Kurgu ve Kurgucu Yönetmene Göre Değişir posteri

1972 yılında Manisa Kırkağaç da doğan Akif Özkan’ın da her çocuk gibi okuyunca ne olacağına dair kafasında bir sürü idealleri vardır. 1987 yılında, TRT de kameraman olan dayısı Mehmet Efe ve arkadaşı Haluk Cecen evlerine misafir olurlar. Dayısı Mehmet Efe’nin anlattığı anılardan etkilenen Akif Özkan dayısı gibi kameraman olmaya karar verir. Marmara güzel sanatlar fakültesinin sinema-Tv sınavlarını kazanarak sektör’e de adım atmış olur. İdeali olan kameramanlığa ulaşır. Kısa sürede çok güzel işlere imza atar. Fakat sektörün diğer branşlarını da denemek ister. Işık dekor, kurgu, reji yönetmenliği, derken bir dönem dizi ve film yönetmenliği yapma şansı bile bulur. 4 film ve bir de 13 bölüm dizi çeker. Sektörün bir çok alanında çalışan Akif Özkan kurgu yönetmenliğinin kendisi için daha doğru bir branş olduğuna karar verir. Setlerin tozunu yutup mutfağında pişen Akif Özkan ile bu haftaki söyleşimizi sinema sektöründe önemli bir branş olan kurgu üzerine yapıyoruz.

Yakup Sancı: En son soracağım soruyu ilk başta soruyorum. Sektörün içinde olan bazı kişiler, sizin için çok iyi kurgu yönetmeni diyorlar. Siz kurgu da iyi olduğunuzu söyleyebilir misiniz?

Akif Özkan: Bu tip sorulara cevap vermek bizlere değil, 3. Şahıslara düşer. Hem o arkadaşlarımızın adını da alayım da daha iyi davranayım bundan sonra. Şaka bir yana, gerçekten iyi olup olmadığımıza kendimiz değil, bizimle çalışanlar karar verebilir. Hem kurgu da diğer tüm branşlar gibi bir yorum işidir. Yani çalıştığımız kişiye göre iyi olup- olmadığımız değişir.

Yakup Sancı: Onlarca kaset içinden yönetmenlerin çektiği ham görüntüleri istediğiniz tarzda işliyorsunuz. Sahneleri buluyor, birbirine montajlıyorsunuz. Bu sahne olmadı. Şunu şuraya çekelim, bunu şuraya alalım derken izleyicinin izlediği görüntüleri elde ediyorsunuz. Kurgunun sinema sanatında çok önemli bir yeri var. Kurgu yönetmenliği zor bir iş olsa gerek. Herkes kurgu yapabilir mi?

Akif Özkan: Öncelikle kurguyu kendi istediğimiz tarzda işlememiz mümkün değil. Yazılı senaryo metnine bağlı olarak yönetmenin çektiği görüntüler üzerinde düzenlememizi yaparız. Çok elzem durumlarda eldeki malzemeyle değişik bir sahne yaratabiliriz. Ama bunun kararını tek başımıza değil, ekip olarak veririz. Hikaye değişirse ve önceki versiyona göre çekilmiş bir sahne tekrar çekilemiyorsa bu tip durumlar oluşur. Bunun dışında kurgunun en güzel yanı, istediğimiz taktirde yapılmış eylemlerle ve tepkilerle farklı hikayeler oluşturabilmemizdir. Kurguyu herkes yapabilir mi sorusuna cevabım ise; kısa vadede hayır. Çünkü montajla başlayan bu birleştirme işleminin kurguya dönmesi uzun deneyimlerle sağlanabilir. Tepkiler, süreleri, ön arka esleri, nerede hangi ölçeğin daha doğru olacağı gibi seçimler kolay gibi görünse de yeni başlayan arkadaşlarımız ve asistanlarımız çoğu zaman fikrimizi almak ve çalıştıkları insanlara kabul ettirebilmek için yardımımızı isterler. Ayrıca ilk başta dediğim gibi; yönetmene göre kurgu ya da kurgucu değişir.

Yakup Sancı: Şu anda yer aldığınız bir proje var mı?

Akif Özkan: Son olarak Aşk Yakar dizisinin kurgusunu yaptım. Önümüzde ki günlerde TRT dizisinde aynı görevle devam edeceğim.

Yakup Sancı: Sinemamız da usta çırak ilişkisi devam ediyor mu?

Akif Özkan: Etmek zorunda. Çünkü kimse çırak olmadan o basamakları atlayamaz. Hem sorun sadece bir noktaya ulaşmak da değil; ilişkiler, kurulacak dialoglar, alınacak tavırlar, yani hayata dair ne varsa bu çıraklıklar sırasında öreniliyor.
 
Yakup Sancı: Yaşadığınız en büyük vefasızlık bir yönetmen olarak nedir?

Akif Özkan: Ben sadece 2 sene yönetmenlik yaptım. Yapımcımın anlaşmalarından dolayı hep aynı kanala iş yaptık. Hiç bir zaman yaptığım işin bana yakışmadığını düşünmedim. İşi küçümsemedim. Hatta o kanala gün 4.üncüsü olduğumuz başarılı işler de yaptım. Fakat gün geldi, ben eski tanışığım olan yapımcılarla diğer kanallara iş yapmak istediğimi ve bana yönetmenlik vermelerini istediğimde, hüsrana uğradım. Çünkü yaptığım işi izlettirdiğimde çok beğendiler, fakat yayınlanan kanalı duyduklarında olumsuz tepki verdiler. Elbette bu siyasi tercihleriydi ama unuttukları şey benim siyasi görüşüm de kendileriyle aynıydı:) Çözüm bulamadığım bu saçma görüşmeler sonunda baktım yönetmenlik öyle kolay alınmıyor, ee para da lazım, kurguya geri döndüm bende.

Yakup Sancı: Sinemadaki gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Akif Özkan: Senaryolarımız her ne kadar kısır olsa da bu kadar çok işi vizyona sokabiliyor olmamız tamamen halkımızın bilinçli desteği ve seçimidir diye düşünüyor ve çok seviniyorum. Halen yapamadığımız birçok şey var. Teknik açıdan kendini geliştirmeyen eskiler ( yönetmenler) bari yenilere destek olsalar da daha ileri seviyede bir görselliğe ulaşabilsek. Çünkü hikaye - konu sıkıntılarını aşamayacağımız günler geldiğinde üretimimiz de durma noktasına gelecektir. Bari yeni teknolojilerle bir dönem atlatabiliriz.

Yakup Sancı: Sinema-Tv dışında yaptığınız bir iş var mı?

Akif Özkan: Ben daha hiç sinema filminde çalışamadım :) Kısmet olmadı, bu sene beklentilerim var ama... Sektörüm dışında yaptığım işler yine aynı sektör içinde sayılır. 2 ayda bir Story board işi gelir ve onları çizerim. Bir reklam ajansında da proje danışmanlığı yapıyorum.

Yakup Sancı:  Bizimle, sektör içinde yaşadığınız bir anınızı paylaşır mısınız?

Akif Özkan: Anı deyince o kadar çok yaşanmışlık geliyor ki akla, ama bir konu var ki paylaşmak isterim; 2. Yönetmenlik yaptığım bir iş vardı. İsimleri vermeyeceğim elbette. 2 bölüm iç içe çekmiştik diziyi. Sete bir telefon geldi ve yapımcı işi durdurun dedi. Hepimiz şaşırdık. Yönetmenle birlikte yapımcıya gittiğimiz de bir dvd de çektiğimiz bölümün kaba kurgusunu seyrediyordu. Biz kurguya daha girme fırsatı bulamadığımız için kurgucumuz montajlayıp yollamış dvd yi. Yapımcı sinirle bu ne rezalet iş dedi. Bende izlediğim felaketin farkındaydım ama çektiğimiz çoğu plan kullanılmamıştı ve dekopajlı çektiğimiz için olması gerektiği gibi bağlanmamıştı. Biz bunu yapımcıya anlatırken o kararını vermişti bile ve işi bırakmamızı istedi. Bıraktık. Ama ben aynı gün montaja gidip tüm bölümü tekrar kurguladım ve yapımcıya yolladım. Yapımcı yeni yollanan kurguyu görünce içi rahatladı ve biz geri çağırdı ama bu defa da biz dönmedik. Yani kurgunun önemi burada çıkıyor bence.

Yakup Sancı: Sevgili dostlar, Akif Özkan ile benim de bir anım var. Sizlerle paylaşmak isterim. Yönetmenimiz Akif Özkan. Kış ayları, yerde yarım metre kar var. Karlar da gecenin ayazında buz olmuş. Bir dağın başındayız gece saat 02.00. Hava çok soğuk. Oyuncu bayan arkadaş bir kayanın üstünden kendini boşluğa bırakmak üzereyken ben son anda arkasından tutup kurtaracağım. Sonra sarsıp kendine gelmesini sağlayacağım. Kız yere düşecek, boğuşma anında kızın üstünde olacağım bir an. Kısa bir duygusallık yaşanacak. Senaryo böyle. Sahneyi çekmek için bayan oyuncu arkadaş kayanın üstüne çıktı. Monitör ile aramızda 100 metre kadar mesafe var.  Akif, olumsuz hava şartları nedeniyle her hangi bir tehlike olmasın diye monitörün başından bana sesleniyor. "Yakup yere yatırma kısmını attım, sadece kızı tut" diye. Ben Akif hocaya sesleniyorum. "Hocam ben sırf bu sahne için işi kabul ettim. Siz bu sahneyi çekmezseniz ben işi bırakıyorum" Akif, "Bu soğukta mı?" "Ben, Üşüyoruz donmak üzereyiz, ısınmamız lazım." ( Diğer kısmı bize kalsın) Karşılıklı laf gitti geldi.  Akif hoca ile aramızda geçen diyalogları duyan set arkadaşlarımız çok gülüyorlardı. O gece tüm ekibi donmaktan kurtarmıştı, Akif hoca ile aramızda geçen bu diyaloglar.

Yakup Sancı: Sinematürk sitesini takip ediyor musunuz?

Akif Özkan: Çok sık olmasa da kaynak olarak başvuruyorum.

Yakup Sancı: Sitede ki yenilikleri nasıl buluyorsunuz?

Akif Özkan: Yenilikler her zaman ilgiyi canlı tutar.
Sevgilerle...

Akif Özkan’a TEŞEKKÜRLER…

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar (1)

Ergül Coşkun avatar Ergül Coşkun 27 Temmuz 2009 23:33:07

Ben daha hiç sinema filminde çalışamadım :) Kısmet olmadı, bu sene beklentilerim var ama  AKIFIM SINEMA FILMINI BERABER CEKECEGIZ INŞALLAH

Yandex.Metrica