T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Open Society Institute (Açık Toplum Enstitüsü), Europa Cinemas, Bursa Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kars Belediyesi'nin katkılarıyla Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenen 9. Avrupa Filmleri Festivali - Gezici Festival, bu yıl 3-28 Ekim 2003 tarihleri arasında yine özenle seçilmiş bir programla geliyor.

Gezici Festival bu yıl 4742 km. dolaşarak 21 Avrupa ülkesinden 80 kısa ve 31 uzun metrajlı filmi altı kentte gösterecek. Avrupa Avrupa bölümünde çoğu uluslararası festivallerde ödüller almış ve beğeni toplamış, 2002 - 2003 yapımı uzun metrajlı filmler yer alıyor. Bu bölümde Uzak Işıklar, (Hans-Christian Schmid), Trendeki Adam (Patrice Leconte), Deliler Evi (Andrei Koncholovski), Güneşli Pazartesiler (Fernando Leon de Aranoa), Bir Deve İçin Daha Kolay (Valeria Bruni-Tedeschi), Albino Noi (Dagur Kari), Bazı Sırlar Vardır (Alice Nellis), Edi (Piotr Trzaskalski), Gök Başımıza Düşecek (Gunnar Vikene), Ütopya, Kusursuz Bir Ülkede Bile Kimse Kusursuz Değildir adlı filmler yer alıyor.

Uzak Işıklar: İki ülke, iki kent ve bir nehir. Oder Nehri, yalnızca Alman kenti Frankfurt ile Polonya kenti Slubice'yi değil aynı zamanda iki dünyayı birbirinden ayırmaktadır. Fakir ya da zengin birçok insan buraya büyük umutlarla gelmekte, mutluluk, güven ve daha iyi bir yaşam için yapılan yolculuklar bu sınırdan geçmektedir. Uzak Işıklar, rastlantılar sonucu, 48 saatlik bir zaman dilimi içinde karşılaşan bir grup insanın öyküsünü anlatır. Yönetmen, batının neden bu kadar zengin olduğu, sınırlarını neden dışarıya kapadığı, kendine sığınmak isteyenlere neden bu kadar insanlık dışı davrandığı gibi sorulara yanıt arıyor. Ancak filmdeki karakterlerin duygusal ve insancıl öyküleri de filmin politik mesajı kadar önemli. Berlin FIPRESCI Ödülü • 2003 Alman Film Ödülü

Trendeki Adam: Fransız rock'n roll yıldızı Johnny Hallyday ve ünlü oyuncu Jean Rochefort, çok farklı iki erkeğin bir rastlantı sonucu tanışmaları ve aralarında tuhaf bir dostluğun doğmasını konu alan bu sevimli ve etkileyici filmde kusursuz oyunculuklarıyla öne çıkıyorlar. Küçük bir Fransız kentine bir çanta dolusu silah ile bezgin bir adam gelir. Aspirin almak için girdiği eczanede, yaşadığı kentten hiç ayrılmamış, otuz yıldır öğlen yemeklerini aynı lokantada yiyen, hiç evlenmemiş emekli bir öğretmenle karşılaşır. Birbirlerinin yaşamına gıpta eden iki adam arasında sıra dışı bir dostluk başlar. Her ikisinin de cumartesi saat on'da randevusu vardır. Öğretmen, açık kalp ameliyatı olacak, soyguncu da arkadaşlarıyla birlikte kasabanın bankasını soyacaktır. Venedik İzleyici Ödülü: En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu • Lumière En İyi Erkek Oyuncu

