"Hakkını aramak senin hakkın değil" posteri

Yakup Sancı: Bazen Taksim de, bazen de Beyoğlu’nda ratlaşırdık. Ne o benim adımı bilirdi ne de ben onun adını. Ama birbirimizi her gördüğümüzde hal hatır sorardık. Arada bir ettigimiz sohbetlerimizde kaybolur giderdik.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için bir röportaj yapmak istedim. Bu ismin Sinemanın görülmeyen öteki yüzünden bir emekçi kadın olsun istedim.

Yeşim Tatlıses: İstanbul’a, dayımın evine geldiğimde daha  14 yaşındaydım. Ailem köydeydi. Dayımın engelli bir oğlu vardı ve dayım beni onunla evlendirmek istiyordu. Ben ise bu evliliği hiç istemiyordum. Bana çok baskı yaptılar, dayanamadım ve dayımın evinden ayrıldım. Film setlerinde figüran olarak çalışmaya başlayana kadar çok acılar çektim. Geçimimi sağlamak için setler de çalışmak, yeterli parayı kazanmak zorundaydım.

Filiz Akın  sayesinde hakkımı alıyordum

Setlerin birine yine figüran olarak gitmiştim. Filmde Filiz Akın oynuyordu. Bir yere oturdum sıramın gelmesini bekliyordum. Filiz Akın beni uzaktan izlermiş. Beni yanına çağırdı konuştuk adımı sordu, nereli olduğumu sordu. Biraz sohbetten sonra ikimiz de birbirimizi çok sevdik. Filiz Akın sonraki işlerine de beni çağırdı. Onun oynadığı pek çok filmde çalışma imkanı buldum. Filiz Hanım sayesinde iş buluyor çalışıyordum. Hakkım olan parayı da alıyordum. Filiz Akın’ın o yıllar bana çok desteği oldu. Bazen adamını gönderir beni evine aldırırdı. Konuşurduk saatlerce. Dertleşirdik. Çok iyi iki arkadaş olmuştuk. Daha sonraları Filiz Hanım sinemayı bırakıp Amerika’ya gitti. Ben yine farklı setlere gidiyor ekmek paramı kazanmaya çalışıyordum.

Yakup Sancı: Peki para kazanabiliyor muydunuz?

Yeşim Tatlıses: Çok sette çalıştım, birçok ünlü ile beraber filmlerde oynadım, ama kazanamadım. Ben bir figürandım. Filiz Akın benim hakkımı veriyor, verdirtiyordu. Filiz Akın sinemayı bırakınca yalnız kaldım. Birinin elimden tutmasını bırakın hakkımız olanını bile vermediler.
O yıllar sahne de alıyordum, sesim güzeldi. Halk müziği söylüyordum. Sesiniz ne kadar güzel olursa olsun elinizden tutacak biri olmayınca kendi kendinize söylersiniz türkülerinizi.

Yakup Sancı: Siz setlerde  "ikinci sınıf insan muamelesi" mi yaşadınız?

Yeşim Tatlıses: Bırakın ikinci sınıfı üçüncü sınıfı bile yaşadım. Her türlü hakarete maruz kaldım. Kimseye bir şey söylenmiyordu, söyleyemiyordum ki. Ağzımı açıp hakkımı savunsam ya hırpalıyorlar, ya da küfür ediyorlardı. Daha ileri gidersen bu defa setten kovuyorlardı. Gariban olmak böyle işte… İstedikleri gibi hakaret ederler, küfür ederler sen bunu duymazsın, kulaklarını tüm bu hakaretlere tıkarsın. Çünkü sen açsın. Bir lokma ekmeğe muhtaçsın. Hakkını aramak senin hakkın değil. Susacaksın, yutkunacaksın ki akşam karnın tok olsun.

