Canım Vatanım "Juanito" posteri

Juanito Safrana bilinen adıyla Juanito 1936 yılında Tunus'da doğdu. Musevi bir ailenin çocuğu Cezayir asıllı Fransız müzisyendir.

Neden Türkiye, Neden Seviyor Türkiye'yi ?

60'lı yıllarda yabancı müzik topluluklarının Türkiye'ye gelerek kendi besteledikleri şarkıları Türkçe söylemeleri bir modaydı. Alafranga müzik akımının olduğu bu dönemlerde Juanito, 1965 yılında grubu Los Alcarson'la İzmir Fuarı'na konser için 15 günlüğüne gelir. Bu kısa süreli geliş onun için bir dönüm noktası olacaktır. Derken ünlü Mogambo Kulübü'nde sahne almaya başlar. Bu sırada grubun diğer üyeleri İspanya'ya dönmeye karar verir. Ama Juanito, onlardan farklı olarak burada kalmayı istemiştir. Çünkü o, artık bir Türk'dü. Vatandaşlığı resmiyete dökülmesede içimizden biri olmayı kafasına koymuştu çoktan. Tabiki halka cazip gelen bu müzik türü ve onu sevmeleri de bir etken. Şarkıları kendisine has farklı bir aksanla yorumlaması da onu ayrıca farklı kılıyordu. Kısa sürede Türkçe'yi de çabucak öğrenir. Bir çok batı müziğini Türkçe'ye çeviren değerli söz yazarları Fecri Ebcioğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan ve Selahattin Sarıkaya'nın hazırladığı parçaları güzel sesiyle yorumlamıştır.

Bundan sonra Juanito için ikinci ve en önemli sayfa açılacaktır ülkemizde. Şanını duyan dönemin gazinocular kralı ünlü maksim gazinosunun patronu Fahrettin Aslan onu davet ederek iş için anlaşmaya varırlar. Juanito, İstanbul Bebek'te ikamet etmiş, gazino ve taverna çalışmalarına burada devam etmiştir. Şöhreti ülke içinde hızla ilerliyor, yakın arkadaşları Cüneyt Arkın, Gönül Yazar ve Ömür Yüksel ile iş dışı ortamlarda eğlenip gezerek hayatın tadını çıkarmayı da ihmal etmiyordu.

Alaturkada Zeki Müren Varsa, Alafrangada da Juanito Vardır...

2006'da Türkiye'ye yine gelen Juanito, Nar-ı Beyza olarak tanıdığımız Beyza Güdücü'yle Zeki Müren'le ilgili bir söyleşide bulunmuştu. Kendi anlatımıyla "Ben Juanito olarak her yerde şarkı söyledim. İstanbul'da, Karadeniz tarafında, Erzurum'da. 1969'da, Maraş'ta şarkı söyledim. Zeki Müren dedi, 'Ben gitmedim daha Maraş'a.' Zeki Müren konuşurdu güzel Türkçe, biliyorsun. Zeki Müren bir akşam Maksim'de söylüyor, davet ettiler, en ön masadayım. Beni görünce herkes başladı "Zeki bey, Gardiyan, Gardiyan". Zeki bey kibar, dedi, "Hanımefendiler, beyefendiler, size bu gece Gardiyan şarkısını söyleyemem, Juanito burada, Gardiyan Juanito'nundur." Büyük Efes'te dedi bana Zeki Bey, "Bir senedir konuşmadım seninle, çünkü kıskandım seni." Bana dedi, "Alafranga'da Juanito, Alaturka'da Zeki Müren var Türkiye'de." Çok severdim Zeki Bey'i."
Sanatçının vatandaşlık talebi de problemli olmuş. 1968 yılında T.C. vatandaşlığı için başvurduğunda, yetkililerin ona "Sen eskiden Osmanlı toprağı olan Tunus'ta doğmuşsun, zaten Türk sayılırsın" diyerek baştan savma bir tavır sergilemişlerdir. Böyle bir tutum kötü niyetli yapılmamış olsa da sanatçının vatandaşlığına engel oluşturmuştur.   

Artık Türkiye'den Ayrılma Vakti 
60'lı yılların hüküm sürdüğü aranjman (Tükçe olarak düzenlenen yabancı şarkılar) dönemi 70'li yılların başında yerini Anadolu Pop'a bırakmıştı. Türkiye'de 6 yıl süreyle devam eden Juanito'nun yakaladığı şöhret de bu akımla erimiş gitmişti. Ama onun yüreğindeki Türkiye sevdası hiçbir zaman gitmemişti. Geri döndüğü ülkesi Fransa'da bile bir bakıma misyonerlik üstlenip her fırsatta oradaki yetkili siyasetçilere ve halka Türkiye adına olumlu açıklamalar yapmıştı. Ne yazıkki orada hastalanıp sesini kaybetmiştir. Mecburi olarak taksi şöförlüğü yaparak Paris'te geçimini sürdürmeye çalışan Juanito, gırtlak kanseri olduğunu da sonradan öğrendi.