Gerçek bir olaya dayanan Deliler Evi, 1996'daki ilk Rus - Çeçen savaşı sırasında bir akıl hastanesindeki hastaların gözünden savaşa eleştirel bir bakış. •Savaş bir çılgınlıktır.
•Bir akıl hastanesinde geçen savaş filmi daha da çılgın olabilir.
•Akıl hastalarının savaşa karşı yapabilecekleri bir şey yoktur. Aynı şey ne yazık ki akıllılar için de geçerlidir.
•Son sahnedeki "dayanışma" uzun süre aklınızdan çıkmayacaktır.
•Filmi izledikten hemen sonra ikinci kez izleme ihtiyacı duyabilirsiniz.
Venedik Jüri Özel Ödülü, Unicef Ödülü • Bergen Onur Mansiyonu

Güneşli Pazartesiler: İspanya'nın kuzeyinde, deniz kenarındaki bir kentte, aynı kaderi paylaşan bir grup arkadaş, her gün bir arkadaşlarının barında buluşurlar. Üç yıl önce çalıştıkları tersanedeki toplu işten çıkarma sonucu işsiz kalmışlardır. Buldukları geçici işlerle hayatlarını sürdürmeye çalışmakta ve daha iyi günlerin özlemiyle yaşamaktadırlar. İspanya sinemasının yeni yeteneği Fernando Leon de Aranoa, özellikle oyuncuların üstün performansı, kusursuz bir senaryo ve doğal diyaloglarıyla, işsizlik gibi zor ve çok işlenmiş bir konuyu büyük bir başarıyla ele alarak, eleştiri dozu yüksek, komik ve gişede başarı kazanan bir film yapmayı başarmış. Sinema Yazarları Birliği En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • Goya En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yeni Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu • San Sebastian En İyi Film, FIPRESCI Ödülü, Altın Denizkabuğu, SIGNIS Ödülü

Ünlü oyuncu Valeria Bruni-Tedeschi'nin ilk yönetmenlik denemesi Bir Deve İçin Daha Kolay öz yaşamsal öğeler içermektedir. Filmde Tedeschi tarafından canlandırılan Federica'nın fabrikatör babası ve burjuva aileden gelen annesi, 1970'lerde Kızıl Tugaylar'ın, çocuklarını kaçıracağı korkusuyla İtalya'dan Fransa'ya göç etmiştir. Tedeschi, senaryosunu yazıp yönettiği ve başrolü üslendiği filminde, para, din, ölüm ve aşk gibi "ciddi konuları" işlemesine karşın, gücünü gerçek hayattan alan ve kaçırılmaması gereken ironik bir komedi yaratmayı başarmış. Filmin adı, İncil'de geçen "Bir devenin iğne deliğinden geçmesi bir zenginin cennete girmesinden daha kolaydır." sözünden almıştır.

Albino Noi: 17 yaşındaki Noi büyükannesi ile İzlanda'nın kuzeyinde küçük bir kasabada yaşamaktadır. Kasabanın delisi olarak değerlendirilen, okulda arkadaşları ve öğretmenleriyle iletişim kuramayan Noi, aslında çevresi ile uzlaşmak istemeyen son derece zeki bir çocuktur ve dış dünyadan soyutlanmış bu kasvetli kasabada gerçekten yaşama bağlı tek kişidir. Sınıfa kendi yerine bir ses kayıt cihazı gönderince okuldan atılır. Benzin istasyonunda çalışan bir kızla arkadaş olur ve onunla kasabayı terk etme planları yapar. İzlanda sinemasının genç yeteneği Dagur Kari, kendisini uluslararası festivallerin yıldızı haline getiren bu filmde, yaşamının sınırlarını zorlayan yetenekli ve zeki bir gencin öyküsünü, gerçekçilik, mizah ve ilginç metaforlarla anlatıyor. Angers Jüri Büyük Ödülü • Rotterdam Movie Zone Ödülü • Göteborg En İyi İskandinav Filmi, İsveç Kilisesi Ödülü • Transilvanya En İyi Film, Eleştirmenler Ödülü

