Her Sete Bir Yeşilçamlı! posteri

Asyacanan: Sayın Yakup Bey biz sizi sanat alanında yaptığınız işlerle tanıyoruz. Kendinizi bize tanıtır mısınız? Bu sektörde nasıl yer aldınız?

Yakup Sancı: 1970 yılında Çorum�da doğdum.  Doğum günüm rast gele yazılmış ben de bilmiyorum. Bu nedenle hiç doğum günü kutlamadım. Ailenin büyük çocuğu olmam nedeniyle hep çalışmak, çok çalışmak zorunda kaldım. Farklı sektörlerde ticaret yaptım, şansını denedim. Matbaacılık sektöründe karar kıldım. Halen devam ediyorum  bu sektörde çalışmaya. Oyunculuk yapmak istediğim bir işti. Ama yıllardır çalışma zorunda olmam nedeniyle erteledim. 89 yılında askerlik yaparken benim bulunduğum kışlaya ünlü bir aktör geldi. Aklimda ve hayalimde hep oyunculuk vardi, gelen  aktöre dedim  ki "Ustam bir gün sinema sektörüne gireceğim. Nerden başlamalıyım? Nasıl başlamalıyım? Sektöre girdiğimde elimden tutar mısınız?��  Aktörde bana: "bu sektörde girdiğinizde göreceksiniz, kimse kimsenin elinden tutmaz. Ben de dahil" dedi.

Bu sözü hiç unutmadım. O aktörle birkaç defa çeşitli yerlerde karşılaştık. Farklı konularda sohbetimiz oldu. Beni unuttu gitti tabi. Ama ben onu ve söylediği sözü hiç unutmadım. Bu söz benim kulağıma küpe oldu. Oyunculuk hayatımda bana iş verin diye bir yapımcı ile görüşmeye gitmedim, gitmeyi de düşünmüyorum. Sadece teklif geldiğinde, gel görüşelim denildiğinde gidip görüşüyorum. Çeşitli nedenlerle bazı projelerin içinde oldum. Ama hiçbir zaman ünlü olacağım diye bir idealim olmadı. Sadece sinema sektörünün içinde olmak istedim. Çünkü yapmak istediğim bir işti. Olduğum kadarı da beni mutlu etmeye yetiyor.

Asyacanan: Gidip görüşmezseniz nasıl teklif gelecek?

Yakup Sancı: Bazen yapımcı ya da yönetmenle otururken kişiye bir telefon geliyor. Arayan bir oyuncu� Konuşuluyor güzel güzel. Kişi telefon görüşmesini bitirince diyor ki. "Bu oyunculara telefon numarası vermek doğru değil. Sürekli arıyor rahatsız ediyorlar". Bu sözler beni huzursuz ediyor. Ya ben aradığımda bana da böyle diyen oluyorsa diyorum. Birçok oyuncu, yapımcı, yönetmen ile dostluğumuz olmasına rağmen özel olarak telefon edip hatır sormak beni rahatsız ediyor. Bazen ��Niye aramıyorsun? Ne kadar hayırsız birisin sen�� diyorlar. Hayır ben çok hayırlı biriyim bak seni hiç rahatsız etmiyorum diyorum.  Sorunuzun cevabına gelince... Eğer sizin bir projenin içinde olmanızı yapımcı, yönetmen kafasına koymuşsa size bir şekilde ulaşır. Bunun için türlü taklalar atmaya, kendinizi yıpratıp karşıdaki kişiyi rahatsız etmeye gerek yok.

Asyacanan: Sinematürk sitesinde uzun süredir varsınız sanırım?

Yakup Sancı: Evet. Geçiyordum uğradım. Bir daha da ayrılamadım :) Ne zamandır varım inanın bilmiyorum. Sinematürk diye bir sitede adıma rastladım. Bu neymiş diye merak ettim siteye girdim. Bazı çalıştığım filmler eklenmiş. Site içinde oraya tıkla buraya tıkla derken sitenin çok güzel bir site olduğunu gördüm. Bir şey yapmak istedim üye olmam gerekiyormuş, üye oldum. Sonra site veritabanına çeşitli katkılar sağlamaya başladım. Sanırım epeyce bir katkımız oldu. Halen de çalışıyoruz. Mutlu oluyorum. Yaptığım işi zevkle yapıyorum.

