Sözde Pornografik ancak özde Psikolojik filmlere sinema sektöründe sanat eseri payesi verilmesi için 4-5 sene bekler (ne yazık ki fazla üretilmiyorlar), bu evsafta bir film gösterime girince sırf sanat bakış açımızı tatmin etmek adına bu filmleri bir başka gözlerle izlerdik. Çoğu zaman da bu tür filmler komik ve iğrenç olur eleştirip bir daha açmamak üzere sayfasını kapatıp bir kenara iterdik.

Ancak... Bu sefer marazi bir çalışma ile karşı karşıyayız. Öyle kolay yenilir yutulur cinsten değil hani. Pornografi ve sadizm noktasında Summa Divisio [ki bazı kavramları ifade etmek için latince ibare kullanmak hala bir zorunluluk (Summa Divisio : En üst başlık)] olarak bu film beni ürkütmeyi başardı. Konu çocuklarını kaybeden bir ailenin kendilerini sorgulamaları. Genital bölgeleri ve cinsel birleşme anını yavaş çekimde ve tüm şehvet noktalarına teneffüz ederek gösteren filmin hemen başındaki soğuk duş etkisi yaratan müstehcen şekiller; filmin sonunda evrim geçiriyor. Seviştiği adamın (Willem Dafoe) tam bacak arasına büyük bir tuğla ile sert bir darbe vuran kadın (Charlotte Gainsbourg), eliyle adama mastürbasyon yapsa da orgazmı betimleyen görüntü boşalan bir adam değil organından kan fışkıran bir adam...

Kadıncağız ulu orta soyunup seks yapmayı aklına takmış bir kere ancak dağ evinde adamın yanından ayrılıp ağaç kovuğunun yanına gelip herself bir modda mastürbasyon yapıyor. Ama kadın hızını alamıyor. Yetmiyor. Adamın bacağını matkapla delip buraya bıçak bileme taşının demirini yerleştirip vida ile iyice sıkıştırıyor. Sadizm ve acı noktasında sinir tanımayan kadın bu şekilde adamla seviştikten sonra kör ve paslı bir makası eline alıp kendi vajinasına yöneliyor ve bir parça da kendi vajinasından kesiyor. Keser gibi yapmıyor ya da kesme anı es geçilip izleyicinin hayal gücüne bırakılmıyor evet evet kestiği et, parmakları arasında görünüyor ve kan geliyor bir müddet. Sözde Psikolojik bir film için bu kadarı fazla. Ama şaşkınlık ve tiksinme bombardımanı üst üste gelince iğrenmek bile imkansız gibi bu sahneden.

Film boyunca nevrotik nöbetler geçiren, anadan doğma soyunan ve bir bebeğin ardından kendini suçlayan kadın, nihayet adam tarafından öldürülüyor da kadın daha fazla uzuv tatiline yönelik eylem içine girmiyor. Bayık ve yavaş filmi hızlandırmak adına seks sahneleri dışında ruhsal tahliller ve davranış analizleri ile birlikte yer yer filme konan başka kareler de var: Gizemli hayvanlar. Doğum yapan bir dişi ceylanın bu görüntüleri kafa kurcalarken daldan düşen ve karıncaların istila ettiği bir kuşu kendi ebeveyni (kuzgun) yiyor. Ardından yaralı bir tilki kendi bedeninden ufak parçalar koparıyor. Ancak bu kadar sevimli hayvan filme sadece dekor olsun diye konmamış, filmin finalinde ceylan, kadının kendi çocuğunun penceren yere çakılmasına göz yumduğunu, tilki kadının yakında olduğunu ve tehlikenin devam ettiğini, kuzgun da İngiliz anahtarının yerini gösteriyor. Sevimsiz dağ evinin döşemelerini kıran adam içinden kuzgunu çıkarıp İngiliz anahtarını çıkarıp, ayağındaki vidayı söküyor. Kan içinde üç hayvanın üzerine dikili bakışlarını izlerken, kendine yaklaşan kadını duvara yapıştırıp, boğazını sıkarak öldürüyor. Bu anda ormanda binlerce çıplak ceset beliriyor ve ardından yürüyen ama suratı olmayan bir düzine insan. Yatakta adamın eline yapışan kan emici sülükler de bir başka hayvansal kare.

Kusursuz bir şarkı ile başlayan filmin yanlışlıkla porno bir filmle karıştığını düşünmeyin zira görüntü reel bir adult film tadında. Ancak bu filmde ucuz porno filmlerinde dahi olmayan (olsa porno sektörü eminim ki çöker) bir sadizm ve reaksiyon zinciri var. Kareleri ile büyüleyici olan film, görüntü dışındaki yaydığı sinyallerle izleyici psikolojisini bozmak ya da çökertmek bir yana hasta edici ve histerik.

Lars Von Trier'in ne denli güçlü bir yetenek bombası olduğunu görmek için sadece Dogville (2003) yeterli bir yapıt. Ancak görüyoruz ki yetenek ile adı anılan herkesin yolu bir gün seks ile kesişiyor gerçi antichrist biraz kanlı ve sancılı olmuş. Lars, bu filmde de uzun bir hikaye anlatmak yerine; tek bir konuyu onun etrafında dönen yan figürlerle beslemeyi tercih etmiş. Yönetmenin filmlerini izlerken oluşan mükemmellik ve hakimiyet itirazı bu kez kendini cinselliği çığırından çıkarmak olarak gösteriyor. Willem Dafoe'yi siz nasıl bilirsiniz ben bilemem ama onu çırılçıplak görmek beni çok şaşırtmadı. Bu denli bir iddia pornografi temelinde fazla. Charlotte Gainsbourg’i, ise film ile aldığı ödüle rağmen hala algılayamıyorum. Oldukça deforme görünen iki çıplak beden… Film bundan ibaret. İsim olarak da film, kendinden önceki pek çok orijinal fikirlerle karıştırılmaya elverişli. Marilyn Manson’un Anti-christ Süper Star (1996) adlı albüm, klip, milyon dolarlık şarkı anlaşması ve konser kayıtlarını  ve sado-mazo marjinal porno klibi Saint'i anımsatsa da dünyada tanrısal inkar ve müzikal sertlik olarak Marilyn kalıbı bu filmin yanında çocuk şarkısı gibi kalıyor. İnançsızlık temelinde çağrışımlar yapan filmin adı da kendi gibi aldatıcı. Çünkü film dini bir yadsımayı değil ahlaki bir kişisel hesaplaşmayı ve porno görüntülerini ihtiva ediyor. Gerçi adam gibi müzik yapan Marilyn bu filmden sonra kendinden utanır mi bilinmez ama Marilyn Manson'un pek çok hard porno filme ilham kaynağı olan yasaklı videosu Saint'i izleyin derim. Aynı şekilde bu videoda vajina, seks ve sadizm fazlası ile var. Ancak Antichrist filmi streight olsa da,  Anti-Christ Süper Star’ı bu şekli ile unutturacak gibi.

Ruhunu şeytana satan birinin terapi edilemeyeceğini ve asla durmayacağını gösteren film, kadını boğarak öldüren ve ardından yakan adamın üzerinden aslından şu mesajı veriyor: Geç kalınmışlık ile günahlar birleşirse; en kestirme yol ondan kurtulmaktır. Çünkü ahlak ve günah kavramının sorgulanmadığı bir yerde/kişide ilk ya da son yoktur.

 

Kaynak : İsmail Özcan

Son Yorumlar

Yandex.Metrica