Yeni Site Hakkındaki Yorumlarınızı
Bize Bildirin!

Ya Ben Ya O

Ya Ben Ya O

8,88

(14 kişi yorum yaptı)

2012-07-31 16:31:59 1 Ocak 1970 1 Saat 46 Dk Dram Duygusal Dram, Duygusal

Yönetmen: Aydın Arakon Aydın Arakon

Ülke: türkiye

Oyuncular: Rıza Tüzün, Sevim Çağatay, Hayri Esen, Yavuz Cener, Avni Dilligil, Pervin Par, Ayhan Işık, İsmail Varol, Birsen Bengü, Yılmaz Bengü Devamını Gör...

Konusu : ‘Carmen Süiti’ No. I / Andante Moderato (1845) (Georges Bizet). Birinci perde prelüdü ilk dakikası. Nuray ve Samim, Bergama Harabeleri’ni geziyorlar. ‘Milyoner müteahhit’ Rıza Bey, Fikret’in gammazlamasıyla onları ‘yakalamış’. Rıza; “Bana bak çeyiz hırsızı, ben adamı ayağımın altına alırsam Allah yarattı demem.” Nuray; “Baba, babacığım.” Rıza; “Hâlâ ‘baba’ diyor. Sus rezil. (Samim’e) Kızı kandırıp ‘Rıza Bey’in paralarını cebe atmak’ ha? Ben köpek beslemiyorum anladın mı?” Samim; “Senin ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba. Cebinde 3 kuruşun var diye.” Rıza; “Bir de konuşuyor (delikanlıya bir tokat atar).” Samim; “Yemin ederim bu tokadı çok acı ödeyeceksin. Yemin ederim, yemin ederim.” 61’in Haziran’ı. ‘Dünden bugüne kesintisiz sürüp gelen Anadolu. Anlatmakla bitmeyen ve bitmeyecek sayısız efsane.’ Kızlı erkekli 8 genç İstanbul’dan Bergama Harabeleri’ne gelmiş. Hepsi de ‘zengin ve tanınmış ailelerin çocukları’. Gördükleriyle ‘feza asrından yüzyıllar öncesine uzanan tarihi bir baş dönmesi’ yaşıyorlar. Mitoloji ve ‘Grekoloji’ üzerine bilmişlik taslayan Fikret. “Binlerce sene evvel ilk güzellik seçimi burda yapıldı yahu. Üç güzel kadın varmış. Bir çoban bulmuşlar.” Daha gerçekçi olmak için orada uyuklayan abalı birine seslenir; “Ey, çoban. Sana ilahi bir vazife verildi. Dünyanın en güzelini seçeceksin.” ‘Çoban’ üzerindeki abayı atınca baltayı taşa vurduğunu anlar; “Hayda, arpa ektim darı çıktı.” Alay ettiği kimse, Samim, ilkçağ ilahlarını kıskandıracak kadar gösterişli. Daha başlangıçta Nuray’la aralarında bir bağ oluşur. Başarılı bir yüksek mimar-mühendis. Üstelik Antik Çağ konusunda çok bilgili. Evi sahile yakın bir kulübe. İstanbul’da ‘dünyanın parasını kazanmak yerine’ oradaki sakin yaşamı seçmiş. Paraya kıymet vermiyor. ‘Birçok kapıyı açarken birçoklarını da kapadığını düşünüyor’. Oysa genç kızın babası ‘hayatı bir mücadele, silahını da para olarak kabul eder’miş. İki ayrı kudret, iki ayrı kutup gibiler. Bu arada Fikret kıskançlık içinde. Terslenip duruyor. Kahramanımızın akıntı için uyarmasına karşın sırf inat olsun diye Nuray’ı Tuzla’nın orda denize girmeye zorlar. ‘Dört Mevsim’ (1723) (Antonio Vivaldi); 2 Numaralı Sol minör, Op. 8 RV 315 Konçerto ‘Yaz’ III. Presto’nun olduğu heyecanlı sahnede genç kızı boğulmaktan yine Samim kurtarıyor. [Bu sırada filmin bir sürprizi var. “Siz bir kahramansınız. (Fikret için) Alçak, korkudan yapıştığı kayayı bırakamıyor… Kız ölüyordu az kalsın” diyen genci Sadri Alışık seslendirmiş.] Birbirlerini çok sevmişler ama şimdilik dünyaları ayrı. İstanbul mu Ayvalık mı ortak bir karar vermeleri zor. Zaten fazla kafa yormalarına gerek kalmaz. Fikret’in haber ilettiği Rıza Kozoğlu kızını almaya gelmiş. Samim’e attığı tokat ona pahalıya mal olacaktır. ‘Andalucia’ (1916) (Ernesto Lecuona) melodisi olan Gazino. On ay geçmiş. Rıza Bey’le Fikret’in babası Armatör Nuri Bey ‘çocukların nişanını konuşuyorlar’. Her ikisinin de işleri pek yolunda değil. Hele Kozoğlu aylar var ki bir iş alamamış. ‘Ufuk’ diye bir şirket ona ihale kaptırmıyor. O gece Samim çıkagelir. Nuray’ı Fikret’in yanından ‘La Cumparsita’ (1917) (Gerardo Matos Rodrigues) ile dansa kaldırıyor. Samim; “Ayvalık’ta