Alice Nellis'in yönettiği Bazı Sırlar Vardır, oğlunun küllerini doğduğu kente götürmek amacıyla yola çıkan bir babaanne ve ona eşlik eden diğer aile fertlerinin yaptıkları yolculuk sırasında yaşadıkları değişimi anlatan absürd bir kara komedi. Aile, babanın küllerini yanlarına alarak iki arabaya doluşur ve Slovakya'ya doğru yola çıkar. Herkesin sıkıcı geçeceğini sandığı yolculuk yavaş yavaş yaşamlarındaki en önemli iki güne dönüşür. Yeniden beraber olmak ve günlük hayatın sıradan işlerinden uzaklaşmak aile fertlerinin hiçbir zaman düşünemeyecekleri yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bir dizi komik ve trajik olay, ailenin her bireyine, kişisel sorunlarını çözmenin yolunun ancak geçmişle barışmaktan geçtiğini öğretir. Çek Aslanları Eleştirmenler Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo • San Sebastian En İyi Yeni Yönetmen • Selanik En İyi Senaryo, FIPRESCI Ödülü

Edi ve Jurek sokaklardan topladıkları hurdaları satarak geçinmeye çalışan iki arkadaştır. Kazandıkları parayı çoğunlukla içkiye yatırırlar. Polonya'da komünist rejim çöktükten sonra ekonomik dengeler değişmiş, bazı insanlar çok zengin olurken, bazıları hızla fakirleşmiştir. Budist bir rahibin, tanımadığı bir kadının, kendisini çocuğunun babası olarak suçlaması üzerine hiç tepki vermeksizin çocuğun bakımını üstlenmesi öyküsünden yola çıkan yönetmen, Polonya'da sokaklarda yaşayan insanlarla ilgili şaşırtıcı ve duyarlı bir film gerçekleştirmiş. Berlin Don Kişot Ödülü, FIPRESCI Ödülü • Karlovy Vary Philip Morris Ödülü • Teplice En İyi Yönetmen, Jüri Onur Mansiyonu, FIPRESCI Ödülü • Camerimage Altın Kurbağa • Varşova Büyük Ödül, İzleyici Ödülü • Gdyna Jüri Özel Ödülü, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Sanat Yönetmeni, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, Basın Ödülü • Sochi En İyi Erkek Oyuncu

Ütopya, Kusursuz Bir Ülkede Bile Kimse Kusursuz Değildir: Norveç'te kimler yaşıyor? Bu sorunun yanıtını, altı senarist tarafından Norveç'teki sekiz siyasi partiden esinlenerek yazılan ve dokuz yönetmence çekilen birbirine geçmiş sekiz öyküden oluşan şaşırtıcı bir komedi veriyor. Seçimlerden önceki 24 saat içinde geçen öykülerin herbiri, parlamentoda temsil edilen partilerin programları ve felsefelerini yansıtıyor ve Norveç hakkında iğneleyici politik espriler içeriyor. Mannheim FIPRESCI Ödülü, Sinema Sahipleri Jürisi Ödülü, Fassbinder Ödülü Bu yıl festivalde ünlü Fransız yönetmen Jean-Luc Godard'ın kariyerinde önemli yer tutan beş filmi içeren bir toplu gösterim yer alıyor.

Gök Başımıza Düşecek: “Bütün gezegenleri kurtaramayız, ama en azından dünyayı kurtarabilir miyiz?” Noel’den üç gün önce, Sollihogda Akıl Hastanesi. Reider, başına bir meteorun düşeceğine inanmaktadır. Tüm dünyayı ama en çok da Juni’yi bu felaketten kurtarmak istemektedir. Gök Başımıza Düşecek, baştan sona eğlence dolu, dokunaklı ve sivri dilli bir kara mizah ile akıl hastanesindeki hastaları konu alıyor.

