Aşık Erkekler Hattı

Festival, tarihinde ilk kez erkek yönetmenler için bir bölüm hazırladı. “Aşık Erkekler Hattı” adlı bu bölümde sinema tarihine geçmiş dört film gösterilecek. Çağdaş sinemanın klasikleri arasında şimdiden yerini alan Günbatımından Önce (Before Sunset); Fassbinder’in ‘imkanlı ve imkansız aşk” filmi Korku Ruhu Kemirir; şiirin, renklerin ve müziğin sinemada hayat bulduğu olağanüstü Cherbourg Şemsiyeleri; ve yeryüzünün en kırılgan öykülerinden birini anlatan, Audrey Hepburn’lü klasik Tiffany’de Kahvaltı, seyirciyi aşkın keskin ipi üzerinde yürütecek! Ayakları kesilmeden kurtulana da aşk olsun!

Günbatımından Önce / Before Sunset, Richard Linklater, ABD, 2004
Bundan dokuz sene önce, genç Amerikalı yönetmen Richard Linklater, senarist arkadaşı Kim Krizan’la birlikte dünyanın en ‘minimalist’ aşk filmlerinden birini yaratmıştı. Amerikalı Jessie ve Fransız Celine’in trende tanışmaları ile başlayan ve o günün gecesinde Viyana’da devam eden bir gecelik ilişkilerinin öyküsünü anlatan Gün Doğmadan (Before Sunrise), “entelektüeller için romantik–komedi” diye tanımlanmıştı birçoklarınca. Gerçekten de 20’lerinin başındaki bu iki genç, gece boyunca birbirlerini tanırken, dinden cinselliğe, felsefeden politikaya birçok konuda konuşmuş/tartışmış ve kaçınılmaz olarak da birbirlerine aşık olmuşlardı. Günün sonunda (başka bir deyişle takip eden gün doğmadan) Viyana garında altı ay sonra buluşmak üzere gözyaşları içinde ayrılmışlardı.
Celine ve Jessie bu kez Viyana’da değil, Paris’te buluşuyorlar. Aradan dokuz yıl geçmiş; Jessie yazar olmuş, Celine ise çevreci bir örgütte çalışıyor. Jessie’nin bir kitabevinde düzenlenen okuma gününde karşılaşıveriyorlar. O anda anlıyoruz ki, Viyana’da verilen sözler tutul(a)mamış ve bir gecede yeşeriveren aşk orada kalmış. “Gün doğmadan önce” başlayan aşk “gün batımından sonra” devam eder mi? Şimdiden modern sinema klasikleri arasına giren Günbatımından Önce, devam filmlerinin de iyi olacağını kanıtlayan ender filmlerden.

Korku Ruhu Kemirir / Fear Eats the Soul, Reiner Werner Fassbinder, Almanya, 1961
Yaşamının sonbaharında bir kadın olan Emmi ile ondan en az on yaş genç, göçmen Arap işçi Ali’nin unutulmaz aşk hikayesi... Emmi ve Ali evlenmeye karar verdiklerinde çevrelerindeki herkes bu karara karşı çıkar. Ne var ki, biraz zaman geçip de ortalık yatışınca onlar da ilişkileri hakkında derin kararsızlıklarla karşı karşıya kalırlar. Usta yönetmen Fassbinder’in en iyi filmlerinden biri sayılan Korku Ruhu Kemirir, zıtlıklardan aşkı doğuruyor. Geriye, Emmi ile Ali’nin bu aşkı sürdürüp sürdüremeyeceği sorusu kalıyor.

Cherbourg Şemsiyeleri / Les Parapluies de Cherbourg, Jaques Demy, Fransa, 1964
Cannes’dan En İyi Film Ödülü’yle dönen Cherbourg Şemsiyeleri, bir şemsiye dükkanının sahibi olan üvey annesiyle birlikte yaşayan genç bir kadının öyküsünü anlatıyor. Bir süre sonra aşık olduğu adamla evlenmek istemesi ve annesinin buna karşı çıkmasıyla başlayan olaylar, kadının sevgilisinin iki yıllığına askere gitmesiyle dramatik bir boyut kazanır. Zaman geçecek ve pek çok şey için geç kalınmış olacaktır. Cherbourg Şemsiyeleri, kimilerine göre müziğin sinemayla bütünleştiği en kusursuz filmlerden biri; kimileri için de şiirin sinemada vücut bulmuş tek örneği... Buna izleyenler karar verecek. Ama şu bir gerçek ki; Cherbourg Şemsiyeleri, tüm zamanların en iyi aşk filmi.

Tiffany’de Kahvaltı / Breakfast at Tiffany's, Blake Edwards, ABD, 1961
Tiffany’de Kahvaltı, Movieline dergisine göre sinema tarihinin en şık ikinci sahnesine (Audrey Hepburn'ün filmin başında, sokakta pasta yediği sahne), The Sun gazetesine göre de gelmiş geçmiş en ateşli öpüşme sahnesine sahip bir film. Modern Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından Truman Capote’nin aynı adlı romanından uyarlanan Tiffany’de Kahvaltı, yeryüzünün en kırılgan öyküsünü anlatır. Kırılgandır, çünkü kimseye, hiçbir şeye bağlanmadan yaşamak istediğini söyleyen, umarsız, şımarık gibi görünen Holly’nin kırılgan kalbinin en derin yerini gösterir bize. Audrey Hepburn’ün sinema tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri olan Holly Golightly’e hayat verdiği Tiffany’de Kahvaltı, yüreğinizin en ince yerine dokunacak.

Erkek yönetmenler aşka nasıl bakıyor, aşkı nasıl yaşıyor ve beyazperdeye nasıl aktarıyor? Bütün bu soruların yanıtları bu dört filmde saklı. Bu filmler bu bahar festival seyircisinin ayağını yerden kesecek!

Festival ile ilgili daha geniş bilgi için:
www.festival.ucansupurge.org

Son Yorumlar

Yandex.Metrica