8 Mart Dünya Kadınlar Günü  kutlu olsun! posteri

8 Mart 1957'de ABD’nin New York kentindeki Cotton tekstil fabrikasında çalışan işçi kadınlar daha iyi çalışma koşulları için greve giderler. Patronlar grevin başka fabrikalara sıçramasını önlemek amacıyla greve giden kadınları fabrika binasına kilitlerler. Fabrika yanmaya başlar. Yanan fabrikadan kaçmayı ve fabrikanın çevresine kurulmuş olan barikatları aşmayı başaramayan 129 kadın işçi yanarak ölür.

27 Ağustos 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerir. Bu öneri oy birliği ile kabul edilir.

Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırır. Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline gelir.
Dünya Sinemasında kadınların yaşamın her alanındaki etkinliklerini gösteren filmler çekildi ve çekilmektedir. Türk Sinemasında Kadın Filmleri Akımı 1980 yıllarında başlar. Değerli yönetmen Atıf Yılmaz’ın Mine adlı filmiyle başlayan bu akımın ana kahramanı yaşayan, ayakları yere basan, cinselliğini gerektiğinde dolu dolu yaşayan kadınlardır. Atıf  Yılmaz Türk  toplumunda  kadını, kadının konumunu, hem kadın hem de  erkek açısından bakarak değerlendirmeye çalışmıştır. Filmlerindeki kahramanları kadın kişilikleridir. Değerli  yönetmen Türk toplumunda erkeğin kadın üzerindeki geleneksel baskısını kimi zaman oldukça sert bir bicimde eleştirmiştir. Kadın Filmleri Akımını  değerli yönetmenlerden Şerif Gören ve Ömer Kavur devam ettirmiştir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde 3 Mart 1994 yılında evinde yanarak ölen değerli yönetmen ve senarist Bilge Olgaç’ı anmak istiyorum. Bilge Olgaç  yönetmen Memduh Ün’ün yanında asistan olarak sinemaya ilk adımını atar. Yönetmen yardımcılığına 1962 yılında Memduh Ün'ün yönettiği "Kısmetin En Güzeli" filmiyle başlar. Halit Refiğ'e asistanlığından sonra 1965 de yönetmen olarak ilk filmi "Üçünüzü de Mıhlarım"ı çeker. 

"Genç  bir kadındım. Üstelik bu işi kadın olarak ilk kez yapan insandım. İlk önce bir kadın ne yapabilir diye bakıyorlardı. Kuşkulu bir bakıştı. Ben de çok sert, bağırıp  çağıran bir rolü benimsedim. Fakat sonradan bu rolden vazgeçtim. Çünkü insanlar artık bana inanıyorlar ve güveniyorlardı." Bilge Olgaç erkek egemenliğinde olan Yeşilçam da, kadın olarak çalışmanın ve üretmenin mücadelesini vererek çok acılar çekmiştir. Yeşilçam geleneğine bağlı bir sinema yapan Olgaç çektiği filmleri kadar, kadın kimliği ve çizgisiyle de önemli bir kişiliktir.

Bilge Olgaç Linç adlı filmiyle Adana Altın Koza Film En İyi Yönetmen ödülünü alır. 1984 yılında çektiği Kaşık Düşmanı filmiyle Antalya Film Şenliği'nde En İyi Üçüncü Film ve En İyi Senaryo ödülünü kazanır. Film aynı yıl Fransa'da 7.si düzenlenen Creteil Kadın Filmleri Festivalinde Jüri Büyük Ödülünü ve Basın Özel Ödülünü kazanır. Bilge Olgaç ödüllerini almak için Festivale kendisine pasaport verilmediği için gidemez.

Bir çok sinema ve reklam filmine,  televizyon dizilerine imza atmış olan Olgaç kirasını ödeyebileceği evine yeni taşınmış, sobalı yeni evini daha yeni yerleştirmişken bu evde yanarak aramızdan ayrılır.
Yeşilçam'a gidip değerli senarist ve yönetmen Bilge Olgaç’ı  tanıyan, onunla çalışmış olan sinema çalışanlarının söylediklerini derleyen editör arkadaşım Şaryo ya çok teşekkür ederim.

"Her konuda film çekebilen güçlü bir yönetmendi. En büyük handikapı yalnızlıktı. Ben onunla iki filmde çalıştım. Kadına yönelik, kadıni anlatan çok iyi filmleri var. Uluslararası ödüller almıştır bu filmlerle. Bütün bu yaptıklarına ve düşüncelerine karşın yalnız yaşamış, yalnız ölmüştür. Bana göre Yeşilçam’ın temel direklerinden biridir. Kadın yönetmen olarak Türk sinemasına gelmiş en kabiliyetli, en hüsnü niyetli yönetmendi. Kadın yönetmenler arasında çekilen filmlerin en iyisini Bilge Olgaç çekmiştir. Nedense öldükten sonra ismi garip bir şekilde silindi. Siz hatırladınız ama halen o siliklik devam ediyor. 100 kişiden 10’u ya hatırlar ya hatırlamaz. Oysa Bilge Olgaç çok önemli bir isimdir Türk sineması için. Çünkü yaptıkları işlerde hep evrensel sinemayı düşünürdü, kadını düşünürdü, kadının sorunlarını anlatan bir sineması vardı bunu da başardı. Paraya değer vermeyen bir kişiydi. Sefalet içinde olmasa da ucu ucuna bir hayat yaşadı." İrfan Atasoy; Sinema oyuncusu, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen

"Bilge Olgaç Türk sinemasına Halil Ergün ve Aytaç Arman’ı kazandıran bir yönetmendir." Yılmaz Atadeniz; Sinema oyuncusu, yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen.

"Bilge Olgaç’ı düşünürken birkaç yönlü düşünmek lazım... Bu yönlerden bir tanesi Bilge Olgaç kadar sinemaya bağlı, üretken ve kamera arkasını iyi bilen bir kadın sanatçımız yok. Kamera arkasını çok iyi bilirdi, senaryoyu çok iyi analiz ederdi. Sinema tutkusu olan bir Hanım arkadaşımızdı. Son zamanlarında Osman Şahin’in sinemaya yatkın 5-6 eserini sinemaya aktardı. Bu aktarmayı da çok başarılı yaptı. Para ile hiçbir zaman ilgisi yoktu. Filmlerinde genellikle erkek oyuncu olarak Halil Ergün’ü, bayan oyuncu olarak da Perihan Savaş’ı oynatırdı. Üretken, namuslu, iyi bir arkadaşımızdı. Çok saygılı bir insandı. Hiç kimseye öyle bir ölüm nasip olmasın. Filmlerinde işlediği acıyı kendi hayatının son günü en derinden yaşadı. Maalesef yanarak hayatını kaybetti." Şeref Gür; Yapımcı ve yönetmen.

"Bilge Olgaç’la birlikte çalışma imkanım olmadı ama kendisini tanırım. İnsani tarafı ve sinemacı kimliği ile çok önemli bir isimdi. Sinemamız için değerli bir insandı. Yaşasaydı sinemamız çok güzel filmler kazanırdı." Mesut Taner; Yönetmen

"Bilge Olgaç Hanım 70’li yılların ortalarında Semih Evin’e asistanlık yapıyordu o zamanlar tanıdım. Daha sonra farklı setlerde beraber çalışma imkanımız oldu. 1973 yılıydı. Reklam ajansının biri reklam filmi çekecek ama yönetmen bulamıyorlardı. Kameraman olarak Kaya Ererez’i, Yönetmen olarak da Bilge Olgaç’ı önerdim. 1973-1976 yılları arası beraber çalışma imkanımız oldu. Sendikal faaliyetlerde bulundu, kurduğumuz derneğe destek oldu. Sorunlar yaşadığı bir çocuğu vardı. Pek çok sinemacı arkadaşımız gibi o da yalnız yaşamayı tercih etmiş, yalnız yaşamaya başlamıştı. Feci şekilde hayatının son bulması hepimizi üzdü." Mevlüt Ekinci; Set Amiri

"Bilge Olgaç’ın bence en önemli özelliği kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapılan bu çağdışı dünyada, sinema gibi bu kadar sert, sivri, zor koşullarda ilk kadın yönetmenlerden biri olması. Bu küçümsenecek bir şey değildir. Epey bir mücadele verdi. Öyle kendiliğinden hop diye olan bir şey değildi onun yaptığı. Çok emek harcadı. Duruşuyla, hayata bakışıyla, insana yaklaşımıyla çok değerli bir insandı. Sinemada yapmak istedikleri de öyleydi. Hiç, içi boş bir senaryoyu alıp "ben film çekeyim" demedi. Genellikle kendi yazdı. Çektiği son filmde ben oynadım. Sette bir ara sohbet ederken, "ben artık sadece yazayım, çekmeyeyim. Güzelim projelerimi mahvediyorum" dedi. "Sen bilirsin" dedim ve çok negatif harcadığını söyledim. Tüm enerjisini o sahne güzel olsun diye kullanıyordu. Tüm sahneleri güzel çekmek istiyordu. Bu nedenle negatifi çok harcardı, materyal biterdi. Çok heyecanlı, çok işini seven, işinin en iyisini yapmaya çalışan bir insandı. Sorumluluklardan kaçmadan hayatın üzerine giderek, kendi gibi dik durarak, insan ilişkilerini tüm samimiyetiyle, en ince ayrıntılarına kadar, merkezine kadın oturtarak uzun yıllar mücadele etmiş bir yönetmendir. Hak ettiği yere geldi mi? Hak ettiği yere gelmiş olsaydı bir elektrik sobası, bir yangın ile hayatı son bulmazdı. Hayatı hep bir mücadele ile geçti. Çok erken aramızdan ayrıldı." Aytaç Arman; Aktör