küçük bir ev. Seven ve bekleyen bir adam. Sana haber yolladı.” Nuray; “Ne diyor?” Samim; “ ‘Kötü bir adam olmak üzereyim’ diyor. ‘Nasıl olsa karım olacak, beni düşmeye bırakmasın’ diyor.” Genç kız iki arada bir derede. Rıza Bey, rakip şirketin Samim’e ait olduğunu öğrenir. “Bu müesseseyi para kazanmak için değil seni batırmak için kurdum. Evvele sıfıra indireceğim seni. Sonra iflas ettireceğim.” Kükürt Fabrikaları blok inşaatı için neredeyse birbirlerinin gırtlağına sarılmışken Rıza Bey büyük bir hata yapar; Tekliften önce toprakaltı incelemesi yaptırmamış. Yer bataklık olduğundan ‘7–8 milyon içerde’. Ama paçayı kurtarması için bir yol var. Samim; “Bu işi alırım üzerinden. Yapacağın mukaveleyi bana devredersin. Karşılığında Nuray’ı bana vereceksin.” Nuray; “Samim, satın mı alıyorsun beni? Beni sevdiğini sanıyordum. Nasıl hakaret edebiliyorsun böyle?” [Aylar sonra benzer şeyi söyleyen Rıza şu yanıtı alacaktır; “Hayır, ben onu satın almadım… Ben ona babasının, sadece para düşünen muhitinin ne kadar iğrenç olduğunu anlatabilmek için ‘seni satın aldım’.] Nikâh masası ve genç kızın gözünde bir damla yaş. Sonrasında, kırılan kalbi tekrar kazanmanın şirket devirmekten daha zor olduğunu öğreniyoruz. Delikanlı çözümü içkide bulur. Sorunları alkolde boğabilirmiş gibi. Hatasını anlamış ama karısı ulaşılmaz bir dağ. ‘Amado Mio’ (1946) (Allan Roberts / Doris Fisher) melodisinin olduğu aynı Gazino. Samim yine sarhoş, yine sarhoş. Durumdan yararlanan Fikret, Nuray’ı dansa kaldırıyor; ‘La Cumparsita’lı gecenin intikamı. Yakınlaşmak istiyor. “Güvenebileceğin bir dost olarak kabul et beni.” Ne yapıp edip onu elde edecek. ‘La Muette De Portici, S.16 (Opera); Overture’ (1828) (Daniel-François Auber). Genç kızın yardım isteğine içkili Samim’i Tekfur Sarayı’nda ölesiye döverek yanıt verir. ‘Romeo ve Juliet Uvertürü’; III. Moderato assai (1880) (Pyotr Ilyich Tchaikovsky) olan sahnede kahramanımızı surlardan atacakken çevrede oynayan çocuklar nedeniyle vazgeçmek zorunda kalıyor. Tamburi Büyük Osman Bey’in ‘Hüzzam Peşrevi’ ve Kosti’nin meyhanesi. Filmin en güzel bölümlerinden. Samim küfelik olmuş yalnızca bizim anlayabileceğimiz bir şeyler söylüyor; “Ama ben öyle düşünmedim. O anlamadı, anlamadı. Zannetti ki ben kötü adam oldum.” Rıza Bey’le birçok takışmanın ardından Nuray’ı sırtına vurarak o güzel Willys jipe atıyor. Ver elini Bergama. Parasını, her şeyini kayınpederine ve çalışanlara bırakmış. “Senelerce evvel buradan İstanbul’a giderken o eski araba, bu eski elbiseler, biraz para ve sönmez bir kinim vardı. Şimdi küçük evimize dönüyoruz Nuray. Artık kinim ve param yok. Oraya aşkımızı götürüyoruz sadece... Atalarımızdan kalan bir mirasa sahibiz gene; Bilgi ve Saygı. Biz çocuklarımıza bu ikisini bırakacağız sevgilim.” ‘Les Pécheurs de Perles’ Operası 1. Perde ‘Je Crois Endendre Encope’ (1863) (Georges Bizet). Gençler İstanbul’a dönecek. Samim; “Sen partilerine, balolarına ben de kulübeme. Belki bir gün eski bir duvar yahut bir harabe gördüğün zaman beni hatırlarsın.” Nuray; “İstanbul’a inmiyor musun hiç?” Samim; “Ben şehirlerden nefret ederim Nuray.” Nuray; “Niye, niye ama? Gelsen, kazansan. Hem sen istersen…” Samim; “İstemem Nuray. Bankalara kitlenen milyonlardan nefret ederim. Para, hırsı; Hırs, kötülüğü doğurur. Gene benim eski adamlarımdan biri diyor ki (Eksik olmasın sizlerden zenginlik ey, Efesliler. Kötü olduğunuzu belli etmek için).” Herakleitos’un sözlerini biraz yumuşatmış. Aslı şöyle; “Hiç eksik olmasın zenginliğiniz ey, Efesliler. Olmasın ki alçaklığınız belli olsun.” (Yazan: Murat Çelenligil)



