Efsane İle Bir Akşam... posteri

İstanbul Levent'te elimde bir adres ile sağa sola bakıyorum, bir efsane'nin evine davetliyim, elektrikler kesildiği için karanlıkta evi bulmakta zorlanıyorum. Müstakil dublex bir evin önündeyim artık. Kapıyı evin hizmetlisi tahmin ettiğim bir genç açıyor, heyecanla eve giriyorum.

Betül hanım'ın seveceğini umduğum açelya çiçeklerini oracığa koyuyorum, elektrik kesintisi nedeniyle evde sadece ışıldak lambaları parlıyor. Merdivenlerden yavaş yavaş efsanenin indiğini görüyorum. İçimdeki heyecanı sanki doğa üstü bir yetenekle yok ediyorum, zaman o an benim için yok oluyor.

Cüneyt Arkın'ın son derece güzel resimleri ile dolu salonunun ortasında kanepeye oturuyoruz. Betül hanım son derece kibar ve nazikçe ne içeceğimizi soruyor, Cüneyt bey aynı şekilde cana yakın ve bir o kadar da ilgili. Kısa bir sessizlikten sonra geliş sebebini açıklıyorum. Amatör olarak Yeşilçam sitesi kurduğumu ve elimden geldiği kadar sinemaya faydalı işler yapmaya çalıştığımı söylüyorum.

KAPLANLAR AĞLAMAZ

Kendisine söylemeyi unuttuğum bir şey daha vardı, şimdi hatırlıyorum. 1981'de abim beni ilk defa sinemaya götürmüştü, ilk izlediğim film Kaplanlar Ağlamaz, ilk gördüğüm artist Cüneyt arkın idi. O gün bugündür adeta Yeşilçam tutsağı olmuştum.

Cüneyt Arkın ile yarı sohbet yarı röportaj gibi konuşmaya başlıyoruz. Sinema konusu açılınca adeta heyecanlanıyor, yerinde duramıyor, tıpkı film setinde, her an Yönetmen'in "Motor" demesini beklercesine dinç duruyor.

Her ne kadar dizi filmlerden şikayet etmese bile, Sinema filmlerinin gösteriminin çok oranda düştüğünü söylüyor. Bir de dizi filmlerde nedense eski yeşilçam yıldızlarının veya emekçilerinin oynatılmamasından şikayetçi.

CÜNEYT ARKIN ÇİN'DE OLSA GİDERİM

Cüneyt Arkın'a Burak adlı bir çocuktan bahsediyorum. Burak bir süredir görüştüğüm Cüneyt Arkın hayranı bir genç. Adeta Arkın'la yatıp, Arkın'la kalkıyor. Sürekli filmlerini izliyor ve posterlerini biriktiriyor. Burak'ı arıyorum ve kendisini bir arkadaşla tanıştıracağımı söylüyorum. Cüneyt Arkın alıyor telefonu ve Burak ile konuşuyor. Burak ilk önce bir şey anlamıyor, Cüneyt bey "Nayır Nolamaz" deyince ipler kopuyor, Burak sevinçten çıldırıyor, sonradan öğreniyorum ki, annesi "Oğlum hayalin gerçekleşti" demiş ve birbirlerine sarılmışlar.

Burak babasına söylemiş, babası ilkönce inanmamış ve sana şaka yapmışlar demiş, sonra benim gönderdiğim resimleri görünce o da inanmış. Kendiside Cüneyt Arkın hayranı olan babası "Cüneyt Arkın Çin'de bile olsa giderim diyor". Bu olay beni çok mutlu ediyor.

KAAN VE MURAT İŞLERİ DEVİR ALIYOR

Cüneyt Arkın gazetelerde kendisi hakkında çıkan bazı yalan haberlerden şikayetçi oluyor, Birde kendi marka'sının başkaları tarafından kullanılmasına...

Filmlerinin ve resimlerinin izinsizce alınıp satılmasına karşı çıkıyor.

Bu durumun önüne geçmek için 2 oğlu Murat ve Kaan ARKIN DESIGN GRAFİK TASARIM VE YAZILIM LTD. adlı bir şirket kuruyor ve babalarına ait takvim, tişört afiş gibi hediyelik eşyaları satmaya başlıyor. www.cuneytarkin.com.tr adlı kendilerine ait resmi sitede yapılıyor bu satışlar. Sitede ayrıca Cüneyt arkın ile ilgili neredeyse hemen her şey mevcut. Siteyi muhakkak herkesin görmesi görmesi gerekiyor.

Çok beğendiğim Akıncılar Geliyor adlı film lobi'sini seçiyorum. Cüneyt Arkın afişi imzalarken ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum o an.

Cüneyt beye 2 projeden bahsediyorum. BORA Film ve Produksiyon şirketi adına kendisine Mart ayında yapılacak yapılacak 2. Yeşilçam Ödüllü Filmler Festivaline, onur ödülü alması için davet ediyorum. Cüneyt Arkın çok sayıda ödülü olduğunu ve asıl sinema emekçilerinin daima gölgede kaldığından şikayet ediyor. Yeni nesil sinemacılara ve yanında getireceği 2 sinema emekçisine daha ödül verilmesini ve onurlandırılmasını istiyor. Seve seve kabul ediyorum.

Bir diğer proje olarak yine Bora filmin'in sahibi Bora Yılmaz'ın konseptini belirlediği 1. Uluslararası Sanat Festivaline katılmasını istiyorum. Değişik ülkelerden gelecek olan ressamların Ankara'da kaldıkları süre boyunca resim yapacaklar ve Gala gecesi açık artırma ile resimler satışa çıkarılacak. Gelirin bir kısmı ressam'a, bir kısmı "Umut Çocukları Vakfına" bir diğer kısmı ise çevrilecek "Umut Çocukları" adlı sinema projesine aktarılacak bu projeye en azından 4 adet resmi ile katılmasını rica ediyorum.

ALTIN PORTAKAL FESTİVALİ HALKTAN KOPTU

Arkın ile sinemadan, Yeşilçam'dan, Sansürden ve Yılmaz Güney'den bahsediyoruz. Arkın geçmişe gidiyor ve tıpkı o anı yaşarcasına anlatıyor, neler çektiklerini ne zor şartlar altında çalıştıklarını. Arkın gençlerin ilgisizliğinden, kötü alışkanlıklarından şikayetçi. Gençlerin sanatla sinemayla uğraşmaktansa silaha, içkiye ve sigaraya ilgi duyduklarından şikayetçi. Konu birden Antalya film festivaline geliyor. Bu sene oldukça sansasyon yaratmış olan festivale kızıyor. "Ulusal, Milli olmadan uluslarası olunamaz, Altın Portakal ulusal olmaya başlamıştı. Ama birden Uluslar arası oldu çıktı." Eskiden sanatçıların halkla iç içe olduğunu ama şimdi sadece sanat için sanat yapıldığını ve kortej dışında sinemanın halktan koptuğunu söylüyor. Bu yüzden festival'in misyonunu "Adana Altın Koza film festivali'ne" kaptıracağını düşünüyor.

Hoş duygularla oradan ayrılıyorum.

Erhan Işık

www.yesilcam.gen.tr

Son Yorumlar (1)

zevkopat avatar zevkopat 24 Temmuz 2009 21:48:07

Çok teşekkürler röportaj için...

Yandex.Metrica