80'li yıllar ile 90'lı yıllarda çocuk olan herkesin aklından çıkmayan çizgi film, Transformers, sonunda beyaz perdede can buldu. O yıllar herkes için malum; televizyon tek kanal, sokakta oynamanın tek alternatifi televizyon, bazı şanslı çocuklar içinse Commodore 64 gibi başka eğlencelikler de vardı elbette... Siyah önlükleri içinde (sonraları mavi oldu) okuldan çıkarak eve soluksuz koşan on binlerce çocuğun o zamanlar tek bir derdi vardı: acaba Transformersda bugün ne olacak. Autobot'lar ile Decepticon'ların savaşı ertesi günün tek sohbet konusuydu çünkü. Çizgi filmden sonra "Hayır, Optimus Prime ben olucam" ın kavgasını etmeyen kaç kişi vardır ki aramızda veya harçlığının hepsini Transformers çıkartmalı sakızlara harcamayan. Hele Transformers oyuncaklarına sahip olmak başlı başına bir prestij kaynağıydı diğer çocuklar arasında. Herkes oyuncağın sahibinin en iyi arkadaşı olmaya çalışırdı.

O çocukluk yıllarının üstünden nerdeyse 15 yıl geçti. Hemen hepimizin o zamanki kahramanları bugünlerde adeta yeniden doğuyor. Uzun zamandır merakla beklenen Transformers filmi yaz döneminin en iddialı filmi olarak piyasada. Kaynağı tartışmasız çocukluk yıllarından kalan hatıralardan olacaktır ki filme karşı müthiş bir beklenti oluştu. Ancak bu beraberinde çok büyük bir sorunu da getirdi: Ya bu beklenti bu filmle karşılanamazsa? Hepimiz filmi birazda bu korku ile beklediğimizi saklamıyoruz sanırım. Her ne kadar fragmanlardan sonra ağzımızın suyu iyiden iyiye aksa da film benim için bir hayal kırıklığından öteye geçememiştir. Neredeyse filme gittiğime gideceğime pişman bir halde sinemadan kaçarcasına uzaklaşmama sebep olduğunu itiraf etmeliyim.

Bu eleştiriyi yaparken sıralayacağım bazı durumları da göz önünde tutmak lazım ki adil bir eleştiri olabilsin. Başlangıç olarak malum eser bir çizgi film ve aynı zamanda bir çizgi roman serisinden yaratılan bir film. Dolayısıyla böylesi bir yapının sinemaya aktarımı tüm diğer projelerin adaptasyonundan daha farklı ve zor. Buradan hareketle bir çok şeyi hoş görmek gerekebilir ki, sadık hayran kitlesi için bu sorun bile sayılmayacaktır. Onlar her türlü hoşgörüyü zaten gösterecektir.

Ancak filmin tamamına bakıldığında bazı şeylerin üstünü örtmeye çalışmak beyhude bir çaba olacak maalesef. Günümüze adaptasyon kısmını, Shia LaBeouf'un oyunculuğunu ve filmin soundtrack'inden birkaç parçayı saymazsak filmde elle tutulur her hangi bir şey bulmak oldukça zor. Öncelikle filmdeki tüm robotların tasarımı için devasa bir çizer ekibinin robotların belli parçaları üzerinde çalışarak tasarımlarını ortaya koymaları baştan sona bir hata olmalı, zira robotların hiç birinden beklenilen görüntüler elde edilememiş. Bu kısım resmen fiyasko olduğundan filmin kalan kısmını artık ister binlerce patlama ister yüzlerce hikaye ile doldursanız bile baştan 3-0 yenik başlıyorsunuz. Film ilk yarıyı giriş yapmaya harcamış ki bu çok çok kötü bir başka hamle. Böyle olunca bütün macerayı ikinci yarıda anlatmak, yaşamak ve galibiyetle sonuçlandırmak (ahlaken doğru gözüksün diye her seferinde iyi tarafın kazanması da hiç inandırıcı gelmiyor artık ya neyse) gerekiyor ki bu da oldukça büyük bir hata. Kısaltmalardan ne doğru dürüst bir hikaye, ne bir alt metin, ne bir derinlik, ne de başka bir şey katılabilmiş filme.

Robotların orijinal görünümünde yapılan değişiklikler çağa ayak uydurması açısından kabul edilebilir. Ancak Autobot'ların göz kırptığı sahnelere söyleyecek tek bir söz bile bulamıyorum. Arada bir yemeğe, uyumaya, halı saha maçına filanda gitselerdi bari. Film buradan da eksi puan almaktan kurtulmadı. Robotların kapıştığı sahnelerin takibi de nerdeyse imkansız. Dolayısı ile aksiyon sahnelerinin tamamına yakını tat vermekten oldukça uzak.

Bahsetmekten nefret ediyorum ama her aksiyon-macera filmine Amerikan milliyetçiliği koyulmak zorunda mı? Böyle bir kural, bir zorunluluk mu var? Tamam filmi siz çekiyorsunuz siz satıyorsunuz tüm dünyaya. Transformers da netice itibarı ile çizgi filmi de çizgi romanı da Amerika'da hayat bulan bir eser. Bunu duymayan bilmeyen var mı ki dünyada? Cevap büyük harflerle "HAYIR" olduğuna göre ne diye her filme Amerikan ordusunu, bayrağını vs. sokarak rezil ediyorlar anlamıyorum. Açık açık amacımız film filan yapmak değil desenize şuna. Koskoca bir reklam kampanyası yürütüyoruz bu filmde iki saatlik bir reklam filmi. Tüm dünyaya hem reklamımızı yapıyoruz üstüne de izleyen herkesten vagonla para kazanıyoruz desenize. Siz de kurtulun biz de. (bu paragraftan sanki içimdeki kini kusmuşum gibi yada filmi şahsi düşüncelerime zemin göstererek başka şeylerden bahsetmeye çalışıyormuş gibi görünüyorum muhtemelen ancak ne böyle bir amacım var ne de böyle amacı olanları hoş karşılarım. Sadece kör göze parmak durumundan hoşlanmıyorum o kadar.)

Amerikan ordusunun filmdeki varlığına anlam vermekte zorlanmayacağınızdan emin olarak bu durumun filmdeki yakalanamayan başarıyı kösteklediğini söylemek sanırım yapılması çok da zor olmayan bir yorum olacaktır.

Velhasıl Transformers boş boş geçirip sıkılacağınız iki saatten başka bir şey vaat edemiyor. Ne eğlendiriyor, ne heyecan yaşatıyor, ne film izliyormuşsunuz hissi veriyor, ne de özleyip durduğunuz eski günlerinizden Transformers ile ilgili tatlı anları hatırlatabiliyor. Film en iflah olmaz Transformers hayranını bile soğutabilir.

Filmi beğenen hatta gayet başarılı bulanlar da olabilir nitekim bazı kaynaklarda filme çok yüksek beğeni puanları verildiğine şahit de olabilirsiniz. İşte o zaman aklınızda "Acaba ben bu beğeniye sahip insanlarla aynı filmi mi izledim?" sorusunun belireceğinden şüpheniz olmasın.    

Kaynak : Ziya Midilli

Son Yorumlar

Yandex.Metrica