"Mizahta en kolay yol küfür etmektir" posteri

Yakup Sancı: Yalçın Özden 4 Ağustos 1947 de Kars'ın Susuz ilçesinde bir öğretmen çocuğu olarak dünyaya gelir. Babasının memur olması nedeniyle yurdun değişik illerinde ilkokulu 4'ncü sınıfa kadar okur. İlkokul son sınıfa geçtiğinde babası İstanbul'a tayin olur ve burada emekli olur. Bakırköy Lisesinde okurken tiyatroyla tanışır. Ekip olarak, Akşam gazetesinin düzenlediği, liselerarası tiyatro yarışmasında birinci seçilirler.

Yalçın Özden: Bu yarışma sonrası tiyatroyu bırakmadım. Galatasaray'da Yüksek işletmecilik okurken tiyatro yapmaya devam ettim. İhsan Yüce'nin Sıraselvilerde "Direkler Arası" kabaresinde oynadım. Ardından Lale Oraloğlu Tiyatrosunda oynadım. Bu tiyatroyla turnelere çıktım. Turneler bittikten sonra Sıraselvilerde "Üç Maymun Kabare"de oynadım. Tekrar Trakya bölgesine turneye çıktım. Dönüşte Anadolu turnesine çıkarken arabamız takla attı. Bütün dekor aksesuar hurda oldu, canımızı zor kurtardık.

Eşim hamileydi bu dönem, paraya ihtiyacımız vardı. Bir arkadaşıma düğün salonlarında, tavernalarda komedyenlik yapalım dedim. Yaptık. Bu iş tuttu. Birdenbire düğün salonlarından büyük gazinolara geçtik. Böyle başlayan "Uğur Böcekleri" 20 yıl devam etti. Kökenimiz tiyatro olduğu için çok sistemli, çok sıkı bir çalışma içindeydik. O nedenle başarı çabuk geldi. Televizyonun çıkmasıyla gazino dönemi de kapandı. Biz bu zamana kadar "Uğurböcekleri" olarak bayağı ünlü olmuştuk.

Sinemadan teklifler gelmeye başladı. Ne yazık ki dönem olarak kötü bir dönemdi, sinemamızın en zor yıllarıydı ve "Furya" dönemi başlamıştı. Bu nedenle çok fazla film yapamadım. Senaristler komik adam olarak jön'ün yanına "Figüran Osman'ı" öneriyorlardı. Hulki Saner, "İki kişi üzerinde duruyoruz, ya sen oynayacaksın ya da Ferdi Tayfur. Turist Ömer gibi sana Figüran Osman filmleri yapacağız" dedi. Tabi beni çağırmadılar. Ferdi Tayfur'a şarkılı, türkülü Arabesk filmleri yaptırdılar. Beni tercih etselerdi sanırım daha ayağı yere basan işler çıkardı.

Yakup Sancı: Sinemaya nasıl başladınız?

Yalçın Özden: Sinemaya "Ceza" filmiyle başladım. Başrol oynadığım filmler de oldu, ama bunlar çok fazla değil. Benim asıl işim tiyatroydu. Gazino dönemi kapanmıştı, sinemada seks furyası vardı. Ben de kürkçü dükkanına yani tiyatroya geri döndüm.

Yakup Sancı: Yapımcılık da yaptınız.

Yalçın Özden: Evet, 1980 yılında 35mm olarak "Bizim Sokak" adlı bir sinema filmi çektik. O zamanlar sinemada yapımcı olarak barınmanız çok zordu, hatta mümkün değildi. Bu işin köşe başlarını tutmuş insanlar vardı. Bizim filmimizde Münir Özkul, Adile Naşit, Müjdat Gezen, Neco, Kadir Savun, Sümer Tilmaç gibi önemli isimler olduğu halde... Filmde çok güzel bir film olduğu halde kabul görmedi.

Bu filmde Rahmetli İhsan Yüce ile ortaktık. Filmi Adana Bölgesi hiç peşinsiz aldı, sonra da parayı ödemediler.  Samsun Bölgesi senetle aldı ve senedini ödedi. İstanbul'da yaz aylarının en sıcak günlerinde gösterime girdi. Tabi ki iş yapmadı. Kahredip yapımcılığı da ilk filmimle birlikte bıraktım.

Televizyona yöneldim bu defa. Komedyenlik yapmak isterken birdenbire Star tv'den sunuculuk teklifi geldi. "Uğur Böceği"nden ortağım da İzmir'e yerleşmişti. Ben tek başıma kalmıştım. Artık ne iş olursa olsun yaparım felsefesiyle hareket ediyordum. Uzun süre Tgrt, Star, Kanal 6, gibi televizyon kanallarında kısa sürelerle sunuculuk yaptım. Tgrt kanalında skeçlerde oynadım. Daha sonra "Ünlüler Çiftliği"nde kendimi göstereyim, tiyatromun reklamını yapayım düşüncesiyle bu programa katıldım. Dönüp arkama baktığımda tiyatro dışında diğer alanlarda ciddi bir çalışma içinde olmamışım.

