Mazimdeki Kadın

7,57

( 7 kişi yorum yaptı )

Mazimdeki Kadın

Sinema Filmi

1969

Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons No. 25: La Bohemia’ albümündeki (1965) “J’aime” (1964) (Salvatore Adamo).
Köprülerin henüz ezmediği Boğaz’da dolaştıktan sonra bir lokantaya gelmişler.
Murat; “Seni sevmedim önce. Sadece arzuladım. Canım çekti. Açıkçası ne nişan ne evlilik aklımdan bile geçmiyordu. Dümen yapıyordum. Lakin şimdi seviyorum. Doğruyum. Bir şeyler oldu bana. Evleneceğiz. Yaşadığım bütün hayata sünger çekeceğim. Zaten ne kadar yaşadım ki. Hepsi üç yıl.”
Meral; “Üç yıl mı?”
Murat; “Hayatımın sadece üç senesini hatırlıyorum. Ondan önce neydim, kimdim bilmiyorum. Mazime ait ne bir iz, ne bir yer, ne de kimse. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Bir sabaha karşı gözümü açtığım zaman bir caddede yatıyordum. Niçin, oraya neden gelmiştim, kimdim? Yeter bilmek istiyorum. Öğrenmeliyim. Bu karanlık beni boğacak, öldürecek. Öğrenmeliyim.”
Meral; “Seni seviyorum. Yardım edeceğim. Beraber öğreneceğiz.”


