Zehirli Hayat

8,60

( 1 kişi yorum yaptı )

Zehirli Hayat

Sinema Filmi

1967

‘Un Homme et Une Femme’deki (1966) ‘Plus Fort Que Nous’ (Francis Lai). Boğaza bakan ‘Aşk Diyarı’ ve yaklaşık 50 yıllık güzel bir öpücükle sonuçlanan konuşmaları.
İnci; “Seni çok seviyorum Doğan.”
Doğan; “Ben de seni en az senin sevdiğin kadar seviyorum. Ama bu yaptığımız bir çılgınlık.”
İnci; “Ama dünyanın en güzel çılgınlığı.”
Doğan; “Sonu yok ki bunun… Vazgeçmeliyiz bu sevdadan. İkimiz için de hayırlı olmaz… Aramızda aşılması imkânsız koskoca bir uçurum var. Sen bir fabrikatör kızısın, bense fakir bir şoför… En iyisi yol yakınken geriye dönmeli.”
İnci; “Sus, senden bunları duymak istemiyorum. Beni sevdiğini söyle.”
Doğan; “Hayır İnci, ben haddimi bilirim. Bu yaptığımız ne bana yakışır ne de sana.”
İnci; “Doğan, benim için bir sen varsın. Gerisi vız gelir bana.”
Doğan; “Buna hakkı m yok ama gene de seviyorum seni.”


Jenerikte ‘The Bible: In the Beginning…’deki (1966) ‘Theme from the Bible’ (Toshiro Mayuzumi) var.
Önce Öziş Çivi Fabrikası sahibi milyoner Hayri Bey’i, ‘dediği dedik’ karısını ve güzel kızları İnci’yi tanıyoruz. (İç çekimler Armatör Suat Sadıkoğlu’nun yalısında yapılmış). Kahvaltı, Saadet Hanım’ın ortalığı birbirine katan çanı ile başlıyor.
Hayri Bey; “(Kulaklarını kapatarak) Yeter Hanım, yeter! Mahalleyi ayağa kaldırdın.”
Saadet; “Rica ederim Hayri Bey, evin idaresine müdahale etmeyiniz.”
Hayri; “Peki! ‘Peki’ deyince kavga olmazmış.”
Saadet; “Ben sizin fabrikadaki işlerinize karışıyor muyum?”
Hayri; “Eh, bir o kaldı zaten. Onu da sana devredeyim de ben de emekliye ayrılayım bari!”
‘Peter Gunn’daki (1958/61) ‘The Little Man Theme’ (Henry Mancini). [‘Ayrılık Saati’ (1967), ‘Evlat Uğruna’ (1967), ‘Benin De Kalbim Var’ (1968), ‘Cilveli Kız’ (1969) filmlerinden anımsadığımız] ‘34 HN 161’ plakalı ‘Buick’ ile şoförleri Doğan her sabah hazır ve nazır. İnci, babasının yanında “Şoför Efendi, siz bu arabayı hiç yıkamaz mısınız” veya “Şoför Efendi, süratli gideceksen ben bu arabaya binmem” gibi sözlerle iğneliyor ama yalnız kaldıklarında şaşırtıcı gerçeği yine O’nun ağzından öğreniyoruz; “Sen şoförüm değilsin ki, sevgilimsin benim.” Durum 60’lar için bile kolay değil. Delikanlının sözleriyle; “Birleşmemize imkân yok. Olacak şey değil. En başta annenle baban karşımıza dikilecekler.” (Son cümledeki ‘annenle baban’ sıralaması bile evde kimin baskın olduğunu gösteriyor).
Aşklarının önündeki tek engel, zannettiği gibi, ‘varsıllık-yoksulluk’ olsaydı keşke.
Annesinden başka kimsesi yok kahramanımızın. Babası yıllar önce ölmüş. Kurtuluş’ta [‘Siyah Melek’ (1961), ‘Ölüm Saati’ (1967), ‘Son Hatıra’daki (1968)] 24 numaralı evde kalıyorlar. Zehra Hanım “Ah oğlum ah! Zengin kızı yar olur mu sana? Onlar sadece dert açarlar adamın başına” demişti. Olacağı görmüş sanki.
Fabrikanın müdürü Turan da İnci’nin peşinde. Kibar(!) bir genç. “Hayırlı işler dilerim Beyefendi”, “Teşekkür ederim Beyefendi, sağlığınıza duacıyım”; “Bendenize büyük bir şeref bahşetmiş bulunuyorsunuz”; “Kararınıza hürmet (O ‘hörmet’ diyor) etmek bizim vazifemizdir” gibi sözlerle Hayri Bey’i hoş tutmaya çalışıyor. Sonrasında işyerindeki numaraları ortaya çıkınca inanılmaz bir değişim gösterecektir. ‘Anne yarısı’ teyzesi Fazilet, Saadet Hanım’la eski arkadaşmış. “En samimi ahbabım.” Ama kızını istemeye gidecekleri hiç aklına gelmemiş. “Hey gidi günler, hey!”
Turan; “İstemesi kolay ama ya vermezlerse?”
Fazilet; “Hayri Bey’le aran nasıl?”
Turan; “İyi, çok iyi ama Hayri Bey’le iş bitmez ki. Evde karısının borusu ötüyor.”
Fazilet; “Sen onu bana bırak. Saadet benim hatırımı kırmaz. Can ciğer kuzu sarmasıyız, ayol. Bunca yıllık ahbaplığımız var.”
Turan; “Ya kız? O ne fikirde acaba?”
Fazilet; “Bu da laf mı yani. Ayol, annesinin sözünden çıkmak İnci’nin haddine mi düşmüş.”
Kahveler içilirken tüm sevecenliği üzerindeydi; “Allah bana evlat vermedi ama evlat kadar kıymetli bir yeğen verdi… Hamdolsun Turan iyi yetişti… Şimdi bütün emelim O’nu evlenmiş görmektir… Turan’ı evlendirmek bana düşer… Bu zamanda yuva kurmaya kalkan bir erkek hangi kıza güvenebilir? (Saadet Hanım da ‘çok haklısın Faziletçiğim. Bu yüzden kurulan yuvalar çabuk yıkılıveriyor’ sözleriyle destek verir). Şimdiki kızlar malumunuz! Ben, İnci’yi yeğenim için düşünmüştüm ama bilmem ki siz ne dersiniz.” Münasip bulmazlarsa ‘bahsi açmadan kapatacakmış’. Hamdi Bey “Bu bir izdivaç teklifi midir?” diye şaşkınlığını belli ederken Saadet Hanım onaylıyor; “Yoo, bilakis. Biz Turan Bey’i beğenir ve takdir ederiz. Öyle değil mi Hayri Bey?” Kocası da, ne yapsın “Elbette, tabii” deyince Turan, yine, fırsatı kaçırmaz; “Teşekkür ederim Efendim. Bana büyük bir şeref bahşediyorsunuz.”