erhaab

8 Ekim 2017 09:17

Aydın Arakon'un dönemin en az 20 yıl ilerisinde olduğunu gösteren bir başka filmi. 61 yılında sinemamız salon komedileriyle mahalle filmleri arasında gidip gelirken böylesine bambaşka bir film yapmak cesaret işi. O tarihlerde bu kadar dış çekimin olduğu bir film hatırlamıyorum.

Cevap Yaz

mkurtsen

13 Şubat 2017 08:36

Film, 07 Şubat 2017 tarihinde You Tube'da yayınlanmaya başlamış. Ayhan Işık sevenlerine bildirmiş olayım.Kendisine Avni Dilligil ile Pervin Par eşlik ediyor. Yönetmen Aydın Arakon ve Acar Film seyretmek için yeterde artar bile. 10/8

Cevap Yaz

yasak75

14 Aralık 2016 00:44

Çok içten ve başarılı bir film

Cevap Yaz

yesilçamsever38

15 Temmuz 2016 00:14

Hiç beğenmedim bu filmi çok sıkıcı

Cevap Yaz

Kaptan34

26 Kasım 2015 09:54

Samimi ve zevkli bir film

Cevap Yaz

şahin_şahin90

5 Eylül 2014 16:47

para hırsının insanın temiz duygularını nasıl kirlettiğini ders çıkarırcasına anlatan film.Filmin sonunda ise para ve aşırı ikbal hırsının sevgi,saygı,aşk gibi temiz hislerin önüne geçemeyeceğini çok güzel anlatmış.Ayhan Işık yine müthiş.Pervin Par'ın da oyunculuk gücü çok yüksek.

Cevap Yaz

jones.seker

22 Ağustos 2014 21:22

sinemamızın sayılı filmlerinden birisi

Cevap Yaz

performer

18 Temmuz 2014 22:30

sanırım filmin yönetmeni aydın arakon o dönemin nuri bilge ceylan'ıymış. farklı bir anlatım şekli ile zaman zaman tiyatral bir havası olan bir film. ayrıca tiyatro adamı avni dilligil kesinlikle iyi rollerde oynaması gerekiyormuş ben ona kötü adam rollerini yakıştıramıyorum.

Cevap Yaz

Avcı24

30 Nisan 2014 18:49

ders verici muhteşem bir film

Cevap Yaz

Papatyam34

12 Mart 2014 14:59

ayhan ışık ile pervin par çok yakışmışlar uyumları çok iyi film çok etkileyici insanı kendisine çekmeyi başarıyor klasik konuların dışında sunuş aşk bağlılık hırs güzel anlatılmış sıkılmadan izleyeceğiniz bir film ayhan ışık filmleri arasında ayrı tarafta durabilecek bir film

Cevap Yaz
Yandex.Metrica