 


 

 

Kaynak : Fulda

Son Yorumlar (3)

Sineperi avatar Sineperi 25 Mart 2010 16:17:03

Fulda'ya Olgaç'ı hatırladığı için teşekkürler. 8 Mart 1957'de 129 kadının yanarak ölmesiyle Bilge Olgaç'ın 3 Mart'ta yine yanarak ölmesi acı bir tesadüf. Daha da acısı, Olgaç'ın adının da yapıtlarının da o yangında kül olmuşçasına sinemadan silinmiş olması. Fulda gibi vefalı bir sinema aşığı olmasaydı bugün sinemamızın bu önemli yönetmeninden habersiz olacaktım. İlk fırsatta filmlerini izleyip onun dünyasını anlamaya çalışacağım. Bir de soru takıldı aklıma: Bilge hanımın oğluna ne oldu?

turgut1955 avatar turgut1955 08 Mart 2010 10:43:03

Bilge olgaç. başta  çok  iyi insan   çok iyi de bir sinemacı  bugün  sinemacı   diye geçineni bin defa  cepinden  çıkarır  bilge olgaç   doğarken sinemacı yaratılmış   Mesleğini iyi yapan  yazar olsun sinemaci  olsun  gazeteci olsun   taviz vermedikl eri  için  parayı  bulamazlar  Türk sinemasında  ön pillana çıkman için  yağcı  yalaka olman  lazım.. bilge  olgaç  bunlardan değil di cepin de ne varsa insanlarla paylaşırdı   kendisi.. yangında  öldü .3/3/ mart 1994 de öldü  yıllar sonra Annesi  de aynı kaderi paylaştı  Annesi de yurda  yangında  dumandan  boğuldu  ikiside aynı mezarda  bugün halil ergün varsa bilge olgaç ın  sayesinde varsa  bilge olgaç  Türk sinemasına  çok oyuncu kazandırmıştır  çok yapımcı bilge olgaç ın sayesinde  çok para kazanmıştır  ne yazıkkı insanın yaptığı iyilikler  çabuk unutulur ..geçenlerde gördük yıımaz duru nun  cenazesinde  camide biraz  insanlar vardı  mezarda on beş kişi  vardı... gerisini.. düşünün  demekki  demekki biz ölünce bize hiç  kimse gelmiyecek...bilge olgaç  Türk sinemasında.....cahide sonkudan  sonra  gelen  ikinci kadın yönetmen ...şimdi öne gelen  yönetmen  kadın yönetmen çok..ben. bilge olgaç  la  çok film ve reklam   filmi çalıştım ..Mekanı  cennet olsun  ve  bilge olgaçı  gündeme getirdiğin için burdan   fulda  Arkadaşa  çok teşekkür  ederim...8  Mart  Dünya kadınlar günü kutlu  olsun...turgut köse...

neconeco avatar neconeco 07 Mart 2010 18:15:03

Önce ha ha ,sonra aha! Evet bildiniz yalnızcayılın sekiz martlarındaanılacağız. hatırlanacağız erkekimparatorluğununmüridleri ile sekiz martıahım şahım kutlayacağız.sekiz martlarda bilimselerkekler evdekikoğuşlarımıza mutfakhücrelerimize dönmemizisöy lemeselerde dokuzmartta haydi haydibizlere hatırlatacaklar.kutsanacağız sekizmartlarda ben erkeğimdiye bağıran bıyıklarbana kırmızı gül kızılkaranfil uzatacaklar.yılın diğer günlerindekadınlık görevlerinigenetik genetik ,bazen içten yaniisteyerek bazen deistemeyerek yap ,yapacağız. Bizler toplumtarafından bizebiçilen dayattırılankadın kimliklerinicinsel üniformalarıreddetmediğimizsürece köleleringünü sekiz martlarıerkek ideolojilerininadeta al bu martınsekizi de seninolsun bacım çoşkoş yorul vedokuz marttabana teslim ol .bizler diyenlerbu bahşiş güniçin panellerdüzenler toplantılartertipler erkeklertarafından (çoğunlukla)yazılmış duyurularpembe kağıdabasılmış bildiriler dağıtırlar.bu aradarenklere de birercinsel kimlik verirler ,tam da mavi erkeklerinideolojilerine birerfigür olup çıkarlar.Merkez komiteleritamamı mavi erkeklerdenoluşan partilerinideolojilerinin paralelindebilimsel kurtuluş söylevleritutturup sekiz martlardapragmatik ideolojilerinbirer demogog figüronları iktidara taşıyanhilkat garebetlerine dönüşürler.Sekiz martlarerkeğin tepesindesırıttığı hiyerarşileribesler onlara o güngünah çıkarttırır kan verir .en kötüsü sekiz martınbir gün resmi tatil ilan edilmesi.Penisleşmiş toplumotoritesine karşıkahrolsun erkeklik ,kahrolsun kadınlık ,yaşasın birey.

Yandex.Metrica