Rollerimi hep severek oynadım... posteri

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Oo bu biraz geniş oldu… Manken olarak çalışmaya başladım. Biraz sanat eğitimi aldıktan sonra oyunculuk eğitimine geçtim, bu hep yapmak istediğim bir şeydi. Üç yıl boyunca oyunculuk eğitimi aldıktan sonra 4 yıl önce de mezun oldum. Ondan sonra biraz tiyatro yaptım – West End tarzı değil tabi, daha ufak şeyler. Bir kaç kısa filmden ve televizyon işinden sonra önce Vampire Diaries, ardından da Hellboy Chronicals’ı çektik. Sonra da Hellboy tabi. NBC için de Crusoe ‘yu çekmeyi yeni bitirdim.

Hellboy’u daha önce izlemiş miydiniz?

Aslında Hellboy’dan bana ilk Mutant Chronicals’ın yönetmeni Simon bahsetti. Sonra tabii Hellboy 2’nin senaryosu gelince kendi kendime “bunu seyretmek şart oldu” dedim. Aslında bu türle bu kadar ilgileneceğimi hiç sanmazdım, beni çok şaşırttı. Çok gerçek ve çok dokunaklı bulduğum yerleri vardı.

Proje size nasıl geldi?

Aslında klasik yöntemlerle. Projenin kast direktörü beni tanıyordu, bana senaryoyu yolladı. Ben senaryoyu okudum ve beğendim. Bundan ibaret.

Sizi daha önce bir çok fantastik rolde izledik. Bu tür rolleri özellikle mi tercih ediyorsunuz?

Aslında kendiliğinden gelişti bu.  Özellikle tercih ettiğim bir tür söz konusu değil. Oynadığım rollerin hepsi çok severek oynadığım rollerdi. Yer aldığım projelerin hepsi inandığım ve sevdiğim projelerdi… Umarım her zaman böyle roller seçme şansım olur.


Rolünüz için özel bir hazırlık çalışması yaptınız mı?

Çok fazla fantastik eser ve mitoloji okudum. Kendimi bu dünyaya iyice soktum. Bir de Budapeşte’deyken ikiz kardeşimi oynayan Luke ile uzun uzun sohbet ediyor ve aramızda o bağı kurmaya çalışıyorduk.

Makyajınız ve kostümünüzle Prenses Nualo olmak ne kadar vaktinizi alıyordu?

En sonunda dört saate indirmiştik, epey yorucu oluyordu.

Sette çekimler sırasında başınıza ilginç  ya da unutamayacağınız bir olay geldi mi?

Aslında o kadar çok şey oldu ki, şimdi düşünüyorum da onları kenara yazıp böyle sorulduğunda söyleyebilmeliydim, gerçekten iyi olurdu. Bir hatırladığım şey şu, son gün çekimler bitince bir anda herkes bir ağızdan şarkı söylemeye başladı. O koca koca yaratıkların Barry Manilow söylemesini görmek baya komik oldu.

Yönetmen Guillermo del Toro ile çalışmak nasıldı?

Tek kelimeyle muhteşem bir tecrübeydi. O çok çalışkan, ama aynı zamanda çok iyi bir insan. Bence ikisini bir arada yürütebildiği muhteşem bir denge kurmuş. Projelerine çok inanıyor, ve herkese ayıracak zamanı var, hem de çok meşgul olmasına rağmen. Tabii ki aynı zamanda büyük bir sanatçı.

DVD koleksiyonu yapıyor musunuz?

Çok büyük bir dvd koleksiyonum var. Ama belli bir format çerçevesinde dvd toplamıyorum, sadece evimde çok fazla var. 

Arşivinizin en kıymetli filmleri neler bir kaç isim verebilir misiniz?

Oo bu da zor bir soru oldu… Her halde duygusal sebeplerden “Rüzgâr Gibi Geçti” demeliyim. O filmi seyrederken… Neden bilmiyorum ama etrafımda olanlardan uzaklaşıp kafamı dinlemek istediğim zaman hemen o filmi açıyorum… Filmin dört saat olmasının da bir etkisi vardır sanırım.

Sizi en çok güldüren film nedir peki?

En komik… O kadar çok güzel yeni şey var ki… Sanırım “Knocked up” demeliyim, çok gülmüştüm.

Bundan sonra nasıl bir rolde oynamak ya da kimlerle çalışmak istersiniz?

Aslında o kadar fazla yönetmen var ki… Yine de bir ya da iki isim veremem… Spesifik olarak istediğim bir karakter de yok… Beni heyecanlandıran ve geliştiren yeni bir karakter, inandığım bir proje olsun yeter.

Gelecek planlarınız neler sizi nerelerde izleyeceğiz?

Aslında birçok proje var şu anda ama hiçbiri kesin olmadığı için şu anda net bir şey söyleyemeyeceğim.

Son Yorumlar

Yandex.Metrica