"Setlerde aptallara fazla yer yoktur" posteri

27 Aralık 1971 de Bursa'da doğar. Küçük yaşlarda anne-baba evliliklerini bitirme kararı alır, Alper annesiyle yaşar. İlk, orta ve lise'yi İstanbul'da okur. Henüz 5'inci sınıf öğrencisiyken tiyatroya ilgi duymaya başlar. Konservatuar eğitimi almayı ve tiyatro ile iç içe olmayı çok istemesine rağmen annesi ne yazık ki maddi imkânsızlıklardan dolayı bu eğitimi almasını sağlayamaz.

Hiç tanımadığı babasını yıllar sonra bir dedektif gibi iz sürerek bulur bulmasına ama ne yazık ki yılların hasretiyle kucaklaştıktan kısa bir süre sonra babası hayatını kaybeder. Bir evlilik yapar. Bu evlilikten doğan lösemi hastası küçük kızını da kaybeder.

Spora ilgi duyar, profesyonel futbolcu olarak 1991-92 sezonunda Kasımpaşa spor'un kaleciliğini yapar. Oynadığı bir maçta, kalıcı bir adale sakatlığından dolayı futbola erken veda etmek zorunda kalır. Kalecilik yaparken pek çok gol yer yemesine ama bir gol futbol hayatını bitiren gol olur.

Bir tek hayali kalır, oyunculuk. Tiyatro, sinema oyuncusu olamamak hep bir yanını yarım bırakır. Bunun böyle devam edemeyeceğine karar vererek oyunculuğu düşünmeye başlar. Bu büyük hayaline ulaşmak onun için pek kolay olmaz, şartları sonuna kadar zorlar.

Alper Türedi: Hayatıma lojistik sektöründe çalışarak devam ettim. 2002 yılında A.Ö.F Lojistik Bölümünden mezun oldum. 2006 yılında eşim birkaç ajans ile görüşmem gerektiğini belki bu sektörden bazı dostlar edinirsem geç de olsa tiyatro yapabilme şansım olabileceğini, en azından denemem gerektiğini söyledi. Hiç bir manevi desteğim olmadan tek başıma nasıl bir yol takip etmem gerektiğini bilemeden birçok ajansa kayıt yaptırdım. Çok kısa birkaç figüranlık deneyimim oldu.

Gittiğim setlerde hep gözlem yaptım. Set ahlakından kamera önü oyunculuğuna kadar birçok şeyi beyin süzgecimden geçirdim ve figüranlıktan çok daha fazlasını yapabileceğim kanaatine vardım. Belki o an için yanılıyor olabilirdim ancak denememem için de hiçbir sebep yoktu. Epeyce deneme yanılma ile birçok ajans ile çalıştım. Zaman zaman maddi zararlara uğradığım oldu. Bu aşamalardan geçerken çok sayıda tiyatrocu ve marka isimler olarak nitelendirebileceğimiz birçok oyuncu ile sağlam dostluklar kurdum. Her geçen zaman kendime ulaşılabilir hedefler belirledim. 5 yıl boyunca, 34 ayrı dizide ikişer üçer bölümlük, bölüm oyunculukları yaptım.

Yakup Sancı: Ne gibi maddi zararlara uğradınız?

Alper Türedi: İlk ciddi oyunculuk teklifini "Arka Sokaklar" adlı diziden aldım. O yüzden her zaman o diziyi benim uğurum sayarım. Ben ilklerin uğuruna çok inanan birisiyim. İki bölüm boyunca dizi benim canlandıracağım karakter üzerine kuruluydu. Senaryoyu okuduğumda heyecanlanmadım dersem yalan olur. Bu diziden alnımın akıyla çıktıktan çok sonra yetkili bir ağızdan o rol için bana önerilen bütçenin aslında ajans tarafından bana verilen ödemenin çok çok fazlası olduğunu öğrendim. 2009 yılında ise oynadığım başka bir rolün ödemesi yapımcı firma tarafından 8 ay sonra %50 kesinti yapılarak ödendi. Bana açıkça "ya bu kadar miktarı kabul edersin, ya da hakkını git mahkeme kapılarında ara" dendi. Ajans ve ben yıllarca mahkemelerde uğraşmamak için mecburen kabul etmek zorunda kaldık. Bu kesintiden haliyle ajansımda zarar gördü. Ajansın bile bazı zamanlarda çaresiz kaldığı durumlar olabiliyor.

Yakup Sancı: Kendinize hedef belirlediğinizi söylüyorsunuz. Hedefiniz nedir?

