Hollywood'un Satın Almak İstediği İlk Türk filmi 6 Ekim'de Vizyonda posteri 1976 İstanbul doğumlu genç yönetmen Biray Dalkıran lisans ve Yüksek lisans eğitimini Beykent Üniversitesi Sinema T.V. Bölümünde onur öğrencisi olarak tamamladı. Halen Marmara Üniversitesi Radyo T.V. bölümünde Doktora yapmakta olan Dalkıran öğrencilik yıllarında yaptığı korku türündeki kısa filmlerle yurt içi ve yurt dışında çeşitli ödüller aldı.

Bir çok reklam filmi ve klip yöneten Dalkıran film çekimlerine başlamadan önce filmi fotoğraf kareleriyle çekip kurgulayarak titiz bir çalışma sergiliyor.Ekim ayında vizyona girecek ilk uzun metrajlı filmi Araf'ta sinemanın genç yüzleri Murat Yıldırım ile Akasya Asıltürkmen başrolleri paylaşıyor.

Filmin konusu şöyle; Eda, akademide okuyan bir dans öğrencisidir. Öğrenciyken evli ve 1 çocuk babası Cihan'dan hamile kalır ve bunu fark ettiğinde gebeliğinin 16. haftasındadır. Bir gece sağlıksız ve yasal olmayan koşullar altında ilerde hayatını zindana çevirecek bir kürtaj yaşar. 3 yıl sonra Cenk ile evlenir ve bu beraberlikten hamile kalır. Fakat bu hamilelikle beraber 3 yaşında bir kız çocuğunun hayatına girmesine bağlı olarak psikolojisi değişen Eda, gitgide hem kendine zarar vermeye hem de çevresindekileri korkutmaya başlamıştır. (www.araf-film.com) (www.ar-af.com)

6 Ekim'de vizyona girecek olan Araf'ın yönetmeni ve aynı zamanda yapımcısı ve öykü yazarı Biray Dalkıran, Sinematürk'ün sorularını sizler için cevapladı:

SİNEMATÜRK: Sizi daha çok çektiğiniz reklam filmleri ve kliplerden tanıyoruz. Daha önce korku türünde kısa filmler çekmiş olduğunuzu ve birçok ödül kazandığınızı biliyoruz. Muhtemelen bir çok sinemasever bunu ancak Araf'tan sonra öğrenecek. İlk uzun metrajlı filminiz için de korku türüne yönelmenizde kısa film çalışmalarınızın etkisi oldu mu, neden hem teknik hem de dramatik açıdan zor olan korku türünü tercih ettiniz?

BİRAY DALKIRAN: Dediğiniz gibi ben daha çok piyasada reklam yönetmeni olarak tanınıyorum. Reklamda biz oyunculuğa hakim olmak ve en güzel kareleri çekmek zorundayız. Bu korku türünün gerektirdiği bir şeydir. Bunun dışında öğrencilik yıllarımda en çok izlediğim tür olan korku filmini de kısa filmlerde deneme imkanı buldum. Bunda aldığım bir çok ödülle başarılı olduğumu gördüm. Bu senaryo üzerinde 3 yıldır çalışıyorduk ve bizim birinci tasamız çok iyi bir film yapmak ikinci tasamız korku filmi yapmaktı. İkisini de başarmak keyifli.

SİNEMATÜRK: "Araf" adı nedeniyle dini çağrışımları olan bir film. Filmin kendi kaleme aldığınız öyküsü nasıl ortaya çıktı anlatır mısınız? Gerçekten vermeye çalıştığınız dini mesajlar var mıydı?

BİRAY DALKIRAN: ARAF arkadaşımın anlattığı bir hikayeden ortaya çıktı. Senaryo yazarken bir çok din bilimci ve doktor danışmanımız vardı. Mesaj vermekten çok gerçeğe bağlı kalmaya çalıştık.

SİNEMATÜRK: Türkiye'de son yıllarda peş peşe korku filmleri (Okul, Büyü, Dabbe, Gen gibi) çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Basından takip ettiğimiz kadarıyla Araf projenizi "ilk Türk korku filmi" olarak adlandıracak kadar iddialısınız. Filminiz korku türü örneği olarak sizce nasıl bir fark yaratıyor?