Jenerikten sonra Yıldız’ın (Belkıs Özener’in sesiyle) söylediği Nihavent şarkı var: ‘Hani Bir Gün Gelecektin (Yalancısın)’ (Teoman Alpay).
Film, geçici olarak (hem de iki kez) belleğini yitiren Orhan’ın öyküsünü anlatıyor. Ancak yaşantısını asıl değiştiren güzel Meral olacaktır.
Üç yıl öncesine kadar Erenköy’deki gösterişli evlerinde fabrikatör babası ve (filmdeki adını öğrenemeyeceğimiz) abisi ile yaşıyormuş. ‘Bir gece konsere giderken geçirdiği şokla mazisini unutmuş, hafızasını kaybetmiş’. Mahkeme sahnesinde Avukat Faruk ‘kim olduğunu bilmeden bir başka hayata itildiğini’ söyleyecektir. Büyükdere yakınlarında kendine geldikten sonra ‘lanetli bir tesadüfle kanun dışı yaşayanların arasında kalmış ve yaşayabilmek için Onlara benzemiş’. Hatta reisleri olmuş.
İlk sahnelerde adı Murat. Her türlü kaçakçılık işine bulaşmış acımasız bir gazino patronu. ‘Suyuna gitmeyenleri bir bakış veya iki tokat’ ile yola getiriyor. İş yoğunluğu nedeniyle ‘sabaha karşı yatıp günde ancak bir defa karnını doyurabiliyormuş’. Bunun dışında yaşantısı, Fecri Ebcioğlu’nun şarkısındaki gibi; “Her akşam ayrı güzelle//Sen de geçir her gününü.”
‘Te Quiero, Dijiste’ (1944) (Maria Grever). Kendisini, Şantöz Yıldız ile yatakta yakalayan eski sevgilisi Aynur Aydan’ı tokatlayarak kovuyor. “Apartmanın anahtarını ya yok et ya da gönder demiştim sana. Defol yoksa gebertirim.” Sonra da bir şey olmamış gibi kaldığı yerden sevişmeye devam ediyor. Böylesine umursamaz.
Kuvvetli gibi görünen bu zincirin zayıf bir halkası var. Adamlarından Ferit, rakip çete reisi İlyas ile iş birliği içindeydi. Fiyasko ile sonuçlanan Maslak’a ‘iki torba mal götürme olayı’nda kendisini kurtarmak için suçu Necati’nin üstüne atar. Kahramanımızın zararı birkaç yüz binmiş. Hemen ‘hainin peşine düşer’.
‘Hatari!’deki (1962) ‘Sounds of Hatari’ (Henry Mancini). Yaşlı adamı Fethi’nin evinde bulur. [Selma Güneri bu sahnedeki elbiseyi ‘Korkunç Arzu’da (1966) Orhan-Yusuf Sezgin’in Almanya’dan yazdığı mektubu okurken giyiyordu].
‘States Evidence (Prison Break)’ (Irving Joseph). Biraz hırpalayınca yaşlı adamın suçsuz olduğunu anlar. Asıl düzenbaz, Ferit’miş.
Necati’nin güzel kızı Meral’e âşık olması aynı günlerde. Evlenmeye ve karanlık işleri bırakmaya karar verir. Ancak pek çok filmde rastladığımız gibi ‘son bir iş’ yapacak. İlyas ve Ferit’ten alınacak hıncı olmasa bundan da vazgeçermiş. “Lakin yanlarına bırakırsam sonradan koyacak bana. Kahrolacağım, biliyorum. İyisi mi ‘şenlikli’ bitirelim” diyor. Gerçekten de ‘bitirişi’ şenlikli. Özellikle hafızası için.
Filmin burasında ‘şöhreti yurt dışına kadar yayılmış olan büyük sanatkâr ve dans yıldızı’ Kudret Şandra’nın göbek dansı ve Alâeddin Şensoy’un sesi ile söylediği ‘Aşkımla Oynama Kumar Değildir’ (1968) (İsmet Nedim / Mehmet Erbulan) var. [‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım da konuklar arasında]. Sonra Yıldız’ı bir başka gazinoda söylediği Rast şarkı ile izliyoruz; ‘Çok Severdim Bilirsin (Cemile)’. 6 buçuk dakika süren bu iki sahnenin filme katkısını anlayamadık.
Meral ile dolaşırlarken delikanlı hakkında bir gerçeği öğreniyoruz. Üç yıldan öncesini bilmiyor. “Mazime ait ne bir iz, ne bir yer, ne de bir kimse. Hiçbir şey hatırlamıyorum.” Meral’in sevgisi yardımcı olacakmış bu konuda.
‘Crash Landing / The Bomb’ (John Barry). İlyas’ın çetesi ile hesaplaşacağı yere giderken ‘Thunderball’daki (1965) melodi duyuluyor. Çatışmada başına gelen darbe ile bayılır. Ferit ölmüş, Necati ve rakip çetedekiler tutuklanmış. Büyükdere, Kilyos yolunda gözlerini açtığında, bu kez, son üç yılı ‘hiç ama hiç’ anımsamaz Murat.
Her bellek yitimi sonrasında ayıldığı yer aynı.
Erenköy’deki eve geldiğinde uşakları Sami şaşkınlık içindeydi. “Siz? Siz misiniz Orhan Bey?” Gerçek adı buymuş. ‘Evden çıkışıyla dönüşü arasında üç sene olduğunu’ öğrenince şaşırma sırası kahramanımıza gelir. Bu arada babası ölmüş ve ağabey Memduh Ünsal tüm mirasa konmuş. Hakkını almak için yumruklarını konuşturması gerekir. Öylesine gaddar ki, Abisi “Sakin bir insandın. Ne olmuş sana? Canavar kesilmişsin” diyor. Kendisi bile “Ne olmuşum, nasıl olmuşum böyle” diye hayretler içindeydi. Kulüp’teki kumar masasında en ufak bir hataya “Keleklik etme be” diye tepki gösteriyor. Neredeyse dövecek. Ama kendisi ‘alttan kâğıt çekmek’ dâhil her türlü numarayı yapıyor.
