Yumruk Yumruğa

7,69

( 0 kişi yorum yaptı )

Yumruk Yumruğa

Sinema Filmi

1965

“Nihavend Saz Semaisi’nin1. Hanesi” (Ömer Altuğ).
‘Senelerce denizin kahrını çekmiş, sıhhati bozulduktan sonra denize çıkamayıp hayatını, rıhtımda çalışarak, namusuyla kazanan’ Kemal ve ‘5 yıl önce barlardan çekip aldığı’ Zehra.
Kemal; “Geçmişi düşündüm bir an. Geçmişi, beraber geçirdiğimiz günleri. Hep iyi olarak hatırladım seni. İyi ve güzel. Seni düşünürken kendime sorarım. ‘Oğlum Kemal, sen kimsin’. Gençliğini denizlerde tüketmiş garip bir âdem. Üstüne üstelik de akşamları kafayı çekersin. Hani elini cüzdanına atınca binlik çıksa neyse, o da yok. Sen benim neyime tav olursun be kızım? Benim kahrımı neden çekersin? Çeksen de ne kadar sürer bu?”
Zehra; “Bunca senedir kendini tanıyamamışsın sen. Benim tanıdığım Kemal, hayatın çilesi ile olgunlaşmış mert, dürüst, iyi kalplidir. Benim ta nıdığım Kemal iyilerin en iyisi, mertlerin en merdidir. Çünkü erkeğimsin!”


1970’de yine Semih Evin’in rejisörlüğünde, ‘Çifte Yürekli’ adıyla tekrar çekilecek olan filmde Kemal’i, evlenmek üzere olduğu Zehra’yı, kardeşi Eşref’i, akrabadan yakın arkadaşları Madam-Mürüvvet Sim, Hüsnü, (filmdeki adını öğrenemediğimiz) Hüseyin Baradan’ı ve seyyar satıcılık yaptıkları ‘ekmek tekneleri, cefakâr dostları’ 34 EE 481 plakalı kamyoneti tanıyoruz.
Kemal’in, bunca yıl birlikte yaşamalarına karşın eli ayağı birbirine dolanarak, hem de sevgisini söyleyemeyip ‘komşuların ve etraftakilerin bakışlarını’ gerekçe göstererek yaptığı evlenme önerisi Zehra’yı çok sevindirir. “Nikâh, nikâh kıyıyor bana!”
Ancak, bu babacan denizcinin o günlerde gemideki bir kaçakçılığı anlayıp durumu Armatör Rıza Bey’e iletmesi ve Ekrem Kaptan’ın kovulması ile gelişen olaylar, yaşamını yitirmesine neden olacaktır.
Tatlı sert uyarılar ve ‘vinçten düşen balya’ gibi açıklaması zor olmayan ‘kazalar’ nedeniyle durgunlaşan abisindeki değişimi gözlemleyen Eşref, ısrarlı sorularına hep aynı şekilde yanıt alır; “Biraz efkârlandım, hepsi o… Ne derdim olsun.”
Keşke, bir akşamüzeri o güzel çayevinde, Kemal’in söylediklerine önem verseydi ; “Şu dünyada iki kişiyiz. Şimdi bir de Köroğlu giriyor aramıza. İyi kızdır o. Bana bir şey olacak olursa yalnız koma.”
Bir gün, arkadaşlarıyla, “Bu saatte iş vardır” diyerek gittikleri Büyükdere, Yalıboyu’nda ‘şarampole yuvarlanmış’ [‘Elveda Sevgilim’de (1965) Osman’ın olan ‘34 FD 824’ plakalı Chevrolet] arabadan, Armatör Rıza Bey’in kızı Gül’ü kurtarırlar. Hüsnü’nün “Eşref abim O’nu kucakladığında baktım bir yakıştılar sorma gitsin” demesinden olacakları biraz anlıyoruz.
Gül’ün sevgisi, ‘tükürdüğünü yalamayıp’ Galata Köprüsü’nde kaza süsü verilerek öldürülen Kemal’in intikamıyla dolu olan Eşref’e, ‘buruk bir saadet’ yaşatacaktır.
Ekrem Kaptan’ın kovulmasıyla zor durumda kalan Çete’ye, kaçakçılık için Rıza Bey’in gemisi gerekli. Son bir girişimle kızını kaçırırlar.
Kurtuluşu bizimkilerin gayretiyle.


Kemal’in, utana sıkıla söylediği ve Zehra’yı gözyaşlarına boğan sözler; “…Yahu, ben sana başka şeyler diyecektim be. Şurda yaşayıp gidiyoruz. İyi güzel ya, ne bileyim, komşular, etraftakiler hatta yoldaki insanlar sana bana bakarlarken, hani Onların bakışı var ya kötü gibi geliyor bana. Of be, kıyalım şu nikâhı da olsun bitsin bu iş. Kötü gözle bakmasınlar sana!”
Ancak ‘nikâh’ bu dünyada kıyılamayacaktır.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Semih Evin
Senaryo
Yapımcı Semih Evin
Görüntü Yönetmeni Feridun Kete
Eser
Tür Dram, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Araba Kazası, Gemici , Meyhane Daha Fazlası

Ekip

Yapım Ekibi Yaşar Şener (Yapım Sorumlusu)
Işık Ekibi Aydın Yurteri (Işık Şefi)
Ses Ekibi Marko Buduris (Ses Kayıt)

Firmalar

Roket Film (Yapım)

Son Yorumlar

Yandex.Metrica