Yalnız bir kere de İnci’nin fikrini sormak lazım ama Saadet Hanım buna da “Bizim ‘evet’ dediğimiz yerde kızımız ‘hayır’ diyemez” diye müdahale ediyor. Fazilet’in susması ne mümkün; “Yeğenimi methetmek gibi olmasın ama Turan gibi bir genç kolay kolay bulunmaz… Bizim de acelemiz yok zaten. Geç olsun da güç olmasın.”
O akşam dönerlerken “Eh, bu işe bitmiş nazarıyla bakabiliriz… Merak etme, annesi babası razı olduktan sonra kız çantada keklik demektir” diyordu yeğenine.
Oysa İnci’nin tepkisi hiç de ‘çantada keklik’ gibi değil. ‘O sıkıcı insanları’ zaten sevmezdi; “Turan’la evlenemem ben, o kadar.”
Hayri Bey ‘izdivaç tekliflerinin maalesef kabul edilmediğini’ aktarır Turan’a; “Emin olun ki annesi de ben de bu izdivacı çok arzu etmiştik… Teyzeniz hanımefendiye vaziyeti lisanı münasiple izah ediniz de kusura bakmasınlar.” Delikanlının her zamanki sahte nezaketi üzerindeydi. “Bu vesileyle bendenize büyük bir şeref bahsetmiş bulunuyorsunuz… Kararınıza hürmet (söyleyişi yine ‘hörmet’ şeklinde) etmek bizim vazifemizdir.” Ancak bakışları bambaşka.
İlk iş olarak adamı Nuri’ye ‘önemli bir görev verir’. “Hiç kimseye çaktırmadan patronun kızını takip edeceksin. Nerelerde, kimlerle geziyor, ne haltlar karıştırıyor, öğrenecek bana rapor edeceksin.” O kendini beğenmiş züppe kıza verilecek bir dersi varmış.
‘Charade’deki (1963) ‘Bateau Mouche’ (Henry Mancini). Kahramanlarımız pavyonda beraberler.
‘Love Theme from Sandpiper (The Shadow of Your Smile)’ (Johnny Mandel / Paul Francis Webster). Birazdan ‘The Sandpiper’ (1965) filminin müziği ile dans edecekler.
“Mutluluğumuza… Aşkımıza” diye kadeh kaldırıyorlar. Aslında “Yıllar sürecek ayrılığımıza” demeliydiler. Çünkü Nuri, resimlerini çektirmiş. Birbirlerinin oldukları o geceden sonra aksilikler başlar.
‘Un Homme et Une Femme’daki (1966) “Aujourd’hui C’est Toi” (Francis Lai). Turan, yemeden içmeden resmi Saadet Hanım’a iletir. Olay sonunda Hayri Bey’e aktarılır; “Maalesef kızımız gönlünü şoföre kaptırmış. Yalnız gönlünü kaptırsa neyse kendini de teslim etmiş O’na.”
‘Lawrence of Arabia’daki (1962) “The Nefud Mirage/Sun’s Anvil” (Maurice Jarre). Hemen Doğan’ı çağırıyorlar. “Yazıklar olsun sana. Ekmek yediğin kapıya bu nankörlüğü de mi yağacaktın” diye başlayan konuşmada delikanlı ‘susmak ve hakaretleri sineye çekmek’ zorunda. “Çünkü benim için hayatımın en değerli varlığı olan İnci’nin annesi ve babasısınız.” Özellikle Saadet Hanım’ın sözleri yenir yutulur gibi değil. “Seni rezil seni… Kör olası şoför… Alçak… Senin yaptığını köpekler yapmaz.” Kahramanımız “Beni paylamaya hakkınız yok Hanımefendi. Lütfen şoförlerin de insan olduğunu unutmayın” diye savunuyor kendini. Ama sonuç belli. İşten kovulur. Yeni şoför artık Nuri.
Sonraki birkaç sahnede Turan’ı daha yakından tanıyoruz.
“What’d I Say” (1959) (Ray Charles). Rulette para kaybedip duruyor. Sevgilisi Meral yanında. Aklı ise iskambil kâğıtlarında. ‘Evleniriz, Avrupa’ya balayına çıkarız’ falan diye hiçbir zaman yerine getirmeyeceği sözler vermiş. Kumar borçları için fabrikanın kasasından para ‘tırtıklamakla’ meşgul.
‘You Only Live Twice’daki (1967) ‘James Bond-Astronaut?’ (John Barry). O günlerde Hayri Bey’in de ‘tahsilâtı gecikmiş müşterileri’ inceleyeceği tutar. ‘Kaba bir hesapla toplam olarak 300 bin liralık açığı’ soruyor Turan’a. Bizimki “Müsterih olunuz Beyefendi” falan diye sakin görünmeye çalışsa da başına iş açılacağını sezmiş. Meyhanede “Kızına iyi bir ders verdik. Sıra babasında” diyor Nuri’ye. “Tek çıkar yol patronu ortadan kaldırmak.” Bu işi sessizce halledecek birini bulurlar. Bıçak atma ustası Memo.
Yaptığı plan ‘ince bir hesap işi’. Dostu Meral’i kullanarak Doğan’ın köşke gelmesini sağlar. “İnci bu akşam tam saat 7’de köşkün arka kapısında sizi karşılayacak.” Daha birkaç gün öncesine kadar ‘kendisine şeref bahşettiği için teşekkürlerini sunduğu’ Hayri Bey’e Memo’nun bıçağını uygun bulmuş şimdi.