Alper Türedi: Hayallerime ulaşmamda şimdi ki eşimin önemi çok büyük. Her zaman bana destek verdi. Bir erkeğin hayatında kadının ne kadar önemli bir yer teşkil ettiğini ikinci evliliğimde çok daha iyi anladım. Bu son geldiğim nokta anlıyorum ki inancımın, azmimin, inadımın ve emeğimin karşılığıdır. Ancak tırmanmak benim için aslında daha yeni başlıyor. İlk başta ki amacım bir tiyatro oyununda yer almaktı. O büyülü sahneye ilk adım attığımda tiyatronun aslında ne kadar zor bir sanat olduğunu çok daha iyi anladım. Kamera önünde yapılan oyunculuk bana o an hiçbir şeymiş gibi geldi. Çünkü olabilecek bir aksiliğin ya da hatanın telafisi olmayan bir yer tiyatro. Ancak ben 5 yıldır yer aldığım projelerin birçoğunda ön elemeden geçtikten sonra yer alabildim. Önce aranılan karaktere uygunluğunuz resimlerinize bakılarak belirlenir. Daha sonra siz aynı rol için görüşmeye çağırılan diğer birçok kişi gibi ajansa gidersiniz. Kamera önünde kısa bir tanıtım verdikten sonra o rolün dizide konuşacağı diyalogu size verirler ve siz de sanki setteymişsiniz ve o rolü oynuyormuşsunuz gibi kameraya oynarsınız.

Sadece o karakter için yapılan bütün deneme çekimleri ya o dizinin yönetmeni ya da görüntü yönetmeni tarafından izlenir. Bir bakarsınız ki ertesi gün size telefon gelmiş. Haliyle de her defasında kendinize olan güveniniz ve direnciniz bir kat daha artar. Bu sebepledir ki bu güne kadar yaptıklarımdan daha fazlasını yapabileceğime inancım tamdır. Elbette her oyuncu gibi benimde canlandırmayı çok istediğim bir iki karakter var. Bu sektörde ki devamlılığımın istikrarını korumak ilk hedefimdir. Yalnız unutulmaması gereken en önemli şey geldiğiniz yerdir. Geldiği yeri unutan kişi ya aptaldır, ya da deli.

Yakup Sancı: Kast ajanslarıyla çalışmanın bir oyuncu için avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Alper Türedi: Sektörde haliyle her ajans için tüm oyuncuların iyi ya da kötü bir fikri bulunmamaktadır. Hakkında kötü eleştiri yapılmayan tek bir ajans duymadım. Ancak her duyduğunuz şeye aldanırsanız piyasada çalışacak ajans bulamazsınız. Sihirli Anahtar kast ajansı ile profesyonel sözleşmem bulunmaktadır. Oyuncu olarak sözleşmeli çalıştığınız ajansa karşı hissiyatınız çok önemli. Bir proje için sizi aradıklarında kafanızda bazı soru işaretleri oluşmuyorsa zaten doğru ajans ile çalışıyorsunuzdur. Birçok arkadaşım var ajansları tarafından sömürülen. Size örnek vermem gerekirse bir oyuncu arkadaşım ajansı tarafından yollanan oynayacağı film ile alakalı sözleşmeyi yapması gerektiği gibi imzalıyor. Tek suçu ajansına olan güveni olan bu dostum hemen birkaç gün sonra öğreniyor ki acele ile imzalattıkları belgenin yaprakları arasında ajansı ile olan sözleşmenin tarihini uzatan bir belge daha varmış. Başka bir arkadaşım kendisine teklif edilen reklam oyunculuğunun bedelinin aslında ajansının ona söylediği gibi 1.500 TL. Değil aslında 10.000 TL. Olduğunu öğrenir. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir. Şükür ki ben sektörün en iyi ajanslarından birisi ile yoluma devam ediyorum. Ajansınızın sizin ücretinizden hakkına düşen bedel yapımcının sizin için teklif ettiği bedelin sadece %20 sidir. Diğer yandan marka bir isime sahip değilseniz yapımcı ile aranızda köprü vazifesini görmesi için zaten bir ajansa mahkûm olmak zorundasınız. Belli bir noktadan sonra ajanstan ziyade menajerlik müessesesi devreye giriyor. Menajerlik olayı bir ajans ile mukayese edildiğinde yapımcıya kimi zaman itici de gelebiliyor. Özetle çalıştığınız ajans ile ilişkinizde içiniz rahatsa ve kafanızda soru işaretleri kalmıyorsa devam edin. Bir oyuncunun kariyerini kendisinin belirlediğine inanıyorum. Kendinize biçtiğiniz değer ve kıstaslar eğer doğru seçimler ise zaten kısa zamanda mükâfatını alıyorsunuz. Elbette ki hedef belirlerken uçmamak lazım... Bu da kendinize karşı dürüst olmanız ile alakalı...