Werner Müller Orkestrası’nın ‘International Film Festival’ uzunçalarındaki (1964) ‘Sundays and Cybelle’ (1962) (Maurice Jarre). Nişanlısı ‘sosyetik’ Selma ‘kimsenin olmadan, evlenmeden’ ümitle beklemiş; “İçimde bir ses döneceğini söylüyordu bana. Geleceğini biliyordum.”
Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ albümündeki (1960) ‘Scandalo al Sole / A Summer Place’ (1959) (Max Steiner). Gazinodaki dans. ‘Abisiyle anlaştığını, fabrikaya ortak olduğunu’ söylediğinde Selma “Artık hiçbir mani kalmadı desene” karşılığını verir. Bundan ‘fabrikaya ortak olamasaydı evlilik de olmayacaktı’ gibi bir anlam çıkıyor ama bizimkinin ‘hafızası’ böyle ayrıntılara dikkat edecek durumda değil. Sonraki sahnede nikâh resimleri çekiliyordu.
‘Mondo Cane’deki (1962) ‘Casa Della Morte’ (Riz Ortolani) ve ardından ‘Dead Ringer’daki (1964) “Edie’s Theme” (André Previn). Gazeteler ‘sosyetenin tanınmış simalarından yakışıklı fabrikatör Orhan Durukan’la demir tüccarlarından Naci Bey’in güzel kızı Selma’nın beklenen düğünlerinin nihayet gerçekleştiği’ haberi ile dolu. Bunu okuyan Meral gözyaşlarına boğulur. Uzun zamandır aradığı sevgilisini başka isimle de olsa bulmuş. Ablası ile (çünkü kendisine kardeşim diye hitap ediyor) konuşurken ne durumda olduğunu anlıyoruz.
Sevgi Can; “Niye ağlıyorsun, sevinmen lazım. İzini buldun nihayet. Kalk durma git. Anlat halini.”
Meral; “Evlenmiş artık. Ne diyebilirim?”
Sevgi Can; “(Karnımda çocuğun var. Boşanacaksın. Benimle evleneceksin) diye söze başlarsın. Gerisini kendi bilir.”
Orhan, yazıhanesine gelen Meral’i tanımaz bile. “Hatırlayamadım. Tanışmış mıydık daha eskiden?”
‘Dead Ringer’daki (1964) ‘Main Title’ (André Previn). Umutsuzluğa kapılan genç kadın bir kutu hapla intihar girişiminde bulunuyor. Hastanede güç bela kurtarılır. Ama ‘karnındaki yavrusunu’ kaybetmiş.
Bu sırada Orhan, anımsayamadığı üç yıl nedeniyle bunalımlar, kâbuslar içindeydi. Üstelik evliliği de sallantıda. Selma, evlendiğine pişman olmuş. Bütün sosyete delikanlının skandallarıyla çalkalanıyormuş. “Rezil ettin beni de ailemi de. Mahvolduk, herkesin diline düştük” diyor. “Hay sosyeten batsın. Ben canımla uğraşıyorum sen tutmuş…” yanıtı ve bir tokat beraberliklerini bitirir.
Kumarhanedeki ‘marifetleri’ Abisi ile ortaklığın da bozulmasına neden olur.
Sonraki günleri özür dilemekle geçiyor. Önce Selma’nın annesi Nevzat Okçugil tarafından terslenir. Karısı seyahate çıkmış ve kahramanımızla bir daha karşılaşmak istemiyormuş. Avukatlarına talimat vermişler. Boşanmakta bir zorluk çıkarmayacağını ümit ediyorlarmış.
Abisi de “Şerefim ve ticari itibarım söz konusu” diyor. ‘Çok müteessirmiş’. Artık beraberce iş yapmalarına imkân yokmuş. Ayrılırlar.
Son olarak gittiği kumarhanede, kendisini eskiden tanıyan Çetin Başaran da vardı. Çıkan tartışmada başına aldığı darbe ile (hep olduğu gibi) bayılır. Her şerde bir hayır vardır misali ayıldığında tüm geçmişini hatırlıyordu.
İlginç bir şekilde ‘amnezi’ halindeyken değil, hafızası yerine gelince tutuklanır.
Hapiste kendisini ziyaret eden Meral’e “Bütün çektiklerini unutacaksın. Mesut edeceğim seni” diyor. “Masal değil bu. Hayal kurmuyorum. Seni er geç kollarımın arasına alacağım.”
Orhan; “Bilmeyerek işlediğim o suçlar için ceza vermezlermiş. Verseler de çekeceğim.”
Meral; “Bekleyeceğim seni.”
Orhan; “Kavuşacağız Meral’im. Paramız da var. Babanı da alacağız yanımıza. Çocuğumuz uzaklarda bir deniz kıyısında büyüyecek. Balığa çıkacak bizimle.”
Meral; “Ben de dalyanda bekleyeceğim sizleri.”
[Selma Güneri’nin üzerindeki paltoyu ‘Ağır Suç’ (1967) ve ‘Aşkınla Divaneyim’ (1967) filmlerinden anımsıyoruz].
İki dakika süren mahkeme sahnesinde Avukat Faruk’un ‘hukuki’ ve Doktor Muzaffer Yenen’in ‘tıbbi’ açıklamaları var. (Cezaevindeyken ‘kafasına vurulmasına neden olacak bir olaya karışmaması’ ayrı bir mutluluk). Kısa sürede tahliye olacaktır.
İstanbul Ceza ve Tevkif Evi’nden çıkınca Meral’le kucaklaşıyor. Necati de, elinde tabanca, oradaydı; “Kızımı gene bırakırsın korkusuyla hapisten kaçtım. Seni öldürmeye yeminliydim.” Ama beraber olduklarını görünce vazgeçer. “Geçmiş olsun, Allah bir daha göstermesin. Çok sürmeyecek bu ayrılığımız. Hadi sizlere uğurlar olsun. Benim yolum şimdilik bu tarafa.”
Kalan cezasını çekmeye gider.
[Selma Güneri bu sahnedeki paltoyu ‘Korkunç Arzu’ (1966) ve ‘Ağır Suç’ta (1967) son mahkeme sahnelerinde giyiyordu].


