HAYALDEN GERÇEĞE GİDEN “TRAMVAY”  posteri Sanat Yönetmenliğini Nazlı Çetinok'un yaptığı ve vizyona girmeye hazırlanan 'Tramvay', toplum baskısı sonucu, sınırlara gelmiş iki genç insanın, İstiklal Caddesi’ nde, ülkemiz insanlarını temsil eden bir grup tramvay yolcusunu rehin almaları ile gelişen olayları anlatıyor. Günümüzde, tüm dünyada yaşanan, sevgisizlik, hoşgörü eksikliği, tahammülsüzlük üzerine belki de sonu anlatan, “işte böyle giderse, sonumuz bu olacak” mesajını veren bir gerilim ve karafilm örneği... Film, Eylül 2003 de vizyona girecek. İşte Sanat Yönetmeni Nazlı Çetinok'un kaleminden Tramvay'ın arka planı...

Senaryonun geliştirilmesinden, oyuncu seçimine, yapım hazırlıklarından, çekim sürecine kadar montaj aşamasına gelmiş bir sinema filminde yaşanan yolculuktan kısa notlar...

O “TRAMVAY”da ben de vardım.

Acaba ben de bir gün,
Bir sinema filmi setinde,
Bir şekilde bulunabilir miyim?

Yıl 1996 Derviş Zaim ilk filmi Tabutta Rövaşata’yı çekiyor.
Nazlı: Derviş n’olur bu filmin bir yerinde ben de olayım valla gıkım çıkmaz, kimseyi rahatsız etmem.
Derviş: güzelim sen git çocuklarına bak.

Yıl 1999-2000 Derviş Zaim ikinci filmi Filler ve Çimen’i çekiyor.

Nazlı: Derviş n’olur bu filmin bir yerinde ben de olayım valla gıkım çıkmaz, kimseyi rahatsız etmem.
Derviş: güzelim sen git çocuklarına bak.
Nazlı: ama ama ama...

Mart 2001, Olgun Arun ile tanışıyorum. İngiltere’de sinema okumuş, 20 yıldır reklam filmleri, video klipler yönetmiş bir film yönetmeni. Babası Özdemir Asaf için hazırlanacak olan bir anma gecesinin hazırlıkları için bir araya geliyoruz. Bana hayalindeki senaryolardan, film projelerinden söz ediyor. Acaba Olgun’a desem:
- Bir film olsa ve ben de bu filmin...
Eylül 2001 – Temmuz 2002 Olgun bana güveniyor ve şans veriyor. Reklam filmleri ve 3 video klipte çalışıyorum. Sonunda bir sette neler olur, kimler nasıl çalışır, neler başına gelir, nasıl uykusuz kalırsın ve nasıl uyuduğun yeri bilmezsin ve hatta ayakta nasıl uyuyabilirsini çok iyi anlıyorum. Meğer o yıllarda Derviş ne kadar haklıymış...

ÇAN ÇAN ÇAN TRAMVAY GELİYOR
Ağustos 2002, Sinan Çetin, Olgun’un artık kendi sinema filmini çekmesi gerektiğine inanıyor. Olgun 16 yıllık arkadaşı yazar İzzeddin Çalışlar’ın senaryolarından birini çekmek istediğini söylüyor. Senaryolar geliyor. Ve...

TRAMVAY: Kodak Antrakt Ödüllü bir senaryo. Nazlı hala bir gün, bir sinema filminin bir parçası olmayı hayal ediyor.

TRAMVAY FİLMİNİN SANAT YÖNETMENİ OLUR MUSUN?
Nazlı o ana kadar çok çok film izlemiş, hayal kurmuş, yazı yazmış, fotoğraf prodüksüyonları yapmış, video kliplerde, kostüm, çevre ve makyaj tasarımı ile uğraşmış ama:
- Eveeettt yaparım... Herşeyin bir ilki vardır. Bu filmin feng shuisini neden yapamayayım?

VE ÇALIŞMAYA BAŞLIYORUZ
Ağustos 2002, senaryo üzerinde çalışıyoruz. Karakterleri tek tek tekrar yaratıyoruz. Tramvayın legodan bir maketini yapıp, legodan karakterleri içine yerleştiriyoruz ve aman tanrım bu kadar insan bu tramvaya nasıl sığar, sığar da yönetmen, yönetmen asistanı, ses, ışık, görüntü yönetmeni , sanat yönetmeni nasıl olur da bu tramvaya sığar?

Eylül 2002, Yapımcı Sinan Çetin’le işe başlıyoruz. Ekibi kurmak gerek, çekim senaryosunu yazmak gerek ve oyuncuları seçmek gerek: 4 başrol ve 13 ikinci derece rol, 100 figüran, 1 mehter takımı ve bir at. Aksesuar ve mekan listeleri hazırlanıyor.