‘Prison Break’ (1960) (Irving Joseph) ve ‘You Only Live Twice’daki (1967) ‘A Drop in the Ocean’ (John Barry). Fabrikatörün öldürülüp, suçun Doğan’ın üzerine atılışı ve kahramanımızın oradan kaçmaya çalışması bu melodilerle.
Sonuçta Türk Ceza Kanunu’nun 446. maddesine göre 24 yıl ceza alır. Annesi Zehra Hanım yırtınıyordu; “Oğluma haram süt emdirmedim. O’na doğruluktan, namustan başka bir şey öğretmedim. ” Sonradan kendisine olanları anlatan Meral’e “Nahak yere (O’nun deyişiyle ‘yerde’) hapishanelerde çürüyor oğlum” diyecektir.
Saadet Hanım, Doğan’dan bir bebek (4 aylıkmış) bekleyen İnci’nin durumuna bir çözüm getirir; “Seni evlendirmekten başka çare kalmıyor. Ben derhal Turan’la konuşur O’na her şeyi kabul ettiririm. Evlendikten sonra uzun bir balayına çıkarsınız. Doğumu Avrupa’da yaparsın. (Oysa doğum İstanbul’da) Kimse de çocuğun bir başkasından olduğunu anlamaz.”
‘Thunderball’daki (1964) ‘Electrocution-The Spa’ (John Barry). Birkaç ay sonra “Müjde Turan, bir oğlumuz oldu” dediğinde Turan bu müjdeye(!) çok ilgisiz. Başını okuduğu gazeteden kaldırmıyor bile. “Bana ait olmayan bir çocuk. Keşke olmasaydı… Başkasının piçine baba olmak kolay mı sanıyorsunuz.” İnci’yi, ‘vaziyetini bilerek kabul etmişti’. Ömer de O’nun soyadını taşıyacakmış.
‘Má Vlast (My Fatherland); Vlatava (Die Moldau)’ (1874) (Bedrich Smetana). Fonda Esen Günay’ın sesi; “Zaman akıp gidiyor, Ömercik büyüyordu. İnci, ümitsiz aşkıyla beraber mazinin acı hatıralarını da kalbine gömmüştü. Şimdi çocuğuyla avunmaya çalışıyordu.” İlerde, evliliğinin ‘kanuni bir formaliteden ibaret kaldığını’ öğrenip rahatlayacağız(!).
“Turan idareyi tamamen eline almış, işin düzenini değiştirerek çıkarına uydurmuştu. Fabrikayı kendine çalıştırıyor, zevki sefa içinde yaşamaya devam ediyordu. Fabrikadaki hususi telefon, yalnız düşüp kalktığı kadınlarla konuşmasına yarıyordu. Şoför Nuri, cinayetteki rolüne karşılık fabrikaya müdür tayin edilerek mükâfatlandırılmıştı. Vazifesi makamında dalga geçmek, aybaşında maaşını almaktan ibaretti.”
Zehra Hanım, biricik oğlunun uğradığı büyük haksızlığa dayanamayıp yataklara düşmüş. Vaktini dua etmekle geçiriyor.
“Terk edildikten sonra korku ve endişe içinde yaşayan Meral kendisini tamamen içkiye kaptırmıştı.” Fakat vicdan azabı bir türlü yakasını bırakmıyormuş.
Doğan, baba olduğundan habersiz. “Henüz daha cezasının sekizinci yılını doldurmuştu. Mahkûmiyeti isyanla, serkeşlikle, huzursuzluk ve kavgayla geçmiş birçok defalar kaçmaya teşebbüs etmiş her defasında da başka bir cezaevine nakledilmişti.” Önünde daha 16 uzun ve karanlık yıl var ama cezasını tamamlayacak gücü yok. “Son olarak Bursa Cezaevi’ne kapatılmıştı.”
‘The Bible: In the Beginning…’deki (1966) ‘Cain and Abel’ (Toshiro Mayuzumi) ve ‘Goldfinger’daki (1964) ‘Dawn Rain on Fort Knox’ (John Barry). İntihar girişimi ve firar etmesi bu melodilerle. [Kaçış sahneleri ‘Parmaklıklar Arkasında’ (1967) filminden alınmış].
‘The Magnificent Seven’daki (1960) “Calvera’s Return (Calvera Routed) (Allegro Brutale)” (Elmer Bernstein). Annesini gördükten sonra ilk işi Turan’ı ziyaret etmek.
Yüreği ‘intikam ateşi ile yanıp tutuşuyordu’. Belgrat Ormanı’nda Nuri’yi hafifçe ‘benzetmesi’; Papatya Saz Salonu ve Meral; Tophane’de Arapoğlu’nun kahvesinde nargile içen Memo ile konuşma; Oğlu olduğunu bilmediği Ömer’i kaçırması; Olta ile balık tutmaları; Saklandıkları yük vagonu.
“Gioconda’s Smile” albümündeki (1965) ‘Countess Esterhazy’ (Manos Hadjidakis). En güzeli de bu melodi eşliğinde Ömer’e getirdiği simitler. Hepsi masal gibi.
O zamana dek Turan ve Nuri’nin işleri yolundaydı. Sonrasında başlarına gelenler ‘mahvettikleri bir hayatın bedelini ödemeye yetmeyecektir’.