BİRAY DALKIRAN: Bunu direk benim ağzımdan değil ama fragmanı izleyenler söylüyor. Bunun dışında ilk defa bir Türk filmine Hollywood dan satın alınması için teklif geldi. ARAF sadece fragman açısından bu kadar başarılı olduysa (ve fragman 2 dk.) geri kalan 90 dk. çok daha keyiflidir beklentisi şu anda bile kendi seyirci kitlesini oluşturmaya başladı. Filmin sadece korku olarak değil film olarak da çok ayrı bir yere koyulacağını umuyorum.

SİNEMATÜRK: Kürtaj gibi hassas ve tartışmalı bir konuyu odak alan filminizin hangi çevrelerden ne tür tepkiler almasını bekliyorsunuz?

BİRAY DALKIRAN: Şu anda hep sağ dan hem de soldan oldukça olumlu tepkiler alıyoruz ve duyarlı genç insanlar olarak böyle bir konuya eğilmemizi çok destekliyorlar.

SİNEMATÜRK: Araf'ın oyuncu kadrosu nasıl oluştu? İstediğiniz oyuncularla çalışabildiniz mi?

BİRAY DALKIRAN: ARAF'ın oyuncu kadrosu 3 kıstasa göre oluştu. Oyuncuların tamamı konservatuar tecrübesi olacak. Daha önce kamera önünde çalışmış olacak. Ve hayalimdeki karakteri eti kemiğe büründürebilecek. Akasya Asıltürkmen ve Murat Yıldırım tam bunları karşıladı bunun yanında Mehmet Birkiye lezzetine doyum olmayan bir oyuncu kadrosu çıkardı, tek derdimiz küçük oyuncuydu ve onu 200 e yakın bir çocuk ordusu arasından seçtik ama çocuk oyuncu Gizem o kadar farklı ve zekiydi ki o 200 kişiden ilk gelen o olsaydı da geri kalanlara bakmazdım.

SİNEMATÜRK: Araf'ın dijital efektleri ve kullanılan sinema teknolojisi de daha vizyona girmeden konuşulmaya başlandı.Bu konuda bilgi verebilir misiniz?

BİRAY DALKIRAN: Bu çok az insana kısmet olacak bir teknolojiydi. Filmin her saniyesine değil her karesine (1 sn de 24 kare geçer) hükmettik renginden, efektlerine her karesiyle saatlerce uğraştık bu yüzden görsel olarak çok keyif verdi. Zaten filmimiz 90 dakikalık bir reklam gibi her karesi özenle çekildi.

SİNEMATÜRK: Çekim ve yapım aşamasından kısaca bahsedebilir misiniz. Ne kadar sürede çektiniz ve ne tür güçlüklerle karşılaştınız?

BİRAY DALKIRAN: 27 günde çektik. 115 gün post prodüksiyon çalışmamız oldu. Ne gibi güçlüklerle karşılaştığımıza gelince; filmi izleyen insanlar ve benim reklamda çalıştığım insanlar tekrardan "Biray Dalkıran bu ekibe de hiç acımamış" diyecekler!

SİNEMATÜRK: Bundan sonraki film çalışmalarınızda farklı türleri denemeyi düşünüyor musunuz ve üzerinde çalışmakta olduğunuz yeni bir uzun metraj denemesi var mı?

BİRAY DALKIRAN: ARAF benim ilk çocuğum ve ben çocuklarımın bir futbol takımı oyuncuları kadar çok olmasını isterim. Her çocuğumda esmer psikopat beyaz gözlü olacak değil. Tabiî ki 3 gözlü 6 bacaklı çocuklarda yapacağız!

SİNEMATÜRK: Sinematurk.com adına sinema kariyerinizde başarılar dileriz.

BİRAY DALKIRAN: Çok teşekkürler...

Röportaj: Neslihan Sevilmiş Kaynak : SinemaTürk

Son Yorumlar

Yandex.Metrica