‘La Paloma’ (1860) (Sebastian de Iradier).
Deniz kenarındaki konuşma.
Meral; “Sizden nasıl nefret etmiştim önce. Öldürmek istemiştim.”
Murat; “Şimdi?”
Meral; “..Birdenbire nasıl değişebilirsiniz? Nasıl bu kadar farklı davranabilirsiniz?”
Murat; “Bilmem! Ben de zaman zaman merak ederim kendimi. Kötüyümdür aslında ya, bazen böyle işte, iyiliğim de tutar. Sebebini anlayamam.”
Bu sahnede filmin çok hoş bir sürprizi var. İki âşık oraya Sema Özcan’a ait 66 model ‘34 KL 920’ plakalı ‘Buick’ ile gelmiş.
(Yazan: Murat Çelenligil)

Künye

Yönetmen Aram Gülyüz
Senaryo
Yapımcı Berker İnanoğlu
Görüntü Yönetmeni Rafet Şiriner
Süre 66 dk
Tür Dram
Özellikler Siyah Beyaz
Ülke Türkiye
Etiketler Bellek Yitimi, Hapishane, Kumar Daha Fazlası

Oynayanlar

Ekrem Bora Ekrem Bora Murat / Orhan Durukan
Selma Güneri Selma Güneri Meral
Mine Soley Mine Soley Yıldız
Sevgi Can Sevgi Can Meral'in Ablası
Behçet Nacar Behçet Nacar Ferit
Feri Cansel Feri Cansel Selma (Can Sel)
Asım Nipton Asım Nipton Necati
Mehmet Ali Akpınar Mehmet Ali Akpınar İlyas
Mustafa Yavuz Mustafa Yavuz Hıdır
Mehmet Büyükgüngör Mehmet Büyükgüngör Sami
Muzaffer Yenen Muzaffer Yenen Doktor
Nevzat Okçugil Nevzat Okçugil Selma'nın Annesi
Orhan Çoban Orhan Çoban Garson
Aynur Aydan Aynur Aydan
İsmet Erten İsmet Erten
Memduh Ünsal Memduh Ünsal Orhan'ın Abisi
Kudret Şandra Kudret Şandra Kendisi
Zeki Tüney Zeki Tüney Kumarbaz
Erdoğan Seren Erdoğan Seren Kumarbaz
Çetin Başaran Çetin Başaran Fedai
Arap Celal Arap Celal Meyhaneci Dayı
Salih Güneyli Salih Güneyli
Fatoş Tez Fatoş Tez Sevgi Can Seslendirmesi
Reşit Gürzap Reşit Gürzap Memduh Ünsal Seslendirmesi
Altan Karındaş Altan Karındaş Feri Cansel Seslendirmesi
Nedret Güvenç Nedret Güvenç Selma Güneri Seslendirmesi
Ali Demir Ali Demir Selma'nın Babası
Niyazi Gökdere Niyazi Gökdere İlyas'ın Adamı
Sait Ergenç Sait Ergenç Behçet Nacar Seslendirmesi
Mümtaz Ener Mümtaz Ener Asım Nipton Seslendirmesi
Yusuf Sezer Yusuf Sezer Rıza
Abdurrahman Palay Abdurrahman Palay Ekrem Bora Seslendirmesi
Fikri Çöze Fikri Çöze Arap Celal Seslendirmesi