Çöplerden ekmek toplayıp yemek nasıl bir duygudur bunu bilmezler

Çok aç kaldım. Günlerce aç kaldım. Kimseden bir lokma ekmek parası istemedim, isteyemedim. Çöplerden ekmek toplayıp yemek nasıl bir duygudur bunu bilmezler. Bunu bilmeyen insanlardan yardım bekleyemezsiniz. Bu insanlara bana bir ekmek parası ver de karnımı doyurayım diyemezsiniz. Sizi anlamazlar, yüzünüzün kızarıklığı yanınıza kar kalır. Aç kaldım, sokaklarda yattım günlerce, ama yüzümü kızartmadım. Kızartamadım. Sanatçı mıyım? Değil miyim? Bunu ben söyleyemem ama o ruhum var bunu söyleyebilirim. Yıllardır sektörün içinde olan biriyim. En azından bulunduğum setlerde beraber çalıştığım insanlar tarafından tanınıyorum. Bu kadar düşkün bir yaşamım da olsa başımın dik durması gerekiyordu. Bende bunu başarabilmek için mücadele ettim.

Yakup Sancı: Setlerde çeşitli tacizlere maruz kaldığınız oldu mu?

Yeşim Tatlıses: Olmaz olur mu? Kadını bir cinsel istek giderici olarak gören zihniyet her zaman var. Cinsel isteğe cevap vermediğinizde başka biri o isteği karşılıyor. Bu çok başıma geldi. Bu nedenle çalışacağım işi elimden aldılar. Onların da kendilerine göre bir nedenleri vardır.  Sen bunu yapmadığın için "yarın siz gelmiyorsunuz. Size gerek kalmadı" deniliyor.
 
Yakup Sancı: İki çocuğunuzun olduğunu söylediniz. Neredeler onlar?

Yeşim Tatlıses: Eşimle üç defa evlendik, üç defa ayrıldık. Bu evlilikten iki çocuğum var biri 15 yaşında, okuyor. Okutmaya çalışıyorum. Diğer oğlum 24 yaşında kemik erimesi var. Hastanede yatıyor. Yıllardır hasta. O da ayrı bir dert. Para yok, çocuğum hasta tedavi ettiremiyorum. Çocuğuma baktığımda içim eriyor, canımdan can vermek istiyorum. Allah böyle bir acı tattırmasın. Hele yoksul bir insansanız kat ve kat katlanıyor acılar. Ezilip kalıyorsunuz altında.

Yakup Sancı: Eşinizle neden 3 defa evlenip ayrıldınız?

Yeşim Tatlıses: Eşim alkol bağımlısı, kumar bağımlısı biriydi. Her defasında "ben değiştim" dedi kandırdı beni. Bende çocuklarım var, bir de başımda bir erkek olsun istedim. Yalnız bir kadın olarak yaşamanın zorlukları var. Sürekli rahatsız ediliyorsunuz. Bu tür isteklerle karşılaşmayım diye kabul ettim. Onunla asıl ayrılmamızın nedeni ne alkol, ne de kumardı. Eşim parası olan adamları severdi. Bir yandan kumar oynuyor bir yandan da  alkol bağımlısıydı. Bunlar para ile olan işlerdi. Para kazanmanın yolunu kendince bulmuştu.

Yakup Sancı: Sosyal güvenceniz var mı?

Yeşim Tatlıses: Hiçbir sosyal güvencem yok. Yarın ekmeği nasıl kazanacağım bilmiyorum. Bir evde oturuyorum ne kadar ev denir gelip görmeniz lazım. Üç aydır su parasını ödeyemedim suyumu kestiler. Cami çeşmelerinden su taşıyorum evime. Kirasını ödeyemediğim için bir arkadaşı evime aldım hem kiraya destek olsun, hem de sokaklarda kalmasın yatacak sıcak bir yatağı olsun diye. Onun da yardım ettiği yok. Canı sağ olsun. Ne diyeyim. İstemeye alışmamışım. Bazen borç olarak küçük rakamlar istiyorum tanıdıklardan, utana sıkıla. Veren veriyor vermeyenin de canı sağ olsun.

Yakup Sancı: Peki çok sevdiğiniz arkadaşınız Filiz Hanım’a gidip durumunuzu anlatmadınız mı?

