Dünya halklarını tehdit eden savaşa karşı İnsanların esitlikci özgür bir toplumda barış içinde yaşıyacağı bir dünyanin yaratılmasına katkıda bulunan onurlu sanatçılar bulunmaktadır. Bu sanatçılardan biri de  yaşamını Barışa adamış, Nazım Hikmet'in  yakın arkadaşlarından biri olan dünya şaiiri  Yannis Ritsos dur. Bu değerli şairin şiiriyle başlamak istiyorum yazıma.

Barış

Çocuğun gördügü düştür  barış.

Ananın gördüğü düştür barış.

Agaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış.

…….

Kitaplık yapildigi zaman hapishaneler,

Geceleyin kapı kapı dolaştığı zaman bir türkü

Ve dolunay,  taptaze yüzünü gösterdiği zaman bir bulutun arkasından

Cumartesi aksamı bir berberden pırıl pırıl çıkan bir işçi gibi:

Barış budur işte.

…………………….

Barış ışın demetleridir yaz tarlalarinda,

iyilik alfabesidir o dizlerinde şafağın

Herkesin kardesim demesidir birbirine,

yarin yeni bir dünya kuracağız demesidir;

ve kurmamızdır bu dünyayı türkülerle.

Barış budur işte.

…..

Baris sımsıkı kenetlenmis elleridir insanlarin

Sıcacık bir ekmektir o, masasi  üstünde  dünyanın.

Barış, bir annenin  gülümseyisinden baska bir şey değildir.

Ve toprakta derin izler birakan sabanların

Tek bir sözcüktür yazdiklari:

Barış

……

Kardeşler, barış içinde ancak

Derin derin soluk alır evren

Tüm evren, yüklenerek tüm düşlerini.

Kardesler, uzatin ellerinizi

Barış budur işte.

Dünya Sinema tarihinde Barışı ön plana cıkaran filmler çekilmistir. Bu filmlerin ya yazarlari, ya da yönetmenleri  savaşı dogrudan yaşamışlardır. Sayıları oldukça çok olan bu savaş karsiti  filmler arasindan kendi seyrettiklerimin bir kismini tanitacagim sizlere.

The Big Parade

1925 yilinda yönetmen King Vidor tarafindan çekilmiş bir amerikan savaş karşıtı filmidir. Arkadaslariyla birlikte büyük bir heyecanla, sevdiğini de arkasında bırakarak savaşa katilan bir gencin cephede savasin asil acimasiz yüzünü görmesi, arkadaslarini birer birer kaybetmesi  anlatılır. Gencin bacağını kaybettiği savaşta çektigi acilar yansıtılır. O dönemde büyük paralar harcanarak çekilen bu film  savaşın sevenleri nasil ayirdiginı da gösteriyor.

All Quiet on the Western Front- Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Amerikali yönetmen,  senarist ve yapimci Lewis Milestone nin  1930 yilinda Erich Maria Remarques in ayni adli romanindan  bir uyarlamasi. E.M.Remarques  savaşın acımasızlığını kendi isteği dışı askere alinarak ve film kahramani  Paul gibi degisik yerlerinden yaralanarak yaşamış  bir yazardır. Film Paul Bäumer adli bir gencin arkadaşlarıyla birlikte gönüllü olarak savaşa  katilmalarini ve savaşın acımasız  yüzünü tanimalarini anlatiyor. Gerçeği gören gencin geri dönüsünün olmadigini görmesi, savasda  arkadaslarinin tek tek kimisinin mermiyle  kimisinin de o dönemde yeni gelistirilmis olan zehirli gazla öldüklerine sahit olmasi hayata bağlılıgını kaybettiriyor. O dönemde 1,25 Millionen US-Dollar bütçeyle çevrilen  bu film L.Milestone'a en iyi yönetmen ve  en iyi film dalinda iki oskar kazandırmıştır. Arşivlerde savaşa karsi filmler  bölümünde yer alan bu filmin bugün 50 dünya diline - cevrilmis olan romani  1933 de Faşist Hitler yönetiminin kitap yakma harekatından kurtulamamistir

La Grande Illusion:

Dünya sinema tarihinde önemli bir yeri olan bu film 1937 yilinda Rejisör Jean Renoir tarafından filme alinmıştır. Filmin senaryosuna da katkida bulunan J.Renoir  Amerikada sürgünde yaşamak zorunda birakilmiştir. I.Renoir bu filmde  son derece açık bir biçimde ırkçilığa ve savaşa karşı  olduğunu belirtir. Ve bütün ırkların barış içinde bir arada yaşamaları gerektiği mesajini verir. Venedik Film Festivali'nde  ödül alan bu film ülkemizde Harp esirleri adiyla gösterime girmistir.

Gone with the Wind- Rüzgar gibi geçti

Amerikali yönetmen Victor Fleming 1939 yilinda Margaret Mitchelin ayni adli romanindan çektigi bir film. İç savaşın arka planinda insanlarin ayakta kalabilmek icin ne kadar ağır bedeller ödediklerini gösteren bir film. Dünya sinemasinin en meşhur ve basarılı filmi ünvanını bugün bile koruyan bu filmin müziği de ölümsüzdür.