Yakup Sancı: Ülkemizde tiyatro yapmanın zorlukları nelerdir?

Yalçın Özden: Bu ülkede tiyatro yapmak gerçekten "Deveye hendek atlatmaktan daha zor" devletin tiyatroya destek adı altında verdiği yarımdan ben alamıyorum. Çünkü vermiyorlar! "Donanımsız" olduğum için bana yardım etmiyorlarmış!

Yakup Sancı: "Donanımsız" olmanın açılım nedir?

Yalçın Özden: Bu "donanımsız" teknik manada ise gittiğimiz il ve ilçelerde bizi keyifle izleyip, alkışlıyorlar. Sanatsal anlamdaysa eğer, bu ülkenin devlet televizyonunda 17 yıl boyuca hem yazıp hem oynamış bir komedyenim. 21 yıl tiyatro geçmişim var. "Donanımsız" diye bizi isimlendiren arkadaşlara sadece şunu söylemek lazım, onlar donanımsız ki bizim donanımımızı göremiyorlar!

Yakup Sancı: "Donanımsız" Olduğunuz gerekçesiyle mi tiyatronuz, Kültür Bakanlığından ödenek alamıyor?

Yalçın Özden: İşin başı Kültür Bakanlığı tabi ama sonuçta Kültür Bakanlığı bir çalışma yapar. Komisyonlar biraz duygusal davranıyorlar. Bu komisyonda bulunan arkadaşlar biraz eş-dost- ahbap- çavuş gözeterek ödenek dağılımı yapıyorlar. Bunun için bende Tiyatro Oyuncuları Derneği Başkanı olarak, onlarla bir görüşme talebim oldu, ama ne yazık ki görüşemedik. Oysaki mesleğin temsilcileriyle görüşmeleri gerekirdi. Meslek Başkanı olarak sıkıntılarımızı, sorunlarımızı dinlemeleri gerekirdi, ama dinleyen merci bulamadık.

Bizimle diyalog kurmadıkları için bu yardım adı altında tiyatrolara yapılan ödemeler ne yazık ki adaletsiz bir şekilde dağıtılıyor. Uzun yıllar tiyatro yapmış pek çok ustalar, üstatlar, bunlardan biri de Can Gürzap. İstanbul Devlet Tiyatrosu Kurucu Müdürlüğü yapmış olan Can Gürzap bile "Donanımsız"mış! Bu nasıl oluyor anlayabilmiş değilim.

Nasıl ki bir meslek odası temsilcisi sorunlarını ilgili kurumla bir araya gelip konuşuyor, çözüm arıyorsa, tiyatrocular olarak bizlerinde sorunlarını dinleyecek, sorunlarımıza çözüm bulacak bir makama acilen ihtiyacımız vardır. Tiyatrocular olarak bir sendikamız yok. Dernek başkanları bizlerle bir araya gelerek sorunlarımıza çözüm üretmeliler.

Tiyatrolarımız zor durumda. Bir de ülkede ekonomik kriz var. İnsanların tiyatroya gitme alışkanlığı zaten yok, Tiyatroyu takip eden izleyiciler de bu ekonomik kriz nedeniyle yavaş yavaş ayağını tiyatrolarımızdan çekti. Tiyatro oyuncuları ve patronları çok zor durumdadır. Çocuk tiyatrosu yaparak okullara saldırıyoruz. Turneler düzenlemeye çalışıyoruz ama bu da yeterli olmuyor.

Yakup Sancı: Tiyatrocular olarak örgütlenememenizin nedeni nedir?

Yalçın Özden: Tiyatrocular olarak bizler sanırım biraz daha agresif, biraz daha uzlaşmacılıktan uzak bir yapıya sahibiz. Pek çoğumuz "ben oyuncuyum, sen değilsin. Ben en iyiyim, ben süperim, ben, ben" diyoruz. Anlaşılmaz bir şekilde ego sorunumuz var. Biz tiyatrocular olarak TODER. Tiyatro Oyuncuları Derneğimiz var. Bu dernek 23 yıllık bir dernektir. Üye sayımız bin civarında. Genel kurul yapıyoruz 50 kişi geliyor.

Yakup Sancı: Toder'in kuruluş amacı neydi?

Yalçın Özden: Haklarımızı savunmak için kurulmuş bir dernek ama ne yazık ki haklarımızı savunamıyoruz. Sadece bazı belediyelerin kültürel çalışma politikaları varsa, bu belediyelerin kültür müdürleri ilgileniyorlar. Bunların sayısı da çok az. Türkiye geneli için bir rakam verecek olursak % 3 bile değildir. Tiyatro böyle minimal bir destekle nasıl ayakta kalır?