Yakup Sancı: Sizin ve sizin gibi bir eğitim almadan alaylı olarak oyunculuk yapan oyuncuların yaşadığı sıkıntılar nelerdir?

Alper Türedi: Sektör de yaşanan ve birçok kişiyi yıpratan bazı sorunlardan bende geçmişte nasibimi aldım. Bu geçen 5 yıl süresince yaşadıklarımın benim gibi bu yola baş koymuş birçok kişiye emsal teşkil edebileceğini düşünüyorum. Mesela set ahlakı denen şeyin çok önemli olduğunu gördüm. Şahsıma ve karakterime hakarette bulunulmadıkça mülayim birisiyimdir. Sette Yönetmen sıfatında olan kişinin o setin patronu olduğunu ve onun isteklerine mümkün olduğunca uyulması gerektiğini öğrendim. Başka bir önemli olan şey de yönetmenin bir sahne için sizden ne istediğini söylediğinde onu çok iyi anlayabilmeniz. Çünkü setlerde aptallara fazla yer yoktur.

Şimdi ki dizilerin uzunluğunu düşünürsek her hafta aslında bir sinema filmi uzunluğunda bölümler çekiliyor. Bu da doğal olarak insanlara pratik olmak zorunluluğunu getiriyor. Zamana karşı yarışılan bu sektörde uykusuzluktan dolayı trafik kazaları yapılıyor canlar yitiriliyor. Ben oyuncu Alper Türedi olarak bu mesleği hobi olarak yapıyorum. Diyelim ki sizin en büyük hobiniz maket uçak yapmak ve bunu yaparken saatlerin nasıl geçtiğinin farkına varmıyorsunuz, peki bu uğraşınızdan sıkılır mısınız? Aynen bu duyguları yaşıyorum ben sette. Sıkılmıyorum sabırla bekliyorum. Çünkü sıkılan, öfkelenen ya da isyan eden diğer oyuncular gibi bu mesleği yaparken ilk önceliğim para değil. Kimi zaman sette 17 saat bekletildikten sonra "sizin sahnenizi bu gün değil yarın çekeceğiz" yanıtıyla karşılaştığım zamanlarda bile hoşgörümden ve sabrımdan hiçbir şey kaybetmedim. Ben bir kafe de garsonluk yaparken keşfedilmedim ki daha sonra yer aldığım projeyi ben ayakta tutuyorum diye sağda solda konuşayım. Ya da ilk başta bir yaz dizisi olarak çekilmesi planlanan ama izleyici tarafından beğenildiği için ömrü uzatılan dizide ki aldığım ücrete zam istediğim için projeden kovulmadım ki. Ben bu mesleğe kendi isteğimle dâhil oldum ve benim yolumun üzerinde tesadüfler yoktu. Sadece hırs, çalışmak ve istek vardı.

Yakup Sancı: Oyunculuk hayatınızda alaylı olmayı bir eksiklik olarak görüyor musunuz? Yoksa "ben yetenekliyim bu açığı kapatıyorum" mu diyorsunuz?

Alper Türedi: Elbette ki bu mesleğin akademik eğitimini almayı bende çok isterdim. Ne yazık ki imkânlar buna izin vermedi. Ancak kimi zaman şahit olduklarım beni şaşırtmadı değil. Her şeyin aslında diplomadan ibaret olmadığını çok iyi biliyorum. Ustalarla aynı sette aynı havayı solurken bile emin olun ki onlardan çok şeyler öğreniyorsunuz. Daha önce bahsettiğim deneme çekimlerinin bazılarında benim ile aynı rol için gelmiş bazı tiyatro kökenli ve akademik eğitimli insanları gördüğümde asla direncim kırılmadı aksine daha fazla hırsla geçtim kamera karşısına ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ve o rolü aldım. Birçok sette eğitimli olmasına rağmen yönetmene saç baş yolduran çok oyuncuya rastladım. Öte yandan benim gibi eğitim alamamış ama su gibi oyunculuğu ile yönetmenin takdirini alan insanlar da gördüm. Her şey algılama ve uygulama ile doğru orantılı bence.

Yakup Sancı: Kendinizi yetenekli buluyor musunuz?