Alphaville, Lemmy Caution'un Tuhaf Bir Macerası: 1950'lerin başından başlayarak birçok önemli yönetmen, bilim kurgu türünü kullanarak toplum, insanlık, günümüz ve gelecek hakkındaki görüş ve düşüncelerini beyaz perdeye yansıtma eğilimine girdiler. Bu yönetmenlerden biri de Godard'dır. 1965'de çektiği Alphaville, gelecekteki ütopik bir dünyada geçer. Totaliter bir sistemle yönetilen Alphaville'de birey son derece önemsizdir. Robotların seviyesine indirgenmiş, yabancılaşmış, yalnızca numaralarla tanımlanan insanlar, sanattan, aşktan ve hatta düşünceden uzakta, kendi istekleri ve duyguları olmaksızın yaşamaktadırlar. Önemli politik söylemler içeren Alphaville aslında dünyamızın gelecekte nasıl olacağından çok, bugünkü durumu ve biz fark etmeksizin gözlerimizin önünde nasıl değiştiği hakkındadır. Berlin En İyi Film

Çılgın Pierrot: Paris'teki monoton yaşamından ve karısından sıkılan Ferdinand, Marianne ile birlikte Fransa'yı boydan boya geçerek güneye doğru bir yolculuğa çıkar. Bu yolculuk sırasında Marianne'ın işlediği suçlara ortak olur. Godard, Angola ve Vietnam'ı anımsatan görüntülerle kişisel ve toplumsal şiddeti anlatan bu olağanüstü çalışmasında, renkleri dramatik ve sembolik anlamda kullanmıştır. Filmde "neden bu kadar çok kan var?" sorusuna Godard, "o kan değil, sadece kırmızı" yanıtını vermişti. Çılgın Pierrot her şeyden önce aşkın sonsuza dek süremeyeceği üzerine kurulu bir trajedidir.

Çinli Kız: Bir yaz tatili sırasında Paris'te, bir oyuncu, bir ressam, bir öğrenci, bir ekonomist ve bir felsefeciden oluşan bir grup genç, teorik bilgilerini devrim pratiğine uygulamak amacıyla Maocu bir hücre kurarlar. Godard'ın ustaca kotarılmış politik komedisi Maocu öğretiyi ele alır. Bu filmde anlatılanlar çok kısa bir süre sonra patlak verecek 1968 olaylarını önceden haber veriyordu. Bir yıldan daha az bir zaman sonra Paris sokaklarında burjuva ideolojisi üzerine yapılacak olan tartışmalar filmdeki karakterler tarafından yapılmaktaydı. Filmin görüntülerindeki baskın renk doğal olarak kırmızıydı. Venedik Jüri Özel Ödülü

İlk uzun metrajlı filmi Serseri Aşıklar, Fransız Yeni Dalgası'nı 1950'lerin sonunda dünyaya tanıttı ve Godard'ı 1960'ların en önemli yönetmenlerinden biri yaptı. Bu film, kendinden sonra yapılan filmleri derinden etkilemiş ve sinemada bir devrim yaratmıştır. Godard, öyküsünü klasik yöntemlerle anlatmak yerine nostalji, mizah ve şiddeti kullanarak çağdaş yabancılaşmayı beyazperdeye aktarmıştır. Jean Vigo Ödülü • Berlin Gümüş Ayı, En İyi Yönetmen

Godard'ın üçüncü filmi Kadın Kadındır, aynı zamanda yönetmenin kariyerindeki en eğlenceli filmdir. Son derece basit bir öyküsü olan film aslında Hollywood müzikal komedilerine bir saygı duruşu olarak da nitelendirilebilir. Godard'ın o zamanki eşi Anna Karina bir striptizciyi oynamaktadır. Evlenip bir çocuk sahibi olmak istediğini söylediğinde sevgilisi bu önerisini reddeder. Kadınların sıkça kullandığı bir hileye başvuran striptizci başka bir adama ilgi göstermeye başlar ve onu kolayca kendine aşık eder. Berlin Gümüş Ayı, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu • Cannes En İyi Kadın Oyuncu

