Sacha Baron Cohen'in, Amerikalıları rahatsız etmesi gerekirken nedense Kazak ve Yahudilerin tepkisini alan filmi Borat, oldukça absürd bir komedi olarak karşımızda. Film, ülkesi ve halkı için Batı kültürünü öğrenmek ve ülkesine tanıtmak amacıyla yolculuğa çıkan Borat'ın Amerika macerasını anlatıyor. Borat Kazakistan'lı homofobik, ırkçı, aşırı Yahudi karşıtı bir spiker ve sözüm ona Kazakistan televizyonu için bir belgesel hazırlamakta.. Tabii bu karikatür tipleme ve hikayenin bu kısmı kurgu ama bu amaca hizmet için konuştuklarını sanan tüm Amerikalılar gerçek. Belgeselin Amerika'da yayımlanmayacağını düşündükleri için de, film boyunca, son derece ırkçı, saldırgan, cinsiyetçi ve duyarsız konuşmalar yapmaktalar. Zaten kamera şakası niteliğindeki filmin belki de tek etkileyici kısmı bu.

New York caddelerinde, vitrinde gördüğü iç çamaşırlı mankenlere bakarak mastürbasyon yapan, kalabalık caddenin ortasında pantolonunu aşağı indirip tuvaletini yapan, her gördüğü New York'luya kendini tanıtıp, güya geleneksel olarak öpüşmek isteyen (ki kimi zaman olumsuz tepki alan, hatta ondan korkan birini kovalayan), feministlerle yaptığı görüşmede kadınların beyninin küçük olduğunu iddia eden, davetli olduğu evde tuvalet terbiyesi alması gereken Borat'ın aşırı hareketleri, Amerikalılarca, adamın kendi kültürü zannedilip, bu görgüsüz adamı kısa sürede Amerikalılaştıracakları (modernleşecek) ümidiyle gereksiz bir tahammülle, hoş görülmekte..

Peki, Borat'ın modern dünyaya ayak uyduramamış kültür şokunu bir kenara bırakıp Amerikalılara gelecek olursak filmde bizi ne bekliyor? İlk olarak gerçekler. Zira hatırlayalım, filmin bu kısmı kurgu değil. Homoseksüelleri darağacında sallandırılması gerektiğini düşünen rodeocu, dünyayı Yahudilerin ve kadınların yönettiğini düşünen genç Amerikalı erkekler, sokakta kumar oynayan zenci çocuklara kadar toplumun değişik kesiminden bir sürü gerçek görüş gözler önüne seriliyor.

Filmde Borat'ın "hiçbir kültürle örtüşmeyen" davranışları bir tarafa, aralara Kazakça kelimeler serpiştirerek Rusça aksanlı İbranice konuşması ve bunun kimse tarafından anlaşılamaması da - aslında saf ve cahil tarafın "Doğu" olmadığına işaret eden başka bir yön.

Kendisi de Yahudi olan Sacha Baron Cohen'in karakterini çok iyi canlandırdığını belirtmek lazım zira amacı absürd davranışlarıyla seyirciyi güldürmeye çalışmaktan çok, eleştirmeyi amaçladığı konuyu abartarak karşı tarafı şok etmek. Abartılı bir ırkçı (öyle ki kendini misafir eden Yahudi çiftin gün battıktan sonra hamam böceğine dönüşeceklerine inanıyor) profil çizen Borat'ın yolculuğu boyunca karşılaştığı tiplemeler o kadar çirkin ve hoşgörüsüz ki Borat bize eğlenceli bile gelmeye başlıyor ya da trajikomik.

Bence gidilip görülmesi gereken bir film. Epey tepki alsa da, aslında gizli bir kamera sayesinde dünyanın nereye gittiğine işaret eden, bunu yaparken işleyişte biraz ipin ucunu kaçıran (malum çıplak kavga sahnesi) komedide neyin komik neyin bayağı kaçacağı sorusunun etrafında dolanan bir yapım.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica