5-15 Mayıs 2005 tarihleri arasında Ankara’yı aşkla dolduracak olan 8. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 5 Mayıs gecesi Devlet Opera ve Balesi salonunda gerçekleşecek görkemli bir geceyle start alıyor. Müjde Ar ve Neco’nun sunacağı gecede Sevda Ferdağ, “Uçan Süpürge Onur Ödülü”nü alacak.

Sinemaya sevdalı kadınlar! Üç senedir verilmekte olan ve Türkiye sinemasında kadın emeğini görünür kılmayı amaçlayan “Uçan Süpürge Onur Ödülü” ve “Bilge Olgaç Başarı Ödülleri”, festivalin açılış ve kapanış gecelerinde sahiplerini bulacak. Uçan Süpürge Onur Ödülü’nü alacak olan Sevda Ferdağ’ın festivalde “Seninle Son Defa” adlı filmi gösterilecek. 14 Mayıs gecesi yapılacak olan kapanış gecesinde ise Bilge Olgaç Başarı Ödülleri verilecek. Bu senenin ödülleri, sinema yazarı Sevin Okyay ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm’ün olacak.

Festivalin bir başka özel konuğu da, sinemamızın “görünmeyen” yönetmenlerinden Ayten Kuyululu. Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında yaptığı filmleri hep görmezden gelinmiş, ismi yıllar sonra Uçan Süpürge sayesinde gün ışığına çıkarılmış, ilk kadın yönetmenlerimizden Kuyululu’nun iki filmi festivalde gösterilecek.

Festivalin yarışmalı bölümü de olan “Her Biri Ayrı Renk”te gösterilecek filmler Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Ödülü için yarışacak. Bu sene İran, Fransa, Kanada, İtalya, İsrail, Pakistan, Almanya, İngiltere ve Türkiye’den toplam 12 film FIPRESCI Jürisi’nin önüne çıkacak. Bu bölümde yer alacak filmler ise şöyle: 20 Parmak (20 Fingers–Mania Akbari), Ayın Karanlık Yüzü (Biket İlhan), Ben de Seni Arıyorum (CQ2-Carole Laure), Benim Güzel İşyerim!!! (Mi piace lavorare, Mobbing-Francesca Comencini), Evet (Yes-Sally Potter), Hazinem (Or-Keren Yedaya), Kız Almak (To Take A Wife-Ronit Elkabetz, Shlomi Elkabetz), Resim Gibi (Comme une image-Agnès Jaoui), Sessiz Sular (Silent Water-Sabiha Sumar), Sevdiğim Sensin (You I Love-Olga Stolpovskaja, Dmitry Troitsky), Tüyü Takip Et! (Helin’in Hayalleri) (Follow the Feather-Nuray Şahin), Victoire (Victoire-Stéphanie Murat).

Alice Guy. Dünyanın ilk kadın yönetmeni. Kimileri için sinemanın annesi, kimleri için de kısa ve sessiz filmleriyle bir düş yaratıcısı. İlk filmi The Cabbage Fairy’i [La Fée aux Choux] 1896 senesinde, yani sinemanın icadından bir sene sonra yaptı. Fransa’da başladığı sinema yaşamını Amerika’da sürdürdü. 250’ye yakın film yaptı. 1960’larda başlayan feminist film çalışmalarının ilk kaynağı onun sineması oldu. Guy’in filmleri Türkiye’de ilk kez Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde gösterilecek.

Matruşka aşkına!
Her sene olduğu gibi bir ülke sinemasından kadın yönetmenlerin filmlerinin gösterildiği “Bir Ülke” bölümünün bu seneki konuğu Rusya olacak. Ülkemizde Eisenstein, Tarkovski gibi erkek yönetmenleriyle bilinen Rusya sinemasında kadınların da çok iyi filmler yaptığına tanıklık edecek olan bu bölümde usta yönetmen Lidia Bobrova’nın son filmi Nine (Babusya) de bulunuyor. Diğer filmler ise Marina Razbezhkina’nın Hasat Zamanı (The Harvest Time) ve Guka Omarava’nın yönettiği Şizo (Schizo).

Sırlı Cam: Agnieszka Holland
Yalnızca Polonya değil dünya sinemasını da etkilemiş usta bir yönetmeni konuk ediyor festival bu sene: Agnieszka Holland. Ankara’ya da gelecek olan Holland’ın sinema tarihine geçmiş dört filmi gösterilecek. Avrupa Avrupa (Europa Europa), Holland’ın dünya çapında tanınmasını sağlayan bir film; hem seyirci hem de eleştirmenler tarafından yere göğe sığdırılamayan bir klasik. Olivier, Olivier ise hem oyuncuları hem de müziğiyle sinema tarihinin en etkileyici filmlerinden biri. Edebiyat dünyasının en tartışmalı ve tutkulu aşklarından birini yaşayan Verlaine ve Rimbaud’nun öyküsünü anlatan Tutkunun Şairleri (Total Eclipse), hem sinema hem de edebiyat severlerin “kült” kabul ettiği bir film. Holland’ın yine gerçek bir öyküden yola çıkarak etkileyici filmi Julie’nin Hikayesi (Julie Walking Home) de festival programında olacak.

Muson Yağmuru: Deepa Mehta
Hint sinemasının en tanınmış kadın yönetmeni olan Deepa Mehta, iki filmiyle festivalde! Filmografisinde özel bir yer tutan bu filmler, Mehta’nın “Element Üçlemesi”nin tamamlanan iki filmi. Mehta, Hindistan’da çekmekte ısrar ettiği bu filmlerden Ateş’in (Fire) gösterildiği sinemalar yakılmış, Toprak’ın (Earth) da seti saldırıya uğramıştı. Mehta’nın aldığı ölüm tehditlerinden sonra gizlenmek zorunda kalması da unutulmamalı tabii. Üçlemenin son halkası olan Su’yu ise Hindistan’daki yetkililerden izin alamadığı için çekemeyen Mehta, hayale dönüşen bu filmi tamamlamakta ısrarcı yine de. Geçtiğimiz sene Hollywood Bollywood filmiyle sinemalarımıza da konuk olan Mehta’nın bu iki filmine sinemaseverler ilgisiz kalamayacak!

Buzlar Kraliçesi: Greta Garbo
“Yanlışlıkla dünyaya inmiş, daha da büyük bir yanlışlıkla Hollywood’a düşmüş bir sfenks, star denen şeyi en iyi örnekleyen değil, sanki bizzat yaratmış olan efsane kadın, güzelliği ve oyunu tartışmalı da olsa, 20. yüzyılın en ölümsüz sinema mitosu...” diye yazar, Atillâ Dorsay Greta Garbo’yu anlatmak için. Sözcüklere sığmayan güzelliği, gizemi ve soğukluğuyla sinema tarihinin en etkileyici oyuncusularının başında gelir Garbo. Festival, bu sene bu büyüleyici kadının unutulmaz üç filmine yer veriyor: Anna Karenina, Büyük Otel (Grand Hotel) ve Gülmeyen Kadın (Ninotchka).

Anısına Aşkla!
Geçtiğimiz sene kaybettiğimiz iki büyük sinema oyuncusu Semiha Berksoy ve Laura Betti’nin anısına özel bir bölüm ayıran festival, toplam üç filmden oluşan bir sinema ziyafeti yaşatacak seyirciye. Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçısı, ressam, oyuncu, kısaca “sanat kadını” Semiha Berksoy’un Kutluğ Ataman klasiği Karanlık Sular filmiyle yer alacağı bölümde İtalya sinemasının ‘hırçın kız’ı Laura Betti’nin Venedik’ten ödül aldığı Teorema’sı ve yönettiği Pier Paolo Pasolini: Bir Düşün Nedeni adlı belgeseli gösterilecek.

Aşık Erkekler Hattı
Festival, tarihinde ilk kez erkek yönetmenler için özel bir bölüm hazırladı. Erkekler aşık olur ve bunu filme çekerse ne olur? Bu sorunun peşine düşen festival, erkek yönetmenlerin sinema tarihine geçmiş en etkileyici aşk öykülerinden dördünü programına aldı bu sene: Günbatımından Önce, Korku Ruhu Kemirir, Cherbourg Şemsiyeleri, Tiffany’de Kahvaltı. Sinemaları birbirinden çok farklı dört erkek yönetmenden, farklı dönemlerden aşk filmleri... Erkeklerin gözünden en acıklı, tutkulu, deli aşkları izlemeye şimdiden hazır olun!

Dişi Kuşun Yuvası
Festival bu sene, “aile” kavramını Almanya sineması üzerinden ele alan özel bir bölüm hazırladı. Kadının aile ve ev içindeki konumlanışının Almanya sinemasından örneklerle anlatıldığı bu bölümde, Türkiye’de çok fazla bilinmeyen ama feminist sinemayı çok fazla etkilemiş olan Ula Stöckl ve Jutta Brückner’in filmleri gösterilecek. ‘Ev’in içinde kapalı kalmış, aileye bağımlı yaşamaya zorlanan, kendi hayatının kontrolünü elinde tutamayan her yaştan kadınların öykülerinin anlatıldığı ‘Dişi Kuşun Yuvası’nda sonlar hep dönüp dolaşıp Ula Stöckl’ün sözlerine geliyor: “Hayatta her türlü aksilikler gelebilir başınıza. Önemli olan bunlarla nasıl başedebildiğinizdir.”

Gerçeğe Aşık: Belgeseller
Festivalin gerçeğe en yakın bölümü “Belgeseller”, Türkiye’den ve dünyadan kadın yönetmenlerin çeşitli festivallerde gösterilmiş, çok ses getirmiş filmlerinin gösterildiği bir bölüm. Gerçeğe aşık belgeseller, kadın öykülerine yakın kamera tutuyor!

Lotte Reiniger’in İzinden: Animasyon
2004’te filmlerini seyirciyle buluşturduğumuz, sinema tarihinin ilk canlandırma sineması yönetmeni Lotte Reiniger’in yarattığı etkiden ilham alarak hazırladık bu bölümü. Dünyadan animasyoncu kadın sinemacılardan etkileyici örneklerin sunulacağı bu bölümde Lotte Reiniger’in izindeki kadınların hayal ürünü yapıtlarına yer verilecek.

Pembesiz Mavisiz
Festivalin bu seneki bir başka yeni bölümü de “Pembesiz Mavisiz”. Geleneksel erkek ve kadın rolleriyle oynayan, bunları yıkan ve yeniden kuran bu kısa filmler aklınızı başınızdan alacak!

Paneller
Festivalde sene iki önemli panel olacak. “Roller, Modeller ve Biz Kadınlar” başlıklı ilk panelde, sinemada ve televizyon ekranlarında yaratılan kadın rollerinin bizim hayatlarımıza ne kadar denk düştüğü konuşulacak. Meral Okay’ın moderatörlüğünü yapacağı panele Hülya Koçyiğit ve Ula Stöckl katılacak. 5 Mayıs’ta Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan panel, kurguyla gerçeğin sınırlarına bakacak.

15 Mayıs’ta Kızılırmak Sineması’nda yapılacak “Türkiye’nin Debra Winger’ını Aramak” başlıklı panel ise Rosanna Arquette’in yönettiği “Kayıp Aranıyor: Debra Winger” adlı filmin amaçladığı yoldan gidiyor. Bu film, ilk kez Hollywood’da oyunculuk yapan kadın yıldızların kadın oldukları için karşılaştıkları sorunları irdeleyen başarılı bir filmdi. Star düzeyine bile yükselseler kadınlar sinema sektöründe erkeklerin hiçbir zaman karşılaşmayacakları türden sorunlarla boğuşmak zorunda kalıyorlardı. Bunların başında kadınların her zaman genç ve güzel olmalarının beklenmesinin yanı sıra özel hayatlarının -eş, sevgili ve anne olmanın- getirdiği engeller de vardı. Festival, Arquette’in tespit ettiği durumları Türkiye sinemasındaki farklı oyunculuklardan gelme kadın oyuncularla konuşacak. Bir Film’in katkılarıyla “Kayıp Aranıyor: Debra Winger” filminin izlenmesinin ardından yapılacak panele Serra Yılmaz, Itır Esen, Nilüfer Aydan, Mesut Kara ve Şükran Yücel katılacak.

Ve parti!
Festival, 15 Mayıs’ta “NIVEA Film Müzikleri Partisi” ile sona erecek. Ankara’da eğlence hayatının yeni mekanlarından Faces Live’da 15 Mayıs Pazar gecesi saat 22.00’de başlayacak olan “NIVEA Film Müzikleri Partisi”nde, Ankara’nın en iyi DJ’leri, yerli ve yabancı filmlerin unutulmaz müziklerini çalarken dev ekranda da filmlerden sahneler akacak. Türkiye’nin en dinamik ve en çok dinlenen yerel radyosu olan Radyo ODTܒnün vazgeçilmez programı “Bazıları Sinema Sever”in DJ’leri tarafından seçilecek parçalar, herkese unutulmaz bir gece yaşatacak. Sinema ve müzik... Biraz nostalji, bolca eğlence...

Kısacası, 8. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 5-15 Mayıs 2005 tarihleri arasında Ankara’da sizi aşka çağırıyor!

Son Yorumlar

Yandex.Metrica