Paralı Askerler

7,73

( 11 kişi yorum yaptı )

Paralı Askerler

(You Can't Win 'Em All)

Sinema Filmi

1970

Artık neredeyse çökmüş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarında, 1922 yılında Anadolu topraklarında geçer. Batı Anadolu bölgesi hala Yunan ordusunun işgali altındadır. Kuva-yi Milliye bir kurtuluş savaşı sürdürürken, Padişah'a bağlı güçler Yunanlarla iş birliği yaparak bu ulusal güçlere karşı direnirler. Anadolu'daki savaş ve kargaşa haliyle birçok fırsatçı maceraperesti de bu topraklara çekmektedir. Amerikan ordusunun eski askerleri olan Adam Dyer (Tony Curtis) ve Josh Corey (Charles Bronson), bu maceraperestlerden ikisidir. İkilinin yolları Ege Denizi'nde silah taşıyan bir mavnada kesişir. Mavnada o devir için çok gelişkin silahlar olan Thompson makineli tüfekleri vardır. Silahların kime gideceği çok da önemli değildir. Bu ikili sadece kişisel maddi çıkarlarını düşünürler. Zaten o nları ve beraberlerindeki bir düzine kadar paralı askeri bir arada tutan da bu çıkar birliğidir. Çıkarları o an neyi gerektiriyorsa onu yaparlar. İlk çıktıkları liman olan İzmir'de Yunan askerleriyle çatışırlar, daha sonra onlarla kısa bir süre işbirliği yapacaklar, aynı şekilde önce İstanbul hükümetine bağlı askerlerle, sonra da Ankara yanlısı güçlerle kader birliği edeceklerdir. Zaman zaman birbirlerine de kazık atmaktan geri kalmayacaklardır.

İzmir'den sonra atlarla yola devam eden paralı askerler kafilesi Kapadokya bölgesine ulaştığında burada onları daha önce Padişah'a bağlıyken şimdi kendi hesaplarına çalışan milis güçlerinin komutanlarından Albay Ahmet Elçi (Fikret Hakan) ve askerleri karşılar. Albay Elçi ve Yüzbaşı Enver (Salih Güney) Amerikalıları, emrinde oldukları bölge valisi Osman Bey (Gregoire Aslan)'e götürürler. Osman Bey silahlarla ilgilenir gibi gözükür ama asıl amacının başka olduğu anlaşılır. Osman Bey hem üç kızını (kızların dadısı Ayla'yı Michèle Mercier oynuyor) hem de yüklüce bir altın stoğunu trenle Batı Anadolu'ya taşımaya hazırlanmaktadır. Amerikalı maceraperestleri, Albay Elçi ve diğer Osmanlı askerleri ile birlikte bu trene muhafızlık etmeleri için tutmuştur. Nitekim tren yolda Kuva-yi Milliye askerlerinin saldırısına uğrar. Ancak trenin hem zırhlı oluşu hem de paralı askerlerin ağır silahlarla donatılmış olması sonucunda Kuva-yi Milliye askerleri geri püskürtülür. Tren tahrip olduğu için yola bu kez atlı olarak devam ederler. Mola verdikleri bir antik kentin yıkıntılarında Albay Elçi'nin başka bir art niyeti daha ortaya çıkar: Bu altınları zimmetine geçirip Roma'ya kaçmayı planlamaktadır. Çünkü Yunanların ve onların iş birlikçilerinin yenileceği günlerin çok yakın olduğunu hissetmiştir ve kendisini bu kargaşadan sıyırmanın en kârlı yolunun bu olduğunu düşünmektedir. Daha sonra mola verdikleri bir köy aynı taraftan oldukları halde Yunanlar tarafından topa tutulur. Yunanlarla ateşkes görüşmeleri sürerken Ayla Albay Elçi'yi bıçaklayarak öldürür. Bu sırada aniden ortaya çıkan Türk uçakları Yunan birliğini yerle bir ederken bunu fırsat bilen paralı askerler kızlarla birlikte bir Yunan kamyonuna atlayıp İzmir'e varırlar.

İzmir kargaşa içindedir. Büyük bir kalabalık, işgal kuvvetleriyle birlikte yakılıp yıkılmış şehri terk etmek için birbirlerini ezmektedir. Paralı askerler tam bir gemiye atlayıp kaçacaklarken Ulusal Güçler'in donanmasına ait bir gemi tarafından önleri kesilir. Tutuklanarak Kuva-yi Milliye karargahına getirilirler. Burada Atatürk olduğu varsayılan (ama açıkça belirtilmeyen) Türk General (Patrick Magee)'in huzuruna çıkartılırlar. Ayla da onun yanındadır. Aslında Ayla'nın General'in sağ kolu olduğu ve Anadolu'ya ayak bastıkları ilk andan itibaren paralı askerlerin attıkları bütün adımlardan karargahın haberi olduğu anlaşılır. Bir sürpriz daha olur, General aslında altınla veya silahla ilgilenmiyordur. Paralı askerlerin taşıdığı mücevher çantasının gizli bölümüne gizlenmiş, dünyada bir eşi daha bulunmayan tarihi bir Kur'an'ın peşindedir. Ona göre Halife Osman'dan kalan ve 13 yüzyıldır dini ve politik otoritenin bir sembolü olmuş bu kitap yanlış ellere geçerse Müslüman dünyasını olumsuz bir biçimde yönlendirebilecektir. Bu iki Amerikalıdan hoşlanmamasına rağmen General kitabı getirdikleri için onları bağışlar ve ülkeden ayrılmalarına izin verir.

