Bir süredir basında yer alan Münevver Karabulut cinayetinin film yapılacağı yolundaki haberler Cinemascope Dergisi'nden Tayfun Şahin'in iddialarıyla yeni bir boyut kazandı. Tayfun Şahin şunları söylüyor...

"Aylardır gündemimize ve içimize bir acı gibi oturan Münevver Karabulut cinayeti hakkında en son yazı yazmak isteyen kişi olmak isterdim. Kim bilir belki de bu bir sondur.

Bir tarafta hayatının en güzel baharında hayatına son verilen güzeller güzeli bir kız, bir yanda yüreği yanan aile, bir yanda yakalanmamış bir cani ve bir yanda bu acıyı çıkarları için kullanmaya çalışan bir isim… Melih Göğebakan.

Günlerdir neredeyse tüm basında yer alan Münevver Karabulut cinayeti film oluyor haberleri aslında hiç dikkatimi çekmemişti. Bu hayatına doymamış kız artık herkes için bir rant kavgası olmuş diyor ve yazıma başlıyorum.
Meşhur Cihangir’de yıldızların içinde otururken bir sohbete tanıklık ediyorum.
- Ya bu filmi çekecek olan adam sahtekarın teki. Basın buna nasıl yer veriyor anlamış değilim.
- Haklısın üstat, adam bütün Anadolu’yu neredeyse dolandırmış.
Dayanamıyor lafa giriyorum.
- Durun yahu kimden bahsediyorsunuz?
- Hangi dünyada yaşıyorsun Tayfun. Şu başı kesilerek öldürülen kız var ya, birisi onu film yapıyormuş.
- Başı kesilerek ibaresini neden katıyorsunuz? Diye soruyorum.
- Bilmem, bütün basın öyle ifade ediyor.
- Yazık… Diye mırıldanıyorum. Sonra soruyorum.
- Eeee sonrası?
- İşte bu filmi yapacak adam dolandırıcının teki. Kesin bu sefer büyük vole peşinde.
Lafa kardeşim giriyor.
- Ya ağabey sen bu adamı hatırlamıyor musun? Dizilere figürasyon olarak gidiyor. Görsen kesin hatırlarsın.
Acele masadakilerden birisinin dizüstü bilgisayarını kendime çeviriyorum ve Google’a yazıyorum.
Melih Göğebakan.
- Yuh… Binlerce sonuç. Benim bile bu kadar haberim yok diyor kıskançlık yapıyorum.
Eve geliyorum. Araştırmalarıma başlıyorum. İlk bulduğum haber Ağrı’da çekilmesi planlanan ‘’Suların Sırrı’’ isimli bir dizi. Melih Göğebakan yapımcı olarak geçiyor. Oyuncu künyesinde tanıdığım bir isim çıkıyor. Telefon ediyorum.
- Ya bu Suların Sırrı ne oldu? Mart ayında başlayacaktı.
- Yok daha başlamadı. Ne zaman başlayacağı da kesin değil.
- Sebep nedir?
- Bilmiyorum ki. Yani gittik, tanıtım yaptık, vali ile yemek yedik ama sonuç çıkmadı. Sanırım Ağrı halkı güvenmiyor.
Yine aynı soruyu dilimden çıkarıyorum.
- Sebep?
- Bizden önce bu filmin yapımcısı olduğunu söyleyen birisi Ağrı’ya gelmiş. Burada esnaftan ve belediyeden para toplamış kaçmış.
- İsmi nedir? Diye heyecanla soruyorum
- Merih yada Melih öyle bir şeydi.
- Melih Göğebakan olabilir mi?
- Ha evet o.
- E projeyi nerden biliyor?
- Ya bu adam dizide rol almak için yapım şirketine geliyor. Detayları öğreniyor. Sonrası malum işte…

Telefonu kapatıyor araştırmalarıma devam ediyorum. Bu kez karşıma Nilay Dorsa ile ilgili bir haber çıkıyor.

‘’Nilay Dorsa Çukurova Defilesi’nden kovuldu. Ünlü organizatör Melih Göğebakan kurallara uymadığı gerekçesi ile Nilay Dorsa’yı defileden kovdu.”