Yakup Sancı: Sorun Sadece yöneticiler mi? Devlet politikaları mı?

Yalçın Özden: Bizde de kabahat var. Bir genel kurul yapıyoruz 50 kişi geliyor. Hiç olmazsa bin üyenin üçte biri gelse, bizde hak aramaya çıktığımızda sesimizi daha gür çıkartırız.

Yakup Sancı: Tiyatro ve sinema oyuncuları neden daha ciddi bir örgütlenme içinde olamıyorlar?

Yalçın Özden: Türkiye'de oyunculuk okuyanlar, alaylılar ve amatörler olarak yaklaşık beş milyon civarında oyuncu vardır. Bu çok ciddi bir rakam... Önemsemiyorlar demek doğru mu olur bilmiyorum ama bir araya gelemiyorsak bu biraz da bizim sorunumuz.

Yakup Sancı: Günümüzde argo edebiyatı yaparak, belden aşağı espriler yaparak komedyenlik yaptığını düşünen bazı popüler isimler var. Komedi yapmanın yöntemi bu mudur?

Yalçın Özden: Tiyatrodaki ve tiyatrodan çıkmış olan komedyenler belli bir eğitim aldıkları için, bunlar alaylı da olsa dramatik yapı olgusunu, bir bütünlük olgusunu, bir kalite olgusunu bilen insanlardır. O nedenle biz tiyatro eğitimi, terbiyesi alan komedyenler, toplum değerlerini iyi algılıyoruz. Topluma ne sunacağımızı biliyoruz. Biz topluma hep mizah sunduk. Güncel konuları içeren skeçler yaptık. Halkın nabzı olduk, onların nabzı gibi attık. Onların dili olduk, bu nedenle büyük alkışlar aldık. Sinirlendiğimiz zaman en fazla "eşek" demişizdir.

Şimdi yapılanlara bakıyoruz nasıl bir kültürdür anlamak mümkün değil. Bu kadar sığ bir kültür anlayışı nasıl gelişti? Neden gelişti? Bunu da anlayamıyorum. Herkesin bir dönemi vardı, bizim de dönemimiz o zamanlardı. Şimdi kaybolduk yerimize başkaları geldi. Sinemada bir film izlemeye gidiyorsunuz "dakika bir gol bir" uzvun adı söylenerek ana avrat dümdüz gidiliyor! Komedide bu çok kolay... Bizim insanlara saygımız vardı, bu tür kolaylıklara kaçmadık. İnsanlara saygı duyuluyorsa bu kadar küfür olmaz. Bir defa bu bizim aile yapımıza, toplum yapımıza uymayan bir davranıştır.

Kendi aramızda bile bir arkadaşımız küfür ettiği zaman "ağzını topla" denir. Bunlar bırakın kendi aralarını ülkenin geneli içinde küfür ediyor. Dediğimiz gibi mizahta en kolay yol küfür etmektir. Yazamıyorsan, üretemiyorsan, oynayamıyorsan kaçış yolu olarak küfrü seçersin. Bunların yaptığı budur. Seyirci izlerken şok olur, güler ama eve gittiğinde eleştirisini de yapar.

Komediye evrensel baktığımızda Amerikalı komedyenler "yellenerek"mi komedi yaptılar? Küfür ederek mi komedi yaptılar? Sinemada yapılan bu çirkin mizah alıştıra alıştıra televizyon kanalarına da sıçradı. Bu arkadaşlar birikimleri olmadığı için, işin kolayına kaçıyorlar.

Yakup Sancı: Peki izleyici neden bu mizah anlayışını kabul ediyor?

Yalçın Özden: Siz seyirciye aynı şeyi defalarca empoze ederseniz izleyici de bir yerden sonra kabullenir. Kimi okula gidiyor, kim ekmek derdine düşmüş. Vakit bulduğunda sinemaya gidiyor, sinema ona ne sunuyorsa onu alıyor.

Yakup Sancı: Genç oyuncu arkadaşlara önerileriniz nelerdir?