Asyacanan: Hemen hemen her gün sitedesiniz değil mi?

Yakup Sancı: Dükkana gelir gelmez ilk önce pc yi açıp siteye giriyorum. Site içinde olup bitenleri takip ediyorum. Sonra işimize bakıyoruz tabi. Bazı arkadaşlar "bunun işi gücü yok mu? Her zaman burada" diye düşüne bilirler. Sürekli sitedeyim ama sürekli pc başında değilim. Arada bir kontrol ediyorum.

Asyacanan: Sitede deneyimli bir üyesiniz. Yeni üyelere ve sorunu olan üyelere yardımcı oluyor musunuz?

Yakup Sancı: Bazı arkadaşlar yeni oldukları için bir takım işlemleri yapmak istediğinde bunun nasıl olacağını soruyorlar. Onlara yardımcı oluyorum. Eski üye arkadaşlardan da bazen çeşitli sorular, sorunlar ve yardım istekleri geliyor. Yardımcı olabileceğim bir konu ise sorunu gideriyorum. Beni aşan bir konu ise yönetime bildiriyorum. Yönetim sağ olsun olabilecek bir istekse anında bu isteği karşılıyor.

Asyacanan: Site için röportaj yapma fikri nasıl oluştu?

Yakup Sancı: Yönetim ve editör arkadaşlarla bazen site üzerinden toplantılar yapıyoruz. Bu toplantılarda yönetim bizim de önerilerimizi dikkate alıyor. Bir konu görüşülürken ben Yeşilçam emekçileri ile röportaj yapsın bir arkadaşımız dedim. Tamam, proje senin o zaman sen yapacaksın denildi, bende peki dedim. Röportajlar böyle başladı. Sinema camiasında gazeteci/muhabir ya da röportaj yapmak isteyen kişiye karşı bir kanaat oluşmuş. En büyük şikayetlerinden biri ��Konuştuğumuz gibi yazmıyorsunuz��sözü, Haklılar. Hakikaten birçok haber asılsız� Çok çarpıtılarak yazılıyor. Ben bunu tamamen ortadan kaldıracak bir uygulama yapıyorum. Kişi ile konuştuktan sonra ses kaydını yazıyor dosya halinde kendisine veriyorum. Okuyun, bir yanlışlık, bir hata varsa düzeltelim. Eksik ya da fazla olan kısmı varsa doğrusunu yazalım diyorum. Kişi onayını aldıktan sonra yayınlıyoruz. Bu alışılmamış bir uygulama olduğu için bazen garipsiyorlar. Ama bana göre olması gereken de bu.

Asyacanan: Röportaj yapacağınız kişiyi neye göre belirliyorsunuz?

Yakup Sancı: Sinema geçmişi, deneyimi ve unutulmuşluğu. Röportajlarda görüyorsunuzdur satırlar aralarına gizlenmiş çok önemli mesajlar veriliyor. Bu sözler bir birikim, bir değer tarafından söyleniyor. Dikkatli okuyucu bu mesajları alıyor. İstiyorum ki röportaj yapacağım kişi en az 30 yıl sektörün içinde olsun. 80-100 sinema yapmış olsun. Bu ne demek?  Tecrübe, birikim demek... Seçtiğim kişiler konularında uzman kişiler. Bu insanların söylediği her sözün çok önemi var. Her kelimesi dikkatli okunmalı. Dikkat ederseniz bundan 30-40 yıl önce aramızdan ayrılan bir çok sanatçı hakkında yeteri kadar bilgiye ulaşamıyoruz. O yıllar da gazeteler sadece sinemanın başrol oyuncularını yazıyordu. Karakter oyuncu, kamera arkası teknik ekip, ya da set çalışanlarını kimse yazmıyordu. Bu nedenle birçok değer günümüze ulaşamadı. Çeşitli kaynaklar ve ya arşiv yapan bazı kişilerin elinde ne varsa o kadar. Bu da yeterli değil tabi ki.

Asyacanan: Neden Yeşilçam da ısrarlısınız?

Yakup Sancı: Ben yıllardır şunu diyorum. Yeşilçam emekçilerine yapımcılar lütfen iş versinler. Bana verecekleri bir rolü eğer Yeşilçam emekçisi bir oyuncunun yaşı sorun değilse yapar. O işi bana değil o kişiye verin. Çünkü onların bu işlere ihtiyaçları var. Bizim başka bir işimiz var oyunculukla geçinmiyoruz. Ama onlar öyle değiller. Hayatları boyunca sinemada olmuşlar ve geçimini bu sektörden kazandıkları az ya da çok para ile sağlamışlar. Yeşilçam emekçilerini önemsiyorum. Özellikle onlara yer veriyorum.

 Her sete bir Yeşilçamlı

En az iş yapan 300 - 500 projede yer almış.  Sloganım şu: Her sete bir Yeşilçamlı. Bunu başarabilirsek çok ciddi çok önemli bir iş yapmış olacağız. Yeşilçamlı demek deneyim demek. Bir Yeşilçam oyuncusu sadece oyuncu değildir. Sette ışıktan, rejiye her işi yapabilecek donanıma sahip biridir. Dediğim gibi yıllardır yaptıkları iş sinema. Bu insanlar gerekirse pazarda limon da satabilir. Ya da bir fabrikada gece bekçisi olabilir. Ama bunları yaptırmamalıyız. Ömürlerini verdiği işi yapmalılar. Pazarda limon diye bağıran bir emekçi hayal edin. Yıllardır onu sinemalarda, ekranlarda izleyen insanların düşüncelerini okuyun. Ve o emekçinin ruh halini düşünün. Sonra asıl yaptığı işin halen yapılmakta olduğunu ve ona limon sattırmak zorunda bırakan sektörde iş yapanların mutluluğunu izleyin. Her sete bir Yeşilçamlı projesini uygularsak inanın her sete bir Yeşilçamlı bulmakta sıkıntı yaşarız. Sezonda diziler, sinemalar yaklaşık 200 set demek. O kadar kalmadılar.  Gerek site içinde gerekse sokakta yaptığım röportajlar hakkında güzel sözler duyuyorum. Beni en çok mutlu eden de yaptığım bir röportajla iş teklifi alan olduğunda buna çok seviniyorum. Çünkü benim hedeflerimin en başında bu geliyor. Bir emekçiye iş imkanı sağlamak. Bu beni inanılmaz mutlu ediyor. İşte bu benim ödülüm.  Ben yapımcı değilim, yönetmen de değilim. Elimden bu kadarı geliyor. Bende bunu yapıyorum. Bazen  "Ya sana ne emekçiden sen keyfine bak" diyen oluyor. Bu bana ne zihniyeti bize yakışmaz. Biz yardımsever bir milletiz. Herkes bir ucundan tuttuğunda birçok projeyi hayata geçirebiliriz.

Asyacanan: Sadece Yeşilçam emekçileri mi olacak?

Yakup Sancı: Hayır. Arada bir sinemanın mutfağına da giriyoruz. Yeni kuşak yapımcı, yönetmen sinemacılar da oluyor, olacaklar. Işık, set işçisi, dublaj, montaj, kurgu, efekt, animasyon, Sinema alanında hizmet veren emek veren her alanda söyleşilerimiz olacak.

Asyacanan: Peki, daha ünlü kişiler olacak mı?

Yakup Sancı: Onlarda olacaklar. Bazen neden ünlü biri ile röportaj yapmıyorsunuz diyenler oluyor. Ünlüler de var ve olacaklar. Sinemayı anlatıyoruz. Yukarıda söylediğim ve aklıma gelmeyen tüm alanlarda sinemanın bilinmedik yönünü ve hatıraları anlatacağız.

Asyacanan: Sinema sektöründe sizi rahatsız eden nedir?

Yakup Sancı: Sektörde rahatsız olduğum birçok konu var. İlk aklıma gelen ve en çok sinirlendiğim konu bir karakter oyuncusuna figüran denilmesi. İnsanlarımız başrol ve figüran olarak iki oyuncu sınıfı var sanıyor. Başrol değilse figüran! Bu çok yanlış bir anlayış... Arada onlarca oyuncu sınıfı var. Karakter oyuncusu başka bir şey, figüran başka bir şey... Dublör daha başka bir şey... Bunları ayırmalıyız. Bir karakter oyuncusuna figüran demek onu aşağılayacak en ağır sözdür. Çünkü figüran oyuncu dediğiniz kişi, orda oturan kişi, buradan yürüyen kişi. Gelen kişi, giden kişi... Bu oyuncunun diyaloğu da yoktur. Filmde kalabalık eden kişidir. Ama o da bir oyuncudur nihayetinde.

Asyacanan: Yakup Bey hem bu samimi söyleşi için hem de yaptığınız keyifli röportajlar için teşekkür ederiz...

Kaynak : Asyacanan

Son Yorumlar (9)

erolavcı avatar erolavcı 11 Kasım 2009 12:34:11

Türk sinemasının çok önemli yönetmenlerinden Metin Erksan, İstanbul üniversitesi iletişim fakültesindeki bir konuşmasında, Yeşilçam isminin Türk sinemasını rezil etmek için, bazı cahil sinema yazarları tarafından kullanıldığını söylemiş. Metin Erksan adına çok talihsiz bir konuşma bu. Nedenlerini kısaca Yakup Sancı'nın röportajına yaptığım yorumda anlattım. Zaten sizde bu söyleme katılmadığınızı, ve sinemada katkısı olan her kişiye saygınız olduğunu açıklamışsınız. Bende 1964 yılından beri bu camianın içinde olan biri olarak, ister eski ister yeni olsun, tüm sinemacılara saygı duymaktayım.Ayrıca bu işin ucundan tutmuş olan sizleri de kutluyorum. Hiç bırakmayın lütfen, Türk sineması sizin gibi  özverili kişiler tarafında ayakta kalacaktır..

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 11 Kasım 2009 11:57:11

Erol bey, öncelikle Metin Erksan'ın "Yeşilçam" kelimesi ile ilgili yorumuna katılmayabilirsiniz hatta Metin Erksan'ı şahsi olarak da sevmeyebilirsiniz; ancak Metin Erksan ustanın yorumuna "saçmalık" demenizi doğru bulmuyorum. Muha kkak ki; merhum Atıf Yılmaz bu ülkenin yetiştirdiği önemli bir değerdir. Diğer yandan, Ömer Lütfü Akad'tan sonra (hem sosyal hem de didaktik filmleriyle) Türk sinemasının en büyük rejisörü de Metin Erksan'dır. N. Yüksel ÇAKIR

erolavcı avatar erolavcı 11 Kasım 2009 00:01:11

Profesyonel sinemacı olmayan, ama sinemaya gönül vermiş iki insanın çabaları çok iyi bir hareket. Röportaj da sn. Sancı, eski sinema emekçilerini Yeşilçam'lı olarak nitelemiş. Sanki şu anda Yeşilçam diye bir olgu kalmamış, sadece  Türk Sineması var g ibi olmuş. Oysa Yeşilçam sadece bir ikondur. Semboldür. 50 li yıllarda film şirketlerinin Yeşilçam sokağında kurulmuş olmasından kaynaklanır. Amerikan sinemasındaki Holywood, Hint sinemasındaki Bolivut gibi bir semboldür sadece. 1917 de başlayan Türk Sineması, bugün gene Türk Sineması dır. 50 li yıllarda başlayan Yeşilçam sembol ismide hala Yeşilçam olarak devam etmektedir ve edecektir. Yuxel1907 arkadaşımızın yorumunda belirttiği, Metin Erksan Yeşilçam sözüne pek kızıyor demesi de, Metin Erksan'ın bir toplantıda, ''Yeşilçam, bir zamanların cahil sinema yazarlarının, Türk sinemasını rezil etmek için kullandıkları bir deyimdir'' demesi de çok saçmalıktır. Böyle birşey olsaydı, Atıf Yılmaz gibi önemli bir yönetmen, firmasının adını YEŞİLÇAM FİLM koymazdı. Ayrıca hiçbir zaman Yeşilçam ismi  Türk sinemasını rezi etmek, aşağılamak gibi bir amaçla da kullanılmamıştır. Tam tersine yıllarca Türk Sineması yerine Yeşilçam adlandırması kullanılmıştır heryerde.. Bu arada röportajı hazırlayan Canan hanım ve Yakup beye bundan sonraki çalışmalarında başarılar dilerim..Bu

Yandex.Metrica