Ekip

Kurgu Özdemir Arıtan (Kurgu)
Yapım Ekibi Mustafa Oğuz (Yapım Sorumlusu)
Yönetmen Ekibi Ferhan Üçoklar (Reji Ekibi)
Kamera Ekibi Ferhat Bakır (Kamera Asistanı)
Post-Prodüksiyon Recai Karataş (Teknik Sorumlu)
Ali Berkan (Teknik Sorumlu)
Arif Özalp (Teknik Sorumlu)
Tanas Petriyadis (Teknik Sorumlu)
Osman Bilen (Teknik Sorumlu)
Adnan Açıkalın (Teknik Sorumlu)
Kamil İpekar (Teknik Sorumlu)
Nevzat Dişiaçık (Teknik Sorumlu)
Recep Pala (Teknik Sorumlu)
Işık Ekibi Mehmet Çakar (Işık Şefi)
Ses Ekibi Tuncer Aydınoğlu (Ses Kayıt)
Müzik ekibi Belkıs Özener (Şarkılar)

Firmalar

Er Film (Yapım)
Mimeray (Afiş Baskı)
Acar Film (Film Hazırlık)

Son Yorumlar (7)

TubaArtan avatar TubaArtan 08 Ağustos 2017 12:16:30

Filmin trt versiyonunu izledim nerdeyse yarım saatlik kesinti var konu bütünlüğünü bozmuş doğal olarak birçok kişide filmi saçma bulmuş. Aslında film güzel ve farklıydı

Göztepe avatar Göztepe 24 Mayıs 2014 22:57:31

7

Benden önce yazan arkadaşların söylediği gibi pek iyi bir film değil filmi Trt çekimi izledim bazı sahneler muhtemelen kesilmiş hızlı geçiştirmeler vardı. Tek iyi tarafı filmde Ekrem Bora'nın oyunculuğu sert tutumu ve karizması filmin başka bir artıs ıda yok zaten.

benimsinema avatar benimsinema 26 Şubat 2012 20:18:02

5

film tam bir muamma ve vasat. neden oldugunu anlayamadim, kesin filmi kesmisler. ekrem bastan bir cirkin islerin babasidir. kendi adamanin kizina sonra asik olur yani selmaya.. birgün beraber yemek yemeye giderler ve  ne oluyorsa film burda kopuyor. ekrem sokakta yalniz uyaniyor ve evine gidiyor. evdekiler cok saskin cünkü ekrem evine 3 yildir ugramiyor öldü sanmislar. ekrem hafiza kaybi yasar ve bisey hatirlamaz. aradan feri cansel cikiyor, ekremin eski sevgilisi hatta onunla bile evlenir. durumu gazetelerden ögrenen selma intihara tesebbüs eder ( baygin halde gülüyor )...ve film böyle sacmaliklarla devam ediyor. ayrica selmaya peruk hic yakismamis...

bir_demet_menekse avatar bir_demet_menekse 23 Mayıs 2008 22:50:05

8

benim sevemediğim filmlerden biridir...ama yine de çoğu filmde olduğu gibi bu filimin de bana göre en güzel yanı o güzel İstanbul'u yani eski İstanbul'u göriyoruz,harika...Selma Güneri bu filmde alışık olduğumuz o hoş kadından çok farklı..ama bana gö re de sarı saç pek yakışmamış...birde bar sahnesinde birçok filmde duymul oldugumuz ve de alıştığımız o melodiler bu filmde de tekrarlamaktadır...

sultanhastası avatar sultanhastası 12 Kasım 2007 20:56:11

2

Gerçekten çok saçma bir film, Selma Güneri kafasındaki o sarı perukla çok itici.

kamil zafer 30 Ekim 2007 11:31:10

7

Ben bu filmi seyrettim ama niye seyrettiğimi bilmiyorum.Herhalde son derece saçma olduğunu bilmediğim için.Peki bu filmin niye çevrildiğini bilen varmı?30.10.07 Zafer ALGAN

Yandex.Metrica