmeye, senin gibi fedakâr olmaya, senin yaptığın şeyleri yapmaya hayatımı vakfedeceğim. Sen nasıl muhabbetin, rahmetin, iyiliğin timsali oldunsa, bu güzel abidesinin hilekârlar elinde yıkılmasına karşı nasıl cesur oldunsa ben de senin gibi korkmayacağım. Senin aziz hatıranı bu vatan için şehit düşmüş bütün Türk kadınlarıyla beraber ölünceye kadar kalbimde saklayacağım. Çektiğin azabın, yaptığın fedakarlığın derecesini tekrar edecek olan dudaklar artık ebediyen susmuştur. Fakat bana yemin etmiştin. Yeminin herkesinkinden büyük bir yemin.” Aliye; “Toprağınız toprağım, eviniz evim. Burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım. Ve hiçbir şeyden korkmayacağım.” ‘1 Numaralı Sol minör Keman Konçertosu, Op 26; II. Adagio’ (1866) (Max Bruch). Göz göze geldikleri ‘uzun ve sonsuz dakika’. Öfkenin yerini aşka bıraktığı konuşma. Tosun; (Dingin ve sevgi dolu) “Ne istiyorsun, onu söyle. Seni, kederi ile ağlatacak kadar kalbini alan bu kasabadan bir şey almayacağım. Beni her zaman için kulun kölen addet. Yalnız benim eşim olmaya, karım olmaya razı ol.” Aliye; “Bu toprak benim toprağım. Bu kasaba benim kasabam. Burasını sev, muhafaza et. İstediğin zaman, istediğin yolda yürürüm.” (Yazan: Murat Çelenligil)



murat1984

18 Ocak 2017 18:30

Lütfi Akad'ın ilk filmi.Ayrıca 3 Vurun Kahpeye filminin ilki ve bence en iyisi.Sezer Sezin'de rolünü iyi oynamış.

Cevap Yaz

Göztepe

25 Mayıs 2013 22:58

Serinin ilk filmi o dönemin teknolojisine bakıldığında görüntü kalitesi çok iyi. Mkurtsen'in bahsettiği gibi herşey çekim mekanları çok iyi seçilmiş oyuncularda öyle hele filmin başrol oyuncusu Sezer Sezin filmde Aliye hoca rolüyle mükemmeldi. Rahmetli Ö. Lütfi Akad'ın ilk çektiği film filmde kısmen kusurlar olsada o dönemin hele yıl 1949 olduğunu düşünürsek gayet başarılı bir yapım..Filmde Hacı Fettah rolünde oynayan rahmetli Settar Körmükçü'de oynadığı karakterlede dikkat çekiyordu. Rol gereğide olsa Yüce Allah hacı fettah gibilerini birdaha dünyaya getirmesin..

Cevap Yaz

Yuxel1907

27 Ocak 2013 03:37

Ömer L. Akad'ın ilk filmi.. Filmin senaryosu ve oyunculuklar çok çok gerilerde ama görüntüler büyük bir rejisörün geleceğini müjdeler gibi..

Cevap Yaz

kamilzafer

13 Kasım 2012 17:48

Seyredilmesi şart bir film.Cumhuriyetimizin ne şartlar altında nasıl kurulduğunu,kimlerle mücadele edildiğini,işbirlikçileri,günümüzde birey değil mürit ve bir harem üyesi yapılmaya çalışılan kadınlarımızın da bu mücadelede ki gerçek yer ve değerini belirtiyor. Öyle ki bayrak yapmak için aldığı kumaşa parası yetmeyince ana yadigarı yüzüğü verir.Durumu öğrenen satıcı Yakup Efendi yüzüğü geri vermek ister lakin Aliye öğretmen almaz ve ne der bilir misiniz ? "Böyle bir günde ana yadigarı, bayrak için feda edilebilir". Öte yandan bir kaynakta filmin iki yobazından biri denilen Hacı Fettah cuma günü meydan da Kuvay-ı Milliye kanı kafir kanı gibi helaldir" der. Esas bombam ;Tosun Bey'in okula gelip çocuklara şöyle hitap eder; " Derslerinize iyi çalışın,çalışında kurtaracağımız vatanı bizden sonra iyi idare edin".Allah'ını seven durmasın söylesin,var mı böyle laf. Bu üç olayın üstüne daha bir şeyler söylemek gerekir mi ? Ayrıca seyredenlerinin onlarca başka üç olay bulacağından da kuşkum yok. Ben her seyredişim de ağlamaklı oluyorum.Eser sahibi Halide Hanım nur içinde yatsın.Kendisi gibi hanımlara bu vatanın her vakit ihtiyacı vardır. Filmin tanıtımının sonunda şu yazı yer almakta " BU FİLM İSTİKLAL HARBİNDE ŞEHİT DÜŞEN TÜRK KADINININ RUHUNA İTHAF EDİLMİŞTİR" Zafer ALGAN

Cevap Yaz

hakan_ışık

2 Ekim 2012 10:01

tarihi eser bunu bize izlettirenlere tşk ler.