La Ciociara - Iki kadın

İtalyan rejisör Vittorio De Sica nin 1960 yilinda Alberto Moravia nin romanindan uyarladigi bir film. Alberto Moravia  da savaşı yaşamış yazarlardandir.1943 yilinda Mussolininin  baskenti olan Roma müttefikler tarafindan  bombalanir. Roma da  dükkan isleten genc ve varlikli bir anne ile 13 yasindaki Rosetta adli kizi savastan korunmak amaciyla Roma dan ayrilip köylerine dönmek icin yola cikarlar. Demiryollari tahrip edildiginden ana kiz  yürüyerek gitmek zorunda kalirlar. Yollarda daha güvenceli gördükleri köylerin savastan  zarar gördüklerini , aclik ve yoksullugun hüküm sürdügünü görürler ve  Romaya  geri dönmeye karar verirler. Dönüs yolunda karanlik cöktügünde geceyi gecirmek icin  bombalardan yikilmis bir kiliseye girerler. Orayi basan bir asker grubunun hepsi  anne ve kiza tecavüz ederler. Kizinin tecavüze ugramasina aglayan anneyi yalniz birakmayip bizde sessizce  birlikte agliyoruz. Bütün tarih boyunca  ve  bugünde savaslarda kadinlarin tecavüze maruz kaldigi bilinmektedir. Bu bir insanlık utancıdır.

Johnny got his gun-ohnny zieht in den Krieg

1971 yilinda yönetmen, senarist ve yazar olan Dalton Trumbo 1939 yilinda yazdığı aynı adlı  romanını filme alir. Film  21 yasindaki Joe adli bir gencin 1. Dünya savasi sirasinda  eline silah alma istegi nedeniyle gönüllü olarak cepheye gitmesini ve cephede ölmüş olan bir alman askerini gömmek isterken agir yaralanmasini anlatir. Geriye sadece bas ve gövdesi kalan ve tek beyni calisan Joe yi doktorlar bu durumdaki bir insanin ne kadar süre yasayacagini tespit etmek icin hayatta birakirlar. Savasa katilan askerlerin kaderlerini gösteren kliselerin hepsini  yikan, insani sarsan savas karsiti bu film 1971yilinda Kann Filmfestivaline katilir ve büyük Jüri ödülü ile Uluslararasi elestirmenler ödülünü alir.

Platoon – Müfreze

Vietnam'da iki yil savasarak üc madalya alan  yönetmen Oliver Stone nin 1986 yilinda cektigi  ve kendi gercek anilarina dayanan savas karsiti bir film. Amerikanin savas polikasininin elestirildigi  bu filmdeki  seyredenlerin kolay kolay unutamiyacagi carpici sahneler savasin ne kadar insanlik disi oldugunu bir daha görmemizi sagliyor. Vietnam  savasiyla  ilgili cevrilmis en basarili filmdir.

Born on the Fourth of July- Dogum Günü: 4 Temmuz

Oliver Stone nin 1989 yilinda cektigi bir baska savas karsiti filmi. 4.Temmuz dogumlu Ron Kovic adli genc  vietnamda ülkesi icin savasmaya gider.Orada sucsuz coluk cocuk demeden bütün köylülerin nasil öldürüldügünü görür ve saskinlikla kendi arkadasini da vurur. Bir catismada yaralanan Ron a doktorlar artik bir daha yüriyemiyecegi ni söylerler.Amerikaya geri dönen Ron savas yandaslari arasinda yerini bulamaz,  Savasa karsi olanlarin yaninda yer alir ve polis tarafindan coplanar. Cok sert sahnelerin yer aldigi ve cok sert elestirilerin yapildigi bu oskarli film savasa karsi önemli filmler arasinda yer alir.

Heaven & Earth—Cennet ve yeryüzü

Amerikali Oskar sahibi   Yönetmen,senarist ve yapimci olan William Oliver Stone nin 1993 de cektigi savas karsiti bu  film Viyetnam da piric tarlalarinda calisan cesur Le Ly adli kizin hikayesini anlatir. Le Ly anne ve kizkarsiyle birlikte kendi pirinc tarlalarinda calisirlar. Güney ve Kuzey Vietnam arasinda savas ciktiginda Le Ly daha 12 yasindadir1965 yilinda  ilk amerikan askerleri köye geldiklerinde komunistleri destekleyen Le Ly  güney vietnamlilar tarafindan tutuklanir ve agir iskenceler görür.Tecavüze ugrar.Babasiz cocugu dogurmak zorunda kalir.Bir cok acilar yasiyan Le Ly  yillar sonra köyüne döndügünde savasin actigi yaralarin iyilesmedigini  görür.

Gelen Savas

Bu gelen savaş ilk değil.
Çok savaş oldu bundan önce.
Bittiği gün en son savaş
bir yanda yenilenler vardı gene,
bir yanda yenenler vardı.
Yenilenlerin yanında
kırılıyordu halk açlıktan.
Yenenlerin yanında
halk açlıktan kırılıyordu.

Bertolt Brecht

Dünya sinemasinda savasa karsi filmlerin  cok carpici örnekleri bulunmasina karsin Türk sinemasinda bir film adini söylerken düsünmek zorunda kaliyoruz. Bu nedenle  Türk Sineması'ndaki Barış film örneklerini yorum bölümüne yazarsanız bilgilenmiş oluruz.

 

Kaynak : Fulda

Son Yorumlar

Yandex.Metrica