23 Yıl Sonra Yine
Taksicilik yaptığı bir sırada o zamanın kameramanı şimdiki yönetmen Ömer Faruk Sorak'ı müşteri olarak almış. Sonra TRT tarafından Türkiye'ye davet edilmiş. 1971'de bıraktığı Türkiye'yi 1994'de tekrar görmek onu bir hayli duygulandırmış ki Türkiye'ye gelir gelmez 23 yıl sonra tekrar vatanıma geldim diyerek dizüstü çöküp yeri öpmüş. Burada tekrar anılarını tazelerken her defasında da vatandaş olmak istediğini dile getirmişti.

Yıl 2000
Nihayetinde sanatçının 60'lı yıllarda Odeon Plak şirketi için seslendirdiği "Canım Vatanım" adlı karışık parçalardan oluşan albümü 2000'de yayınlandı.  İşte albümünün parçaları:

Gardiyan - Müzik: Ramon Cabrera. Söz: Fecri Ebcioğlu
Arkadaşımın Aşkısın - Müzik: Enrico Macias. Söz: Fecri Ebcioğlu
Kumsaldaki İzler - Müzik: Marfis. Söz: Fecri Ebcioğlu
Gurbet - Müzik: Enrico Macias. Söz: Ümit Yaşar Oğuzcan
Sus, Sus, Sus - Müzik ve Sözler: Suat Sayın
Bebek - Müzik ve Sözler: Fecri Ebcioğlu
Bitti O Rüya - Müzik: E.Pitsiladhi. Söz: Ümit Yaşar Oğuzcan
Bu Bir Başka Masal - Müzik: Enrico Macias. Söz: Fecri Ebcioğlu
Son Şarkım - Müzik: Enrico Macias. Söz: Fecri Ebcioğlu
Ay Beyaz Deniz Mavi - Müzik ve Sözler: Selahattin Sarıkaya
Artık Yalnızım - Müzik: Daniel Bevilacqua. Söz: Fecri Ebcioğlu
Kanma Arkadaş - Müzik ve Sözler: Selahattin Sarıkaya
Para İle Saadet Olmaz - Müzik ve Sözler: Selahattin Sarıkaya
Canım Vatanım - Müzik: Diego Dumargues.  Söz: İzak Behar

Juanito şarkıcılık olarak ön planda olan bir sanatçıydı. Filmlerde kendisini pek izleme fırsatımız olmadı. 1969 yapımı başrollerini İzzet Günay ve Sema Özcan'ın paylaştığı Tatlı Günler adlı filmde şarkıcı olarak sahne almıştır. Bu filmde "Kanma Arkadaş" adlı şarkıyı seslendirmiştir. Bunun dışında Türkiye'ye 2000 yılında albümü için geldiğinde aynı yıl yayınlanan tv dizisi Nisan Yağmuru'nda da kendi kimliğiyle rol aldı.

Adını şimdiki çoğu kişi tanımıyor olsada Türk Pop müziğine fazlasıyla katkıda bulunmuştur Juanito.  Vatandaşımız olmaması için hiçbir neden görmüyorum. Müziğimize katkıları tartışılamayacak düzeyde olan bu değerli müzik adamını kendisini seven biri olarak her zaman ülkemizde görmek isteriz. Sevgiler, selamlar Türk yürekli Juanito.

Kaynak : Loverman

Son Yorumlar (4)

delikadir39 avatar delikadir39 17 Haziran 2010 19:22:06

Türkleri seven yabancı biri...Tıpkı Nubar Terziyan,Pierre Loti,Dario Moreno gibi.Allah uzun ömürler versin...

enigmacuture avatar enigmacuture 31 Mayıs 2010 19:16:05

"Juanito" bir dünya insanı olması yanında, bizim kadar bizden biriydi. "Si Tu Savais Combien Je T'aime ile hafızalara kazınan Fransız müzik dehası Christian Adam'ı da unutmamak gerek. Müziğin dili ırkı yok elbetteki sinemanın ve diğer görsel sanatların da. Sağlam bir yazı olmuş. Tebrikler...

kizilprenses avatar kizilprenses 30 Mayıs 2010 20:16:05

Sanırım yazar da bir yanlışlık olmuş:) Şaşırdım.Ama yine de ellerinize sağlık.

Yandex.Metrica