Cevap Yaz

mkurtsen

27 Temmuz 2012 22:05

Film Cumhuriyet'in ilanından sadece 26 yıl sonra 1949 da Adapazarı doğal plato olarak kullanılarak çekilmiş. Her şey aslına o kadar uygun ki. Okullar, Bahçeli Ahşap evler, Resmi Daireler, Sokaklar, Caddeler, Faytonlar, kostümler, aksesuarlar  hatta insanlar bile (o zamanın insanı bir çoğu devri yaşamış) birebir aslı ile örtüşüyor. Bu bakımdanda  film  devrin atmosferini aynen yansıtıyor.  Sonradan çekilen 2 film her bakımdan onun yanına bile YAKLAŞAMIYOR.. Filmin Prodüktörü rahmetli Hürrem Erman  . Memleketi Adapazarı'nda maddi manevi her türlü fedakarlığı kullanarak filmi mükemmele yakın şekilde çekmiş.  Bu gün çekilmek istense olmaz. Kentsel dönüşüm palavraları ile taş yığını haline gelmiş şehirlerde böyle bir film yapılabilir mi ? Ne kadar para harcansa yapay dekorlar, bu tarz filmlerde fena halde rahatsız edici unsurlardan oluyor. Gerçeklik duygusu para ile pulla yaratılmıyor. Hele birde 40-50 yıl evveli bilen, yaşamış bir kişi bu konularda asla  asla tatmin olmuyor. 

 Bu bakımdan bu film çok önemli. Nesilden nesile gösterilecek. Yazarı Halide Edip gibi filmin yaratıcıları Lütfi Akad, Hürrem Erman birde Aliye Hoca'yı oynayan Sezer Sezin unutulmayacak. Tabi sesi ile Aliye Hocanım'a hayat veren Adalet Cimcoz'de.....

Cevap Yaz

kamilzafer

2 Ekim 2012 11:24

Ağzınıza sağlık Mustafa bey.

Chiwang

21 Nisan 2009 21:32

  28.İstanbul Film Festivalinde restore edilmiş dijital kopyasından ilk kez izleme imkanı buldum fakat yapılan restorasyon çalışmasını hiç beğenmediğimi söyleyeyim.Çok başarısız bir temizleme olmuş.Öyleki bende VHS bir kopyası mevcut.Bu hhs kopyasındaki bi takım sorunlar aynen bu restore edilmiş kopyada da mevcut.Çok çok çok kötü bir restore.Yapanlar Mimar Sinan Üniversitesinden olduğu için mi acep bilmiyorum.Geçen sene Bereketli Topraklar Üzerinde'nin restore edilmiş halini izlemiştim,o çalışma yurt dışında yapılmıştı ve çok güzel bir Çalışma idi.Görüntüler mükemmel derecede temizlenmişti.Fakat bu seneki restore hiç iyi olmamıştı.Ve baya bir üzüldüm.Ne bu ya dedim.

Cevap Yaz

emre84

28 Mart 2009 20:03

Erkek egemenliğini anlatan çok iyi bir film

Cevap Yaz

turgut1955

21 Ağustos 2008 07:47

vurun kahpeye 1949 çekilmiş o zaman imkanlariyla kamera derbiy kamerayla çekilen film kamera ayaği 35 kilo o kamera da o kadar düşün filmin şartlarini vurun kahpeye yine türk sinemasin iki değerli yönetmeni filmi çekti birini siyah beyaz çekildi orhan aksoy birinide değerli yönetmen Halit Refiğ ve renkli 1973 yapımı Lütfi abinin filmi çok farkliydi bu filmler seyirciye türk sinemasini seyirciyle buluşturan filmler yeni sinemacilar bu filmlerin mirasini yiyorlar

Cevap Yaz

capone

11 Kasım 2007 19:42

sezer sezin i yıldızlaştıran ve dönemi içinde ayakta alkışlanan film

Cevap Yaz
Yandex.Metrica