Avrupa'nın En İyileri bölümünde bu yıl on bir film yer alıyor. Bu bölümde Ingmar Bergman'ın Bir Evlilikten Manzaralar, Micheal Haneke'nin Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası, Aki Kaurismaki'nin Sürüklenen Bulutlar, Claude Sautet'nin Vincent, François, Paul ve Diğerleri, Bertrand Tavernier'nin Kırda Bir Pazar, Pedro Almodovar'ın Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, Dardennes Kardeşler'in Söz, François Truffaut'nun Amerikan Gecesi ve Jules ve Jim, Carol Reed'in Üçüncü Adam ile Roy Andersson'un Giliap adlı filmleri gösterilecek.

Bergman'ın son dönem filmlerinin en iyilerinden biri olan Bir Evlilikten Manzaralar, yönetmenin İsveç Televizyonu için çektiği 300 dakikalık bir dizinin sinema uyarlamasıdır. Bergman, bu filminde de sinemanın en büyük yönetmenlerinden biri olduğunu kanıtlamakta, kadın oyuncu yönetimindeki başarısını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kocasının genç bir kadınla ilişkiye girmesi sonucu terk edilen eş rolündeki benzersiz Ullman, Bergman'ın olağanüstü senaryosuyla kusursuz bir oyunculuk ortaya koymaktadır.
Altın Küre En İyi Yabancı Film • Amerika Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • New York Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu

Avusturyalı avangard yönetmen Haneke'nin "Duygusal Buzlanma" adlı üçlemesinin son filmi Tesadüfi Bir Kronolojinin 71 Parçası, tüyler ürpertici bir kitle katliamıyla başlıyor. 1993 Yılı Noel arifesinde 19 yaşında bir öğrenci birçok insanı öldürür ve intihar eder. Parçalardan oluşan film, 12 Ekim tarihine döner ve Noel'e doğru ilerler. Haneke'nin karakterleri yalnızca kişisel çıkarları için birbirleriyle iletişim kuran, artık sevmeyi unutmuş ya da aynı nedenden nefret etmeyi öğrenmiş kişilerdir. "Üçlemem soğukluk, iletişimsizlik ve yakın çevremizde giderek artan şiddet olaylarından oluşuyor. Yaşam deneyimlerimizi Yugoslavya, Somali ya da İrlanda'daki iç savaştan edinmiyoruz. İşyerinde, metroda ve aile içinde de şiddet var." Haneke.
Sitges En İyi Film, En İyi Senaryo, Katalan Sinema Eleştirmenleri Ödülü

Tutkulu aşkı konu alan Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, keskin dilli ve hızlı tempolu bir filmdir. Ivan'ın yıllardır birlikte olduğu sevgilisi Pepa'yı terk etmesi ile filmin tuhaf rastlantılar, yanlış anlaşılmalar ve bir türlü gerçekleşemeyen buluşmalardan oluşan örgüsü gelişir. Almodovar, bu filmi ile uluslararası üne kavuştu. Son derece basit fakat şaşırtıcı derecede komik görsel espriler bulmada çok yetenekli olan yönetmen, bu rengarenk komedide usta oyuncu Carmen Maura başta olmak üzere uyumlu kadrosundan da sonuna dek yararlanıyor.
Venedik En İyi Senaryo • David di Donatello En İyi Yabancı Yönetmen • Toronto İzleyici Ödülü • Avrupa Film Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Genç Film • Goya En İyi Film, En İyi Kurgu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Özgün Senaryo, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası En İyi Yönetmen • Amerika Ulusal Eleştirmenler Birliği En İyi Yabancı Film • Amerika Ulusal Film Eleştirmenleri Derneği Özel Ödül • New York Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yabancı Film