Alper Türedi: Rolünüz icabı hiç tanımadığınız başka birisinin karakterine bürünmek ve senaristin o karakteri yazarken kafasında ki planın bire bir aynısını kendi üzerinize yapıştırmaya çalışmak ve bunu başarabilmek çok heyecanlı ve bir o kadar da keyif verici bir olay. Neler yapabileceğimi çok iyi bildiğim için bu alanda ki hedefim uzun vadeli ve dikkat çekici karakterler canlandırmak. Öncelikle aynaya baktığınızda kendinize karşı dürüst olmalısınız. Bunu becerebiliyorsanız zaten başarı, özgüven ve istikrar kendiliğinden geliyor. Şans denen faktörün varlığına inanmayanlardanım. Bence şans denen olgu fırsat ile hazırlığın aynı anda çakışmasından meydana gelen bir durumdur. Fırsat geldiğinde eğer hazırlıklı iseniz başarılı olursunuz ve kendinizi şanslı zannedersiniz. Ancak tam terside fırsat geldiğinde hazırlığınız yoksa başarılı olamaz ve kendinizi şanssız zannedersiniz. Benim en son yer aldığım "Şenlikname" Bir İstanbul Masalı adlı sinema filminde ki durumumda bu bahsettiğim olay ile alakalıdır. Fırsat geldi ve hazırlıklı olduğum için başarılı oldum. Bu film ve en önemlisi şu an da yer aldığım tiyatro oyunu kendimi sınamam için bulunmaz bir fırsattı. Alnımın akıyla çıktığıma inanıyorum. Üzerime yapışmış olan kötü adam rolleri beni hiç rahatsız etmiyor. Bu güne kadar rol seçmedim asla da seçmem. Bana verilen rolü layığı ile yapabilmem beni en mutlu eden şey olur. Bunun yanında ne yalan söyleyeyim bir deliyi ya da otistik bir hastayı canlandırmayı çok istiyorum.

Yakup Sancı: Size kimsenin destek olmadığını söylüyorsunuz. Sizin imkânınız olsa sinema sevdalısı gençlere destek olur musunuz?

Alper Türedi: M.S.Ü öğrencilerinin dönem atlayabilmek yada okullarını bitirebilmek için hazırlamak zorunda oldukları birçok kısa filmde hiçbir beklentim olmadan yer aldım. Halen sık sık öğrenci kardeşlerimiz aramaktalar ve elimden geldiğince onlara destek amaçlı projelerinde yer almaktayım. Bir sosyal paylaşım sitesinden bana yazan tiyatro mezunu olduğunu ama bu sektöre nasıl dâhil olacağını bilmediğini ve nasıl bir yol takip etmesi gerektiğini soran bazı genç arkadaşlar oldu. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Güvenilirliğine inandığım bazı ajanslar ile bizzat yanlarında giderek tanıştırdım. Bu gün de elimden ne geliyorsa yaparım. Çünkü çok iyi biliyorum ki bir yolda ilerlerken kılavuzunuz yoksa işiniz gerçekten çok zor.

Ben bu camia da kılavuzu olmayanlardanım. Aslında en büyük hayalimi gerçekleştirdim ve bir İtalyan komedisi olan "Silindir Şapka" adlı tiyatro oyununda başrol oynuyorum. O sahnenin büyüsü bambaşka bir tat. Gerçek er meydanı tiyatro sahnesiymiş. Bana sorarsanız insanın çalışarak elde edemeyeceği, ulaşamayacağı hedef yoktur. Elbette ki insanoğlunun hedefleri bitmez. Şu sıralarda senaryolaştırmaya başladığım bir hikayem var. Şimdi ki hedefim uygun şartlar oluştuğunda bu hikayeyi beyaz perdeye aktarabilmek.

Yakup Sancı: Bir sinema-tiyatro sevdalısı, bir sanat sevdalısı arkadaşımızın heyecanına tanıklık ettiniz. Kim bilir hangi sanat sevdalıları yüreğini ortaya koyarak sabırla kendine çizdiği yolda yürüyecek, yıllar sonra koca bir isim olacak. Kim bilir? Tekrar buluşmak dileğiyle...

Alper Türedi'ye Teşekkürler.

Her hakkı saklıdır. Yazarının ve www.sinematürk.com 'un izni olmaksızın alıntı yapılamaz, kullanılamaz.
 
Yakup Sancı İletişim: editor@sinematurk.com


 

Kaynak : Yakup Sancı

Son Yorumlar

Yandex.Metrica