Nilay’ın yanında birkaç mankenin ismine daha rastlıyorum. Ayşe Baceoğlu, Başak Emre, Tuğba Altıntop vs. Sanırım defilede erkek manken yok diye düşünmeden edemiyorum. Bir isim gözüme çarpıyor. Nilay Dorsa’nın avukatı Serkan Toper. Çok eskiden tanışıp bir sıkıntımda yardım istediğim ve dürüstlüğüne inandığım bir avukat. Arıyorum cevap yok… Sonra bana dönüş yapıyor.
- Tayfun ne haber?
Hala telefonumu silmemiş ve beni hatırlıyor. Mutlu oluyorum…
- Ya ağabey seni salakça bir konu için rahatsız ettim. Ama bir şeye kafam takıldı, çözemezsem uyuyamayacağım. Nilay hala senin müvekkilin mi?
- Evet, hayırdır?
- Bu Melih Göğebakan hakkında bilgiler topluyorum. Tek bir soru soracağım. Şu anki durum nedir?
- Biz kendisini mahkemeye verdik.
- Peki, bahsedilen defile gerçekleşti mi?
- Hayır, asla! Böyle bir defile hiç olmadı ki. Diğer adı geçen mankenlere de sorabilirsin.
- Teşekkür ediyor ve kapatıyorum.
Defilenin adı geçen yerleri araştırıyorum. 13 Haziran İskenderun, 14 Haziran’da Ceyhan, 15 Haziran’da Hatay ve 17 Haziran Kadirli. Bazı yerel yönetimleri arıyor böyle bir defile yapılmadığını öğreniyorum.

Bir sonraki haber şarkıcı Sıla ile ilgili;

‘’Melih Gögebakan, Sıla’nın Gönlünün Prensi!’’

Bir haber var evet okuyorum ama birlikte çekilmiş bir fotoğraf göremiyorum. Bunun yalan olduğunu anlıyor ve üzerinde pek durmuyorum.

Kahramanımızın şimdiki durağı doğduğum yer dediği Osmaniye. Bu sefer ki projesi bir kanal için yapılan 39 bölümlük bir dizi. Rakamlara dikkat edin lütfen uyarıyorum. Diziler mantıken 13 bölümlük anlaşılır. Bu adamın rakamlarla arası iyi olmadığından 3 sezonluk anlaşmayı yaptığını belirtiyor ve 39 bölüm süreceğini söylüyor ama arkasından ne dediğini unutuyor ve ekliyor. Çekimler 4 yıl sürebilir. Bu arada birkaç cümle dikkatimi çekiyor.

‘’İstanbul ajansın kuruculuğunu yaptıktan sonra İstanbul Prodüksiyon’u kuran Melih Göğebakan, 2 yıldır televizyon sektöründe yaptığı işlerle adından söz ettiriyor.
Şu anda ekranlara gelen iki televizyon projesi ile de adından söz ettiren Melih Göğebakan bir ilki gerçekleştirecek.’’

Hemen soruyorum;
Adından söz ettirdiğin işler neler? Özellikle şu anda ekrana gelen iki televizyon projesini bilmek istiyorum. Sonra İstanbul Prodüksiyon’u araştırıyorum. Böyle bir şirket ne vergi dairesinde ne de İstanbul Ticaret Odası’nda kayıtlı değil. Hani ticari tarafını geçtim, bu şirkete ait bir telefon, bir adres bile bulamıyorum.

Ve en son oyunu, Münevver Karabulut,
İlk gözüme çarpan Savaş Ay’ın köşe yazısı oluyor. Yılların yazarı bu adamın daha kim olduğunu araştırmadan nasıl böyle bir hataya düşebiliyor, ben anlamıyorum. Aklıma tek bir şey geliyor ama söylemek istemiyorum. Bakın kahramanımız Savaş Ay’a neler anlatıyor. Her cümleye lütfen dikkat edin diyorum.

‘’Kimin çekeceğini öğrendim önce. İstanbul Prodüksiyon’muş. Sahibi Melih Göğebakan’ı buldum konuştum.

KİMLER VAR
Filmin adı için 7 ayrı düşünce varmış. Ama büyük bir olasılıkla “Münevver” olacakmış. Melih Göğebakan diyor ki…
“Toplumu derinden yaralayan bir olay. Kalıcı olması, ölümsüz olması için dizi değil sinema filmi olarak düşündük. Önce rahmetli Münevver kızımızın babası ve annesiyle görüştük. Allah için tek kuruş para sözü etmedi. Baktı ki ciddi bir ekibiz, izin verdiler. Münevver’i oynayacak olan kızımız, sevgili Osman Sınav tarafından bana önerilen bir genç kızımız. Belçika’da ve Hollanda’da yaşıyor. Profesyonel oyuncu değil ancak çok yetenekli ve Münevver’in sarışın hali gibi benziyor.