Yeşim Tatlıses: Bunu yapamam. O beni tertemiz kıyafetlerimle pırıl pırıl bir hanım olarak biliyor. Onun zamanında geçinecek kadar para kazanıyordum, üstüme yeni bir kıyafet alabiliyordum. Şimdi üstümdeki palto belediyenin verdiği bir erkek paltosu... Kaşkol’u belediyenin erkek kaşkolu. Pantolonum erkek pantolonu. Beni böyle görsün istemem. Durumumu bilseydi şimdiye kadar çoktan koşardı yardım için buna inanıyorum. Diğerleriyle de çok çalıştım ama Filiz Akın başka biriydi. O da çok çekti. Birbirimizi anlıyorduk, o beni yine anlar, ama ben gidip de bana yardımcı ol diyemem.

Yakup Sancı: Filiz Akın’la en son ne zaman görüştünüz?

Yeşim Tatlıses: En son 1979 yılında görüştük. Bundan 31 sene önce. Amerika’ya gitti sonra hastalandı. Onun derdi daha önemliydi. O hayat mücadelesi veriyordu. Benim bir dost olarak ona yardıma koşmam gerekirdi, bunu da çok isterdim ama çok uzaklardaydı. Benim ona gitme durumum hiç olmadı. Sonra tedavisi iyi sonuç verdi iyileşti. Çok sevindim.

Yakup Sancı: Sinemanın içinde olmak isteyen genç kızlarımıza neler tasfiye edersiniz?

Yeşim Tatlıses: Bizleri görüp ibret alsınlar. Bizlerin yaşantısı sinemanın görünmeyen yüzü. Büyüklerini dinlesinler. Sinemanın büyüsüne kapılıp hayatlarını karartmasınlar. Düşlediğiniz hayatı sinemada bulamazsınız. Burası tozpembe bir dünya değil, lütfen akıllı olun, derslerinize çalışın, eğitiminizi tamamlayıp bir iş sahibi olun.

Elleriniz iş tutsun başkalarına bağımlı yaşamak zorunda kalmayın. Başkalarına boyun eğmeyin kendi ayaklarınızın üstünde durmayı şimdiden öğrenin. Birine bağımlı olmak esir hayatı yaşamak gibi bir şeydir. Eşlerinizden ‘’Sen benim paramla yaşıyorsun’’ diye bir söz duymayın, bunu söylettirmeyin.

"Hayat mektebi" diye bir deyim var bunu insanlar doğru anlamıyor. Hayat mektebi kötülük anlamında kullanılıyor sadece. Oysaki hayat mektebi yaşamın tamamıdır. Bu mektebi iliklerime kadar yaşayarak mezun oldum. Bir ablanız olarak söylüyorum. Lütfen okuyun.

Yakup Sancı: Bu röportaj dünya emekçi kadınlar gününde yayınlanacak. Bu gün için neler söylemek istersiniz?

Yeşim Tatlıses: Yalnız yaşayan bir kadını bizim ülkede başka türlü görüyorlar. Çalışmayan kadın erkeğin esiri oluyor, olmasınlar. Halen bir zorbalık var. Halen bir dayatma var. Halen töre cinayetleri var. Erkeğe tanınan hak kadına da tanınsın. Ayakları üstünde duran bir kadın istenmiyor. "Kadın ezilsin, aşağılansın, hor görülsün, dövülsün, sövülsün" isteniyor. Baskı altında yaşayan bir kadın istenmekte… Kadının bir hakkı yok mu? Kadına bir yaşam hakkı verilmiyor. Daha yeni diri diri genç kızlarımız toprağa gömüldü. Kadına uygulanan bu zulüme bir son verilsin. "Kadın eksik etekmiş" ne münasebet. Kız bir erkek arkadaşıyla gezdiği için öldürülüyor. Bunun tek çözümü bu mudur? Cehaletten kurtulalım. Kurtulmanın tek yolu da okumak, çalışmak...

Yakup Sancı: Sinemanın içinde olan insanlara neler söylemek istersiniz?