Sürüklenen Bulutlar: Tramvay şoförü Lauri azalan yolcu sayısı nedeniyle işten çıkartılır. Kısa bir süre sonra eşi Ilona da baş garson olarak çalıştığı lokantanın kapatılmasıyla işsiz kalır. İş bulma kurumundan uygun bir iş çıkmayınca, ikisi de kendi çabalarıyla iş aramayı denerler. Aki Kaurismaki, Sürüklenen Bulutlar'da keskin gözlemlere dayanan, yıkıcı bir mizaha sahip bir işsizlik, umut ve aşk öyküsü anlatmaktadır. Kaurismaki'ye göre Sürüklenen Bulutlar, Bisiklet Hırsızları'ndaki umutsuzluktan Şahane Hayat'ta ortaya çıkan mutluluğa uzanmaktadır. Arada bir yerlerde de Finlandiya gerçeği vardır.
Cannes Kiliseler Birliği Ödülü, Özel Mansiyon • Sao Paolo İzleyici Ödülü, En İyi Film

Vincent, François, Paul ve Diğerleri: Gençliğin idealizmi ve yaşlılık dönemi nostaljisi arasında bir yerde pişmanlık yatar. Fransız orta sınıfının yaşamını güçlü oyuncular ve kusursuz senaryolarla çok başarılı olarak beyazperdeye aktaran Claude Sautet'nin en iyi filmi kabul edilen Vincent, François, Paul ve Diğerleri, işte bu dönemdeki üç çocukluk arkadaşının öyküsünü anlatıyor. Her Pazar, aileleriyle Paul ve Julia'nın kır evinde bir araya geliyor, birlikte iyi zaman geçiriyorlar. Paul, roman yazma hayalini gerçekleştirememiş bir yazar; Vincent, yeni makineler almak için iş yerini ipotek ettirmiş, iflasın eşiğindeki bir iş adamı; François, kendini işine vererek Lucie ile yaşadığı sorunlu evlilikten uzaklaşmaya çalışan bir doktor. Vincent, François, Paul ve Diğerleri, başarısız aşkların ve düşlerin, özlem ve pişmanlıkların, dostluğun ve yalnızlığın şiirsel portresi. Jean Cocteau Ödülü

Kırda Bir Pazar: Bu olağanüstü film, yaşlı ressam Ladmiral'in yaşamından bir günü bütün ayrıntılarıyla anlatır. 1912 yılında bir Pazar günü Ladmiral'in oğlu ailesi ile birlikte babasını ziyarete gelir. Ressamın kır evinin rengarenk bahçesinde yürüyüş yapar, yemek hazırlar ve birbirlerine yaşam ve sanat hakkında hoş hikayeler anlatırlar. Ladmiral'in kızı Irene'in aniden gelmesiyle yaşlı ressamın monoton geçen günü birden heyecanlı ve renkli bir hal alır. Tavernier bu filminde yaşlılık, geçmişi sorgulama ve kuşaklar arası fark temalarını, yaşlı bir adamın bakış açısıyla sorgulamaktadır. Filmin bir diğer özelliği yaşlı baba ile kızı arasındaki ilişkinin anlatılmasındaki ustalıktır. Eğer yaşlı bir babanız varsa bu filmi izledikten sonra hemen sinemadan çıkıp onu aramak ihtiyacını duyacaksınız.
Cannes En İyi Yönetmen • New York Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yabancı Film • Amerikan Ulusal Eleştirmenler Birliği En İyi Yabancı Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • Londra Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yabancı Film • César En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Senaryo Uyarlaması, En İyi Kadın Oyuncu • Boston Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yönetmen, En İyi Yabancı Film

