Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında

(At Eternity's Gate)

Sinema Filmi

2018

Vincent Van Gogh, 30 Mart 1853-29 Temmuz 1890
Film Van GogH'un 1888'de yerleştiği Güney Fransa'daki Arles Kasabasındaki son iki yılına odaklanıyor.
1888’de, Lautrec‘in aklına uyarak, güney Fransa’da, daima güneşli ve yazın çok sıcak olan Arles Kasabası’na gitti. Akdeniz’in laciverdi onu büyüledi. Gauguin, ona misafir geldi.

Van Gogh resmi o kadar seviyordu ki, boyayı tüpten doğruca tuval üzerine sıkıyor, parmağıyla eziyordu. Bazen hırsını alamıyor, boya yiyor; yemeklere renk versin diye boya katıyordu!

Yaz sıcaklarında, tarlalarda güneş altında çalışmak sinirlerini büsbütün harap etti. 1888’da bir gece (23 Aralık), küstah tavırlar takınan Gauguin‘in gırtlağını ustura ile kesmeye kalkıştı. Bereket, Gauguin güçlü kuvvetli bir ressamdı. Van Gogh hırsını alamayınca kızdı kendi kulağın ı kesti ve şehrin genelevinde tanıdığı bir kıza götürüp verdi.

Gauguin kaçmıştı. Theo Paris’ten geldi. Van Gogh’u iki hafta için hastaneye yatırdılar. Burada hayaller görmeye başladı. Arles’de hayatının en güzel 200 tablosunu yapmıştı. Kendi isteği üzerine Arles yakınlarındaki Saint-Remy akıl hastanesine girdi. Bir süre sonra başka bir akıl hastanesine yatırıldı.

1890’da, «Mercure de France» Dergisinde, hakkında yazılan ilk yazı yayınlandı. «Kırmızı Üzüm Bağı» adlı tablosu da, hayatta iken satılan ilk ve son tablosu oldu. Van Gogh hastaneden çıkıp Paris’e, Theo’nun evine gitti. 1890 yılının 27 Temmuz günü, Auvers’te, tarlalarda resim yaparken, daha önce tedarik ettiği tabancasını çekti, göğsü ile karnı arasına ateş etti. Kardeşi Theo yetişti. İki gün daha yaşadı ve 29 Temmuz 1890’da öldü. Bir yıl sonra, kardeşi Theo da öldü. Auvers’te yanyana gömüldüler.

Künye

Yönetmen Julian Schnabel
Senaryo ,
Yapımcı Nik Bower , François-Xavier Decraene , Jon Kilik , Jasmin Kirner , Nicolas Lhermitte , Deepak Nayar , Marc Schmidheiny , Karl Spoerri
Görüntü Yönetmeni Benoît Delhomme
Vizyona Giriş Tarihi 15 Şubat 2019
Süre 110 dk
Tür Biyografi, Dram
Ülke ABD
Internet Sitesi Julian Schnabel

Son Yorumlar (1)

erakman avatar erakman 18 Şubat 2019 06:18:01

8

Hollandali ünlü ressam Van Goghu anlatmaktan ziyade hissedilmesini amaclayarak cekilmis bir film adeta. Basrol oyuncusu Willem Dafeo oyunculugu ile filme çok şey katmiş ve karekterle adeta bütünlesmis.

Yasadigi yillarin cok otesinde bir bakiş açıs ına sahip olan ressamın yaptigi resimler, ancak ölümünün ardından anlaşılabildi. Film de kardeşi Teo ile sahnelerinij daha çok olmasını isterdim. Van Gogh ressam olmanin yani sira son derece duygusal zekaya sahip edebi yonu kuvvetli idi. Ozellikle Shekspare kitaplarini defalarca okur ve bunlari kardesi Teoya yazdigi mektuplar da mutala ederdi. Öldükten sonra kardeşi de 2 sene dayanabilmiştir. Van Goghun bu kadar ünlü olmasının arkasında kardeşi Teonun karısı vardır. Ressamın ölümünün ardından tablolarını toplamış ve tanıtmaya adamışdır. Ne yazıkki bu bilgilere filmde hiç değinilmemiş.

Kulagini kesen ressam olarak da taninan Van Gogh, filmin bir sahnesinde bunu yapiyor ama kulaginin tümüyle kesildigi sahneleniyor. Halbuki kulak memesinden bir parca kesiyor, tabi bu kadari bile normal bir insanin yapacagi sey degil. Odasini paylastigi hayat kadini ile gecirdigi zaman ise filme hic konu edilmemis.

Filme donecek olursak kamera acilari izlerken biraz sizi yorabilir ama bu bakis acisi tamda karekterin kendi gozunden betimlenmis olmasi ile alakali olsa gerek. Bu sayede ressamla butunlesebiliyir ve yasadigi zorluklarla beraber anlasilamamanin vermis oldugu izdirabi anlayabiliyorsunuz.

Isterdim ki daha detaya girilsin ve onun bu ic dunyasina yolculuk daha uzun sursun. Ama film suresinin 114 dk olmasi buna yeterli gelmiyor. Uzun sureli filmlere on yargim olmasina ragmen biyografi filmlerinde kareketerin daha iyi anlasilabilmesi icin surenin uzun tutulmasi taraftariyim.

Sonuc olarak sanatsal ve oyunculuk anlaminda goz dolduran yapim,karekterin hayatindaki mihenk taslari sayilabilecek iki- üç noktasinin es gecirildigini dusundüğümde bir puanını kırıyor ve 8 veriyorum.

Yandex.Metrica