Cannes Film Festivali'nde boy gösterecek bir başka Türk yönetmense Yüksel Yavuz. Almanya' da yaşayan Yavuz, 'Kleine Freiheit' (Bir Parça Özgürlük) adlı filmiyle festivalin 'Yönetmenlerin 15 Günü' bölümüne katılıyor. Almanya yapımı olan 'Kleine Freiheit' Cannes'a davet edilen iki Alman filminden biri. Yüksel Yavuz'un senaryosunu da yazdığı filmde Çağdaş Bozkurt, Leroy Delmar, Necmettin Çobanoğlu, Sunay Girişken ve Nazmi Kırık rol alıyor. Önceki yıl Ankara Film Festivali'nde gösterilen 'Nisan Çocukları' adlı filminden tanıdığımız Yavuz, 'Bir Parça Özgürlük'te Türkiye'den Almanya'ya giden Kürt genci Baran'ın yaşadıklarını, iç hesaplaşmasını anlatıyor. Yavuz, Cannes'da filminin gösterilmesinin memnun. Daha ikinci filminde böyle bir başarı, onu çok heyecanlandırmış. Alman sinema çevrelerineyse biraz kırgın. Çünkü filmin bu yılki Berlin Festivali'nde gösterilmesi için başvurmuş, ancak kabul edilmemiş. Yavuz'a 'Filminin Berlin'e kabul edilmezken Cannes'a kabul edilmesini nasıl yorumluyorsun?' diye sorduğumuzda "Fransızlar sinemadan daha iyi anlıyor" cevabını alıyoruz. Genç yönetmenin Almanya macerası babasının orada çalışmasıyla küçük yaşta başlamış. Üniversite yıllarında edebiyatla ve fotoğrafa merak saran Yüksel Yavuz bu iki merakının kendisine sinemanın yolunu açtığını söylüyor ve ekliyor: "Sonunda kendimi ifade etmenin en iyi yolunun sinema olduğunun bilincine vardım."

Öğrencilik yıllarında daha çok sığınma talebinde bulunan insanlara tercümanlık yapan Yavuz, filmin senaryosunu da o zaman yazmaya başlamış. Yavuz, "Çocuk olarak sığınma talebinde bulunmuş insanların sığınma talebi kabul edilmemişse ve 16 yaşını doldurmuşlarsa sınır dışı ediliyor. Sonuçta illegal yaşam başlıyor. Tahmin ediyorum Almanya'da 1 milyon ve Avrupa genelinde 4 milyon illegal yaşayan insan var. Biraz da bu sistemi eleştiriyor filmim" diyor. 'Filmin politik tarafı var mı? diye sorduğumuzda Yavuz, yıllarca Güneydoğu'da yaşanan 'düşük yoğunluklu çatışma'yı hatırlatarak yaşananların uzak coğrafyalarda bile insanın peşini bırakmadığı anlatmaya çalıştığını söylüyor. Filmin konusuna gelince... Küçük yaşında anne-babasını kaybeden Baran, Almanya'daki amcasının yanına gönderilir. Amcasının kafesinde çalışmaya başlayan Baran, hiç tanımadığı bir kültüre alışmaya çalışır. Bir gün kafeye giderken Türkiye'den yeni gelmiş bir insanla tanışır. Kısa zamanda bu adamın kendi köylüsü olduğunu anlar. Sonra adamın koruculuk yaptığını ve anne-babasının ölümünden sorumlu olduğunu öğrenir. Kaynak : www.radikal.com.tr

Son Yorumlar

Yandex.Metrica