'Yaratılış sırrına yaklaşma çabasıdır filmlerim' posteri

Yusuf bir sabah gördüğü rüyayı babasına anlatır. Bu rüya ikisi arasında sonsuza dek kalacak bir sırdır. Aynı gün Yusuf sınıfın önünde öğretmenin verdiği okuma metnini okurken aniden kekelemeye başlar ve arkadaşlarının alay konusu olur.

Yakup, anlaşılmaz bir nedenle soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Babasının gidişiyle Yusuf iyice sessizliğe gömülür. Yusuf'un bu hali çay tarlasında çalışan annesi Zehra'yı üzmektedir. Ne kadar uğraşsa da Yusuf'u konuşturamaz.

Günler geçer, Yakup'un gecikmesi Zehra'yı ve Yusuf'u tedirgin eder. Zehra Miraç Kandil'i gecesi için Yusuf'u köyden uzaktaki annaannesine gönderir. Yusuf, orada dinlediği hikayelerdeki peygambere benzettiği babasının mutlaka geri döneceğine inanmaktadır.

Ertesi gün Sis Dağı şenliğinde de Yakup'a rastlayamazlar... Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf'un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?

Semih Kaplanoğlu Bal'ı ve Yusuf Üçlemesi'ni anlatıyor:

UZUN BİR FLASHBACK DİYEBİLİRİZ
'Yusuf Üçlemesi' fikri çok eskiden yazdığım bir senaryoyu yeniden ele aldığım bir sırada oluştu. Bu senaryo aslında üniversite çağındaki Yusuf’u anlatan Süt’ün hikayesiydi. Yusuf karakterini ayrıntılandırırken bu genç adamın bir yetişkin olarak geleceği (Yumurta) ve küçük bir çocuk olarak geçmişi (Bal) üzerine düşünmeye başladım. Bu düşünceler üçlemenin doğmasına neden oldu. Filmleri yapmaya Yumurta ile başladım, belki de karakteri kabuklarından yavaş yavaş soymak ve onun “özüne” varabilmek içindi bu. Üçlemeye uzun bir flashback de diyebilirsiniz. Fakat bunlar dönem filmleri değiller. Hepsi günümüzde Türkiye’sinde farklı coğrafyalar, ilişkiler ve ekonomik şartların içinde geçiyor. Bana zaman zaman üç Yusuf’un da aynı adam olup olmadığını soruyorlar. Filmin gizemini, karakterin sırlarını, filmler arasındaki dolaylı ve direk ilişkileri ifşa etmemek için buna cevap vermemeyi tercih ediyorum.

“Dokunaklı, açık yürekli ve büyüleyici” (FINANCIAL TIMES)

YUSUF BENDEN İZLER TAŞIYOR...
Yusuf karakterini oluştururken elbette kendi geçmişimden, kendi deneyimlerimden yararlandım. Bu durumda Yusuf benden izler taşıyor diyebiliriz. Üç senaryonun da yazılışı sırasında kendi gençliğime ve çocukluk zamanlarıma baktım ve Yusuf’un yaşadıklarını, sıkıntılarını, arayışlarını gerçekçi bir şekilde ele alabildiğimi düşünüyorum.
SIRADAN BİR YER DEĞİL

Orman, Yusuf ve babası Yakup için derinliklerinde türlü gizemi saklayan masalsı bir yer. Orman, geçimlerini temin etmek için gidip geldikleri sıradan bir yerden ziyade, içinde kayboldukları ve tekrar belirdikleri başka bir âlemdir.

“Bal, gerçek sevginin heyecanını taşıyor.” (THE HOLLYWOOD REPORTER)

BABANIN YOKLUĞU
Yusuf Üçlemesi’nde Yusuf için bir baba figürü yok diyemeyiz aslında. BAL’da babasıyla birlikte yaşadığını ve aralarında sıkı bir ilişki olduğunu görüyoruz. Önemli olan Yusuf'un hayatında babanın boşluğunu nasıl yaşadığı bu boşluğu bir anlamda nasıl doldurduğu. Psikojik bir yoruma gidersek; babanın erken ölümü Yusuf'un otoriteyle ilişkisini annesi üzerinden sürdürmesine neden olmuş olabilir (SÜT). Kırılganlığı, içe dönüklüğü ve kararsızlıklarının altında kendini yeniden keşfedişinde (YUMURTA) bunlar yatıyor olabilir. Ama bütün bunlar benim hikayelerimde pek umursamadığım "psikoloji"nin meseleleri. Ben daha manevi bir planda durumu anlamaya ve aksettirmeye çalışıyorum...

YUSUF’UN KEKEMELİĞİ...
Tıpkı Süt’te liseyi yeni bitirmiş Yusuf’un askere gidememesi gibi, Bal’daki Yusuf’un okuyamaması bir kırılma noktası yaratıyor, Düzgün bir şekilde yüksek sesle okuyup kurdele alabilmek birinci sınıf öğrencisi bir çocuk için çok büyük önem taşıyor. Okuyamamak ve alay konusu olmak, belki de Yusuf’un kendi dünyasına kapanmasına ve kelimelerle ve şiirle kurduğu güçlü bağın filizlenmesine yolaçacaktır.

“Altın Ayı, Türkiye’nin yeni sinemasının elde ettiği en büyük başarı.” (FRANKFURTER ALLGEMEINE)

YARATILIŞ SIRRINA YAKLAŞMA ÇABASI
Bugünkü medeniyet çok fazla insan odaklı. İnsana sadece insandan bakan, bunun her şeyi halledebileceğini ve tüm soruları cevaplayabileceği düşünen bir algı var. Fakat insan acizliğini kabul etmediği sürece kendi varoluşuna dair soracağı sorular hep geçiştirici olacaktır. Çünkü acz duygusu senden daha büyük ve daha önemli bir varlığa işaret eder. Ama aynı anda o yüce varlığın ‘en güzel sureti’ olmayı da içerir. İnsanin fitratina ‘onun’ yaratılış sırrına yaklaşma çabasıdır filmlerim…

Kaynak : ntvmsnbc

Son Yorumlar (1)

gecedensonra avatar gecedensonra 04 Nisan 2010 21:30:04

10

semih kaplanoğlu filmleri izlemek sinema sever ve sabır ister süt filmi,nde 11 dakika boyunca repliksiz geçtiğinde ilk  başlarda sinir olurdum ama filmleri o kadar basit ve hayatı anlatıyor ki bizi yani yapmacıksız ve doğal hayatın akışı çok güzel... tebrikler semih kaplanoğlu  tebrikler nuri bilge bazıları ne kadar ben izlerken sıkılıyorum ki diyebilirler ama bunlar bizim hayatımız değil mi sanki bizim hayatımız sürekli macera aksyon biz türkler hep aksiyona maceraya komedi ye savaşa dövüşe alışmışız ki  durağan bi filmi bırakın izlemeyi filmin afişini bile görmemeye başlıyacağız bu gidişle ve sinemamızı recep ivedik f,ilmleri eli geçirdiğinde de bizim sinemamız niye dünyada tanınmıyo niye ödül almıyo diye sorgulayacağız belki bırakalım adamlar işini yapsın bravo semih kaplanoğlu

Yandex.Metrica