Yeşim Tatlıses: Bak beni dinliyor ve üzülüyorsun. Hiçbir şey konuşmasan da bunu gözlerinden anlıyorum. Belki bu konuştuklarımızı akşam dinleyip yazarken daha da üzüleceksin. Bu duyarlı bir insan olduğun içindir. İnsanlar duyarlı olsunlar. Etrafındaki düşkün, yaşlı, hasta insanlara kol kanat olsunlar. Onların dünyalarını yaşanır bir hale getirsinler. Bunları yapmanız için büyük paralar harcamanıza gerek yok. Bir hal hatır sormak da karanlık dünyamızda parlayan bir ışıktır.

Sektörün içinde belli bir yere gelmiş insanlar bizleri görmemezlikten gelmesinler. Durumumuzu görsünler istiyorum. Buradan sizin aracılığınızla o insanlara sesleniyorum; Birazcık insafınız varsa, birazcık insana değer veriyorsanız lütfen bizi görün. Para bugün var yarın yok. Kalıcı olan insanlık, insanlığınızla destek olun. Ezilmiş kadınlarız. Karanlığın içinde bir ömür tükettik. Yeter artık biraz gün ışığı görelim, karanlığın içinden çıkalım güneşi görelim. Başka da bir şey söylemiyorum.

Yakup Sancı: 8 Mart Dünya Emekci Kadinlar Gününde bir kadin sinema emekçisinin acıları, yaşadıkları ve insanlara seslenişi. Kulak verelim bu sese.

Geçmişten geleceğe uzanan köprüde buluştuklarımızla söyleşilerimiz devam ediyor, anlatılanlar ışığında sinemamızın sorunlarına çözümler arıyoruz.

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar (4)

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 07 Mart 2010 11:41:03

Gerçekten hazin bir hikaye ve bu tip benzer hikayeler ülkemizde çok yerde var.. Sinemamızda kıyıda köşede kalmış böyle alınteri sahibi kişilere sahip Filiz Akın, Fatma Girik, Cüneyt Arkın ve tabii Türker İnanoğlu gibi isimleri de alkışlamak lazım.. P aran olmazsa hayat şartları aslında her zaman için çok zordur; aç kalmayı ve yokluğu yaşamayan anlayamaz.. 

turgut1955 avatar turgut1955 07 Mart 2010 09:37:03

Kadınlar gününde yapılan  en güzel..Röportaj  bu güzel  röportaj için yakup  Arkadaşa  çok çok teşekkürler Türkiye de o kadar ezilen  hor görülen öldürelen başlık parasına satılan  kadınlar varkı ne yazıkkı insan olarak  tam olarak göremiyoruz. görse k bile görmezlikten  geliyoruz ..Türk sinemasinda  yüzlerce  yeşimler ayşeler fatmalar  var  ayrıca hasanlar aliler mehmetler var ne yazıkkı başta sendika dernekler yapımcılar kültür bakanı görüyorda görmemizlikten geliyorlar . yeşilçamda  ölen yapımcıların oğluları mirascıları  filmleri satıyorlar  yeşim gibileri görmemezlikden  geliyorlar ..zaten  yeşilçam  kalmadı.. zaten yeni sinemacılar  yeşilçamın  sinemacılarını  tanımıyorlar..ve de tanımak da  istemiyorlar ..ne yazıkkı  sokaklarda  yatan binlerce  yeşimler ayşeler dövülen  öldürlen analar bacılar  pazarlarda çürük meyva  topluyan analar .. hiç bir zaman kadınların hakkı ödenmez..burdan  yeşim hanıma sevgiler  .oğluna  acıl şifalar.. festivallarda  atıp   tutanlar  büyük..sinemacılar  nerdesiniz..bütün festivallarda varsınız böyle durumlarda yoksunuz...Sahip çıkın  yeşimler..ölmesin..8.MART..KADINLAR .GÜNÜ KUTLU OLSUN...turgut köse.. 

yildiray_cinar55 avatar yildiray_cinar55 06 Mart 2010 02:33:03

harika olmus cok güzel YAKUP SANCI abiye cok tesekkür ederim. YESIM TATLISES e de cok tesekkür ederim. saygi ve sevgilerimle.

Yandex.Metrica