Dardenne Kardeşler Söz'de sorumluluk duygusu, güvenilirlik ve erişkinlik üzerine dokunaklı olduğu kadar hüzünlü bir portre çiziyor. Eski bir endüstri kasabasında geçen Söz, babasından küçük çaplı bir üçkağıtçı olmayı öğrenen onbeş yaşında bir çocuğun öyküsünü anlatıyor. Baba oğul, Afrika ve Doğu Avrupa'dan gelen göçmenlere sahte belgeler sağlamakta, izbe binalara yerleştirip inşaat işlerinde kayıt dışı çalıştırarak onların sırtından para kazanmaktadır. Igor'un vicdani uyanışı, Afrikalı bir kaçağın bir kaza sonucu ölümüyle ortaya çıkar, ya Afrikalı'ya verdiği sözü tutarak babasına ihanet edecek ya da susarak ona sadık kalacaktır.
Amerika Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yabancı Film • Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yabancı Film • Namur En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu, İzleyici Ödülü • Flanders En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Film, Joseph Plateau Gişe Ödülü • Brüksel En İyi Filmi • Fajr Kristal Simurg En İyi Film

Amerikan Gecesi, filmler ve onları yaratan insanlar üzerine çekilmiş en iyi film olarak kabul edilmektedir ve bir filmin çekimi sırasında yaşananların çoğu zaman filmin kendisinden daha eğlenceli olabileceğinin ilginç bir kanıtıdır. Bir öyküden çok karakterler üzerine kurulu bu komedide, yönetmen Ferrand'ı oynayan Truffaut, bir film setini bütün ayrıntılarıyla gözler önüne serer. Karakterleri, birçok "kamera arkası" filminin aksine, film endüstrisine karşı sevgiyle, önyargısız ve tarafsız yaklaşırlar. Ferrand'ın önünde filmini bitirmek için yalnızca yedi hafta vardır. Prodüksiyon sorunlarıyla boğuşmakta ancak bu sorunları gülümseyerek ve sabırla çözmeye çalışmaktadır. Bu eğlenceli sinema deneyimi, karanlık salonlarda oturup perdeye yansıtılan görüntülere aşık olan herkesin görmesi gereken bir film.
Oscar En İyi Yabancı Film • Amerika Ulusal Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • New York Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu • Fransız Sinema Eleştirmenleri Sendikası En İyi Film • BAFTA En İyi Yönetmen, En İyi Film, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Truffaut'nun başyapıtı Jules ve Jim, Fransız Yeni Dalgası'nın en başarılı filmi olarak kabul edilir. Bu arkadaşlık ve aşk öyküsü, 1912'de Paris'de başlar. İyi arkadaş olan Jules ve Jim, antik çağdan kalma bir kadın heykeline aşık olurlar. Bu heykele çok benzeyen Catherine ile tanışınca yaşamları değişir. Henri-Pierre Roche'un romanından yola çıkılarak yazılan senaryoda tek bir gereksiz sözcük ya da eylem yoktur ve bu uyum içinde üç eşsiz ve birbirine bağımlı karakter yaratılmıştır. Modern kadının gizeminin erkekleri nasıl mahvedebileceğini sinema tarihindeki hiçbir film, Jules ve Jim kadar kusursuz bir biçimde ortaya koyamamıştır.
Mar Del Plata En İyi Yönetmen • İtalyan Ulusal Film Eleştirmenleri Sendikası En İyi Yönetmen, En İyi Yabancı Film

Üçüncü Adam: Amerikalı yazar Martins savaş sonrasında eski dostu Harry Lime ile buluşmak niyetiyle geldiği Viyana'da onun cenazesi ile karşılaşır. Lime bir trafik kazasında ölmüştür ama tanıklar kaza hakkında çelişkili ifadeler vermektedir. Martins olayı kendi araştırır ve acı gerçekle karşılaşır. En son, savaştan önce gördüğü okul arkadaşı, birçok insanın ölümüne neden olmuş bir suçludur. Kusursuz bir gerilim filmi olan Üçüncü Adam, özellikle bu filmdeki çalışmasıyla Oscar alan Robert Krasker'in Viyana'nın karanlık sokaklarındaki ışık gölge kontrastını çok iyi kullanan kamerası, Anton Karas'ın filmin atmosferine uyan müziği ve tüm oyuncuların üstün performanslarıyla akıllarda yer etti ve Carol Reed'in dünya çapında üne ulaşmasına neden oldu. Üçüncü Adam, 1999'da İngiliz Film Enstitüsü'nün ülke çapında yaptığı bir ankette "İngiliz sinema tarihinin en iyi filmi" seçildi.
Oscar En İyi Görüntü Yönetmeni • Cannes Büyük Ödül • BAFTA En İyi İngiliz Filmi