Künye

Yönetmen Peter Collinson
Senaryo
Yapımcı Harold Buck , Gene Corman , Ali Çakuş
Müzik Bert Kaempfert
Görüntü Yönetmeni Kenneth Higgins
Süre 99 dk
Tür Aksiyon, Macera, Savaş
Özellikler 35 mm, Renkli
Ülke Türkiye
Etiketler Silah Kaçakçılığı, Türkiye Daha Fazlası

Ekip

Kurgu Raymond Poulton (Kurgu)
Kostüm Tasarım Leyla Suren (Kostüm Tasarım)
Dinah Greet (Kostüm Tasarım)
Ses Ekibi Arthur Vincent (Ses Kayıt)

Son Yorumlar (11)

Kleberson avatar Kleberson 16 Temmuz 2017 14:47:52

bu filmin yapimcilarindan biride bir türk yapimci olan ali cakus bu filmde fikret hakanin baya rolü var salih güneyin fazla rolü olmasada fikret hakanin yaninda onuda defalarca görebiliyoruz türkce dublajla izlemek isterdim filmi

kamilzafer 26 Mart 2016 10:07:46

10

Komisyoncu şirket/Acenta " Tura Film " Patronu Ali Çakus ( Yabancılara kolaylık olsun diye " Chakis " olarak yazdırıyormuş).Yazıhanesi Ağa Camisi'nin arkasında olan ve işi figüran bulmak olan bu acenta görevi Hüseyin Zan'a vermiş.Adam başı haftalık 5 0 sterlin alırmış (210 TL) figüranlara 30 TL verirmiş.Ayrıca 300 toplum polisini 50 TL. gündelikle (öğle yemeği dahil) kiralamışlar.50 tanesini de figüran olarak ( Koruma) Ürgüp'e götürmüşler (İçişleri Bakanlığı'ndan izin alınmadan).Emniyet Müdürü Mustafa Çağlar bu işten iyi kar ettiklerini açıklamış ve"bu kazancı hükümetten yıllarca temin edemezdik " demiş.
Ayrıca Nevşehir/Avanos/Çavuşin köyünden 41 figüran toplamışlar ( Adam başı 60 TL. lakin 25 TL. vermişler.Bunu öğrenen köylüler şikayette bulunmuşlar.Sonrasında Ürgüp'te devam eden çekimler de Fikret Hakan ve Salih Güney noter aracılığıyla filmin yapımcı ve yönetmenine " Türkler aleyhin de kurdelalarının olduğuna dair " dikkat çekmişler.Film de ki Türk görevli ve sanatçılar Nevşehir Kapadokya Tusan Oteli önünde gösteri yaparak bu konuda teminat verilmesini yoksa çalışmayacaklarını bildirmişler Beş teknisyen de bir açıklama yaparak İstanbul'a dönmüş.Ali Çakuş'un amerikalılardan 800 TL. alıp 400 TL. verdiği anlaşılmış.Bir sansür yetkilisi ise filmin sıkı kontrolden geçirilip gerekli tedbirleri alacağız demiş ???
Esas bombaya gelirsek,film de bir de kim oynamış bilir misiniz ? Bilemezsiniz.Oraya gazeteci kimliğiyle haber yapmaya giden Mete Akyol (Fotoğrafı yukarıda).Zaten tüm kaynak kendisinden,ömrü uzun olsun.Ayrıca Nusret Özkaya ( Camgöz ) ve Enver Dönmez.( Ökkeş )Toplam da kamera önünde 16 türk,28 yabancı,kamera arkasında 184 türk,72 yabancı rol almış.
İyi de para bırakmışlar. Sait Halim Yalısı'na ( 3 gün içinde eski,kirli herşey temizletilmiş,dikilmiş,2.5 milyona sigortalanarak,20 polis görevlendirilmiş ) 25 bin lira,Küçükmustafapaşa'da 3 günlüğüne bir hamama 85 bin lira,Haydarpaşa'nın 50 m.lik bir bölümü için 1 haftalığına 75 bin lira,1 haftalığına bir kömür gemisine 100 bin lira,nakliye için 3 motora 3 günlüğüne 180 bin lira,yıldız oyuncularının istirahati için " İncim " yatına günde 175 bin lira ödemişler.Yedikleri içtikleri onların olsun.İstanbul'da Beyazıt meydanında savaş sahneleri,yalı da harem sahnelerinin yanı sıra Sultanahmet Camisi,Haydarpaşa ve surlar da görüntülenmiş.İstanbul'dan sonra Ürgüp,Göreme,Efes,Didim,Foça ve Kuşadası'na gidilmiş.
İşte,arşivlerden derlediğim bu film de yaşanan perde arkası olaylar ve ayrıntılar. Zafer ALGAN

delikadir39 avatar delikadir39 29 Eylül 2014 12:47:35

7

Filmde sansürlenecek birşey gören varsa bana da söylesin.

liondaddy avatar liondaddy 26 Mayıs 2013 21:06:19

43 yıl sonra ilk kez televizyonda gösterime girecek. o dönem Türkiyede yasaklanmış bir film. Türk sinemasının önemli oyuncuları bu filmde nasıl oynamışlar merak ediyorum doğrusu.

siyah kare 29 Şubat 2012 22:59:02

fikret hakan ve salih güney yardımcı rollerdeler. fikret hakan gibi büyük ustanın hakkı verilmemiş keşke bu filmde rol almasaydı filmi izledim öyle süper bir filmde değil.

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 12 Ocak 2011 15:19:01

9

Ben, filmi seyretmedim ancak anlatılanlara göre önemi yok derken, "sinema tarihi" için önemli değil demek istemiştim; bizim açımızdan oyuncularımızın ve mekanlarımızın yer alması elbette önemlidir..

Yandex.Metrica