Yalçın Özden: Gençlere önerimiz çok da dinleyen kim ki? Çok acele ediyorlar. Hemen biz "yırtalım" istiyorlar. Genç arkadaşlar bize mesaj gönderiyor. "Hocam şu dizide oynamak istiyorum, bana yardımcı olabilir misin?" diyor. Dur kardeşim daha küçüksün, bu birincisi. Amatörsün bu iki. Bir de sipariş veriyor dizi ısmarlıyorsun. Dur bakalım tırnaklarınla kazıyacaksın, usta çırak ilişkisini öğreneceksin. Akademik anlamda bir eğitim hayatı yaşayacaksın. Tüm bunların yanında bir de ufak tefek rollerde oynaya oynaya bir yerlere geleceksin. Altan Erbulak'a genç bir oyuncu soruyor "Hocam tiyatro nasıl bir iş? Oyunculuk nasıl bir iş? Kolay mı? Zor mu?" diyor. Altan Erbulak'da şu cevabı veriyor... "Yok be o kadar da zor değil. İlk 30-35 yılı zor" diyor. Gençler acele etmesinler. Bazı işlerde oynayacaklar, oynasınlar ama gerçek anlamda usta olmak kısa sürede olmuyor.

Yakup Sancı: 1947 doğumlusunuz ama yaşınızı göstermiyorsunuz. Genç görünmeyi neye borçlusunuz?

Yalçın Özden: Kendimi bildim bileli spor yapıyorum. Her türlü sporu yapıyorum. Beslenmeme dikkat ediyor, abur cubur yememeye özen gösteriyorum. Sabah kahvaltısında fındık, badem, kuru kayısı ve gün içinde mutlaka iki üç elma yerim. Sebze çok yiyorum. Yaz aylarında yüzer, kış aylarında yürüyüş yaparım. Ama bütün bunları yapmak genç kalmak için yeterli değildir. Beynini boşaltamıyorsan geçmiş olsun. Allah büyük acıyı kimseye vermesin ama ufak tefek, maddi manevi sıkıntıları dert etmem. Örneğin 10 senedir televizyonda yokum ama dert etmiyorum, niye yokum diye kafamı duvara vurup dövünmüyorum.

Niye yokum diye sorgular sorunu bulurum ama kafama takmam. Üzüldüğünüz zaman uykularınız kaçacak, sağlığınız bozulacak. Negatif ve pozitifi insanın birlikte yaşaması gerektiğini, böyle bir yaşam felsefesi olduğunu biliyor, sorunları fazla dert etmiyorum. Bu da beni genç gösteriyor sanırım.

Yakup Sancı: Sinematürk sitesini tanıyor musunuz?

Yalçın Özden: Googleye Yalçın Özden yazdığımda ilk karşıma çıkan site.

Yakup Sancı: Geçmişten geleceğe uzanan köprüde buluştuklarımızla söyleşilerimiz devam ediyor. Anlatılanlar ışığında sinemamızın ve sinemacımızın sorunlarına çözümler arıyoruz.

Yalçın Özden'e Teşekkürler.


 

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar (5)

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 01 Ağustos 2010 02:56:08

Ben ne yazmışım, siz ne yazmışınız.. İdrak ile okumanız temennisiyle..

Taranta Babu avatar Taranta Babu 31 Temmuz 2010 22:11:07

Normal 0 21 false false false DE X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4 /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normale Tabelle"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:10.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-theme-font:minor-fareast; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin;}  Insanlar kendileriyle yapilan bir söyleside  yasamlarinda cok önemli bir yerleri olsada, uzun süre ortak bir calisma icinde olsalarda o kisilerin isimlerini  verip vermeme özgürlügüne sahiptirler.  Yuxel1907  Kisi özgürlügüne saygi duyuyorsak Yalcin Özden inde  isim vermemesini elestirecegimize saygi duymaliyiz. 

Yuxel1907 avatar Yuxel1907 31 Temmuz 2010 03:41:07

Yalçın Özden ve Zeki Yurtbaşı namı diğer Uğurböcekleri.. 1980'li yıllarda TRT İzmir Televizyonun hafta sonu programlarında yıllarca yer almışlardı. Yalçın Özden'in kişiliğini açık sözlü olduğunu düşündüğüm icin severim, diğer yandan da doğrusunu söyl emek gerekirse güçlü bir aktör değil;  Abdullah Şahin, Tuncay Özinel gibi mimiklerini etkin kullanan şovmen özelliliğine sahip bir komedyen olduğu kanaatindeyim. Ve hayatının şansını da TV'de yakaladı ve bunu değerlendirdi diye düşünüyorum.Ammaa gelelim kuru fasülyenin faziletlerine derler ya hani, bu mülakatta dikkatimi bir şey çekti. Yalçın bey, neden merhum partneri Zeki Yurtbaşı'nın ismini bir kez bile anmamış, aralarıbozuk olabilir ama netice ölmüş birini hele bu sizin yıllarca ortağınızsa bana biraz tuhaf geliyor. Aralarındakiler ne kadar menfi olursa olsun, bir sanatçı kin beslememeli, ki Yalçın bey merhum Zeki bey vefat ettiğinde arkasından müspet konustunu da hatırlıyorum; durumu çözemedim.. Bu hayat; sevgisizlik ve kin beslemek için fazla kısa değil mi, ner dersiniz?..

Yandex.Metrica