Projeksiyon makinesi aracılığıyla beyazperdeye düşen görüntüler biter bitmez, Radikal Kültür Sanat sayfasının eski editörü Şerif Erol yerinden fırlıyor ve yönetmenler Emre Akay ile Hasan Yalaz'ı sahneye davet ediyor. Salondakiler, biraz önce izledikleri filmin yönetmenlerini var gücüyle alkışlıyor. Buraya kadar her şey normal. Herkes elindeki davetiyeyle Akay ve Yalaz'ın çektiği 'Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi'nin galasını izlemek için Bilgi Üniversitesi'nin Kuştepe kampüsüne gelmiş, oturup filmi izlemiş ve beğenince de alkışlamıştı.

Anormalik filmin oyuncularından Gülüm Baltacıgil'in anons edilmesinin ardından Emre Akay'ın seyircilerden büyük bir sessizlik istemesiyle başlıyor. Salon bir anda çekim alanına dönüşünce seyircilerde bir şaşkınlık hali hüküm sürüyor. Hasan Yalaz kamerasıyla Baltacıgil'in yanına giderek onun sahneye çıkışını ve seyircileri filme alıyor. Yani galaya katılan herkes oyunculuk konusunda ilk sınavını veriyor. Biraz araştırmadan sonra çekilen sahnelerin filmin sonuna ekleneceğini öğreniyoruz.
Tuğra Kaftancıoğlu, Gülüm Baltacıgil, Mehmet Demirtaş, Emre Akay ve galaya katılan herkesin rol aldığı 'Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi' bir yönetmenin film çekme sürüvenini anlatıyor. Kafasındaki projeyi hayata geçirmek isteyen yönetmen Tuğra daha önceden tanıdığı Emre'yi, oyuncu bulması için, adamları aracılığıyla görevlendiriyor.
Tuğra'nın adamları Emre'den, oyuncularla yapılmış deneme çekimlerine ek olarak onların günlük hayattaki davranışlarını da gizilece görüntülemesini istiyor. Emre elinde kamerasıyla İstanbul sokaklarında oyuncu arıyor. Birkaç aday arasından yeteneğiyle sıyrılan Gülüm, senayorsu bir türlü eline geçmeyen filmde zorla rol almaya başlıyor. Emre istemeden bulaştığı işin farkına vardığında, yönetmen Tuğra çoktan Gülüm'le çekimlere başlamış oluyor. Gülüm'ü zorla alıkoyan Tuğra, ondan istediği performansı almak konusunda ısrarcı olmaya başlıyor.
Bizi filmde figürasyonda kullansalar da çekimlerden haberdar olmadığımız için Emre Akay ve Hasan Yalaz'a kızıyor ve gala sonrası yakalarına yapışıyoruz. Onlar sinemaya gönül vermiş iki genç. Küçük bir öyküden yola çıkarak bir senaryo yazmışlar. Paramız yok diye ağlayıp sızlanmak yerine 1.5 milyarlık bütçeyle işe başlamışlar. Dijital çekmeye karar vermişler. Hasan Yalaz beş-altı defa senaryo üzerinde çalışmalarına, son halini oyunculara okutmalarına rağmen senaryoya pek bağlı kalmadıklarını söylüyor. Daha çok doğaçlama çekim yapmışlar. Aslında film, ünlü olmak için gayret sarf eden memleket insanının kendine aşırı güveniyle dalga geçiyor. 'Ben mükemmel oyuncuyum', 'Ben mükemmel yönetmenim' söylemini alaşağı ediyor. Emre Akay "Türkiye'de herkes kendi kendini yücelterek pazarlıyor. Filmde bu durumla alay ediliyor. Filmde oyuncu adayları, yönetmen mükemmel olduklarını düşünüyor. Biz bunun üzerinden gitmeye çalıştık" diyor.

Hasan Yalaz ise Akay'ın bu düşüncesine katılıyor ve ekliyor: "Yaratılan eser ve yaratılıcık üzerine de bir eleştiri de var. Bir şey üretemeyen, yaratamayan bir yönetmen istediği oyunculuğu zora başvurarak almaya kalkıyor." 'Neden ilk filminizde, film çekme serüvenini ele alıyorsunuz', diye sorduğumuda ise Yalaz'dan "Biz değişik bir 'çekim süreci araştırmak üzerine' bir film yapmaya çalıştık" cevabını alıyoruz. Onlar aslında filmi yaparken kendi kendilerine yönetmenliği öğrendiklerini düşünüyorlar ve en büyük kazançlarının da bu olduğunu söylüyor. Stanley Kubrick hayranı olan ikili çok iyi anlaştığını ve yeni projelerinin de hazır olduğunu belirtiyor. Para bulurlarsa 'Bir Tuğra Kaftancıoğlu Filmi'ni 35 mm'ye aktaracaklar. Sonra festivallere katılmayı düşünüyorlar. Kaynak : Radikal

Son Yorumlar

Yandex.Metrica