Vizyonlarımızda izlenesi güzel filmlere aç olduğumuz son aylarda, aylarca önce duyurulan Boş Oda(Vacancy) filmi şöhret kadrosuyla, ilgi çekici fragmanıyla insanların akıllarını başlarından almayı başarmıştı. Fragmanın başarısı doğrultusunda gelişen ilgi filmin gösterime girmesinin ardından fiyaskoyla sonuçlandı. Çünkü insanların karşısına çıkarılan film, klasik Hollywood klişeleriyle dolu, çoğu zaman güldüren, kahkahalara boğan film olmaktan öteye gidemedi.

Başrollerini Amerika'da aksiyon oyunculuğu konusunda dikkat çeken kadın oyuncu Kate Beckinsale'in ve gelende romantik komedi, komedi türü filmlerde oynayan temiz suratlı aktör Luke Wilson'ın paylaştığı yapımda, bir gecelik zaman dilimi izleyiciye aktarılıyor. Arabalarıyla evlerine dönen Fox çifti, "başına geleceklerden habersiz" biçimde geceleyin yolda seyir halindedir. Tırnak içerisine aldığım cümle onlarcası çekilmiş ucuz Amerikan filmlerinin 2007 modeli olduğu anlamını taşıyor. Arabalarının bozulmasının ardından, köhne bir otelde geceyi geçirmeleri gerekmektedir. Konusu adına pek söylenecek pek laf yok. İşleniş açısından ise ismi vasatı zorlayamayanlar kategorisine büyük puntolarla yazıldı.

Katilleri gizleme gereği duymayan filmi izlerken, "bunu yapanlar neyi düşünmüş" ya da "nesi ilginç ki bu hikâyenin" soruları kafanızda uçuşurken olaylar gittikçe ilginçleşiyor. Filmin "diğer milyon tane filmden farklılığı ne" sorusuna küçük de olsa yanıt aradığınız için sabırla izlemeye devam ediyorsunuz. Fazla sabırlı olmanız gerekli değil. Çünkü filmin süresi giriş bölümü hariç 75 dakika. Filmin daha uzun olması mümkün değildi. Ama en azından bütün yapılanların olayların kendi içinde tutarlı sebepleri olmasını bekliyorsunuz. Tabiî ki bulamıyorsunuz. Top yine Amerika'nın meşhur psikopatlarına atılıyor.

İnsan yiyen psikopatları, seri katilleri, kahramanlarından fazla deli saçması ülke gerçekleri olan Amerikan Kültürü'nün kolâjını izliyorsunuz. Diyaloglardaki basmakalıp ünlemler, işaretler, küfürler o kadar sarmıyor ki insanı, o kadar olur. Sarf edilen toplam sözcük sayısı beş yüzü geçmezken çeyreği küfürle bezenmiş. Psikopatlar diyarı Amerika'dan, böylesine sıradan filmin arkasından yine psikopat çıkması insanı şaşırtmıyor. Oysaki daha sosyal temeller üzerine oturtulup, gereksiz yeraltı sahneleri kısa tutulsaydı ve sonu ilkokul bir düzeyinde olmasaydı, belki eli yüzü düzgün filmler klâsına girebilirdi. Yönetmenin araba sahneleri dışında yaratıcı anlamda literatüre bulunduğu bir katkıdan kesinlikle söz edemeyiz. Örneğin aynı konuyu, senaryoyu Tarantino'ya verseniz, diyalogların basmakalıplığını alır, muhtemelen biraz var oluş veya ahlak felsefesi üzerine konuşturur, filmi biraz sert yapar, gerekirse testiyi su yolunda kırardı.

Yapısı, diyalektiği daha çok kısa film olmaya yatkın bu konudan şahane kısa film olabilirdi. Hem de aynı yönetmenle ve aynı hikâyeyle. Çünkü kısa filmde diyaloglar muhtemelen olmaz, daha çok devinim olurdu. Aynı zamanda kısa filmler büyük ölçüde bağımsız olduklarından, sonu bu kadar komik olmayabilirdi. Biz de başrolleri bağımsız sinemayı ve kısa filmi destekledikleri için alkışlardık. Ne yazık ki söylediğim ihtimallerden hiç biri sinema salonuna gittiğinizde sizi karşılamayacak. Eğer bedava biletiniz yoksa ve evinizde klima yoksa serinlemek için salona gitmenizi önerebilirim.    

Kaynak : Çağdaş Polat

Son Yorumlar

Yandex.Metrica