Kasım 2002, ama önemli birşey var: Asıl başrol oyuncusu TRAMVAY. Tramvay olmazsa film olmaz. İETT ile görüşmelere başlıyoruz. İznimizi alıyoruz. Tramvay bize 21:00-04:00 saatleri arasında veriliyor. Filmimiz gece geçecek, sorun yok. İstiklal Caddesi gibi günün her saati kalabalık, karışık ve renkli bir mekanda çalışacağız sorun yok. 8 hafta süren casting çalışması sonrasında çoğu tiyatro oyuncusu, oyuncu ya da kariyerini oyunculuk olarak gören “star olmayan” değerli insanlarla tanışıp, bir araya geliyoruz. Hit Kültür Merkezi tiyatro sahnesinde okuma provalarına başlıyoruz.

Aralık 2002 – Ocak 2003, pantoneden filmin renklerini seçiyorum. Make-up artist Derya Ergün, oyuncuların özel makyajlarını, Hakan Köse saçlarını tasarlıyor. Mekanları, Tramvay’ı inceliyoruz. Asistanımla aksesuar alışverişlerini tamalıyoruz. Ve sıra geldi kostümlere: film bir günde geçiyor, bir kostüm gerekiyor. Ve turlar başlıyor: Mavijeans, Bil’s, Brooksfield, Pentiworld Türk sinemasında bir ilki gerçekleştiriyor ve filmimize destek oluyorlar. Uluslararası başarı elde etmiş tasarımcılarımızdan, dostlarım Ümit Ünal ve Arzu Kaprol tasarımlarını bizimle paylaşıyorlar. Kostümler, aksesuarlar Tünel’deki ofisimize taşınıyor. Çekim senaryosu ve planlamalar hazır, oyuncularımız hazır, teknik ekip hazır, tramvay hazır ve İstanbul’da kış, kar, soğuk çok çok hazır, herkes motor denmesini bekliyor. Şubat 2003-Mart 2003, çekimlere başlıyoruz. 21 iş gününde filmi bitiriyoruz.

Tüm sınırlamalara, olanaksızlıklara, kışa, soğuğa, geceden sabaha çalışmaktan dolayı değişen bioritmimize, gribe, zatüre başlangıçlarına, sinir bozukluklarına, bir gecede bozulan tüm jeneratörlere, değişen yeme alışkanlıklarımız nedeniyle aldığımız kilolara, bizi görememekten ve ilgisizlikten yakınan aile, sevgili, dost ve çocuklarımıza, oyuncuların çekim sırasında gerçekten yaşadıkları travmalara, İstiklal caddesinin tüm kalabalığına, kaosuna, rastladığımız futbol kutlamalarına, küçük tinerci çocuklara, sarhoşlara, olay çıkaran travestilere-hepsi bizim bir parçamız, içimizde yaşıyorlar- soğuktan korunmak için giydiğimiz yün fanila, 5 t-shirt, 2 uzun çorap, 2 yün çorap, polar, mont, battaniyeler sayesinden 2 beden büyük görünmemize, soğuktan kalınlaşan sesimize, çatlayan el ve dudaklarımıza ve hayatımızda almadığımız kadar çok içtiğimiz multivitaminlere rağmen biz çok çok eğlendik...

Bir geceyarısı, Taksim tramvay garajında, elimde bir toplu tabanca-kuru sıkı atıyor -, 3 deste dolar -fotokopi yapılmış-, kanlı bir gömlek-makyajda kullanılan kan maddesi şekerli bir maddeden yapılıyor-Arzu Kaprol tasarımı etekle, tramvay sahanlığından, orijinal ve oyuncu vatmanımızın arasından inerken fark ettim ki:
- Yaşasın sonun da ben de bir filmin parçası oldum.

Umarım bir gün filmimizi seyrederken bu kısacık yazıda anlattıklarımı hatırlarsınız, bir film yaratmak ne kadar zormuş, ben biliyorum dersiniz. Ben artık biliyorum, sinema sanatına emek veren herkese çok saygı duyuyorum ve artık film seyrederken farklı bir gözle bakıyorum. Yine de büyük bütçelerle çekilen güzel prodüksüyonlar seyredince kıskanmaktan kendimi alamıyorum. Şimdi hayalim –sakın gülmeyin- En İyi Yabancı Film Oscar’ını alacak bir filmin parçası olmak-belki “Tramvay” alır-.
Neyse canım başka bir ödüle de razıyım.

Hayallerinizi gerçekleştirmenizi dilerim. İşte formül: heyecan+inat+hırs+tutku+inanç!

Farkındalığını farkedenlere...

Nazlı Çetinok
“Tramvay” filmi Sanat Yönetmeni
nazlicetinok@superonline.com

Sinematurk'te Tramvay

Son Yorumlar

Yandex.Metrica