JÖNLER KABUL ETMEDİ
Katil zanlısı Cem Garipoğlu’nu oynatmak için jön bulmakta zorlandık. Arda Kural, Mehmet Günsur, Berk Hakman, Engin Altan, Mehmet Timuçin Esen ve Kaan Urgancı’ya ayrı ayrı teklif götürdük ama “İmajımız zarar görür” diyerek kabul etmediler. Biz de Pars filminde çok başarılı bir kompozisyon çizen gurbetçi oyuncu gencimiz Mehmet Kurt’la anlaştık. Münevver’in kız arkadaşları olarak da Açelya Elmas ve Merve Sevi’yi düşünüyoruz. Münevver’in babasını ise Halil Ergün usta oynayacak kısmetse. 600 bin dolar civarında bir bütçemiz var. Yönetmenimiz Demir Keskin olacak senaristimiz ise Mihriban Çumralı.”

YASAL ENGEL VAR MI
Ortada devam eden bir dava var. Neticesini etkileyebilir kaygısıyla izin verilmez belki filme diyorum. Ancak onun da önlemini almışlar. Göğebakan bu konuda da diyor ki: “Avukatlarımıza danıştık, incelettik. Neticede bu bir sinema filmi ve hayal ürünü. Filmlerde başbakanlar, krallar ölüyor ama gerçek hayatta bunlar olmuyor. Yasal bir engel yok. Bire bir gerçeği filme dökecek değiliz.”

Şimdi yazıyı birlikte inceleyelim. ‘’Baktı ki ciddi bir ekibiz’’ diyor. Ekibin ne kadar ciddi olduğunu şimdiye kadar araştırdık öğrendik. Cem Garipoğlu’nu oynayacak isimlere lütfen dikkat. Şimdi ben burada yine sormak istiyorum. Cem denen kişi kaç yaşında? Ve senin adını yazdığın oyuncular kaç yaşında. İnsan bir karakter analizi yapar. Senin saydığın oyuncularımızın hepsi bir birinden farklı… Ve en önemli konu bütçe… Eminim ki bu adam kaç sıfır yan yana gelirse ne kadar eder bilmiyor. İlerleyen bölümlerde bunu daha iyi anlayacaksınız iddia ediyorum. Yönetmen ve senarist adını lütfen not alın uyarıyorum… Melih bu konuşmayı Savaş Ay ile birlikte 16–17 Temmuz’da gerçekleştiriyor.
10–12 gün sonra yine Savaş Ay yazıyor…

‘’KAVGA ÇIKTI
Şimdi öğrendim ki Gamze Koç’la filmin yapımcısı Melih Göğebakan fena kapışmış. Kız diyor ki; “Savaş Abi, adam beni devamlı arayıp para istiyor, ‘Sponsor bul’ diyor. Benim görevim verilen rolü en iyi şekilde oynayıp, filme katkı sağlamak. Acaba yurt dışında lokantalarım, gece kulüplerim ve varlığım olduğunu öğrendiler de bana tuzak mı kuruyorlar?”
Sonra Melih Göğebakan’ı aradım.
O da; “Abi ben yıllarca kanallarda asistanlık yaptım. Çocukluğumu bilirsin. Biz bu filmi para pul için değil Münevver’in adına bir okul yaptırabilmek için çekiyoruz. Gamze Hanım ise filmin önüne geçecek hareketler içinde. Oysa onun adı 5 adaydan biriydi. Bu tarz hareketlerinden sonra kadrodan çıkarttık onu.”
Film konusunda böyle karışık laflar dolaşınca açıkça sordum yapımcıya. “Bu filmin çekilmesinde ailenin rızası var mı gerçekten” dedim. “Ayın ikisinde baba Süreyya Bey’le birlikte basın toplantısı yapacağız. O zaman herkes görecek izin var mı yok mu abi” dedi. Bekleyelim bakalım ne olacak, vizyona girmeden hatta çekilmeden bu film mahkemede mi karakolda mı bitecek?’’

Gamze Koç burada Melih’in kendisinden para istediğini belirtiyor. Gamze Koç’a ulaşmak için dört bir yana haberler salıyorum. Yanıt kardeşimden geliyor.,
- Gamze beni aradı. Melih bundan 40.000$ istemiş. Zaten Gamze yakında basın açıklaması yapacakmış bu konuda.
Nedense Gamze’nin söylediklerine kalpten daha o an inanıyorum.
Devam eden araştırmalarımda Melih’in yine verdiği bir röportaj dikkatimi çekiyor.
http://enkisa.com/munevverin-sevgilisi-rolunu-oynayacak-oyuncu-araniyor-7897.html
linkinde okuyacağınız habere göre 70 oyuncu ile anlaşma sağlanmış. Nasıl bir filmse bende merak ediyorum. Ayrıca Melih burada çekimlerin sadece İstanbul’da olacağını özellikle belirtiyor. Ayrıca Münevver’in babası ile 2 Ağustos’ta yapılacak basın toplantısına hiçbir yerde rastlayamadığımı da belirtiyorum.