Giliap, Amerikan gangster dünyasını anlatan öykülerden birinde kullanılan bir takma addır. "Kont" diye anılan Gustav, küçük bir İsveç kentinde Hotel Busarewski'de çalışmakta, okuduğu öykülerdekine benzeyen bir suç örgütü kurmak istemektedir. Otelde işe başlayan otuz yaşlarındaki bir garsona "Giliap" adını takar. O'nu gelecekteki suç ortağı olarak görmektedir. Andersson, tamamlanması iki yıl süren filminde, eskisinden daha farklı ve daha stilize bir toplumsal eleştiri sunuyor. Giliap'ın politik bir film olduğunu ama bir çoklarının filmi öyle görmediğini söyleyen Andersson'a göre kızıl bayraklar ve sloganlar olmadan da işçi sınıfının politik durumu anlatılabilmeli.

Gezici Festival'de geçen yıl yitirdiğimiz Mehmet Emin Toprak'ın anısına bu yıl Cannes Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü ve En İyi Erkek Oyuncu Ödüllerini alan Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmi gösterilecek.

Ankara Sinema Derneği, bugüne dek çekilmiş En İyi On Türk Filmi'ni belirlemek amacıyla ülke çapında, sinemayla profesyonel olarak ilgilenen kişiler arasında bir anket düzenledi. Bu anketin amacı filmler belirlendikten sonra gerekli maddi kaynağı sağlayarak filmlerin İngilizce altyazılı yeni kopyalarını basmak ayrıca İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanacak bir kitapla Türk Sineması'nın En İyi On Filmi'ni yurtdışında da tanıtmak ve gösterimlerini sağlamak. "En İyi On Türk Filmi" adlı kitap, sinema yazarı Tunca Arslan tarafından kaleme alınacak.

Gezici Festival'de Kısa İyidir bölümünde bu yıl 80 film gösterilecek. Avrupa Panoraması başlığı altında bir çoğu Avrupa'daki festivallerde ödül almış 41 yeni kısa film yer alıyor. Geçen yıl olduğu gibi izleyicilerin oylarıyla seçilecek en iyi kısa filme 1000 EURO'luk İzleyici Ödülü verilecek. Bu oylamaya katılacak izleyiciler arasında çekilecek kurada kazanan 10 izleyici 10. Avrupa Filmleri Festivali'nin tüm gösterimlerini ücretsiz olarak izleme hakkına sahip olacak.

Hiroshima Film Festivali'nin kurucusu ve yönetmeni Sayoko Kinoshita bu yıl Avrupa Filmleri Festivali için özel bir bölüm hazırladı. Kinoshita'nın Seçtikleri adlı bu bölümde 12 film gösterilecek.

Festivalde bu yıl yer alan başka bir özel bölüm de dünya canlandırma sinemasının en önemli ustalarından 75 yaşındaki Raoul Servais'nin bütün filmlerinden oluşan bir toplu gösterim. Bu bölümde yönetmenin 1963-2001 yılları arasında çektiği 10 film izleyicilere sunulacak.

Aki Kaurismaki'nin çektiği fotoğraflardan oluşan bir sergi ve 1986-91 yılları arasında yönettiği kısa filmlerden oluşan bir toplu gösterim de festival programında yer alacak.

Gezici Festival'in afişini ilk festivalden bu yana olduğu gibi Behiç Ak çizdi ve grafik tasarımını Yeşim Demir gerçekleştirdi. Kaynak : Sinematurk

Son Yorumlar

Yandex.Metrica