Yeşilçam'a göre kadın: Masum, küstah, fettan posteri

Kadınların sinema ve medyaya katılımını sağlamak amacını güden Filmmor Kadın Kooperatifi, Türk sinemasında kadınların ne şekilde gösterildiğini inceledi. Yönetmenliğini Melek Özman’ın yaptığı “Türk Sinemasında Kadınlar: Masum, Küstah, Fettan” belgeseline göre kadınlar nadiren anlatıcı. Çoğunlukla masum, küstah ya da fettan ama daima iki boyutlu: “İyi” ya da “kötü”...

Sinemada sunulan kadınların iyilikleri ya da kötülükleri ne kadar sahici? Kadınların sözleri neden dinlenmiyor, onlara inanılmıyor, affedilmiyor ya da cezalandırılıyor? Belgeselde, Arzu Okay, Lale Belkıs, Ülkü Erakalın gibi oyuncular ve yönetmenlerin haricinde Alin Taşçıyan, Agah Özgüç ve Hülya Uğur Tanrıöver gibi isimlerle konuşuldu; sinema seyircilerinin görüşleri alındı, Yeşilçam’ın kadınlara yapıp ettikleri ve fettan kadınların kahkahalarının izi sürüldü.

“BİLETİ ALAN ERKEKTİ”
“Mahallenin Namusu”, “Fahriye Abla”, “Asılacak Kadın”, “Asiye Nasıl Kurtulur” gibi birçok filmde Türk kadının beyaz perdede yansıtılış biçimini yorumlayan sosyolog Hülya Uğur Tanrıöver, “Yeşilçam’da da Hollywood’da olduğu gibi hikâyeler, parayı verip filmi izleyeceklerin hoşuna gidecek şekilde yapılıyordu. Biletleri alanlar, filmleri yapan ve yazanlar erkek. Bu durum senaristlerin dünyalarının darlığıyla ilgili. Kolaya kaçtılar. Böyle kadınlar onlara en kolay gelen tiplemelerdi. En meşhur klişelerden biri de zengin adamın, kızına âşık olan erkeğe çek vermesiydi. Bunun ters okunuşu, ‘sadece cinsellik parayla alınmaz cinselliğin defedilmesi de parayla sağlanır’ şeklindedir. En büyük korku, kadının erkeklerle eşit konuma gelmesidir. Yapılmaması gerekenleri yapanlar ise fettan kadınlar, vamp kadınlardır... Bütün bu yapılanlar kadınların sırtına kaldı, aşağılandı, sonunda da dışlandı” diye konuştu.

OKAY: KAZIK YEMEYİ SİNEMADAN ÖĞRENDİM
Yeşilçam'da erotizmin hakim olduğu yıllarda aranan yıldızlardan olan Arzu Okay ise yaşadıklarını belgeselde şöyle anlattı: "Birileri beni kesiyor düşüncesiyle yıllarca gittiğim mekanlarda hep duvara karşı oturdum. Sinemayı bıraktıktan sonra da kimsenin Arzu Okay'dan haberi yok ama kafamın içinde kalmış bir kere yine hep duvara karşı oturduğumu fark ettim. Çok fazla şey öğrendim sinemadan. Çok erken yaşta kazık yemeyi, acıya katlanmayı, canın acısa da çaktırmamayı öğrendim. Başka iş yapsaydım bu kadar canım acımazdı. Hayat böyle, seninle işi bitince bitti. Ticari olmadığın zaman cazibeni yitiriyorsun. Niye oynadık o tür filmlerde? Elektriği suyu ödeyemiyorduk. Sonunda kadınlar tu kaka oldu. Rahmetli Mine öldü kurtuldu, Feri (Cansel) yok. Ben kaldım, ben de başka bir hayat tarzını seçtim..."

FİLMLERDE KADININ YANSITILIŞ BİÇİMİ
■ Kadın fedakâr eştir, her şeye katlanır, evlendikten sonra evde oturup evinin kadını olur.
■ Kadın “Şirkete istifanı ver artık çalışmayacaksın” diyen koca adayına tebessümle “evet” der.
■ Kadınlar, bir erkeğin korunmasına hep muhtaçtır.
■ Kadınların iki gözü iki çeşmedir genellikle. Sürekli erkekten darbe yer, yatağa kapanıp ağlar, elleriyle yüzlerini kapatıp hıçkırıklar arasında bulundukları ortamı terk ederler.
■ En basit iftiraya bile hemen inanan erkek, kadını evden kovar. Kadın masum olduğunu anlatana kadar ya verem olur, ya ölür.
■ Kadın evden kovulunca eli ekmek tutup çalışamaz bir türlü. Ayakları üstünde durabilen kadın figürüne rastlanmazken kadın pavyona düşer. Yani kadın ya evdedir ya da pavyonda.
■ Bütün hassasiyet, masumiyet bekâret üzerine kuruludur.
■ Şehirli kadın kabarık sarı saçlarıyla partiye gider, plajdadır, sokaktadır.
■ Fettanlar içki içer, sosyeteye karışır, makyaj yapar ama zeki planlar kuran kadınlar değildir.

Kaynak : Habertürk

Son Yorumlar

Yandex.Metrica