Renkler ve dijital dünya oyunculukla buluştu... posteri

Ünlü karikatürist-illüstratör Cihat Hazardağlı sanatını, fırçalarını, maketlerini, heykelciliğini, grafik ustalığını film dünyasına taşıdı… Ama tabii ki kendi yöntemiyle… Hayal ve yaratıcılık dijital ortamda bir araya geldi… Maketler, çizimler ve fotoğraf sanatı ile dijital efektli suluboya tekniği buluştu. Ve ünlü oyuncular bir araya geldi, suluboya tablolarından oluşan bir film yaratıldı…

Hazardağlı’nın 3 yıl boyunca üzerinde çalıştığı, hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini üstlendiği “The Watercolor-Suluboya” İngilizce dublaj ve Türkçe altyazılı olarak 13 Kasım’da vizyona giriyor.

Senaristliğini, yönetmenliğini ve yapımcılığını Hazardağlı’nın yaptığı The Watercolor-Suluboya’da çocuk oyuncu Sarp Alemdaroğlu, Haluk Bilginer, Savaş Dinçel, Cansel Elçin, Asu Emre, Altan Erkekli, Ahmet Gülhan, Tamer Karadağlı, Bedri Koraman, Fergan Mirkelam, Metin Uca, Tuba Ünsal, Ayşenur Yazıcı, Serra Yılmaz, Selçuk Yöntem rol aldı. Filmin çekiminden sonra hayata gözlerini yuman Savaş Dinçel’i ise yakın dostu Müjdat Gezen seslendirdi.

Müziğini Fazıl Say’ın yaptığı film, Türkiye’de basılan ilk dijital film olma özelliğine sahip. Bilgisayar ortamında hazırlanan “The Watercolor-Suluboya”da tüm mekanlar maket olarak yapıldı ve film kareleri için oyuncular tek tek fotoğraflandı. Film gösterime hazırlanana dek tam 3 milyon işlemden geçti.

Mekanların maketleri yapıldı, sanatçılar özel bir teknikle boyandı, çekilen binlerce kare fotoğraf ve suluboya efektleri birleştirildi. Oyunculuk ve renkler bir arayla geldi. Akıp giden sahneleriyle yine sanat konulu bazen ağlatacak, bazen güldürecek bir senaryo ortaya çıktı…

Cihat Hazardağlı deyince akıllara yıllar önce yaptığı Plastip Show’lar veya basındaki çizgileri gelebilir. Ama Hazardağlı bu kez bambaşka bir teknikle izleyenleri şaşırtacak. Türk halısı gibi işlenmiş bir film izleyecek sinemaseverler.

The Watercolor-Suluboya’nın hikayesi:
Filmin konusunun merkezini sanat oluşturuyor; resme çok yetenekli ve meraklı olan 12 yaşındaki Marco’nun hayalleri, hedefleri, babasının onu bir gün üç sokak ressamı ile tanıştırmasıyla bambaşka bir boyuta geçer…

Yalnızca üç ihtiyar ressam değildir Marco’yu büyüleyen… Bir de ressamların birlikte büyüttüğü 18 yaşındaki Lorella hayatının merkezine girer küçük Marco’nun… Lorella’nın Marco’ya resim dersi vermesiyle sürer bu ilişki… Marco bu güzel resim öğretmenine aşık olmuş sanatla birlikte aşkı ve cinselliği de keşfetmeye başlamıştır artık…

Ama Marco’nun aşkı karşılıksızdır; Lorella suluboyayı küçümseyen bir sanat koleksiyoncusuna aşıktır. Marco ise geleceğin en büyük suluboya koleksiyoncusu olmak için bulduklarını biriktirir. Marco 30’lu yaşlarında koleksiyonunun kutularını açar. Yaşlıların geçmişini araştırır; buldukları hayatını değiştirecektir.

Son Yorumlar (1)

gururalp avatar gururalp 27 Eylül 2013 23:55:14

4

çok amatörce bir film

Yandex.Metrica