Saadet Hanım’ın evlilikle ilgili çarpıcı fikirlerini öğrendiğimiz konuşma.
İnci; “Hayır, Turan’la evlenmeyeceğim.”
Hayri Bey; “Niçin kızım? Sebebini öğrenebilir miyim?”
İnci; “Çünkü O’nu sevmiyorum.”
Saadet Hanım; “Bahis konusu olan sevmek değil evlenmektir.”
İnci; “Israr etmeyin anneciğim. Buna imkân yok.”
Hayri; “Anlamıyorum, Turan’ın nesini beğenmiyorsun?”
İnci; “Dedim ya babacığım, O’nu sevmiyorum.”
Saadet; “Ne demekmiş sevmek! Koca, evlendikten sonra sevilir.”
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Türker İnanoğlu
Senaryo
Yapımcı Türker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Çetin Gürtop
Süre 94 dk
Tür Dram, Macera
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Cinayet, Fabrikatör Kızı, Hapishane, Şoför, Tren Daha Fazlası

Oynayanlar

Cüneyt Arkın Cüneyt Arkın Doğan Arkın
Semiramis Pekkan Semiramis Pekkan İnci Pekkan
Önder Somer Önder Somer Turan Somer
Çolpan İlhan Çolpan İlhan Meral
Bedia Muvahhit Bedia Muvahhit Saadet Pekkan
Şaziye Moral Şaziye Moral Zehra Arkın
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Hayri Pekkan
Nevzat Okçugil Nevzat Okçugil Fazilet Somer
Süleyman Turan Süleyman Turan Nuri Turan
Ali Seyhan Ali Seyhan Memo
Zeki Sezer Zeki Sezer Şemsi Bey
Ömer Dönmez Ömer Dönmez Ömer
Arap Celal Arap Celal Kahveci Arap
Giray Alpan Giray Alpan Polis
Oktay Yavuz Oktay Yavuz Mübaşir
Nermin Özses Nermin Özses Davetli
Timuçin Caymaz Timuçin Caymaz Ali Seyhan Seslendirmesi
Hayri Esen Hayri Esen Cüneyt Arkın Seslendirmesi
Birsen Kaplangı Birsen Kaplangı Ömercik Seslendirmesi
Erdoğan Esenboğa Erdoğan Esenboğa Önder Somer Seslendirmesi
Jeyan Mahfi Tözüm Jeyan Mahfi Tözüm Semiramis Pekkan Seslendirmesi
Esen Günay Esen Günay Süleyman Turan Seslendirmesi
Fuat İşhan Fuat İşhan Süleyman Turan Seslendirmesi
Hayri Arlı Hayri Arlı Seslendirme
Osman Alyanak Osman Alyanak Seslendirme

Ekip

Yapım Ekibi Memduh Karakaş (Yapım Amiri)
Yurdaer Büksel (Yapım Asistanı)
Yılmaz Çiçek (Yapım Asistanı)
Selahattin Bozkurt (Yapım Asistanı)
Ahmet Güneryaylı (Yapım Asistanı)
Yönetmen Ekibi Mehmet Bozkuş (Teknik Yönetmen)
Hüseyin Karaoğlu (Yönetmen Yardımcısı)
Kamera Ekibi Hüseyin Karındoyuran (Kamera Asistanı)
Metin Öven (Set Fotoğrafları)
Post-Prodüksiyon Refik Onubil (Jenerik Tasarım)
Işık Ekibi Şevket Yılmaz (Işık Şefi)
Mehmet Çakar (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)

Firmalar

Erler Film (Yapım)
Acar Film (Laboratuar)
Ender Işık Servisi (Işık)

Son Yorumlar (1)

Loverman avatar Loverman 15 Mayıs 2010 01:17:05

10

oyuncu kadrosu ve konusuyla seçkin yeşilçam filmlerinden biridir bana göre. izlemenizi tavsiye ederim. filmde bedia muvahhit in ağırlığı da hissedilir derecede.

Yandex.Metrica