Bu haberden 2 ya da 3 gün sonrası. Bu kez Melih Göğebakan’ın tünediği yer Antalya. Yeni kurbanı Yasemin Balık… Burada bir konuyu daha dikkatinize sunuyorum. Bu adamın seçtiği kurbanlar hep kadın. Ve bu kişi kadınları hem kullanıyor hem de rencide ediyor. Bakın Türkiye’nin en eski ajansı bildiğim Anadolu Ajansı’nın haberine göre Melih Göğebakan neler söylüyor.
http://www.aa.com.tr/tr/cinayetin-filmi-cekiliyor.html
‘’Şu anda 7 kişi, oyuncu koçu eşliğinde yetiştiriliyor. Yönetmen olarak da Demir Keskin’in de içinde bulunduğu 3 kişiyle görüşmelerimiz sürüyor.”
Filmin çekimlerine 20 gün sonra başlanacağını ve çekimlerin 90-100 gün arası süreceğini kaydeden Göğebakan, çekimlerin, İstanbul, Rusya, Hollanda ve Almanya’da geçeceğini dile getirdi.
Göğebakan, eski güvenlik görevlileri ve eski polis memurlarından oluşan 120 kişilik bir ekibin de olayı incelediğini, bu incelemelere göre, senaryonun şekillendirildiğini belirterek, ”Filmde bir polis ve dedektif olacak. Kurumları zedelemeden eleştiri boyutunda katkı sağlayacağız. Fazlasıyla cesur bir film olacak” diye konuştu.
Film bütçesinin şu an 6 milyon dolar olduğunu vurgulayan Göğebakan, yabancı şirketlerden ortaklık için teklifler aldıklarını, bu ortaklıkların kurulması durumunda bütçenin 20 milyon dolar olacağını ve Türkiye’nin en büyük projesini çekeceklerini kaydetti.’’

Daha önce 70 kişi olan oyuncu sayısı burada 7 oluyor. 600.000$ olan bütçe ise 6.000.000$’a çıkıyor. Yukarıda söylediğimi hatırlatıyorum. Bu adam sıfır ne işe yarar bilmiyor. Dikkat edin baştaki 6 ve 7 rakamları aynı… Daha birkaç gün önce çekimlerin sadece İstanbul’da olacağını belirten Göğebakan 3-5 gün sonra 4 ülkeye yayılıyor. İstanbul, Rusya, Hollanda ve Almanya. Acaba Cem Garipoğlu bu ülkelerde mi ki bizim emniyetimizin bilmediğini 120 kişilik ekip kuran Melih Göğebakan biliyor diye kendi kendime soruyorum. Ama hayır, sanmıyorum. Kendim bir tahmin yürütüyorum. Bu adamım derdi para. Ve bu ülkelerde Türk İşadamlarının yoğun olduğu ülkeler. En önemlisi de Garipoğlu şirketlerinin bulunduğu ya da iş yaptığı ülkeler olabileceğini bile düşünüyorum. Bu düşünceler içinde gidip gelirken muhabirim yanıma geliyor.
- Şimdi Melih Göğebakan’ı gördüm
- Nerede?
- Birileri ile oturuyordu. Hepsi 1 dizisinin senaristiymiş. Senaryo konusunda anlaşma yapıyorlardı. 40.000 TL’ye anlaştılar.
- Bu imkansız, Melih Türk Parası ile çalışmaz. Hem o senarist konusunda ‘’Mihriban Çumralı” ile anlaştığını söylüyordu.
- Ben sana bomba bir haber daha vereyim mi?
Kulaklarımı neredeyse sekiz açıyorum. Duymayan sağ kulağımı bile uzatıyorum.
- Bu adam yana yana Hayam Garipoğlu’nun telefonunu arıyor. Ona ulaşmak istiyor.
Nedense şaşırmıyorum. Adamın niyeti belli… Ben buradan Garipoğlu’na ulaştığında söyleyeceği sözü yazıyorum.
- Bana şu kadar para ver. Ben filmi Cem’in lehinde yapacağım.
Bunu buraya aynen yazıyorum… Ve son olarak diyorum ki; yıllardır insanlar üzerinde oyunlar oynayan, kadınları lekeleyip rencide eden, yalanlar söyleyen bu adama ne denir?
Ben bunları araştırdıkça, ve öğrendikçe dilimin ucuna bir sürü sıfat geldi ama benim lugatımda bulunan en kötü kelime bile yeterli olmadı. Bunun için bu kişiye isim koymayı size bırakıyorum…"

Yazıyı ve gelişmeleri sinemaloji'de takip edebilirsiniz.

 

Son Yorumlar

Yandex.Metrica